Ana içeriğe atla

Geri Çekilme Tarihi, Protestolar ile Yaklaşıyor…

Geçtiğimiz sene İsrail’in Gazze’den çekileceği açıkladığı zaman bu haber terör saldırılarından bıkan halk tarafından desteklenmiş, ancak çekilme yaşanacak bölgedeki halk ve sağcılar karara tepki göstermişlerdi. Bugün protestocuların sayısı da sesi de çok yükseldi ve birçok İsrailli iç savaştan korktuklarını dile getiriyorlar

İsrail Başbakanı Ariel Şaron geçtiğimiz sene İsrail’in Gazze’den çekileceğini açıkladığı zaman, bu haber tüm dünyada bir bomba etkisi yaratmış, ABD’nin desteklediği yol haritası planına göre gerçekleşmesi gereken bu çekilme terör saldırılarından bıkan halk tarafından bir barış umudu olarak benimsenmiş, çekilme yaşanacak bölgedeki İsrailliler ve bazı sağcılar karara karşı olduklarını bildirmişlerdi.
Bu plana göre, Ariel Şaron 1,3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’de bulunan ve 5000’e yakın Yahudinin yaşadığı tüm 21 yerleşim birimini ve Batı Şeria’da bulunanan Yahudi yerleşim birimlerinden 4’ü boşaltılacak, böylece Filistin toprakları ile İsrail toprakları arasında bir sınır oluşturulacak ve güvenlik duvarı ile İsraillilerin güvenliği sağlanmış olacak.  Şaron’un bu planı ile amaçladığı Filistin tarafı ile barış görüşmeleri başarısızlığa uğrasa bile Filistinliler ile İsrail topraklarını birbirinden ayırmak.
Birçok ülkenin desteklediği kararda en önemli rollerden biri Mısır’a düşüyor. Mısır’ın görevi, Gazze ile olan sınırını koruma altına alarak terörist örgüt Hamas’ın silah geçişini önemli düzeyde azaltmak ve bölgenin İsrail askerleri çekildikten sonra bir anarşi ortamına sürüklenmemesini sağlamak.
Aradan bir yıl geçti. Gazze’den çekilme için belirlenen tarih çok yaklaştı. Şaron ilk başta kararlaştırılan tarih olan temmuz ortası yerine Ağustos ortası geri çekilmenin gerçekleşeceğini bu değişikliğin sebebinin de seçilen tarihin Yahudi yas zamanı Teşabeav’a denk gelmesinden dolayı olduğunu bildirdi. Şaron ayrıca Filistin Özerk yönetimi (FÖY) tarafından söz verilen silahsızlanma sağlanıncaya kadar geri çekilmenin durdurulacağını açıkladı. FÖY güvenlik sorumlusu Abu Şbat ise savunma silahı olarak adlandırdıkları silahları bırakmayacaklarını ama bu silahların amacına aykırı kullanılmayacağını bildirdi.
Şaron 1967’de yaşanan altı gün savaşlarında askeri, ideolojik ve dini kanat ile ortak hareket ederek tarihsel Yahudi topraklarını elde etmiş, Gazze ve Batı Şeria’da inşa edilecek Yahudi yerleşim bölgelerini askeri önceliklerine göre seçmiş ve bu konuda birçok yeniliğe imza atmıştı. Yıllar geçince Şaron’un en azından Gazze ile ilgili fikirlerinin değiştiği bir gerçek. Gazze’den geri çekilme kararı İsrail politikasını alt üst etti, kendi partisi olan Likud ile de problemler yaşamasına sebebiyet verdi. Likud’da yaşanan istifalar sonrasında, hükümeti kurabilmek için birçok farklı parti ile koalisyon kurmak zorunda kalmış, referandum, bütçe’nin onaylanması gibi zorluklar ile baş etmiş ama şu an karşısında duran iç savaş tehlikesi her şeyden daha vahim.
Bütçenin onaylanması ile politik olarak yenilen geri çekilme karşıtları artık başka yollarla seslerini yükseltmiş durumdalar. Geri çekilmeye karşı olan ve istatistiklere göre azınlıkta olan grup, geri çekilmenin gerçekleşmemesi için birçok protesto gerçekleştiriyor. Bazıları Tsfat mezarlığına protesto yazıları yazma, Gazze şeridindeki devlet arabalarına zarar verme veya evlerini, topraklarını terk etmek zorunda kalacak ailelerin dramını İsraillilere ulaştırma yollarına giderken bazıları ise çok daha sistematik ve planlı protestolar yapmaktalar.
Nisan ayında Gazze’den çekilmeye karşı olanlar El Aksa Cami’ye gireceklerini açıkladılar. İslam dünyasının üçüncü kutsal yeri olan cami aynı zamanda Yahudiler için kutsal olan tapınağın kalıntılarının üstüne inşa edildi ve her zaman İsrail ile Filistinliler arasında tartışma yarattı. Protestocular Filistinleri kışkırtarak şiddetli bir tepkide bulunmalarını sağlarsa İsrail’in geri çekilmeden vazgeçeceğini düşünüyorlar. Eylül 2000’de dönemin Muhalefet lideri Ariel Şaron’un El Aksa Cami'yi ziyaret etmesi 4 yıl sürecek İsrail- Filistin çatışmasını başlatmıştı.
Geri çekilmeye karşı Homeş’te yapılan yürüyüşe 17 bin kişi katıldı. İsrail özgürlük bayramı günü toplam 50 bin İsrailli geri çekilme planına göre terk edilecek yerleşim yerlerine giderek yerleşimcilerin protestolarına katıldı ve konuşmalar yaparak desteklerini gösterdiler. Protestocular geri çekilmeyi engellemek amacı ile güney Gazze’de yeni bir sinagog’un yapılmasının gerekliliğini dile getirdiler. Yerleşimciler Şaron’u kendilerine soykırım yapmakla suçladılar ve Eylül 2000’de başlayan intifa’dan sorumlu olduğunu hatırlatarak binlerce kişinin ölümünden ve ailenin dağılmasına sebebiyet verdiğini yinelediler.
Radikal dinci Yahudiler İsrail devletine karşı olduklarını açıklayarak İsrail bayrağını yaktılar ve ancak Tanrı böyle bir devlet kurabileceğini açıkladılar. İki grup Batı Şeria’daki iki Filistin köyüne girmek isterken İsrail polisi tarafında durduruldular ve 20 kişi gözaltına alındı. Ayrıca bazı organizasyonlar hükümet çalışanlarına çağrıda bulunarak geri çekilme ile ilgili gelen tüm emirlerin göz ardı edilip yırtılmasını talep ettiler.
İsrail’deki birçok otobüs durağında Şaron’u demir parmaklıklar arkasında gösteren posterler var. Altında da şu cümle okunuyor: “Geri çekilme seni kurtaramayacak.” Özgürlük bayramında geleneksel olarak oynanan Tarih oyununda soru sorma sırası kendisine gelen Şaron kız öğrenciler tarafından protesto edildi ve “Yahudi, Yahudi’yi kovmaz” şeklinde sloganlar ile soru sorması engellendi. Okul yönetimi öğrencilerin protestosunu desteklemediklerini fakat demokratik ve şiddet içermediğini belirterek öğrencilere bir cezanın verilmeyeceğini açıkladılar.
Şaron hükümetinden geri çekilmeye karşı olan bakan Nathan Sharanksy istifa etti. Gazze’den çekilmenin büyük bir hata olduğunu belirten Sharanksy, Filistin şiddetinin artacağını ve barış için her iki tarafından da özveride bulunmasının gerektiğini, tek taraflı adımlar ile barışın oluşturulamayacağını düşündüğünü açıkladı.
Trafiğin en yoğun olduğu aksamüstü 5te, protestocular yol kesişimlerinde toplanarak lastik yaktılar. Bu şekilde önemli otoyolları kapatan protestocular İsraillilerin evlerinden atılırken iş yapılamayacağını savundular. Ulusal güvenlik derecesi en yükseğin bir altı olan 3’e yükseltilirken, önemli Kudüs anayolları ile Tel-Aviv – Hayfa yolu tamamen kilitlendi. 300’den fazla tutuklama gerçekleşti. Ayrıca tren istasyonlarına bomba ihbarı yapan protestocular böylece tren yollarını uzun bir süreliğine kullanılamaz hale getirdiler.
Bu sırada medya mensupları da birbirini suçlamaya başladılar. Şaron’un Likud geri çekilmeye destek referandumundan olumlu sonuç alabilmesi için geri çekilmeye karşı olanları kabineden çıkarmasının ve Yüksek mahkemenin bu çıkarmalar konusunda uyarısını, Şaron’a olan yakınlıkları yüzünden, kamuoyundan sakladıkları meslektaşları tarafından ileri sürülüyor.
Ariel Şaron, Times dergisine verdiği röportajda geri çekilme kararının hayatında verdiği en zor karar olduğunu ve bu yaşanan gelişmeler nedeni ile koruma sayısını arttırdığını, can güvenliğinden endişe ettiğini belirtti. NBC televizyonuna verdiği demeçte ise İsrail’in bir iç savaş atmosferi içinde bulunduğunu fakat geri çekilmenin barışçıl ve rahat bir şekilde gerçekleşmesi için elinden geleni yapacağını anlattı.
İsrail’de protestolar sürerken Filistin tarafında ise İsrail’in kuruluş yıldönümü bir “felaket” olarak adlandırılıp mülteci konumundaki 700 bin Filistinli için saygı duruşunda bulunuldu. FÖY Başbakanı Ahmet Kurey yaptığı konuşmada 1967 sınırlarına sahip bağımsız bir Filistin devleti arzuladıklarını dile getirdi. Bu gelişme üzerine İsrail başbakan yardımcısı Ehud Olmert, bu gibi bir tutum FÖY’ün İsrail’i bir gerçek olarak değil, halen yok edilmesi gereken bir problem olarak gördüklerini gösterdiğini belirtti.
Şaron Filistinliler silahsızlanma sözlerini yerine getirmedikleri için 21 Şubatta Mısır’da anlaşmaya vardıkları 900 mahkumdan kalan 400’ünün serbest bırakılmasını dondurdu. Şaron önceki günlerde anlaşma gereği 500’ünü serbest bırakmıştı. FÖY lideri Mahmut Abbas’tan militanlara karşı daha caydırıcı olmasını isteyen Şaron, bu mahkumların serbest bırakılması karşılığında talep ettiği çift taraflı ateşkesin İsrail şehirlerine atılmaya devam edilen roketler ile bozulduğuna dikkat çekti.
Şaron’un geri çekilmedeki kararlılığı nedeni ile kendisinin bunu gerçekleştirebilecek tek kişi olabileceğini düşünenler kendisini Fransa’nın efsanevi lideri Charles de Gaulle’e benzetiyor. Cezayir’den çekilmesi ile destekçilerini şaşırtan de Gaulle konservatif bir başkan olarak tanınıyor.
Tel Aviv Üniversitesi ortadoğu bölüm başkanı profesör Aşer Susser, süregelen bu kavganın sebebinin sadece geri çekilme olmadığını, aynı zamanda “İsrail’in ne olduğunun tekrar tanımlanması” anlamını taşıdığını belirtti.  Profesör Susser’e göre Şaron artık İsrail’in yüksek nüfusa sahip Filistinli Arapları yönetemeyeceğini kavradı. Araplar 6,9 milyonluk İsrail nüfusunun % 20 sini oluşturuyor. Bu sayının içinde Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan 2 milyon Filistinli bulunmuyor.
Diğer taraftan, söz verilmiş olmasına rağmen Filistin tarafı Gazze’deki teröristlerden temizleyemedi, Mısır silah geçişini kontrol altına alamadı. Ayrıca FÖY’de Fatah kanadı olan Mahmut Abbas’a karşı yükselen bir ses var: Hamas. 17 Temmuzda FÖY’de yapılacak kabine seçimleri ile Hamas iktidarı ele geçirirse pazarlık yapılacak veya barış görüşmeleri sürdürülebilecek bir ortam kalmayacak. Çünkü Hamas’ın ideali İsrail devleti’ni yok etmek. FÖY’de İsrail’in kuruluş gününü yas günü olarak hatırlaması da bu eğilimin bir göstergesi olarak gösteriliyor. İsrail dışişleri bakanı Silvan Şalom’un da içinde bulunduğu önemli bir grup Hamas’ın içinde bulunduğu bir hükümet ile nasıl pazarlık yapılacağını ve geri çekilme planı karşılığında özlenen barışa nasıl ulaşılacağını kestiremiyor. Ayrıca İsraillilere karşı yapılan yüzlerce saldırıyı üstlenen Hamas İsrail’de terörist bir organizasyon olarak tanımlanıyor.
Bazıları Şaron’un İsrail seçimleri yaklaşırken Likud liderliğinin tutmak için bazı fikirlerinden feragat edeceğini düşünüyor. Şaron’un bu yerleşim birimlerini vererek geride kalan yerleşim bölgelerinde İsrail’in kontrolünü daha fazla arttırmak istediği de konuşulan diğer bir konu. Şaron, Gazze’deki tüm 21 İsrail yerleşim yerini ve Batı Şeria’daki 120 yerleşim yerinden 4’ünü kapattıktan sonra Batı Şeria’da bulunan Maaleh Adumim’e 3000 yeni hane eklemeyi planladığını açıkladı. ABD başkanı George Bush’un karşı olduğu bu durum üçüncü bir intifada getireceği ve barış için bir gelişme sağlayamayacağı konuşuluyor. Bu olasılığı destekleyenlerin atladığı bir nokta ise İsrail politikasının artık 1967’de olduğu gibi genişleme amacında olmadığı gerçeği.
Bu gelişmeler ışığında, İsrail Filistinlilerle masaya otursa da oturmasa da artık çok ciddi bir şekilde İsrail sınırlarını çizmek zorunda çünkü Gazze’de başlayan geri çekilmenin sonuçları daha belli değil ve başka yerlerde devam edip etmeyeceği de. İsrail halkının asıl karar vermesi gereken soru hangisinin daha önemli olduğu: tüm topraklara sahip olmak fakat terör ile beraber yaşamak mı? yoksa bazı yerlerden çekilip özlenen barışa yaklaşabilmek mi?

Karel Valansi
Şalom Gazetesi ANALİZ 18 Mayıs 2005

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayır, hayat her şeye rağmen devam etmiyor

6 Eylül 1986.Uzun bir aradan sonra restore edilerek yeniden ibadete açılan Neve Şalom Sinagogu’ndaki bu ilk şabat duasında normale nazaran daha az bir kalabalık vardı. Henüz okullar açılmadığı için, bir çok aile yazlıklarından İstanbul’a dönmemişti. Bu durum, teröristlerin planladığı kadar büyük bir saldırı gerçekleştirmelerine engel oldu ancak dini vecibelerini yerine getirebilmek için sinagogun kapılarından son kez içeri giren 22 kişinin hayatlarını, geride kalan ailelerinin ve bizlerin umutlarını çaldılar. 1940’larda Galata bölgesinde artan nüfusun ihtiyacını karşılamak üzere Musevi lisesinin spor salonunun iptali ile ibadethaneye dönüştürülen geçici mekan, ileriki yıllarda kurulacak Neve Şalom Sinagogunun da temelini oluşturmuştu. 1951 yılında açılan modern sinagog için seçilen ismin kelime anlamı “barış vahası” idi. Ancak bu 65 yıl boyunca isminin aksine birçok terör saldırısının ana hedefi oldu. 1986 saldırısına kadar Türkiye’deki herhangi bir cami veya kilise gibi gezilebilen, k…

Zelenskiy’nin Ukraynası

İdealist, cesur ve yolsuzluklara karşı duran bir öğretmenin tesadüfler sonucu devlet başkanı olmasını konu alan ‘Halkın Hizmetkârı’ dizisinde oynadığı rol hayatını değiştirdi. Küçük bir kasabadan gelen ve kabare grubuyla ülkeyi gezen 1978 doğumlu Vladimir Zelenskiy, önce önemli bir aktör, sonra ülkenin devlet başkanı oldu.  Oynadığı bu rolle halkın sevgisini, daha önemlisi güvenini kazanan Zelenskiy, geçen sene yapılan seçimlerde rakibi eski Devlet Başkanı Petro Poroşenko’yu büyük bir farkla yenerek Ukrayna’nın yeni devlet başkanı seçildi. Oynadığı rol senaryodan sıyrılıp gerçeğe dönüşürken, siyasi bir tecrübesi olmayan bir komedyenin, siyasete uzak yeni bir ismin seçilmiş olması, halkın daha önce yaşadığı hayal kırıklıklarını, müesses nizama olan kızgınlığını ve bıkkınlığını göstermeye yetiyor. Rusya tehdidi ise dil ve kimlik açısından bir hayli bölünmüş olan halkın tek bir isim üzerinde anlaşmasını sağlamış oldu. Siyasi bir geçmişi, tecrübesi bulunmayan Zelenskiy, Ukrayna’ya vaat e…

Koronavirüs Türkiye-İsrail İlişkilerinde Bir Kapı Aralayabilir mi?

Koronavirüs bir çok ilişkiyi yeniden tanımlarken, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin yeniden normalleşmesi için bazı fırsatlar da sunuyor. Ancak bunları değerlendirmek, yeni bir bakış açısıyla ilişkileri ele almak bu iki devletin elinde. İlişkilerdeki güvensizlik ve bunun halklara yansıyan olumsuz etkisi istenirse aşılabilir ama bunun için başta siyasi irade ve dış politikada bir açılım gerekir. Doğal afetlerin ya da pandeminin başlatacağı bir yakınlaşma ancak bu irade olursa sağlanabilir. 
İsrail koronavirüse bir yıldır süren siyasi bir kriz ve Yüzyılın Anlaşması’nın açıklanmasının hemen ardından yakalandı. Pandemiye karşı sert tedbirleri çok hızlı aldı. Zayıf halkası ise modernliği ve seküler yaşam tarzını reddeden Haredimlerdi(ultra-Ortodoks Yahudiler). Türkiye ise koronavirüse karşı biraz daha geç ve bu kadar sert olmayan ama gerekli bir takım tedbirler aldı.  Elinin değdiği her yeri ve her şeyi içine alan ve hayatı durdurma noktasına getiren koronavirüse karşı insanlık büyük…