Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Milliyet - görüş - Kongre Türk-İsrail diyaloğundan memnun

Ne zaman Ankara-Washington ilişkileri gündeme gelse, Türkiye-İsrail ilişkileri de mutlaka bir şekilde masaya gelir. Türkiye ile İsrail arasındaki güven sorunu sürmekle birlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, sürpriz bir şekilde İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile telefonda görüşerek “Tüm görüş ayrılıklarına rağmen diyaloğun sürdürülmesine önem veriyoruz” demesi dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrailli mevkidaşını araması da Washington’da dikkatlice takip edilirken, İsrail’e yönelik özellikle Kongre’deki desteğin her geçen gün daha da güçlenerek devam ettiğini belirtmekte fayda var. Türk Dostluk Grubu’ndan bazı Kongre üyeleriyle konuştuğumda, hepsi, Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilerin yumuşamasının Kongre’de de olumlu karşılanacağını vurguluyor. Her zaman dediğimiz gibi, Türkiye’nin dış politikada duygusal değil, milli menfaatleri göz önüne alan, popülizm yapmayan ve çıkar odaklı bir yol izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye-İsrail konusundaki son gelişmeleri ve
En son yayınlar

“Türkiye eski Sovyet coğrafyasında Moskova´nın kırmızı çizgilerini ilk kez bu kadar yakından test ediyor”

Bu haftaki söyleşimizde, Rusya´nın iç ve dış politikası, Türkiye-Rusya ilişkileri, Avrasya´da güvenlik sorunları ve enerji politikaları konularında çalışan Dr. Kerim Has ile Karadeniz´de artan gerilimi, Türkiye-Ukrayna arasında yaşanan yakınlaşmaya Rusya´nın tepkisini, Moskova´nın Kanal İstanbul projesi hakkındaki düşüncesini ve son dönem ABD-Rusya ilişkilerini masaya yatırdık. Son dönemde Karadeniz’de tırmanan bir gerginlik var. Türkiye ile Ukrayna arasında ticaret alanında artan işbirliği askeri alanda da kendini gösteriyor. Türkiye’nin Kırım konusunda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunan duruşu ve Kiev’e SİHA satışı Rusya’yı bir hayli rahatsız etti. Bunu Rusya Devlet Başkanı Putin, Dışişleri Bakanı Lavrov, en son Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova sertçe dile getirdiler. Hatta Zaharova, Ankara’nın Kırım’daki Tatar varlığını gerekçe gösterdiği yaklaşımı karşısında Ankara'ya Kürt sorununu anımsattı; “Biz de Türkiye’nin etnik durumuyla ilgilenmek durumunda kalabiliriz ger

“Türkiye-İsrail rekabetinin doğal bir jeopolitik gereklilik olduğunu düşünmüyorum”

EDAM Güvenlik ve Savunma Programı Direktörü Dr. Can Kasapoğlu ile Türk savunma sanayini, Türk SİHA´larına yönelik artan ilgiyi ve yapay zekanın kullanıldığı drone´lar meselesini konuştuk. Ayrıca, Azerbaycan´ın artan bölgesel gücünün yanı sıra, Türkiye´nin ABD, Rusya ve İsrail ile ilişkisi de söyleşimizin gündemindeydi... Türk Savunma Sanayi ve özellikle Türk SİHA’ları bugünlerde bir hayli tartışılıyor, bir savunma başarısı olarak tanımlanıyor. Türk drone’larının teknik yapısı üzerinden yetenekleri neler?  Türk sistemlerinin başarısının arkasında yatan birkaç temel var. Bunlardan ilki, fiyat-kalite dengesi diyebileceğimiz, savunma ekonomilerinin üzerine getirdikleri yük ve muharip kapasite. Libya, Suriye, Irak, terörle mücadele operasyonları örneğinde, en son Karabağ’da, bir konvansiyonel harp durumunda, Türk drone sistemlerinin binlerce uçuş saatine dayanan çok ciddi bir tecrübeyle geldiğini görüyoruz. Bu muharip tecrübe, uluslararası silah pazarlarında çok öne çıkan bir özellik. Türk

“Güvencesizlik, zamanın ve mekanın parçalanmasıdır”

 “Artık Hepimiz Prekaryayız” diyor siyaset bilimci ve İstanbul Politik Araştırmalar İnsani ve Toplumsal Kalkınma Programı Direktörü Alphan Telek. Türkçeye güvencesizler olarak tercüme edebileceğimiz bu yeni toplumsal sınıf, her an işini kaybetme riski, farklı işlerde çalışmak zorunda olma, iyi bir eğitimin artık iyi bir iş ve iyi bir hayat standardının güvencesi vermemesi gibi sorunlarla, belirsizlik ve geleceksizlik ile boğuşuyor, yalnızlık hissediyor. Pandemiden de çok derin etkilenen prekaryalar aslında her yerde. 1990’larda Fransız entelektüel Pierre Bourdieu ‘güvencesizlik’ (précarité) kavramının tüm ilişkileri etkilediğini yazmıştı. İngiliz iktisatçı Guy Standing ise kavramı ortaya koyarak yeni bir sınıfın varlığına dikkatimizi çekmişti. Prekarya tam olarak nedir?  Prekaryayı Türkçeye güvencesizler sınıfı olarak çevirebiliriz. Bu doğrultuda şunu söylemek mümkün: Prekarya, hayatında ekonomik, sosyal ya da siyasal güvencesizliği ve belirsizliği yaşayan ve toplumsal etkisi giderek a

Büyükelçi Tacan İldem: “Dezenformasyona karşı toplumsal dayanıklılığın güçlendirilmesi gerek”

NATO eski Genel Sekreter Yardımcısı, Türkiye´nin NATO ve AGİT nezdinde eski Daimi Temsilcisi Emekli Büyükelçi Tacan İldem ile kendisinin de hazırlayanlar arasında olduğu NATO 2030 raporunu, NATO-Türkiye, ABD-Türkiye ilişkilerini ve NATO´nun Karadeniz politikası ile Türkiye´nin bu konudaki rolünü konuştuk. Sayın büyükelçi ayrıca Washington büyükelçiliğinde görevli olduğu dönemde 500. Yıl Vakfı ile gerçekleşen Sefarad Yahudilerinin Osmanlıya gelişlerinin 500. yılı etkinlikleri ile ilgili anılarını da Şalom okuyucularıyla paylaştı. Washington Büyükelçiliğimizde görev yaptığınız dönemde, 500. Yıl Türk Musevileri Vakfının ülkemizin doğru tanıtılması çabalarına da ortak oldunuz. Bu dönemi anlatabilir misiniz? 1980’lerin sonlarında zamanın İspanya hükümeti Amerika kıtasının 1492’de Kristof Kolomb tarafından keşfinin 500. yıldönümü etkinliklerinin arzu edilen görkemde kutlanmasını temin çabasındaydı. Ancak 1492 yılında ülkede yaşayan ve sayıları 300 bin dolayında olduğu tahmin edilen Yahudiler