Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MLYA 8 - Yazsuyu /kız

Yazsuyu - Tomris Uyar’ın 1973 yılında yazdığı hikâyeden uyarlama
Hikâyeyi Aydın’ın gözünden değil, diğer başrol karakteri Hatice’nin gözünden anlatıyorum. Albert Camus’nün Yabancı’sı gibi hayatın akışına kapılmış, kendi kararlarını bile veremeyen bir karakter olan Aydın’ın sadece acıdığı için birlikte olduğu kız anlatsın istedim hikayeyi. Amaç belli: Vurdumduymaz Aydın’ın canına okumak!

I Kaç yıl önceydi?
Tam yedi yıl dokuz ay önceydi.
Kalabalık garda zorlukla ilerleyebiliyordu. Her tarafa yığılmış koliler, torbalar, valizler geçişi zorlaştırırken, öbeklenmiş insan tepecikleri de geçiş yolunu kapatıyordu. Akrabaları tarafından çevrelenmiş acemi erler, köylerinden, kasabalarından kaçıp büyük şehirlerde şansını denemek isteyen gençlerle doluydu peron.

Teşekkür ederim Serkan Güzel!

Adınıza hiç yazı yazıldı mi? Benim hakkımda bugün yazıldı ilk defa, HaberX'de Serkan Güzel tarafından. Biraz önce öğrendim şansa. Çok heyecanlandım, çok sevindim, çok şaşırdım. Tüm bunları bir anda, aynı anda yaşamak nasıl da harika bir duyguymuş! Titremem geçti biraz, ancak öyle yazabiliyorum şimdi.
Çok çok teşekkür ederim Serkan Güzel! Öncelikle kadınları bu kadar güzel ve içtenlikle anlattığın için, ikincisi de yazılarımı takip ettiğin için ve bu harika sözlerin için. Çok onurlandım, çok mutlu oldum. Sözler eksik kalıyor. Çok çok çok teşekkür ederim. :)))

KAREL VALANSİ
Serkan Güzel sguzel@haberx.com24.12.2012 11:34
ÇAMURUN DEĞİL ÇİÇEĞİN DİLİYLE YAZAN KADIN...

Mossad Gerçeği

Michael Bar-Zohar ve Nissim Mishal’in Mossad - Büyük Operasyonlar adlı kitabını bitirmek üzereyim. Her bölümde farklı bir casusluk operasyonunu anlatan kitap, haberlerden takip edip analiz etmeye çalıştığım olayların perde arkasını göstermesi bakımından benim için bulunmaz bir hazine. Üstelik kitap komplo teorileriyle dolu günümüzde bazı gerçekleri ilk ağızdan dinlemenin keyfini yaşatıyor.
Kitapçılarda genellikle İsrail ve Mossad’ı kötüleyen kitaplar görmeye alışınca, bu kitabın da bu tür bir propaganda kitabı olduğunu düşünmüştüm ilk başta. Biri profesör ve Knesset eski üyesi diğeri televizyon programcısı ve yazar iki Yahudi araştırmacı tarafından yazılan kitap, dünyada ve Türkiye’de çok satanlar listesinde. 2010’da İsrail’de yayınlanan kitap Türkçe’ye Kasım 2012’de Koton Kitap tarafından kazandırıldı.

MLYA 7 - Yol Kavşağı

"Ondan ayrıldığım akşam hayatımın en büyük kumarını oynadığımı henüz bilmiyordum." cümlesiyle başlayan bir yazı yaz.
Mario bey her ne kadar "kendi hayatından yola çık" dese de, ben kurgu karakter yaratmaya devam ediyorum. Öyküye oturtmadan önce yarattığım karakter için, yazıya yansısa da yansımasa da, detaylı bir özgeçmiş hazırlıyorum, giyiminden sevdiği yemeklere, müzik zevkinden arkadaş seçimine kadar tüm detayları düşünüyorum. Yazarken ise o kişinin yerine kendimi koyup, onun gibi düşünmeye çalışıyorum. "Başkasının ayakkabılarını giymek" çok hoşuma gidiyor :) Şimdilik kolaya kaçıp benim çevreme yakın kişiler seçiyorum. Bu hikayedeki kişi de ben değilim. Üniversiteyi İstanbul'da okudum ve henüz San Fransisco'yu görmeye fırsatım olmadı.


Barış ya da çatışma

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, İngiliz mandasındaki Filistin topraklarının Yahudi ve Arap iki devlet olarak taksimine karar verdiği tarihi oylamanın 65. yıldönümünde, Filistin Özerk Yönetimi’nin (FÖY) 1967 sınırlarıyla ‘üye olmayan gözlemci devlet’ olarak tanınma talebini çoğunluk oyuyla kabul etti. BM’nin Filistinlilerin statüsünü yükseltmesi ‘Filistin Devleti’ni tanıdıkları anlamına gelmiyor ancak dünyanın büyük bir çoğunluğunun haritada bir ‘Filistin Devleti’ görmek istediğinin önemli bir göstergesi. Filistinlileri sevince boğan bu gelişme ise kısa vadede çok fazla bir şey değiştirmeyecek. Gazze, Hamas, Batı Şeria ise El Fetih tarafından yönetilecek, yerleşimler kalacak, ateşkesin ardından susan silahlar bir sonraki raunda hazırlık yapacak. Ancak bu sonuç hem Filistinlilere, hem de İsrail’e önemli bir mesaj içeriyor; “iki devletli çözüm için görüşme masasına dönün!”

Henrique Cymerman: “Ortadoğu'da önemli bir jeopolitik devrim yaşanıyor"

İstanbul’u ziyaret eden İspanyol asıllı İsrailli gazeteci Henrique Cymerman ile İsrail-Gazze çatışmasının hemen öncesinde Ortadoğu’yu ve İsrail’i konuştuk. Dünyaya yön veren birçok lider ile röportaj yapmış olan Cymerman ile hem Arap Dünyası’nda büyük değişime yol açan Arap Baharı’nı, hem de İsrail-Filistin sorununu, Suriye’yi ve İran’ı detaylıca tartıştık. İsrail-Hamas ateşkesinden sonra telefonla görüşerek son olaylarla ilgili fikrini aldığım ünlü gazeteciye, bölgenin kaderini değiştirebilecek Mısır-Katar-Türkiye koalisyonunun etkilerini de sordum.

Bu çocuğa dikkat! Adını çok duyacaksınız

Ralfi Kanyas ile tanıştırmak istiyorum sizleri. Çok özel bir genç. 22 yaşında hem medya iletişim üçüncü sınıfta okuyor hem de Hürriyet Ege’de muhabir olarak çalışıyor. 16 yaşında karşıdan karşıya geçerken bir arabanın çarpmasıyla hayatı değişiyor. Tekerlekli iskemleye bağlı kalmanın tüm zorluklarına rağmen hayata daha da sıkı tutunuyor. Başta zorluk çekse de önce ailesi sonra da arkadaşları ona güç veriyor ve engel tanımaz oluyor. Şimdi hem katıldığı gönüllü çalışmalarla, hem de gazete yazılarıyla engellilerin hayatında bir fark yaratmaya çalışıyor. Geleceğin başarılı gazetecisini şimdiden tanıyın istedim.

Karel Valansi

MLYA 6 - Buluşma

Bir mekan üzerinden onun yarattığı duyguları, içinde yaşattığı insanları, kokuları, yemekleri anlat. İstanbul olur, Şişli olur...
Bir semt veya şehri bildiğim şekilde gayet güzel anlatabilirdim. Ama kendimi zorlamak istedim. Bir hikayenin arka fonuna Nişantaşı'nı koydum. Mario bey'in söylediğinin tersine bu sefer kendimi değil kurguladığım iki karakteri kullandım. Karakterleri yartamakla uğraşırken hikaye biraz eksik kaldı. Mario bey yazıdaki sürprizlerimi ve espri anlayışımı kaybetmememi söyledi. Yazdığım 1700 kelimeye rağmen hikayenin tamamlanması lazım. Bu hikayeden bir bölümü koyuyorum sadece şimdilik. İki eski lise arkadaşı yıllar sonra sokakta buluşuyor ve okul anılarını anlatıyor. Duvar lekesi ilhamı için Gamze'ye teşekkürler:) İşte o bölüm...

Yasemin kokusu

Güzel bir cumartesi sabahıydı, ya da ben öyle olduğunu sanıyordum. Kötü haber tez ulaşırmış “Sizden biri var mı?” diye sordu arkadaşım telefonda. Anlamadığımı anlayınca da “televizyonu aç” dedi.
15 Kasım 2003 sabahı sinagoglara dua etmeye gidenleri hedef almıştı acımasız terör örgütü. Bir Ramazan günüydü. Allah’a inananlar, Allah adına eylemi gerçekleştirdiğini sananlar tarafından, Allah’ın iki evinde öldürülmüştü, eşzamanlı. 20 Kasım’da iki intihar saldırısı daha gerçekleşti. Bu sefer İngiliz hedeflere ve yine eşzamanlı. Bu dönemden aklıma kalan, olan olayları özetleyen, en etkili kelime; eşzamanlı.

MLYA 5 - "I will survive"

Toplumsal ya da kişisel tarihi, hatırası olan bir objenin hikayesini yaz.
Pek obje olmasa da önce bir şarkı oradan da köprüye geçtim. Büyükada'yı ve çocukluğumu anlatabilmek güzel :) "Hiç elleme, özellikle giriş bölümüyle tam bir köşe yazısı, çok güzel" dedi Mario bey. Ama sınırlarımı aşmam lazım...

Hiç bir yazımı şimdiye kadar kimseye ithaf etmemiştim ama bu yazı Tania'ma özel. Bizi bırakıp Tel Aviv'e gitti ve dun akşam sirenler çalarken bu şehirde, onunla beraber korktum ve takip ettim gelişmeleri. Bu yazı onu da beraber yaşadığımız çocukluğumuza götürecek ve keyiflendirecek eminim.

‘I Will Survive’ Şarkılar vardır, sanki sizin için yazılmış gibidir, duygularınızla birebir örtüşür. Şarkılar vardır, hayatınızın belli dönemlerinde farklı anlamlar yüklersiniz, yaşanmışlıkla beraber. Farklı algılarsınız aslında hep aynı olan, tek hecesi bile değişmemiş sözlerini.
Şarkılar vardır, kendi içinde bile bir melodisi bulunur, müziğini hiç duymamış bile olsanız bir şiir gibi a…

Limmud'un ardından...

Henrique Cymerman – Arap Dünyası ve İsrail üzerindeki kum fırtınası
Ortadoğu’yu değiştiren Arap Baharı’nın etkilerinden bahseden İsrailli gazeteci Henrique Cymerman, bu terim yerine bir metreden daha ilerisinin görülemediği ‘Kum Fırtınası’ tanımını kullanmayı tercih ettiğini, böylece ünlü besteci Vivaldi’ye haksızlık yapılmamış olacağını söyleyerek konuşmasına başladı. Değişimin henüz çok başında olunduğunu söyleyen Cymerman, Esad’ın devrilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Arap dünyasının rol modeli Mısır’ın kötüleşen ekonomik durumunu anlatan ünlü gazeteci, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin bu konuda Türkiye’yi ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ı örnek aldığını belirtti.

MLYA 4 - Mektup

Eskiden hayatınızda yer almış ancak artık olmayan birinden yıllar sonra size mektup geliyor. Kendinize başkasının ağzından mektup yazın.
Mario bey, "eski bir sevgili ilk akla gelendir ama daha yaratıcı olun" deyip ölen bir kişiden veya eski bir ayakkabıdan bile gelebilir deyince anılarımı zorladım ve bu çocuğu buldum. İlk bölümünü gerçekten yaşadım. "Acaba bu bir işaret mi?" diye düşünüp eğer konuşsaydım ne olabileceğini de merak etmiştim. Mektup yazabilmesi için bir kez daha karşılaşmalarını sağladım sadece. Okurken narsist demeyin sakın, bir şeylerimi beğenmiş olması gerekiyor aklında kaldığıma göre :)

Merhaba,
Sanırım önce kendimi tanıtmakla başlamalıyım. Adım Noah. Seni ilk defa 1997’de Eilat’ta ailenle tatil yaptığın sırada gördüm. Pesah tatili için bu güzel şehre gelmiştim. Siz de plajda tam yanımda oturuyordunuz. Şemsiyenin altında pembe bikininle uzanıyordun. Elinde de bir kitap vardı. Ne okuduğunu bilmiyorum ama Türkçe olduğunu anımsıyorum.

‘Türkiye modeli’ne destek azalıyor

Geçtiğimiz perşembe günü TESEV Dış Politika Programı tarafından hazırlanan ‘Ortadoğu’da Türkiye Algısı’ araştırmasının sonuçlarının açıklandığı panele katıldım. Ortadoğu coğrafyasına ait 16 ülke ve 2800 katılımcı ile gerçekleştirilen araştırmada, hem Türkiye, hem de bölgenin sorunları ve geleceği hakkında Ortadoğu halkının nabzı yoklandı.
Bu verilere göre 2012’de de Türkiye bölgenin önemli bir oyuncusu. Ortadoğu barışına katkıda bulunması ve bölgede daha büyük rol oynaması istenen Türkiye, ‘model ülke’ olarak da kabul görüyor.
Sosyal ve kültürel benzerlikler Ortadoğu halklarının Türkiye’ye karşı sempati duymasını sağlıyor. Türk Tv dizileri ve ürünleri ile pekiştirilen bu popülerlik ihracata yansıyor, en çok da turizm artışı ile kendini gösteriyor. Türkiye, Suudi Arabistan’dan sonra en önemli ikinci ekonomik güç olarak kabul edilirken, önümüzdeki on yıla bakıldığında, bölgenin gelecekteki ekonomik lideri olarak gösteriliyor. ‘Türkiye Modeli’ ekonomisi, demokratik ve seküler yapısı ile …

Müzik devriminin altın yıldönümü

1962 yılında okyanusun bir yanında Bob Dylan kendi adını taşıyan ilk albümünü piyasaya çıkarırken, Kaliforniya’da Beach Boys ilk profesyonel konserini veriyordu. Okyanusun diğer yanında ise İngiliz istilasının mimarı Beatles ilk single’ı ‘Love Me Do’ ile müzik dünyasına adımını atarken, Rolling Stones o yıl kuruluyordu. Bob Dylan, The Beach Boys, The Beatles ve The Rolling Stones, hayranı oldukları Elvis Presley’den devraldıkları Rock’n Roll müziğini çok daha üst seviyelere taşıdılar. Şarkıları ile olduğu kadar düşünceleri, söylemleri, inançları, tepkileri hatta kıyafet ve saç modelleri ile hem sanat dünyasının sınırlarını genişlettiler, hem de toplumda sosyal ve kültürel değişimi başlattılar. İkinci Dünya Savaşı’nın etkilerini yaşayan Avrupa gençliği ve Vietnam Savaşı’nın acı yüzü ile tanışan Amerikan gençliği hayata, düzene, ailelerine ve topluma karşı isyanlarını, korkularını, umutlarını bu müzisyenlerle ve şarkılarıyla dile getirdiler. Dünyayı değiştiren 1962 yılının ellinci yıldö…

Alp için...

Sevgili Alp,
Senin hakkında yazmak çok zor. Bizi duyabildiğini, yanımızda olduğunu hissederek sana hitaben yazıyorum.
Gazetedeki spor yazılarınla tanıdım seni, sonra toplantılarla. Ama en çok da Şalomist’te tüm spor ekibiyle katıldığınız yemek kursundaki neşeli halin aklımda.
Seni güler yüzün, hemen kızaran yanakların ve tabi ki Galatasaray sevginle aklıma kazıyorum. Çünkü bu acı haber yakışmıyor sana, hele bu kadar ani, bu kadar erken…
Unutulmayacaksın hiç merak etme. Hem yazıların var seni anlatan, hem de seni çok seven Şalom ailen. Seni hep yüreğimizde yaşatacağız.
Seni tanımak çok güzeldi. Tekrar bir yerlerde görüşene kadar hoşçakal…
Karel

Ortadoğu’da Türkiye Algısı- Araştırma sonuçları

TESEV tarafından gerçekleştirilen ve Ortadoğu’daki Türkiye algısını inceleyen araştırmaya göre bölgede Türkiye hakkında genelde olumlu düşünülüyor. Türkiye’nin bölgesel barışa katkıda bulunduğu belirtilirken ‘model ülke’ olarak algısı ise azalıyor. Bölge halkında ekonomik sorunlar ilk sırada yer alırken, Arap Baharı’na olan inanç azaldıkça, geleceğe umutla bakma oranında da düşüş gözlemleniyor

Friedrich Ebert Stiftung ile Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) tarafından gerçekleştirilen ‘Ortadoğu’da Türkiye Algısı 2012’ araştırması perşembe günü bir basın toplantısıyla tanıtıldı. Araştırmaya göre Ortadoğu ülkelerinin Türkiye algısı olumlu olarak tanımlanıyor. Ancak hem ülkesel hem de bölgesel bazda bir gerileme görülüyor. Bölgesel bazda 2011 yılında %78 olan oran 2012’de %69’a azalırken, ülke bazında en ciddi gerileme Suriye ve Irak’ta gözlemleniyor.
Türkiye ‘model ülke’ olarak konumunu korusa da oran düşüyor. Türkiye’nin en çok ekonomi, demokrasi ve seküler yapısı takdir ed…

MLYA 3 - Sabahın 3'ündeki drama

Yine uyuyamayan biri. Yağmurlu bir gece. Bu sefer aşağıdan ani bir fren sesi duyup pencereye çıkıyor. aşağıdaki arabadan bir erkek iniyor, kadını zorla arabadan indirip tokatlıyor ve arabasına binip gidiyor. Hikayeyi tamamla.
Bu sefer diyalog üzerinde çalışmak istedim. İstanbul'da yaşayan iki kadının sohbeti ve tepkileri...

Sabahın 3’ündeki drama

Şiddetli bir yağmur başladı gece yatarken. Önce şimşekler, sonra gök gürültüsü, ardından da göklerin içi boşalırcasına yağmur yağdı. Çıkan rüzgâr açık kalan koridor kapısını çarpıyordu. Salon pencerelerinden de ses gelmeye başladı. Hava sıcak diye camları açtığımı ve öylece bırakıp yatmaya gittiğimi unutmuşum. Hemen salona koştum. Pencereleri kapattım ama uykum da kaçtı. Saat gece yarısını geçmişti. Günlük gazeteleri bir daha okumak için bundan iyi bir fırsat olmaz dedim ve uykumun gelmesini beklemeye başladım. Neyse ki yağmur şiddetini azalttı kısa sürede. Hala hafif çiselese de camlar açık oturabildim o sıcak yaz gecesinde.


MLYA 2 - Farklı bir gece

Eski Şişli sokaklarında birbirinin salonlarını gören apartmanlarından birinde uyuyamayan biri karşı pencereden komşusunu izliyor. Boxer ile salona giren erkek önce puro yakıyor, sonra bir şey içiyor. Oturup bir şey okuduktan sonra telefonla biriyle kavga ediyor. Telefonu fırlatıp içeriye geçiyor. Hikayeyi tamamla.
Bu hikayede herkes olacakları bildiği için okuyucuları şaşırtmak istedim. Önce evine dönen kişinin izlenecek kişi olduğunu, daha sonra da izleyenin o olduğunun sanılmasını istedim. Sonra neden camdan baksın salonun bir köşesinden izlesin dedim. ve sürpriz bir son yarattım. Yazarken çok eğlendim. Bu da yazıma yansımış olmalı Mario bey de öyle olduğunu söyledi. Portekizce ise tamamen bir fantazi.

Farklı bir gece

İstanbul’un eski semtlerinden birinde, daracık ara yollarını çevreleyen, beş altı katlı yapışık nizam sıralanan apartmanlardan birindeki daireme doğru yürüyorum. Saat gece yarısını biraz geçmiş, etraf karanlık, sokaklar boşalmış. Birkaç kedi ve devrilmiş çöp bidonu dışın…

MLYA 1 - Bir yaşam kesiti

Ekim ayında Mario Levi ile Yazı Atölyesi'ne başladım, çok sevdiğim bir arkadaşımla beraber. Hem çok eğleniyoruz hem de ortak tutkumuz olan yazmak konusunda kendimizi geliştiriyoruz. Mario bey'in verdiği odevler de oldukça ilginç. Burada paylaşmak istiyorum.

İçinde 'hayat' kelimesi geçen bir yazı yaz. Ne uzunluğu ne de türü önemli.
Bu ödevi yaparken Kanyon'da beni çok etkileyen bir kadından esinlendim. Kadın belli ki yeni ağlamıştı ve işini yapmaya devam ediyordu zorlukla. Devamı benim hayal gücüm. Orijinal başlığı 'Çay bardağı' idi. Tabi ki bu kadar kötü bir başlığı Mario bey beğenmedi :)

Bir yaşam kesiti
Büyük alışveriş merkezlerinden birinde, ev eşyası satan bir dükkânda zaman öldürmeye çalışıyorum. Kahve içmek için sözleştiğim arkadaşımın gelmesine henüz yarım saat var. Bu zamanı yeni çay bardakları seçerek değerlendiriyorum. Birçok farklı seçenek arasında renkli cam tabakları olan büyükçe ve şeffaf bardaklı altılı bir set hoşuma gidiyor ve kasaya doğru yön…

Seçimlerin gölgesinde kalanlar

İran’ın nükleer çalışmaları tüm yıl boyunca öncelikli gündem maddesiydi. Üstelik İsrail’in İran’a saldırmasına kesin gözüyle bakılıp artık sadece tarihi tartışılıyordu. İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun denetlemelerine izin vermemesi ve hazırlanan nükleer gelişme raporları, çalışmaların barışçıl olmadığına dair algıyı daha da güçlendirdi. Ancak tüm bunlara rağmen askeri operasyon uluslararası toplum tarafından tercih edilmeyen bir seçenek olarak kaldı.
ABD ve Avrupa Birliği ekonomik yaptırımlara ağırlık verirken, İran’da yüzde 30’lara yükselen enflasyon ve Riyal’in yılın başına oranla dolar karşısında yüzde 80 değer kaybetmesi, yaptırımların sonucu olarak algılandı. Yaptırımların İran’ı nükleer hırsından vazgeçirmeye yetmediğini savunan İsrailli liderler ise, son gelişmeler sonrasında fikir değiştirerek İran halkının bu gidişle rejimi bile değiştirebileceğini savunur oldular.
Birleşmiş Milletler’deki konuşması ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran konusunun aciliye…

İran’ın milli davası

Hayat pahalılığı nedeniyle düzenlenen kalabalık protestolar birçok çevre tarafından İran’ın nükleer çalışmalarını durdurması için uygulanan uluslararası yaptırımların sonucu olarak algılanıyor. Özellikle İsrail’in konuyu dünya gündeminde tutmasıyla sertleşen yaptırımlardan sonuç alınacağı hatta İran’daki rejimi değiştirebileceği savunuluyor. Kimi bu gelişmelere güvenerek ticari yaptırımların en üst düzeye çıkarılması gerektiğini savunurken, İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman da “Ayetullah rejimi 2013’te çöker” diyerek yaptırımlardan sonuç alınacağına olan güvenini ortaya koyuyor. Ancak tüm bu iyimser bakış açısına rağmen sadece halkın isyanı, yaptırımların meyve verdiği anlamına gelmiyor. Arttırılacak yaptırımlar daha büyük sorunlar doğurabilir.

Hitler kâbusu yeniden yaşanır mı?

Alevler içinde yanan polisin fotoğrafı beni etkilediği kadar sizi de aynı ölçüde etkiledi mi bilmiyorum ama o resim benim için Euro krizinin ekonomik bir sorundan çıkıp sosyal bir sancıya dönüştüğünün gerçek bir kanıtı. Yunanistan’da çekilen bu resim, çözümsüzlük içinde kıvranan kişilerin patlama noktasını gösteriyor. Aynı saatlerde İspanya’daki protesto gösterileri ve Katalanların ayrılma talepleri ise Avrupa’nın kriz tablosunu tamamlıyor.
Büyük umutlarla kurulan Avrupa Birliği sadece borç krizi ile çalkalanmıyor. Aynı zamanda birliğin varlığına olan inanç sarsılıyor, gerekliliği yüksek sesle tartışılıyor. Yılın başlarında Yunanistan’ın Euro bölgesinden ayrılması konuşulurken, şimdi AB’nin lokomotifi Almanya’nın çıkması alternatiflerden biri olarak sunuluyor. Birleşik Avrupa fikri bir rüyadan çok kâbusa dönüşürken, sıkıntı çeken ülkeler kadar zengin tabir edilen ülkelerde de ırkçılık, milliyetçilik yükseliyor.

Sadece bir kazak değil, bir yaşam tarzı satın almak


Bir ürünü alırken neye göre karar verirsiniz? İhtiyacınız vardır alırsınız, modeli veya rengi sizi kendine çağırır alırsınız, malzemesi hoşunuza gider alırsınız, bir de fiyatına bakar alırsınız. Ya da siz bu kadar basit olduğunu düşünüyorsunuz. Aslında ona dokunduğunuz anda hissettiğiniz duygudur sizi almaya iten. Kendinizi onu kullanırken veya giyerken düşlersiniz. Kendiniz için hayal ettiğiniz ‘ideal ben’e daha yakın hissedersiniz. Çevrenizin olumlu tepkilerini de düşler, beğeni dolu bakışlarını hayal edersiniz. İşte böyle hisler uyandıran markalar bugün müşterilerine bir eşya veya giysiden çok daha fazlasını vaat ediyor. Bir stil, imaj, hatta hayat tarzı sunuyor, farklı tasarımlarla dolu geniş dünyalarına katılmanız için sizleri davet ediyor

Survivor Hayim’in gerçek dünyası - Söyleşi

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri…

Survivor maceran nasıl başladı? Katılmak nereden aklına geldi? Arkadaşlarımla uzun süredir Survivor’u takip ediyorduk. Hep katılmak istiyordum ama televizyona çıkmak beni korkutuyordu. Geçen sene iki yakın arkadaşım Dominik’e gittiler. Yarışmacıları yakın…

Müslümanların masumiyeti

Niyetiniz kötü. İslam karşıtısınız ve bu dinin sözde ne kadar tahammülsüz ve sözde ne kadar zorba olduğunu tüm dünyaya göstermek amacınız. Ne yaparsınız?
En ucuzundan aktörleri, yönetmeni bulur bir de bir kamera edinirsiniz. Sanatı bırak film bile denemeyecek rezillikte ucuz, uyduruk, bayağı bir ‘şey’ çekersiniz. Müslümanların hassas olduğu tüm kutsallara hakaret ederek projenizi tamamlarsınız. İronik bir isim de seçtiğiniz filme gala yaparsınız 10 kişi gelir. YouTube’a eklersiniz dikkat bile çekmez. Sonunda iki Selefi televizyon kanalına yollarsınız.

İran’ın planı geri tepti

Çok iyi hazırlanmıştı İran, devrim sonrası düzenleyeceği ilk uluslararası toplantıya. Üstelik ev sahipliği yapacağı Bağlantısızlar Hareketi (Non-Aligned Movement, NAM) 120 üye ülke ve 15 gözlemci ile Birleşmiş Milletler’den sonra ikinci en büyük organizasyondu. Şehirde trafik olmaması için başkent beş gün boyunca tatil edilmiş, “NAM ırkçılık, sömürgecilik, hegemonya ve yabancı baskıya karşı mücadeleyi temsil eder,” diyen billboard’larla çevrelenmişti.

Survivor Hayim'in gerçek dünyası

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini çok iyi bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri…

Devamı Şalom Dergi Eylül 2012 sayısında ve artık http://karelika.blogspot.com/2012/10/survivor-hayimin-gercek-dunyas.html linkinde


“Çok eğlendim, teşekkür ederim, hoşçakalın…”

Yılın başında Tiyatrokare tarafından sahnelenen ve oldukça tartışma yaratan ‘Onca yoksulluk varken’ piyesi ve geçtiğimiz ay vefat eden Meksikalı ünlü yazar Carlos Fuentes, ölümünden 32 yıl sonra Romain Gary’yi edebiyat dünyasından günlük hayatımıza taşıdı

2Aralık 1980, Paris’te bir apartman dairesi. Yatak odasına yerleştirdiği dev Menora’nın gölgesinde hayatının son rolünü oynamak için intiharı seçen biradam. Bu kişisel seçimle, bir savaş kahramanı, başarılı bir diplomat, ünlü bir film yönetmeni ve senarist hayata veda etmiş oldu. Ancak daha da önemlisi, Fransız edebiyatı tek bir kurşunla iki önemli yazarını birden kaybetti; Romain Gary ve Emile Ajar.

Turkiye'deki antisemitizmin uzucu ama gercek ozeti

Yahudi düşmanlığını Türkiye'de hiç kimse umursamıyor
Ezgi Başaran - Radikal 20/08/2012

Akademisyen Corry Guttstadt, Türkiye'de antisemitizmin yaygın olduğunu vurgularken, "Asıl endişe verici olgu, pek kimsenin bu sorunu fark etmemesi ve karşı çıkmamasıdır" diyor. Röportajdan kısa notlar:

Yeni cumhurbaşkanının şaşırtan darbesi

Geçtiğimiz hafta İsrail sınırı yakınında on altı Mısırlı askerin ölümü ile sonuçlanan saldırı, Mısır’ın üvey çocuğu Sina’nın Ortadoğu’nun stratejik öneme sahip bölgelerinden biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu saldırı, Mısır’ın yeni cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ulusal güvenlik konusundaki ilk önemli sınavı, ayrıca Müslüman Kardeşler’in seçim zaferinden sonra Mısır-İsrail ilişkilerinin geleceğiyle ilgili ilk test oldu.

Balayı kısa sürdü

İsrail siyasi gündemi her an sürprize hazır bir hal aldı. 7 Mayıs gecesi erken seçim beklentisiyle yatağa giren İsrailliler, son zamanların en geniş tabanlı koalisyonunun kurulduğu haberiyle uyanmışlardı. Kadima lideri Şaul Mofaz’ın, ‘yalancı’ diye nitelendirdiği Likud lideri Binyamin Netanyahu’nun hükümetine katılması büyük şaşkınlık yaratmıştı. Şimdi de ultra-Ortodoksları (Haredi) askerlikten muaf tutan Tal yasası konusunda Mofaz ile prensipte anlaştıklarını söyleyen Netanyahu’ya rağmen Kadima hükümetten çekildi. İşçi Partisi bu durumu ‘politik bir sirk’e benzetiyor, haksız da değil.

Hıncal Uluç'a teşekkür ederim

Sevdiğim laflar
'Ne değiştirebildiğin, ne yardım edebildiğin, ne de terk edebildiğin bir kadını sevmenin ne demek olduğunu bilemezsiniz.'

Romain Gary
(Sekiz sene evli kalabildiği, yarı yaşındaki Jean Seberg için söylemişti / Şalom Dergisi'nden..)

Hıncal Uluç
Sabah Gazetesi, 27 Temmuz 2012

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/uluc/2012/07/27/sevdigim-laflar

Barış çubuğu uzatıldı

Geçen sene bu zamanlarda Palmer Raporu açıklanmış, Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceği çok tartışılmıştı. Ancak bir süredir bu konu, hem ilişkilerde normalleşme ihtimalinin düşüklüğünden, hem de Arap Baharı’nın tüm dünyaya aksettirdiği etkilerinden dolayı ikinci plana itildi.
Türkiye ile olan ilişkilerini onarmak isteğiyle bu hafta başında İsrail, Türk basınından bir grup gazeteciyi en üst düzeyde ağırladı. Gazeteciler önce İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, daha sonra da Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüştüler. İki ülke ilişkilerini bitirme noktasına getiren Mavi Marmara olayı ile ilgili yetkililer bilinenden pek farklı bir şey söylemeseler de, bu ziyaret verilen mesajlar açısından oldukça önemli.

Gelenler gideni aratacak mı?

Mısır’da Mübarek dönemi sonrası düzenlenen ilk seçimlerde çok az farkla Müslüman Kardeşler’in adayı Muhammed Mursi yeni cumhurbaşkanı olarak seçildi. Laik Mısırlıları ve uluslararası camiayı bir şeriat devleti kurulma olasılığı ve yeni bir İran’ın doğması endişesi korkutuyor. Müslüman Kardeşler’in zaferi, İsrail’in savunma politikalarını gözden geçirmesine neden olurken, “İmzalanmış tüm uluslararasıanlaşmalara sadık kalacağım” diyen Mursi’nin İsrail’den önce çözmesi gereken kabarık bir ‘yapılacaklar listesi’ var. Ana sorun da demokratik sivil yönetime geçişte yaşanıyor.

“Çok eğlendim, teşekkür ederim, hoşçakalın…”

Yılın başında Tiyatrokare tarafından sahnelenen ve oldukça tartışma yaratan ‘Onca yoksulluk varken’ piyesi ve geçtiğimiz ay vefat eden Meksikalı ünlü yazar Carlos Fuentes, ölümünden 32 yıl sonra Romain Gary’yi edebiyat dünyasından günlük hayatımıza taşıdı

2 Aralık 1980, Paris’te bir apartman dairesi. Yatak odasına yerleştirdiği dev menora’nın gölgesinde hayatının son rolünü oynamak için intiharı seçen bir adam. Bu kişisel seçimle, bir savaş kahramanı, başarılı bir diplomat, ünlü bir film yönetmeni ve senarist hayata veda etmiş oldu. Ancak daha da önemlisi, Fransız edebiyatı tek bir kurşunla iki önemli yazarını birden kaybetti; Romain Gary ve Emile Ajar.
Karel Valansi
Şalom Dergi Temmuz-Ağustos 2012 sayısı
Tamamı: http://karelika.blogspot.com/2012/08/cok-eglendim-tesekkur-ederim-hoscakaln.html

Suriye krizinin yeni boyutu

Facebook’ta ateşlenmişti ilk fitil. Demokratik reformlar ve siyasi tutukluların serbest kalması için çağrıda bulunan gençler, ‘Beşar Esad’a Karşı Suriye Devrimi 2011’ adı altında bir grup kurmuş Mısır’ın Tahrir Meydanı’nda toplanan kalabalıklardan esinlenerek herkesi meydanlara davet etmişti. O ilk protesto gösterisinden günümüze on altı ay geçti. Bu süre zarfında Arap Baharı’nın en kanlı bilançosu on dört bin ölü ile Suriye’de yaşandı.
Beşar Esad savaş halinde olduklarını artık kabul ediyor. Yabancı ülkelerin desteklediği rejim karşıtı teröristlere karşı top yekûn bir savaş verildiğini söylüyor. Yaptığı son konuşmada halkın taleplerine uygun, şeffaflık anlayışıyla hizmet edilmesini söylerken, başbakan olarak yine kendi partisine yakın bir ismi ataması ise halkın isyanını körüklüyor. Ancak bu isyan tek başına Şam rejimini değiştirecek güçte değil. Çünkü karşısında kazanmaya ant içmiş, ölüm-kalım savaşı veren askeri bir diktatörlük var. Farklı sebeplerle İran, Rusya ve Çin’in de deste…

Project Runway’in gizli silahı Michael Kors

“Moda dünyasında bir gün varsın, bir gün yoksun”sözü tanıdık geliyor mu?
“Auf wiedersehen” günlük hayatına girmeye başladı mı?
“New York’a gidince Mood’a uğrayıp kumaşlara dokunsam, hiç olmazsa oradan bir düğme alsam” diyor musun?
‘Her genç kızın rüyası Singer dikiş makinası’ sloganı eski bir reklamdan çok daha fazla şey ifade etmeye başladıysa, sokakta gördüğün her kıyafeti dikim kalitesinden fermuar seçimine kadar inceler buluyorsan kendini, sen de bir ‘Project Runway’ esirisin demektir!

Dünya meşgul!

BM ve Arap Birliği özel temsilcisi Kofi Annan, adı ile anılan planın başarısızlığa uğradığını itiraf ettiğinde, Suriye’nin mezhep kavgasına sahne olacağını ve şiddetin tüm bölgeye yayılmasından endişe ettiğini belirtmişti. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun da Suriye’nin bölge için korkunç sonuçlar doğuracak bir iç savaşa sürüklenmesinin an meselesi olduğunu söylemişti.
Suriye’de iç savaş başladı mı başlayacak mı diye teorik tartışmalar sürerken, son üç haftada ardı ardına gelen katliam haberleri artık dünyanın bir an evvel bu gidişatı durduracak bir eylem planına sahip olması gerektiğini açıkça gösteriyor. Büyük umutlar bağlanan Annan Planı rafa kaldırılırken, Esad rejiminin yaptıklarının sonuçlarına katlanacağı adımların atılması gerekiyor.
Katliamlarda teröristleri sorumlu gösteren ve aralarında Suudi Arabistan, İsrail ve Türkiye’nin de bulunduğu dış güçlerin ülkesinde oyunlar oynadığını söyleyerek hedef şaşırtmaya çalışan Esad, bu sayede tekrar tek saygın güç olduğu günlere dönmeyi arz…

Grexit* kaçınılmaz mı?

Yüksek işsizlik oranı, milyarlarca dolarlık borç yükü, pahalılık, güvensizlik ortamı, iflas etmiş bir ülke yönetimi…
Çaresizlik içindeki Yunanistan, Avrupa Birliği’ne karşı elindeki en büyük ve son kozu kullandı ocak ayında. Hükümet sözcüsü Pantelis Kapsis ikinci kurtarma paketi de işe yaramazsa ülkesinin Euro bölgesinden ayrılacağını duyurdu. Bu gelişmeyi öngören İngiltere’nin BDDK’sı Financial Services Authority, kasım ayında tüm finansal kurumları uyarıp bazı ülkelerin Euro bölgesinden ayrılması durumunda oluşabilecek en kötü senaryoya hazırlıklı olmalarını tavsiye etti.
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in haziran’daki seçimlerde ‘Yunanistan’ın Euro bölgesinden ayrılması’ konusunda referandum yapılması önerisinin mevkidaşı Panagiotis Pikrammenos tarafından açıklanmasıyla, risk analizleri tekrar gündeme taşındı.

İsrail’in öncelikleri

İsrail, hızına kolay kolay yetişilemeyen bir hareketlilik içinde. Kadima Partisi, Dışişleri eski Bakanı Tzipi Livni’yi artık istemediğini yerine Savunma eski Bakanı Şaul Mofaz’ı seçerek gösterdi. Livni de parlamentodan ayrılarak daha güçlü bir geri dönüş planlamaya başladı bile. Ultra-Ortodoksları zorunlu askerlikten muaf tutan Tal yasasındaki değişiklik talebi, 2013 bütçesinin çıkarılmasında yaşanan zorluklar, Batı Şeria’daki bazı yerleşimlerin boşaltılması ile ilgili mahkeme kararı ve mevcut koalisyonda söz sahibi olan sağcı ve dindar partilerin koalisyonu bozma tehditleri ile karşı karşıya kalan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, en iyi çarenin erken seçim olduğunu duyurmuştu. Anketlere göre Netanyahu’nun lideri olduğu Likud Partisinin seçimlerden ilk sırada çıkacağı ön görülüyordu. Netanyahu, seçim sonrası kurulacak yeni bir hükümetin yaz aylarında yeniden artması beklenen sosyal adalet protestolarını yatıştıracağını, İran’ın yarattığı nükleer tehlike ile daha rahat başa çıkabil…

Vatanında bir yabancı sayılmak

Olağan bir sabah. Uyanıp giyiniyorsunuz, ailenizle birlikte sofraya oturup kahvaltı ediyorsunuz ve babanızı işe uğurluyorsunuz. Sonra bir haber geliyor: ‘Çiçekçide cinayet! Çiçekçi Türk öldürüldü!’ Ve öğreniyorsunuz bu kişi herhangi biri değil. Bu sizin birkaç saat önce işe uğurladığınız babanız!
Bu acıyı size yaşatan kim? Sorumlular bulunsun ve hemen cezalandırılsın istiyorsunuz. Daha sonra cinayet nedenini bulmaya çalışıyorsunuz, çözemiyorsunuz. Ve haykırıyorsunuz “Neden biz? Neden benim babam?”
Cinayetin faili de, katilin sebebi de bulunamıyor. Anneniz de dâhil tüm yakınlarınız suçlu konumuna düşüyor. Uluslararası bir suç şebekenin işi olduğundan şüpheleniliyor. Örgüt içi hesaplaşma deniliyor. Babanız bir suçlu muydu? Uyuşturucu satıcısı mıydı? Bu şüphe kemiriyor içinizi. Babanızın yasını bile gereken şekilde tutamıyorsunuz. Kurbanken suçlu duruma düşüyorsunuz. Sakin yaşantınız bir anda paramparça oluyor. Bu şüphe ve belirsizlik 11 yıl sürüyor. Bir karavanda iki kişinin ölü bulunmas…

Suriye’nin üç dostu

Arap Baharı’nın en kanlı bilançosu Suriye’de yaşanıyor. Yaklaşık bir yıldır devam eden isyanlar Esad hükümeti tarafından güç kullanılarak bastırılmaya çalışılıyor. Gelen haberler ülkede bir katliam yapıldığı iddialarını güçlendirirken, Şam yönetimi kırk yıllık olağanüstü hali kaldırarak, çok partili seçimin yolunu açarak ve yeni bir anayasa ile ilgili referandum yaparak halkın demokrasi ve özgürlük talebini yerine getirmeye çalışıyor. Arap Ligi, Türkiye, ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından geç kalınmış tavizler olarak yorumlanan bu adımlar ise ülkenin sürüklendiği iç savaş durumunu etkilemiyor.
Uluslararası toplumun desteğini arkasına alan Suriye Ulusal Konseyi, bu ülkelerden silah ithal etmesine izin verilmesini talep ederken, ABD Başkanı Obama’nın Esad için söylediği “Suriye’yi yönetmeyi hak etmiyor” sözü Suriye Ulusal Konseyi’nin Suriyelilerin meşru temsilcisi olarak tanınması tartışmalarına da hareket kazandırdı.
Esad yönetimi ise huzursuzluk yaratarak ülkeyi bölmeye çalışan ve Suri…

Geyikler, Noel Baba yerindeydi kuzey ışıkları sürpriz yaptı

Finlandiya’nın Kuzey Kutup Dairesi’ndeki en büyük yerleşimi Rovaniemi, Noel Baba’nın şehri olarak biliniyor. Yılın 6 ayı karlar altında, hava sıcaklığı eksi 47 dereceye kadar düşüyor. Her yıl dünyanın dört bir yanından kuzey ışıklarını görmek, geyikli kızaklarla turlara çıkmak isteyen 500 bin kişiyi ağırlıyor. İstanbullu okurumuz Karel Valansi, kuzey ışıklarının en belirgin görüldüğü günlerde kente gitti. İzlenimlerini yazdı.
Kış aylarında, hele İstanbul’da kar yağarken tatile çıkmayı planlayanlar genelde sıcak iklimli ülkeleri tercih eder. Arkadaşlarıma “Finlandiya’ya gidiyoruz” dediğimde çok şaşırdılar. Ardından can alıcı soru geldi: “Şu anda kaç derece orası?” En kolay cevabı en başta veriyorum: Biz oradayken eksi 22 dereceyi gördük... Ne görmesi, o soğuğu yaşadık!

Tarihin yankıları

2005 yılında BM kararı ile Auschwitz Kampı’nın kurtuluş günü olan 27 Kasım, ‘Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü’ olarak belirlendi. Nazi katliamında hayatını kaybeden Yahudiler, bu tarihte Türkiye dâhil birçok ülkede bir kez daha anıldı. Ancak Viyana’da aynı gün düzenlenen ‘Nazi Balosu’ insanlık tarihinin bu büyük utancı için yapılan törenlere ve altı milyon kurbana karşı büyük bir saygısızlık göstergesi oldu. Avrupa’da uzun zamandır yükselmekte olan aşırı sağın Avusturya’daki temsilcisi Özgürlük Partisi, üyesi olan antisemit ve ırkçılardan oluşan bir toplulukla gerçekleştirdiği yıllık toplantısını bu güne denk getirdi. Fransa’nın aşırı sağcı Ulusal Cephe Partisi’nin lideri Marine Le Pen de böyle bir günde kutlama yapar gibi eğlenen bu topluluğa katılarak babasının kızı olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Bu olay geçen sene Almanya’da gösterime girmesi için yine bu tarihi seçen ancak duyarlı kişiler tarafından engellenen ‘Kurtlar Vadisi- Filistin’ filmini de hatırlattı tek…

Umuda yolculuk

Tunus’ta cumartesi günü binlerce kişi toplanıp Arap Baharı’nın kapılarını açan Yasemin Devrimi’nin birinci yıldönümünü kutladı. Ellerinde kapısı açık boş kafesler, tek mumlu doğumgünü pastası taşıyan, Tunus bayrağını gururla sallayan bu kalabalık, bir sene önce yine bu meydanda toplanarak diktatör Bin Ali’den özgürlüklerini istemişlerdi. Arap Baharı, Tunuslu seyyar bir satıcının kendini yakmasıyla başladı denir. Tıpkı I. Dünya Savaşı’nın Avusturya-Macaristan Prensi Ferdinand’ın öldürülmesiyle başladığının söylendiği gibi. Oysa bunlar, patlamaya hazır bekleyen bir bombanın sadece pimini çeken, kendi başına belli bir ses getirecek olaylardı. Tunuslu satıcı bu hareketiyle baştakilere sesini duyurmaya çalışarak yardım isterken aslında umutsuzluk içinde tek cevabın ölüm olduğuna inandığı bir çaresizliği simgeliyordu. İsyanı başlatan da bu çaresizlikle kendini özdeşleştiren halkın mevcut sisteme başkaldırması oldu.

Hikayenin sonu

Her yıl sona erdiğinde, o yılın muhasebesi yapılır, kötü alışkanlıklardan vazgeçme kararları alınırken, yeni umutlarla güzel başlangıçlar hayal edilir. Ancak 2012, 2011’den devraldığı yüklü bir ‘yapılacaklar listesi’ ile göreve başladı bile. 2011 yılı, WikiLeaks depremi ve ardından Tunus’ta başlayan ve tüm Ortadoğu’ya yayılan demokrasi ve özgürlük hareketi ile hızlı bir start aldı. Tunus Lideri Bin Ali yurtdışına kaçmak zorunda kalırken, Mısır Devlet Başkanı Mübarek istifa edip tutuklandı, Libya Lideri Kaddafi kendi halkı tarafından linç edildi, Yemen’deki 33 yıllık diktatörlük sona erdi, Suriye’de ise protestolar şiddetli bir şekilde devam ediyor. Arap Baharı’nın ilham verdiği ABD’nin Wall Street hareketi ve İsrail’deki çadır protestoları da gelir dağılımındaki eşitsizliğe dikkat çekti. WikiLeaks sitesinin kurucusu Julian Assange açılan bir taciz davasıyla susturulurken, İsrail’de yaşanan tecavüz davasında Devlet Başkanı Moşe Katsav suçlu bulunup hapse mahkûm edildi. 2011’in en ses ge…

Aman Petrol Canım Petrol

Kendisine uygulanan uluslararası yaptırımların artması üzerine İran, Hürmüz Boğazı’nı geçişlere kapatmakla tehdit etti. 1982 yılında BM kararı ile uluslararası bir boğaz olarak tanımlanan Hürmüz Boğazı, Umman Denizi’ne bağlanan ve dünya petrol ticaretinin yüzde 40’ının transfer edildiği stratejik bir geçit. Sert tepkiler üzerine, Umman Denizi’nin kontrolü ellerinde olduğu için böyle bir ihtiyaçları olmadığını belirten İran, geri adım atsa da bu önemli bölge ile ilgili kaygıları arttırdı. İran’ın nükleer çalışmalarını tüm diplomatik çabalara rağmen durdurmaması, uluslararası yaptırımların artması ile sonuçlanıyor.AB, İran’a karşı petrol ambargosu uygulamayı planlıyor. ABD ise yabancı firmaların İran Merkez Bankası ile iş yapmasını yasakladı, ancak bu İran’dan petrol satın almanın tek yolu. İran’ın bu tehdidini dünya petrol piyasası sakin karşılarken, İran’da yaptırımların etkisini gösterdiği açıkça görülüyor. İki haneli rakamlarda seyreden enflasyon ve işsizlik verileri, Ahmedinecad’ın …