Ana içeriğe atla

Her yaşam bir roman - Panama´daki Türk Yahudileri

Panama´da hızla büyüyen bir Yahudi yaşamı var. Café con Teclas kitabının yazarı gazeteci Sarita Esses´in yanı sıra Antakyalı Eli Cemal, Mersinli Musa İlarslan, Trakya kökenli Julia Kohen de Ovadia ve kuzeni İstanbullu Çela Alkabes de Eskinazi ile göç hikayelerini ve Panama´daki yaşamlarını konuştuğumuz keyifli bir sohbet sizleri bekliyor.

Ablamın düğünü için Panama’ya geldiğimizde ben Saint Pulcherie’de ikinci hazırlıkta okuyordum. Düğünden sonra İstanbul’a döndük. Annem kızından ayrı düştüğü için üzgündü ama hayat normal devam ediyordu. Ancak 1979’da kuvvetli olaylar başladı her yerde. Komşumuz olan eczacı dükkanının önünde öldürüldü; her gün üniversitelerden kötü haberler geliyordu. Babamlar korktu ve 1980’de dayımla beni Panama’ya ablamın yanına yolladılar. 17 yaşındaydım; çok üzgündüm arkadaşlarımdan ayrılmıştım. Şimdi iyi bir karar aldıklarını düşünüyorum. Lisenin son iki senesini burada okudum.

1981’de annem ve babam da Panama’ya geldiler. Burada çok mutlu yaşadılar ama annem Türkiye’yi, Büyükada’yı, arkadaşlarını ve komşuluğu çok özledi, içinde hep bir ah vardı. Ben ise 1985 yılında, küçük yaşta ailesiyle İsrail’den Panama’ya göç etmiş olan eşim Joseph ile evlendim, dört çocuğum var. Onlara Türkçe öğretmedim diye bana çok kızıyorlar. Sefarad yemeklerini tanıyorlar, çoğu Ladino deyimleri ve Türkçe ninnileri biliyorlar. Özellikle “los pipinos se alevantaron para harvar el bahçivan” ve annemin hep söylediği “ojiko (nazar boncuğu) koy çocuklara.”

Burada Sueni geleneği var. Kayınvalideler gelinlerine düğün öncesi çeyiz benzeri hediyeler alır. Ben de Türkiye’den çok güzel şeyler aldım gelinime; hamam eşyaları, bornoz, havlu... Çok beğenilince bunu işe dönüştürdüm ve sık sık Türkiye’ye gidiyorum. 42 senedir Panama’dayım. Burada 100-150 kadar Türk olduğunu sanıyorum. Panama’da yaşayan Türkler olarak ‘çay buluşması’ grubumuz var. Birbirimize yardım ediyoruz, Cumhuriyet bayramlarında bir araya geliyoruz. Bir dönem elçilik için çeviri de yaptım. Burada yaşadığım için çok mutluyum ancak hep bir özlem var içimde anavatan için.

Sarita Esses

Panama’nın toplam nüfusu 4 milyon ve bunun 15 binini Yahudiler oluşturuyor. Üç büyük Yahudi topluluğu var; en kalabalığı Sefaradlar, sonra Aşkenazlar ve Reformistler geliyor. Dini açıdan Reformistler Panama Yahudi Toplumunun parçası kabul edilmiyor çünkü çoğunluğu karışık evliliklerden geliyor ve din kurallarını uygulamıyorlar. Panama Yahudileri çok dindar ve gelenekseldir. Asimilasyon neredeyse yok denebilir. Karma evlilik yapanlar toplum hayatından uzaklaştırılıyor. Nüfus, son yıllarda özellikle Kolombiya ve Venezüella’dan gelen Yahudi göçleriyle arttı. Ayrıca kalabalık, dört çocuklu ailelere çok sık rastlanıyor. Ortodokslarda bu sayı altı-yediye çıkabiliyor.

Sefarad toplumunun adı Şevet Ahim Cemaati. Yahudi yaşamını Tevrat'ın ilkelerine göre sağlamlaştırmaya adamış Hahambaşı Sion Levy ZL” tarafından 1950’lerde kuruldu. Öncesinde Panama’da ne mikve vardı ne de Şabat duaları gerçekleşiyordu. Büyük bir kararlılıkla birkaç sinagog, Yahudi okulları, kaşer marketler, çok sayıda restoran, yeşiva ve toplumsal kurumlarla güçlü bir cemaatin temellerini attı.

Annem ve babam birçok Panama Yahudi’si gibi Halep, Suriye kökenli. Ancak annemin ailesi Lübnan’a yerleşmişti. İsrail kurulduktan sonra, Arap ülkelerinde yaşayan birçok Yahudi gibi babam ve ailesi de ülkelerini terk etmek zorunda kaldılar ve Panama’ya geldiler. Babam sonraları para kazanabilmek için Japonya’ya gitti. Babam, annemin bir fotoğrafını gördü, beğendi ve tanışmak için Lübnan’a gitti. Bir ay içinde evlenerek Japonya’ya geri döndüler. Kardeşlerim ve ben Japonya’da doğduk. En büyük ablam on yaşına geldiğinde, annem ve babam çocuklarını Yahudi bir ortamda büyütebilmek için Panama'ya geldiler.

Panama Yahudileri için güvenlik 1994 yılında değişti. 19 Temmuz 1994’te, yani Arjantin’deki AMIA Yahudi kültür merkezi bombalanmasından bir gün sonra, Panama Yahudi Toplumundan birçok kişiyi taşıyan bir uçak havada infilak etti. Uçakta bulunan 20 kişiden 12’si Yahudiydi. Saldırıyı Hizbullah’ın yaptığı söylendi. O tarihten sonra tüm Yahudi kurumlarında güvenlik arttırıldı. Antisemitizm ise Panama’da pek yok. Bazen sosyal medyada sevimsiz yorumlar görebiliyoruz özellikle İsrail ile Filistinliler arasında bir gerginlik olduğunda. Ancak bana göre bunun sebebi antisemitizmden çok cehalet. Tüm Yahudilerin çok güçlü ve zengin olduğuna dair bir algı var. Toplumsal rahatsızlık dönemlerinde bu algı güçleniyor. 

 

Eli Cemal

1981 Antakya doğumluyum. Panama’daki Yahudi toplumunun çoğunluğu Suriye’nin Halep şehrinden göçmüş Yahudilerdir. Benim Panama’ya gelme hikayem ise şöyle gelişti. 2002 yılında İsrail’e aliya yaptım ve çalışmaya başladım. 2010 yılında babamın okul arkadaşı Yosi İlarslan’ın daveti üzerine Panama’da mağaza müdürü olarak çalışmaya başladım. Hedefim İspanyolca öğrenip İsrail’e geri dönmekti. Ancak eşimle tanışınca Panama’ya yerleşmeye karar verdim. 2015 yılında eşimle birlikte önce ‘İstanbul Doner Kebab’ adında bir restoran açtık. 2020’de restoranı ‘Fonda mi Reinita’ya çevirdik. Kaşer et (basar) sertifikalı bu lokantada Panama, İsrail ve Türk yemekleri hazırlıyoruz. Nisan 2022’de ‘El Turco Kosher’ adında ikinci bir restoran açtık. Bu lokantada kaşer süt (halav) sertifikalı ürünler servis ediyoruz; börek, baklava, künefe, güllaç vs.

Anneannem Eliza Cemel Çanakkalelidir ancak yetiştirme tarzım daha çok Arap Yahudi kültürüne göre oldu. Arapça baskın bir dil oldu benim için hem yetiştiğim bölge hem de büyüklerimin konuştuğu dil olduğundan. Eşimle daha çok İbranice konuşuyorum, çocuklarla ise İspanyolca. Çocuklar okulda İbranice eğitim alıyor.

 

Musa İlarslan

1982 yılında 18 yaşındayken Panama’ya geldim. Askerlik yapmamak için Türkiye’den çıktım. Önce İsrail’e gittim. Dört ay Hadera kibutzunda kaldım, İbranice öğrendim. Sonra annemin kuzenlerinin yaşadığı Panama’ya geldim. Biz yedi kardeşiz. Abim Marko 1981’de Panama’ya geldi. Diğer abim Avraham 1984’te, en büyük abim Yosi 1985’te geldi. Diğer üç kardeşten ablam ve abim İsrail’de, ablam Miami’de yaşıyor.

Mersinliyim. Annem Halep'te doğdu. Babam Maraş'ta doğdu fakat orada çıkan problemler nedeniyle bebekken Halep’e taşındılar. 30’lu yaşlarda annemle evlendiler. 1954 yılında babamın İsrail’de yaşayan erkek kardeşi babama bir mektup yazdı. Gelen mektubu Halep’te birileri açtı ve İbranice olduğunu görünce “Bu adam casus” diyerek babamı hapse attılar. Türk vatandaşı olduğu için “Altı ay içinde ülkeyi terk et,” dediler. Aile Mersin’e taşındı ancak bu sefer de babam asker kaçağı diye sıkıntı yaşadı. Ev sahibimiz olan binbaşı yardımcı oldu ve af kanunundan yararlandı.

O dönemde fazla Yahudi yoktu Mersin’de. En fazla 15-20 aile. Bugün sadece iki kişi kaldı. Annem Panama’da yaşayan kuzenine mektup yazdı ve abim Marko’dan bahsetti. O zaman abim hukuk okuyordu. 1981’de her şeyi bırakıp Panama’ya geldi. 1980 öncesi olaylar da etkiledi kararını. Panama’da kuzenlerle çalışmaya başladı. Ben de önce kuzenlerin yanında çalıştım sonra 1986’da abimlerle bir giyim mağazası açtık. 1989’a kadar üç mağazaya ulaştık. Ancak 1989’un sonunda ihtilal oldu Amerikalılar Panama’ya girdi. İki dükkanımızı sokak yağmaları sırasında kaybettik. Yeniden başladık ve 2005’e kadar altı giyim mağazası açtık. 2006’da El Fuerteadında bir hipermarket açtık. 25-30 bin metrekarelik giyim, gıda aradığın her şeyin olduğu dev bir market. Şu an sayısı beşe yükseldi. Altı tane de department store’umuz var. 3500-4000 kişiye iş imkanı sağlıyoruz. Türkiye'yle ticaretimiz bayağı büyük. Birkaç yıl önce emlak piyasasına girdik.

1994’te evlendim, dört çocuğum var. Eşim avukattır ancak mesleğini sevemedi. Kızımla hediyelik eşya dükkanı açtılar, işinde mutlu. Eşim Panamalı ama baba tarafı İzmirli. Panama’ya eskiden gelenler arasında Halepli Yahudi çok var. Şimdi ise birçok ülkeden Yahudi yaşıyor. 1994’te annemle babamı buraya getirdik. Annem geldiğinde benim hanıma tüm Halep ve Türk yemeklerini öğretti. 30 sene Türkiye’ye giremedim. 2013’te bedelli çıktığında tüm kardeşler ödedik ve Türkiye’ye gitmeye başladık. İlk gittiğimde bir okul arkadaşımla Mersin’de buluştuk ve evimi bulabilmek için bir saat uğraştık, çok değişmiş. Çocuklar Türkiye’yi çok sever ancak daha Mersin’e götüremedim onları.

Panama’da hayat Türkiye’deki gibi eğlenceli değil. Küçük bir yer ve yapacak fazla bir şey yok. Buranın öyle gezmesi, yemekleri, baklavaları, rakıları yok. Panama'da sosyalleşmek ve evlenmek eğer yabancıysan çok zor çünkü içlerine kolay almıyorlar. Okulda arkadaşlık kurabilirsin ama ben geldiğimde zaten 18 yaşındaydım. İsrailli arkadaşlar vardı beraber çalıştığım, onlarla çıkardık. Bu sayede Panama’da İbranicemi mükemmel şekilde geliştirdim. Şu anda artık Panamalıyız. Kırk senedir burada yaşıyorum. 

 

Çela Raşel Alkabes de Eskinazi

1954 yılında İstanbul’da doğdum, Notre Dame de Sion’dan sonra kimya mühendisliği okudum. Babam Nesim, Beyazıt’da deri tüccarıydı. Abim Moris İsviçre’de otelcilik okudu. Moris, 1974’te kuzinim (Julia Ovadia’nın ablası) Malka Kohen’in Jacobo Mizrachi ile düğünü için Panama’ya geldi ve Linda Sofer ile tanışıp evlenerek buraya yerleşti. 1976’da babamın 51 yaşında ani vefatının ardından ailemizi birleştirmek için Panama’da yaşamaya karar verdik. Ocak 1979’da eşim Moris Eskinazi ve 3 yaşındaki oğlum Cefi ile Panama’ya geldik. İlk on sene kolay olmadı. Ailemizin, oğullarımızın geleceğinin Panama’da Yahudi toplumu içinde gelişmesi için çabaladık. Bunun için daha ilk günden birçok Yahudi kurumunda görev aldım, Yahudi toplumu içinde bir yer edinmeye ve kendimi tanıtmaya uğraştım. Üç oğlum var her biri Yahudi kızlarla evlendiler ve Tanrı bizi dörder torunla ödüllendirdi.

Panama Yahudileri dindar, ananelerine bağlı, birbirlerine her yönden destek veren büyük bir aile. Yaklaşık 12 bin kişilik bir toplum olmasına rağmen altyapısı oldukça gelişmiştir. Birçok Yahudi okulu, yeşiva, dindar kız okulu, kız üniversitesi var. Sosyal dayanışma kurumlarımız, kaşer marketler ve 28 kaşer restoranımız var. Karışık evlilikse neredeyse hiç yok.

Türk Yahudi Toplumundan Panama’ya yerleşmiş 15 aile var. Bunların bir bölümü İzmir kökenli. Bu ailelerin Panama’da evlenmiş çocuklarıyla birlikte sayı 25-30’a kadar çıkar. Panama’ya çalışmak için gelen ve yerleşen 30-35 kadar da Müslüman Türk aile var. Türkler arasında ‘Çay saati’ adlı dayanışma grubumuz var. Eşim 25 senedir Paşabahçe ile, ben de 5 senedir Masa Terzisi ile çalışıyorum. Türkiye’ye seyahat edenlere ve iş yapmak isteyenlere yardımcı oluyorum.

Panama Yahudi hayatının gelişmesinin mimarı Rav Sion Levy ZL” 1951 yılında Jerusalem’den Panama’ya geldi. Yahudi okulları kurdu, çocuklarımızın bu okullarda en iyi şekilde eğitilmelerini sağladı. Kaşeruta bakmanın, Yahudi evliliklerinin, sadaka vermenin ve yardımlaşmanın Yahudi hayatının temelleri olduğunu öğretti. Beraberlik ve dayanışmanın toplumumuzu kaynaştıracağını ve bir ses bir kuvvet olmamızın önemini gösterdi. Halep asıllı Viktor Azrak ise 20 yıl önce çok yetenekli Rav Itzak Leib Barylka ve eşi Rabanit Ester Barylka’yı Panama’ya getirdi. Kadınların çocuklarımızı yetiştirdiğinin bilinciyle önce kadınların yetiştirilmesi gerektiğini düşünüyordu. Rav ve hanımı her yaştan yüzlerce kadın ve erkeğe Yahudi değerlerini öğretti. Hepsine minnettarız.

Karel Valansi, Şalom Gazetesi 1 Mart 2023 https://www.salom.com.tr/haber/125772/her-yasam-bir-roman-panamadaki-turk-yahudileri

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Survivor Hayim’in gerçek dünyası - Söyleşi

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri… Survivor maceran nasıl başladı? Katılmak nereden aklına geldi? Arkadaşlarımla uzun süredir Survivor’u takip ediyorduk. Hep katılmak istiyordum ama televizyona çıkmak beni korkutuyordu. Geçen sene iki yakın arkadaşım Dominik’e gittiler. Yarışmacıları

Yahudi Cesaret Ödülü üzerine

24 Haziran 2018 seçiminde CHP’den Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce, 16 Ağustos’taki Twitter paylaşımlarıyla isim kullanmadan hükümete yönelik eleştirilerini sıraladı. Bu eleştirilerinin arasında “Siz, yaptığınız hizmetlerle Yahudi Cesaret Ödülüne lâyık görülen ve bu ödülü kendine lâyık görenlersiniz” ifadesine de yer verdi.  İnce’nin bu paylaşımı bu konudaki ilk çıkışı değildi. Geçtiğimiz yılın Aralık ayında, partisinin Yalova Merkez İlçe 10. Olağan Kongresi’ndeki konuşmasında da “Dünyada ‘Yahudi Cesaret Ödülü’ ya da diğer adıyla ‘Davut Yıldız’ı alan tek Müslüman, Recep Tayyip Erdoğan’dır,” demişti.  İnce, 2013 yılında yaptığı bir başka konuşmada ise bu sefer Türkiye’nin Rum vatandaşlarını kızdırmıştı. “Atatürk olmasaydı, (…) adınız Ahmet, Hasan, Hüseyin olmazdı, Dimitri, Yorgo olurdu. Bunları doğru bilmeleri lazım” demiş, gelen tepkilerin ardından Twitter hesabından “Benim gibi askerlik yapan, vergi veren, Cumhuriyet’e inanan, vatandaşımız olan Yorgo ve Dimitri’leri kastetm

Ahmet Han: “Türkiye ile İsrail kadar stratejik çıkarları bu kadar örtüşen iki ülke daha yok”

Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Kasım Han ile İsrail’de üç çocuğun kaçırılmasının ardından başlayan süreci, son Gazze operasyonunun hem İsrail-Filistin ilişkilerinin geleceğine hem de dünyada artan antisemitizme etkisini konuştuk. Ayrıca yaşanan tüm bu olayların Türkiye’deki yansımaları ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceğini tartıştık. Dökme Kurşun Operasyonu’ndan sonra İsrail ile Hamas arasında sükûnete karşı sükûnet anlayışı hâkimdi. Ne değişti? İsrailli üç çocuğun kaçırılıp öldürülmesi ile mi işler değişti yoksa daha önceden bunun sinyalleri var mıydı? Tarafların ikisinin de birbirleri ile ilgili bir algıları var. Kim kimin neyi ne kadar stokladığını biliyor. Bu bakımdan herkesin bir müdahale eşiğinin olduğunu düşünüyorum. Yüksek sesle çok söylenmiyor ama pişe pişe bir noktaya geldiği zaman taraflar biliyor ki artık orada mutfağa girmek, müdahale etmek lazım. Bu İsrail için Hamas’ın silahlanması ve altyapısını geliştirmesi ile