Ana içeriğe atla

Kayıtlar

varlık dergisi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

DUVARIN ARKASINDAKİ SESLER

DUVARIN ARKASINDAK İ SESLER : Ş ALOM GAZETES İ YAZARLARI KAREL VALANS İ ve R İ VA’YLA SÖYLE Şİ -  Aydın ÇAM Medya, bir öfke seline kapılmı ş , sürüklenip gidiyor adeta. Yakıcı bir öfke bu; akla ket vuruyor. İ nsanı insan yapan temel de ğ erleri unutuyor; en yakınımızdakilere, kendimize bile yabancıla ş ıyoruz. Bu yanlı ş ın içinde do ğ ruyu bulmak, bir do ğ ruya tutunmak kolay beri mümkün olmuyor. Bu noktada do ğ runun –aslında ona hiç eri ş emesek bile–, ancak sorgulamayla elde edilebilece ğ ini dü ş ünerek sormak, soru ş turmak gerekiyor. Medyanın – genellikle ve ço ğ unlukla– nefret etti ğ i insanlarla birlikte soru ş turmak... Bu, bizatihi medyanın içinden iki ki ş iyle yapılan bir soru ş turma: Karel Valansi ve Riva...[1] Medya ve nefret söylemi ba ğ lamında, kültürlerarası ileti ş im ve ili ş kileri de kapsayan kısa bir söyle ş i bu...

Varlık Dergisi: “Duvarlar örüldüğü gibi yıkılır da. Yeter ki duvar arkasındaki seslere kulak kabartılsın.”

Türkçe edebiyat dergileri arasında köklü geçmişe sahip olan ve 1933 yılından beri yayın hayatını sürdüren Varlık Dergisi, Mart sayısında gazetemiz yazarlarından Karel Valansi ve Riva Hayim ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Aydın Çam imzasıyla yayınlanan ‘Duvarın Arkasındaki Sesler’ başlıklı söyleşide, medya ve nefret söylemi bağlamında kültürlerarası iletişim konuşuldu, Türkiye’deki antisemitizm masaya yatırıldı. “Medya, bir öfke seline kapılmış̧ sürüklenip gidiyor adeta. Yakıcı bir öfke bu; akla ket vuruyor. İnsanı insan yapan temel değerleri unutuyor; en yakınımızdakilere, kendimize bile yabancılaşıyoruz. Bu yanlışın içinde doğruyu bulmak, bir doğruya tutunmak mümkün olmuyor. Bu noktada doğrunun –aslında ona hiç erişemesek bile–, ancak sorgulamayla elde edilebileceğini düşünerek sormak, soruşturmak gerekiyor. Medyanın – genellikle ve çoğunlukla– nefret ettiği insanlarla birlikte soruşturmak...” diye anlatıyor Çam Türkiye’deki durumu ve yazarlarımızın sesini duyurarak, o görünmez d...