Ana içeriğe atla

İsrail´de gerçekleşen Medya Zirvesine yeni hükümet tartışmaları damga vurdu

 

İsrail Dışişleri Bakanlığı ve Diaspora Bakanlığı tarafından Kudüs´te beşincisi düzenlenen Jewish Media Summit´te (Yahudi Medya Zirvesi) dünyanın çeşitli ülkelerinden 100 gazeteci bir araya geldi. Zirvede İsrail´in iç ve dış sorunları masaya yatırılırken birlik ve dayanışma söylemi öne çıktı. Türkiye adına Karel Valansi zirveye katıldı



İsrail Dışişleri Bakanlığı ve Diaspora Bakanlığı tarafından Kudüs’te düzenlenen Jewish Media Summit’e (Yahudi Medya Zirvesi) ABD, Kanada, Panama, Hırvatistan, Fransa, İtalya, Sri Lanka dahil dünyanın birçok farklı ülkesinden yaklaşık 100 gazeteci katıldı. Dört gün süren zirve boyunca gazeteciler, İsrail’in önde gelen politikacıları, gazetecileri ve fikir önderleriyle bir araya geldi. Düzenlenen iki gezi ile gazetecilerin İsrail’i ilk elden tanıması amaçlandı. İran ve İbrahim Anlaşmaları gibi dış politika konuları, antisemitizmle mücadele ve İsrail ile dünya Yahudilerinin ilişkileri ana temalar olarak seçilmiş olsa da Netanyahu’nun kurmak üzere olduğu yeni hükümet tüm gündemi etkiledi. Toplantılarda konu ne olursa olsun söz dönüp dolaşıp Netanyahu’ya, yeni koalisyon ortaklarına ve kuracağı hükümetin İsrail ve dünya Yahudilerine olası sonuçlarına kilitlendi. Öte yandan, Hanuka bayramı sırasında düzenlenen zirveyle katılımcılar birçok farklı Hanuka geleneğini ve şarkısını paylaşma imkanına kavuştu.

Daha çoğulcu bir yapı

Daha önceki zirvelerin dikkat çeken ana özelliği katılımcılar arasında Amerikalı gazetecilerin hatta blogger’ların sayısal üstünlüğüydü. Önceki toplantıda neredeyse ABD’nin her eyaletinden bir gazeteci bulunuyordu. Bu durum zirvenin programında, seçilen konularda ve paneller sonrası gerçekleşen soru-cevap kısmında da kendini belli ediyordu. Her ne kadar hedef İsrail ile dünya Yahudilerini yakınlaştırmak olarak belirlenmiş olsa da, Amerikan Yahudi toplumunun endişe ve öncelikleri tartışılan ana meseleler oluyordu. Bu durum diğer ülke katılımcılarının kendilerini ve sorunlarını daha az önemli hissetmelerine ve İsrail’in dünya Yahudileri ile ilişkilerini iyileştirmek derken aslında aklındakinin öncelikle ABD olduğu, Amerikan Yahudilerinin İsrail ile olan ilişkilerinin tamirinin zirvenin en önemli hedefi olduğu net bir şekilde gözüküyordu.

Bu sene beşincisi düzenlenen zirvenin öncekilerden en büyük farkı katılımcıların çok daha dengeli bir şekilde dağılmasıydı. ABD’nin zirvedeki ağırlığı azaldı. Güney Amerika ve Doğu Avrupa ülkeleri daha görünür oldu ve sorunlarını dile getirme imkânı buldular. Daha önce katılmamış birçok ülke bu sayede zirveye katılma imkânı buldu.

Her ülkenin farklı sorunları var

Amerikalı katılımcılar, İsrail ile Amerikan Yahudilerinin arasındaki ilişkilerin bozulması ve özellikle genç neslin İsrail’e desteğinin azaldığını vurguladı. Bu durumun ana sebebi olarak devlet eliyle dikte edilen Ortodoks dini kurallar gösterildi. İsrail ile genellikle liberal olan ABD Yahudileri arasındaki uçurumunun simgesi ise Kotel, yani Ağlama Duvarı. Ortodoks olmayan Yahudilerin Kotel’de kendi geleneklerine göre dua etmesi için alternatif bir yer ayrılmasını öngören ve kadınlara eşitlik sağlayan yasa birkaç yıl önce çıkarılmış ancak Ortodoksların baskısıyla bir türlü hayata geçirilememişti. Kotel söz konusu olduğunda Amerikalılar, İsrail’in bu konudaki tutumunu inançlarına saygısızlık ve dini kimliklerine saldırı olarak görüyor. Buranın herkes için kutsal olduğunu vurgulayarak Ortodoks kurallarının belirleyici olmasına karşı çıkıyorlar. Bu durumun İsrail’le bağlarını zedelediğini söylüyorlar. Netanyahu’nun kuracağı hükümetin Yahudi dinine geçmenin yanı sıra tüm Yahudilere İsrail’e vatandaşlık hakkıyla göç etme olanağını veren Geri Dönüş Yasasını değiştirmeye yönelik söylemleri ise tepkiyle karşılandı.

İsrail´de gerçekleşen Medya Zirvesine yeni hükümet tartışmaları damga vurdu

Güney Afrika, Kanada ve bazı Avrupa ülkelerinden katılımcılar BDS dahil İsrail’i gayri meşrulaştırma çabalarının karşısında kendilerini savunmasız hissettiklerini belirtti. Birçok ülke antisemitizmin hiçbir zaman kökü kurumayacak bir hastalık olduğunu, dönem dönem kılıf değiştirse de hep var olduğunu hatırlattılar. İsrail’in gayri meşrulaştırma çabalarının ve uluslararası örgütlerde çifte standarda maruz bırakılmasının yeni bir antisemitizm türüne örnek olduğu vurgulandı. Anti-Siyonizm’in yeni bir tür antisemitizm olduğunun altı çizilirken, Yahudilerin kendi ülkelerinde bazı durumlarda İsrail’in bir uzantısı olarak görüldüklerini, İsrail’in politikaları nedeniyle baskıya maruz kaldıklarını belirttiler.

İki ülke, Panama ve Macaristan katılımcıları, ülkelerinde hiç antisemitizmi hissetmediklerini ve ülkelerinin İsrail ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu vurguladı. Panama hakkında çok fazla bilgim olmasa da, Macar katılımcının ileri demokrasi olarak tanımladığı Macaristan’da durumun o kadar da gül pembe olmadığından eminim.

Yeni hükümet tüm konuşmaların konusuydu

İsrail’in önde gelen birçok ismi konuşmalarıyla bizlerle birlikte oldu. Diaspora Bakanı Dr Nachman Shai, dünya Yahudilerinin tek bir millet olduğunu vurgularken, İsraillilerin dünya Yahudilerini anlayamadıklarını belirtti. İsrail’de doğan büyüyen İsraillilerin Yahudi bir devlette yaşadıkları için standart kabul ettikleri birçok konunun İsrail dışında yaşayan Yahudiler için çaba gerektiğini anlamadıklarını belirtti. Bazı katılımcılar, ülkelerinde yaşayan İsraillilerin, var olan Yahudi toplumuyla ilişki kurmadığını, ancak ihtiyaç halinde (sünnet, cenaze vs) ilişki kurduklarını belirtti.

Savunma Bakanı Benny Gantz İran tehlikesinin altını çizerken, İsrail Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu Bölüm Başkanı Uri Rothman, İbrahim Anlaşmalarıyla birlikte Arap ülkelerinde İsrail’e karşı tek ve katı bir bakış olmadığını belirtti. Daha önce Ankara büyükelçiliğinde de görev alan İsrail’in Abu Dabi Büyükelçiliği Sözcüsü Shifra Weiss İsrail’in artık kabul edildiğini, Yahudiliğe karşı bir merak ve tanıma isteği olduğunu söyledi. Weiss ayrıca Abu Dabi’de Abrahamic House’un (İbrahim Evi) açılacağını ve içerisinde sinagog, kilise ve cami bulunacağını belirtti.

Knesset ziyaret

Knesset (İsrail meclisi) ziyaretinde farklı görüşten dört milletvekili ile görüştük; Likud’dan Yuli Edelstein, Mahane Mamlachti’den Sharren Haskel, İşçi Partisinden reformist haham Gilad Kariv ve sağcı parti Agudat Yisrael’den Rabbi Isaac Schapira. Yeni hükümetle ilgili endişelerimizi belirttiğimiz konuşmalarda gelecek hükümet her şeyin daha iyi olacağını belirterek görevi bırakacak hükümeti suçlarken, gidecek hükümet de kendi dönemindeki başarılı konuları ön plana çıkarıp, gelecek hükümet ile ilgili olası sıkıntıları belirttiler. Geri Dönüş Yasasının değiştirilmesi, dini okullarda matematik, İngilizce gibi seküler derslerin çıkarılması, aşırı sağ partilere verilecek bakanlıklar gibi konular tartışıldı.

İsrail’in Washington eski Büyükelçi Michael Oren, 75. yaşına yaklaşan İsrail’in 100 yıl için hedefler koyması gerektiğini belirtti ve ‘Vision 2048’ planını tanıttı. Kısa süre sonra bu konuda bir kitabının da yayınlanacağını belirtti. Yeni hükümetle ilgili ise Oren, “Seçimlerde herkes her şeyi söyler, başa geçtiklerinde ne yaptıklarına bakmak gerekir” dedi.

Çarşamba gece yarısına tam 12 dakika kala Binyamin Netanyahu İsrail Devlet Başkanı Yitzhak Herzog’u arayarak hükümeti kurduğunu açıkladı. Perşembe sabahı ise Herzog bizlerin karşısındaydı. Herzog, “Gece yarısına yakın, Bay Netanyahu'dan bir hükümet kurabileceğini bildiren bir telefon aldım. Kendisini tebrik ettim ve başarılar diledim. Netanyahu hükümetin tüm İsrail halkına yönelik çalışacağını belirtti. Bildiğiniz gibi, İsrail Devlet Başkanı olarak İsrail siyasetine müdahale etmem. Ancak yeni hükümetinin tüm İsrail halkını kapsayacak şekilde çalışması gerektiğini Netanyahu’ya hatırlattım. Ayrıca, Kuruluş bildirgemizin ruhuna uygun olarak, İsrail’in tüm Yahudi halkıyla bağının olduğunu belirttim,” ifadelerini kullandı.

Negev, Tel Aviv, Shtisel

Zirvenin bir günü iki gruba bölünen katılımcıların bir bölümü Tel Aviv’deki Peres Barış ve İnovasyon Merkezine, i24 televizyon kanalına ve Yahudi Müzesine gitti. Diğer grup ise Negev’deki Tze’elim Askeri Üssünü ziyaret etti. Gazze sınırındaki bu üste, tanklar ve genel işleyişle ilgili bilgi aldık; İsrail ordusunun etik kurallarını anlatıldı. Daha sonra yine sınırdaki Nirim Kibbutzu’nu ziyaret ederek siren çaldıktan sonra güvenli bir yere sığınmak için sadece 10 saniyeleri olan bu cennet gibi huzurlu yerin sakinleriyle tanıştık. Gün, Tel Aviv’deki Friends of Zion müzesinde sona erdi.

Zirvenin belki de en eğlenceli ve keyif verici konuşması Netflix’te yayınlanan Shtisel dizisinde Giti Weiss’i oynayan Neta Riskin’in ilham verici konuşması oldu. Yayınlanmamış bölümleri ve dizinin yapım sürecini esprili bir dille anlatan Riskin’in ardından katılımcıların zirvenin muhasebesini yaptıkları son panelle zirve sona erdi.

Karel Valansi Şalom Gazetesi 28 Aralık 2022 https://www.salom.com.tr/haber/124193/israilde-gerceklesen-medya-zirvesine-yeni-hukumet-tartismalari-damga-vurdu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different countri

Her yaşam bir roman - Panama´daki Türk Yahudileri

Panama´da hızla büyüyen bir Yahudi yaşamı var. Café con Teclas kitabının yazarı gazeteci Sarita Esses´in yanı sıra Antakyalı Eli Cemal, Mersinli Musa İlarslan, Trakya kökenli Julia Kohen de Ovadia ve kuzeni İstanbullu Çela Alkabes de Eskinazi ile göç hikayelerini ve Panama´daki yaşamlarını konuştuğumuz keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Julia Kohen de Ovadia İstanbul doğumluyum. Babam Çanakkaleli Aron Kohen, annem ise Çorlulu Suzi Bahar.  Seneler evvel büyükbabamın eltisi Meksikalı Sultana genç yaşta çocuksuz dul kalınca küçük teyzem Donna’yı yollamasını istedi anneannemden. Donna da Sultana teyzesiyle yaşamak için Meksika’ya gitti. Orada eniştem Moises Mizrachi ile tanıştı ve evlenerek Panama’ya taşındı. Büyükbabam Nessim Bahar vefat edince anneannem Coya, ablam Malka ile iki aylığına kızını görmeye Panama’ya gitti. Ancak orada ablam eniştemle tanıştı, evlendi ve hayatını Panama’da kurdu. Dört çocuğu ve on torunu var. Ablamın düğünü için Panama’ya geldiğimizde ben Saint Pulcherie’de

Survivor Hayim’in gerçek dünyası - Söyleşi

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri… Survivor maceran nasıl başladı? Katılmak nereden aklına geldi? Arkadaşlarımla uzun süredir Survivor’u takip ediyorduk. Hep katılmak istiyordum ama televizyona çıkmak beni korkutuyordu. Geçen sene iki yakın arkadaşım Dominik’e gittiler. Yarışmacıları