Ana içeriğe atla

Kayıtlar

holokost etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yom Aşoa Aşkenaz Sinagogunda anıldı

Son yıllarda katıldığım en etkili ve duygusal Yom Aşoa töreni pazartesi gecesi Aşkenaz Sinagogunda gerçekleştirildi. Jilda Abravay ve İgal Mevorah´ın sunumları, Sarah Chitrik´in müziği ve Bilgi Üniversitesinden Dr. Mehmet Ali Tuğtan´ın konuşması bu önemli törene damgasını vurdu 17 Nisan pazartesi akşamı Aşkenaz Sinagogunda düzenlenen törende 1,5 milyonu çocuk 6 milyon Holokost (Şoa) kurbanı anıldı. Tam adı  Yom Hashoah Ve-Hagevurah  (Holokost kurbanlarını ve kahramanlığı anma günü) olan bu önemli günde hem Holokost’ta hayatını kaybeden Yahudiler, hem de Varşova gettosu ayaklanmasıyla Nazilere ve onları bekleyen korkunç sona karşı çıkan kahramanlar anıldı.   Tören  Jilda Abravay  ve  İgal Mevorah ’ın Holokost kurbanı, kurtulanı veya kahramanı olan altı kişiyi tanıtmasıyla başladı. Wolf Dormanshkin, Roza Robota, Ellie Wiesel, Eva Kor, Selahattin Ülkümen ve Frida Feldman’ın hayat hikayelerinin anlatılmasının ardından  Sarah Chitrik  kemanıyla izleyen...

Sportmenlik, Hitler ve "Bir daha asla!" bilinci

Geçtiğimiz haftalarda, Üsküdar Amerikan Lisesi ile Ulus Özel Musevi Lisesi arasında bir futbol müsabakası yapıldı. Liseler arası spor karşılaşmaları, sporcu disiplinini ve becerilerini geliştirmeyi amaçlarken, yaşıt gençlerin rekabetinin sadece maç ile sınırlı kalacağını ve yeni dostlukların kurulabileceğini varsayar. Spor ahlakı her türlü sosyal, politik ve ekonomik ilişkileri barındıran toplumsal değerlerin önemli bir göstergesidir. Sporcunun rakibine ve aynı zamanda kendisine ve temsil ettiği takıma olan saygısının ifadesidir.  Fair Play  olarak da adlandırılan sportmenlik saygı, dayanışma, kardeşlik, dostluk gibi insani değerleri içerir. Bu açıdan sporcuların kurallara riayet etmelerini, rakibini düşman olarak görmemeyi ve dürüstçe oynamayı gerektirir.  Ancak, Üsküdar Amerikan Lisesi takımı öğrencileri gol atmış olmanın sevincini bir çok ülkede suç olarak tanımlanmış Nazi selamı ile vermeyi seçmişlerdir. Büyük bir insanlık suçu işlemiş, milyonlarca insanın ölüm emrini...

Zülfü Livaneli “Tarihi sadece öğrenmek değil, yüzleşmek gerekiyor”

Kamuoyunun farkındalığını ve dikkatini Struma faciasına ve kurbanlarına çeken isimlerin başında yazar Zülfü Livaneli gelir. 60 yıllık aşkının izinden İstanbul´a gelen Alman profesörle, hayatın acımasızlığı içinde yıpranmış bir kadının kendi aile sırlarını keşfetmesini anlatan Serenad romanı, bir milyonuncu baskısını gerçekleştirdi. Romanı, yakın zamanda bir Netflix filmi olmaya hazırlanan Zülfü Livaneli ile facianın 80. yıldönümü öncesinde bir araya geldik. Struma faciasının 80. yıldönümünde Zülfü Livaneli ile Serenad Haftalarca Sarayburnu açıklarında bekletilen ve daha sonra Karadeniz’e çekilip Sovyet torpidosuyla batırılan Struma gemisi Holokost’tan, ölümden kaçan Yahudileri taşıyordu. Ancak 768 kişiye mezar olan gemiden sadece bir kişi sağ kurtulabildi. Türkiye’de geniş bir kitle İstanbul kıyılarında gerçekleşen Struma Faciasını onun kitabından öğrendi. Dillerden düşmeyen şarkıların, onlarca dile çevrilmiş romanların yazarı Zülfü Livaneli ile Struma faciasının 80. yıldönümünde bir a...

Struma, Mefkure, Salvador, Parita

David Stoliar ve Siyam İsmail (Aslan) Tarihler 1941 yılını gösterdiğinde, Doğu Avrupa kendi Nazilerini yaratmış, Almanya’nın 7-8 yıla yaydığı tüm Yahudi karşıtı kararları birkaç ay içinde yasalaştırmıştı. Bölgede kurulan kamplarda Yahudilerden kurtulmak için kabul gören ‘nihai çözüm’ün uygulamaları hızlandırılmıştı. Hedef haline getirilen Yahudilerin kaçmak ya da ölümü beklemek dışında bir seçenekleri yoktu. Gidecek, onları kabul edecek bir yerleri de yoktu. Tek çare İngiliz mandası altındaki Filistin olarak gözüküyordu.   Ancak, Nazi zulmünden kaçan Avrupalı Yahudiler hayatları pahasına Filistin’e sığınmak isterken, Arapların tepkisini çekmek istemeyen İngiltere, vize almayı oldukça zorlaştırmış, hatta imkansız kılmıştı. 1939 yılında Beyaz Belge’nin (MacDonald White Paper) yayınlanması ile Filistin’e gelecek Yahudi sayısına kota konulmuş, illegal akını engellemek için Türkiye dahil, rota üzerindeki ülkelere baskı yapılıyordu.  Katliamların yoğunlaştığı 1942-1944 yılla...

'Bir daha asla!' ve anlamı

Bugün 27 Ocak. Birleşmiş Milletler 2005 yılında aldığı kararla, Sovyet ordularının Polonya'daki Auschwitz-Birkenau Nazi ölüm kampını özgürlüğe kavuşturduğu günü 'Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü' ilan etti. 11 milyon kişi ırkı, milliyeti, cinsel yönelimi, siyasi duruşu, inancı nedeniyle öldürüldü. Bunların 6 milyonu Yahudiydi. Bu 6 milyonun 1,5 milyonu ise çocuktu. 27 Ocak günü, hayatını kaybeden Holokost kurbanlarını anmak için seçildi. Amaçlanan ,  benzer acıların önlenmesi için Holokost'u toplumlarının hafızalarında canlı tutmaları gerektiğini hatırlatmak. Gelecekte benzer bir soykırımın  t ekrarlanmamasını sağlamak için, böylesi bir katliamı önleyecek çabayı göstermek, nefret ortamının oluştuğunu gösteren tehlike sinyallerini önceden görebilmek oldukça önemli.  Holokost'u anmayı sadece Yahudilere yönelik bir soykırımı anmaya indirgerseniz çıkaracağınız sonuçlar da yanıltıcı olur. Holokost'u -sırf Yahudiler için değil- bir daha hiç kimse için...

Antisemit liderlerin İsrail sevgisi

Seçtiğim başlık kendi içerisinde çelişki içeriyor gözükse de, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Avrupa’nın sağ, popülist liderleri arasında son yıllarda gelişen yakınlığı anlatabilmenin en kısa ve çarpıcı yolu bu.  Trump’ın ABD başkanı seçilmesiyle birlikte Obama dönemi sonrası rahat bir nefes alan Netanyahu, ABD büyükelçiliğinin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınmasıyla da en çok istediği hediyeye kavuşmuş oldu. Trump’ın ikinci önemli armağanı ise ABD’yi İran nükleer anlaşmasından tek taraflı ayırması ve yaptırımları geri getirmesi oldu. Anlaşmaya baştan karşı çıkan ve bu anlaşmayı engellemek için BM’de hatta Amerikan Kongresinde konuşma yapan Netanyahu için İran sadece nükleer anlamda değil, Suriye’deki faaliyetleri, Hizbullah’a desteği ile de en öncelikli tehdit algısı. Buna ek olarak Trump’ın ‘Yüzyılın Anlaşması’nı hazırlarken Filistin tarafını masaya oturtmak için yaptığı hamleler en çok İsrail’in elini rahatlattı. ABD’nin BM Güvenlik Konseyindeki veto gücü ise İsrail’i hedef...

Holokost kurbanları Ankara’da resmi törenle anıldı

27 Ocak Birleşmiş Milletler Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü sebebiyle, 24 Ocak Perşembe günü Ankara Sinagogunda geniş katılımla bir anma duası gerçekleştirildi. Aynı gün Ankara Üniversitesinde Dışişleri Bakanı Yardımcısı Faruk Kaymakçı’nın da hazır bulunduğu resmi bir tören düzenlendi Birleşmiş Milletler 2005 yılında Türkiye’nin de destek verdiği bir kararla, Auschwitz-Birkenau Nazi ölüm kampının özgürlüğe kavuştuğu 27 Ocak tarihini ‘Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü’ olarak kabul etti. 2011 yılından bu yana Türkiye resmi törenlerle bu günü anmaktadır. Bu sene Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü sebebiyle, 24 Ocak Perşembe günü Ankara Sinagogunda geniş katılımla bir anma duası gerçekleştirildi, ardından Ankara Üniversitesinde resmi bir tören düzenlendi. Ankara Sinagogu yeniden kapılarını açtı Perşembe sabahı, Hahambaşı Rav İsak Haleva, Türk Yahudi Toplumu Eş Başkanı İshak İbrahimzadeh, Ankara Yahudi Toplumu Başkanı Can Özgön ve Türk Yahudi ...