Ana içeriğe atla

Kayıtlar

trump etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kıtaları aşan Özgürlük Konvoyu

Son iki haftadır, Kanada'dan dünyaya yayılan yeni bir protesto dalgası sürmekte. Kanada hükümetinin ülke dışına taşıma yapan kamyon sürücülerine aşı zorunluluğu getirmesinin ardından bir grup kamyon sürücüsünün başlattığı eylem, pandemi kısıtlamalarına karşı olanların da katılmasıyla büyüdü. Kanada'nın başkenti Ottawa'da başlayan eylem bir çok şehre sıçrarken, yollar ulaşıma kapandı, ABD ile kritik bir sınır geçişi kapatıldı, başta otomotiv sektörü olmak üzere ticaret sekteye uğradı, fabrikalar kapandı.  Kendilerini "Özgürlük Konvoyu" olarak adlandıran grup, yaptıkları eylemin ülkeye verdiği ekonomik zarara değdiğini belirtirken, Başbakan  Justin Trudeau  ve ailesinin koruması arttırıldı. Şehirlerde gerginlik artarken, şehir sakinleri kendilerini sokakta güvende hissedemediklerini belirtiyor. Tüm bunlara protesto aracı olarak kullanılan kamyon kornalarını da eklemek gerek. Son olarak mahkeme kararıyla kornalar susturulabildi. Ancak bu protestoların durdurulması o ...

İran nükleer anlaşması ve yeni bir déjà vu

İran ile nükleer anlaşmanın imzacıları arasında, bu anlaşmanın kurtarılmasına ve yeniden canlandırılmasına yönelik görüşmelerin yedincisinin adresi Avusturya’nın başkenti Viyana oldu. Ancak bu görüşmelerin içeriğine bakıldığında söylemler açısından bir gelişme yok. Yine ve yeniden bir  déjà vu  yaşanıyor. ABD anlaşmaya artık taraf olmadığı için görüşmelere doğrudan katılmıyor. Görüşmeler öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken İran'a karşı “her seçeneğin masada” olduğunu belirterek konuya bir giriş yapmıştı. ABD’nin İran ile dolaylı yürüttüğü görüşmelerde Washington yaptırımları hatırlatarak İran’ın üzerine düşen çok iş olduğunu belirtiyor ve anlaşmanın tamamen “ölebileceği” konusunda uyarıyor. Mesajlarını AB üzerinden ABD’ye ileten İran ise uygulanan yaptırımlar kaldırılmadan anlaşmaya geri dönmeyeceğini belirtiyor. İran görüşmelerden ayrılıp uranyum zenginleştirmeye dönme tehditlerinden sonra bu hafta iki taslak metinde anlaştıklarını duyurdu. Sürecin bu kadar uzaması...

Biden'ın Filistin başlığı II

Bir önceki  yazı da ABD'nin yeni Başkanı  Joe Biden 'ın ana önceliğinin Orta Doğu olmadığını, ancak gelişmelerin onu daha önceki başkanlar gibi bölgeye döndürebileceğinden söz etmiş ve İran tehdidinin İsrail ile ilişkilerini belirlemede önemli rol oynayacağından bahsetmiştim. Biden'ın ayrıca,  Donald Trump 'ın tercih ettiği baskı ve cezalandırma politikasından vazgeçip Filistinlilerle yakınlaşacağı ve iki devletli çözüme odaklanacağını belirtmiştim. İki devletli çözüme ulaşmak pek de mümkün olmasa da, bu konuda İsrail ile Filistinliler arasındaki ilişkilerde bir normalleşme, en azından bir diyalogun başlatılmasını isteyeceğini, fakat buna  Obama / Kerry  kadar siyasi sermaye, enerji ve zaman harcamayacağını söylemiştim. İran ve Filistin meselesine farklı yaklaşmak istese de, Biden'ın Trump'ın bölgede kurduğu yeni düzenden, oluşturduğu yeni parametrelerden ilerleyeceğini ABD Dışişleri Bakanı  Antony Blinken 'ın İsrail'in başkenti olarak Kudüs'ü tanıd...

Biden'ın Filistin başlığı

ABD'nin 46. Başkanı  Joe Biden , başkan yardımcısı olarak görev aldığı dönemden çok daha farklı bir Orta Doğu ile karşı karşıya. Her şeyden önce bölgede üç savaş sürüyor; Suriye, Libya ve Yemen. Ayrıca, bölgede farklı ittifaklar oluştu. İran cephesinde Tahran'ın yanında Hizbullah gibi Şii örgütler var. Sünni ülkelerin oluşturduğu bir karşı cephe de bulunuyor. İsrail'in de içinde bulunduğu bu grubu İran tehdidi bir araya getirmiş olsa da Covid-19, güvenlik, ekonomi gibi ortak çıkarların varlığı, ikili ilişkileri de olumlu yönde etkiliyor. Bir diğer gruplaşma Doğu Akdeniz'de yaşanıyor. Enerjinin itici gücü Mısır, İsrail, Ürdün gibi ülkeleri bir araya getirirken, onlara Filistin Yönetimi, Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan ve İtalya da ekleniyor. Tüm bu gruplaşmanın dışında kalan Türkiye'nin Katar ile oluşturduğu işbirliğini de bir diğer grup olarak ekleyebiliriz. Her ne kadar Obama dönemindeki isimleri yönetiminin kilit noktalarına yerleştirmeyi tercih etmiş olsa da, Biden...

Biden´ın ana öncelikleri

20 Ocak’taki yemin töreninin ardından göreve başlayan ABD’nin 46. başkanı Joe Biden’ın ana önceliklerini iç sorunlar oluşturuyor. Trump ardında kutuplaşmış bir ülke, kurumları zarar görmüş bir demokrasi, aşırı sağ ve beyaz üstünlüğünü savunan grupların görünür olduğu, pandemiyi kötü yönetmiş ve ekonomik sorunlarını çözmesi gereken bir ABD bıraktı. Görev devir teslimi ABD’den beklenmeyecek derecede gerilimli bir ortamda gerçekleşti. Biden'ın kazandığı başkanlık seçimlerinin resmen tescil edilmesinin son aşaması olan Kongre oturumu hiç beklenmedik bir baskınla durdurulmaya çalışıldı. Demokratların seçimleri çaldığı algısını oluşturmayı başaran Trump’ın cesaretlendirmesiyle gerçekleşen olayları tüm dünya şaşkınlıkla ve kesintisiz canlı yayında izledi. 6 Ocak’ta Amerikan Kongresine yönelik gerçekleşen şiddet eylemleri ABD tarihinin en karanlık günlerinden birine işaret ediyor. Trump’ın seçim sonuçlarını kabul etmemesi, oylarının çalındığını defalarca tekrarlaması gerilimi bir hayli art...

Trump'tan sonra, Biden'dan önce

Siyasi bir geçmişi olmayan, bir emlak imparatorluğu kurup batırdıktan sonra yeniden yükselmiş bir iş adamı. Daha çok çapkınlıkları, evlilikleri ve sunuculuğunu üstlendiği yarışma programıyla anılan  Donald Trump 'ın ABD başkanı seçilmesi başlı başına bir sürprizdi. İlk günden bir öngörülememe durumu, bilinmezlik ve oyunu kuralına göre değil kendi bildiği gibi oynama hâli mevcuttu. Kurulu düzene karşı çıkanların öfke oylarıyla seçilen Trump, siyaset dünyasında yeni bir isimdi. Seçim vaatlerinin yanı sıra bir iş adamı gibi davranacağı, elindeki tüm gücü ve cebindeki tüm numaraları kullanarak kârlı anlaşmaların peşinden koşacağı öngörülebilirdi. İsrail Dışişleri Bakanlığının o dönemki raporu Trump'ın Orta Doğu'ya bakışını şöyle özetliyordu; "Trump, Orta Doğu'yu akıllı bir yatırım olarak görmüyor. ABD'nin bölgedeki müdahale hacmini azaltacaktır". Bu durum, ABD'nin bölge politikasında bir yenilik değildi aslında. Selefi  Obama  da her soruna askeri bir çözü...

Katar yuvaya dönüyor

Kim ne derse desin, Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim etmek gerek. Jared Kushner’ın sadece Trump’ın damadı olduğu için Ortadoğu temsilciliğine getirilmediğinin yeni bir kanıtı yaşandı bu hafta. Körfez ülkeleriyle Katar arasındaki normalleşme kararı Kushner’in mirası, Ortadoğu vizyonunun önemli bir parçasıydı. Konuşamayanları bir araya getirirken, yeni dostluklara vesile oldu Kushner görevi boyunca. Bunun son örneği Suudi Arabistan ile Katar ilişkileri. Üç yıldır derinleşen anlaşmazlık hali, salı günü Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesinde tatlıya bağlanıyor. İmza töreninde Kushner’in de hazır bulunacağı söyleniyor. Siz bu satırları okurken muhtemelen imzalar atılmış, dostluk pozları verilmiş olacak. Son anda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) kaynaklı bir sürpriz olmazsa tabi. Başını Suudi Arabistan’ın çektiği Körfez ülkeleri ile Katar arasındaki gerilim 2014 yılına uzanıyor. 2014 yılında büyükelçilerini Katar’dan geri çekmekle sınırlı kalan durum, 2017’de diplomatik ilişkilerin kesilmesinin y...

İsrail – Filistin Çatışmasına Bir Bakış: Barış Planlarının Rolü ve Geleceği

ABD Başkanı Donald Trump, seleflerinin yaptığı gibi, İsrail-Filistin sorununa yönelik kendi çözüm önerisini hazırlayarak Ocak 2020’de kamuoyuyla paylaştı. ‘Refah için barış: Filistin ve İsrail halkının yaşamlarını iyileştirmeye yönelik bir vizyon[1] veya bilinen adıyla Yüzyılın Anlaşması, bu sorunun çözümünde ABD’nin geleneksel kolaylaştırıcı rolünü sürdüreceğini gösterdi. Öte yandan planın içeriği incelendiğinde, Trump’ın ABD’nin daha önce formüle ettiği formattan tamamen uzaklaştığını ve barış diplomasisi anlayışının temellerini değiştirdiğini söylemek mümkün.  Trump’ın planının getirdiği temel değişiklik, İsrail-Filistin çatışmasını Orta Doğu’nun ana meselesi olmaktan çıkarması. Daha önceki barış planları bu sorunun çözümüne öncelik veriyor ve ancak başarıldığında İsrail ile Arap ülkeleri arasında sağlıklı bir ilişki kurulabileceğine inanıyordu. Trump’ın planı ise, İsrail’i öncelikle bölgeye entegre ederek, İran tehdidine karşı birlik oluşturma düşüncesiyle hareket ediyor.[2] Bu...