Ana içeriğe atla

Mumbai saldırısının ardından…

Mumbai saldırısının ardından…
Katar’da yayımlanan El Vatan Gazetesi yazarı Dr Usam Numan’a göre Mumbai’de gerçekleşen terörist saldırıların sorumluları “cihatçı İslam” değil “öfkeli İslam.” Numan, Hindistan’ın ‘11 Eylül’ü sayılan saldırının aslında siyasi ve ekonomik açıdan Batı’nın bir parçası olan Hindistan’a değil, Hindistan’daki Batı’ya yönelik olduğunu vurguluyor. Zira kurbanların 200’ü Hindu, 20’si yabancı olmasına rağmen seçilen hedefler olan lüks oteller ve tatil yerleri aslında batılı mekanlar. Ayrıca ‘Chabad evi’ adıyla bilinen Yahudi kültür merkezi de hedef alındı.
Güvenlik konularındaki Hintli uzman Emit Şanda, saldırının Hindistan’ın İngiltere, ABD ve İsrail’le geliştirdiği ilişkilere bir yanıt oluşturduğunu ifade ederek, saldırganların yabancı rehineler arasında bu üç ülke vatandaşlarını bilinçli olarak seçtiklerini iddia ediyor.
İngiliz Chatham House Enstitüsü’nün uluslararası ilişkiler uzman Robert Airez ise aynı anda birçok saldırı düzenlenmesi sebebiyle El Kaide saldırılarının özelliklerine sahip olduğu görüşünde. Aires’e göre saldırı iyi eğitimli ve teçhizatlı Cihatçı İslam tarafından gerçekleştirildi.
Mumbai eyleminde, İsrail diğer ülkeler kadar hedef alındı. İsrail Hindistan’a silah ihraç eden en büyük ikinci ülke değil sadece. Aynı zamanda atom bombası elde etme imkanı veren nükleer programının da en etkin destekçisi.
İsrail’in Yediot Ahranot Gazetesi’nden Ron Ben Yaşay, ‘Chabad evi’ merkezine yönelik saldırının arkasındaki hedefin, İsrail’i caydırmak ve Hindistan’la askeri işbirliğini durdurmak olduğu görüşünde. Ben Yaşay’a göre saldırı El Kaide’den lojistik destek alan Keşmirli savaşçıların işi.
Mumbai eyleminin en önemli boyutu ise radikal kültürel içeriği. Zira yüksek bir titizlikle eylemi gerçekleştiren gençler, ‘Öfkeli İslam’ın mensupları. “Öfkeli İslam” Batı’nın İslam’a karşı uluslararası platformlarda açtığı, siyasi, sosyal, askeri ve kültürel savaşına karşı kapsamlı bir tepkidir.  “Öfkeli İslam” bir örgüt değil, merkezi bir yönetimi yok ancak farklı mezhep, hareket ve cemiyetlerden yandaşları içeren bir akımdır ve gerekirse El Kaide ile bağlantılı olan ve bağımsız olan örgütlerden lojistik destek alabilirler. Saldırının arkasında kim olduğu konusunda fikir ayrılıkları olsasa, bütün uzmanlar ve yorumcular Mumbai eyleminin damgasını vurduğu yeni bir özellik üzerinde hemfikirler: cihatçı İslam ve öfkeli İslam tarihinde ilk defa aynı anda Yahudiler ve Hinduları hedef aldı.
Bu yazı, 1 Aralık 2008 tarihinde Katar El Vatan Gazetesi’nde yayınlanan Dr Usam Numan’ın yazısının Halil Çelik tarafından NTV-MSNBC için hazırlanan çevirisinin özetidir.

Afrika
• Somali: Başbakan görevden alındı
Devlet Başkanı Abdullahi Yusuf, ülkede güvenliği sağlayamadığı gerekçesiyle Başbakan Nur Hasan Hüseyin’i görevden aldı. Yusuf ülkedeki durumu “hükümet yolsuzluk, yetersizlik ve ihanetle felç olmuş durumda” sözleri ile özetledi.
• Zimbabve: Tutu’dan Mugabe’ye sert eleştiri
Zimbabve Lideri Robert Mugabe'ye yönelik istifa çağrılarına insan hakları savunucularından, Nobel Barış Ödüllü Güney Afrikalı Başpiskopos Desmond Tutu da katıldı. Tutu, Mugabe'nin görevden ayrılmaması durumunda Lahey'de yargılanması veya güç kullanılarak görevinden alınmasının gerektiğini söyledi.
Amerika
• ABD: Vali skandalı
Illinois Adalet Bakanı, 20 Ocak’ta başkanlık görevini devralacak Obama’dan boşalacak senatörlük koltuğunu “satmaya” çalışan Blagojevich’in görevden alınmasını en üst düzey yargı organı olan yüksek mahkemeden talep etti. FBI’ın hazırladığı detaylı rapora göre, İllinois senatörünü atama yetkisini kullanarak maddi çıkar sağlamaya çalışmakla suçlanan Vali Rod Blagojevich’in belli bir ismi bu göreve getirmeye çalıştığı iddia ediliyor.
• Kosta Rika: 60 yıldır ordusu yok
Kosta Rika, milli ordunun lağvedilişinin 60. yıldönümünü törenlerle kutladı. Asilerin Lideri “Don Pepe” lakaplı Jose Fifueres Ferrer, iç savaşın ardından devlet başkanı olduktan sonra orduyu güçlendirme yoluna gitmemiş, aksine 1 Aralık 1948’de silahlı kuvvetleri kaldırmıştı.
Asya
• Gürcistan: Rusya ile gerilim
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, ülkesinin NATO üyeliğini engellemek için Rusya'nın bölgede savaş çıkardığını ancak Gürcistan'ın, NATO'ya tam üyelik hedefinden vazgeçmediğini belirtti. Gürcistan Devlet Bakanı Yakobaşvili ise Rusya'nın Gürcistan topraklarında daha fazla kalmaması gerektiğin, Rus birliklerinin varlığı devam ettiği sürece kışkırtıcı eylemlerin de süreceğini belirtti.
• Tayland: Yeni başbakan
Ülkede aylardır süren huzursuzluklar ardından Parlamento, muhalefetteki Demokrat Parti Lideri Abhisit Vejjajiva'yı Başbakanlığa seçti.
• Hindistan: Alarmda
ABD, Hindistan'ın Mumbai saldırısından sorumlu tuttuğu Pakistan'a hava operasyonu hazırlığı yaptığına inanıyor. ABD ayrıca Hindistan Hava Kuvvetleri’nin alarma geçtiği belirtti.
Avrupa
• Hollanda: İnsan hakları için yürüyüş
İnsan haklarına dikkati çekmek için Amsterdam'dan yürümeye başlatan Ernest Van Damme, Düzce'ye ulaştı. Van Damme, bir yıl sürecek yürüyüşünü Tibet'te sonlandıracak.
• Yunanistan: Sakin bir hafta başladı
16 yaşındaki Aleksis Grigoropulos’un polis kurşunuyla yaşamını yitirmesinin ardından, tüm ülkeye yayılan şiddet olayları ve çatışmalar yerini yavaş yavaş olaysız geçen protesto gösterilerine bırakıyor.
Ortadoğu
• Filistin Özerk Yönetimi: İngiltere’den yardım
FÖY Başbakanı Selam Feyyad, Hamas ile siyasi anlaşmazlıkları bulunduğunu belirtti. Feyyad, tek başına ekonomik yardımın barış için yeterli olmadığını sözlerine ekledi. Bu arada, İngiltere Başbakanı Gordon Brown, ülkesinin Filistinlilere 3 yıl içinde 240 milyon Dolar yardım yapacağını açıkladı.
• İran: Ahmedinecad Katar’da
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, temaslarda bulunmak üzere Katar'a gitti. Ahmedinecad, Katarlı yetkililerle iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası konularda görüşmelerde bulunacak.

Karel Valansi - Haftanın İzi - Şalom Gazetesi 17 Aralık 2008
http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=68615

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayır, hayat her şeye rağmen devam etmiyor

6 Eylül 1986.Uzun bir aradan sonra restore edilerek yeniden ibadete açılan Neve Şalom Sinagogu’ndaki bu ilk şabat duasında normale nazaran daha az bir kalabalık vardı. Henüz okullar açılmadığı için, bir çok aile yazlıklarından İstanbul’a dönmemişti. Bu durum, teröristlerin planladığı kadar büyük bir saldırı gerçekleştirmelerine engel oldu ancak dini vecibelerini yerine getirebilmek için sinagogun kapılarından son kez içeri giren 22 kişinin hayatlarını, geride kalan ailelerinin ve bizlerin umutlarını çaldılar. 1940’larda Galata bölgesinde artan nüfusun ihtiyacını karşılamak üzere Musevi lisesinin spor salonunun iptali ile ibadethaneye dönüştürülen geçici mekan, ileriki yıllarda kurulacak Neve Şalom Sinagogunun da temelini oluşturmuştu. 1951 yılında açılan modern sinagog için seçilen ismin kelime anlamı “barış vahası” idi. Ancak bu 65 yıl boyunca isminin aksine birçok terör saldırısının ana hedefi oldu. 1986 saldırısına kadar Türkiye’deki herhangi bir cami veya kilise gibi gezilebilen, k…

Zelenskiy’nin Ukraynası

İdealist, cesur ve yolsuzluklara karşı duran bir öğretmenin tesadüfler sonucu devlet başkanı olmasını konu alan ‘Halkın Hizmetkârı’ dizisinde oynadığı rol hayatını değiştirdi. Küçük bir kasabadan gelen ve kabare grubuyla ülkeyi gezen 1978 doğumlu Vladimir Zelenskiy, önce önemli bir aktör, sonra ülkenin devlet başkanı oldu.  Oynadığı bu rolle halkın sevgisini, daha önemlisi güvenini kazanan Zelenskiy, geçen sene yapılan seçimlerde rakibi eski Devlet Başkanı Petro Poroşenko’yu büyük bir farkla yenerek Ukrayna’nın yeni devlet başkanı seçildi. Oynadığı rol senaryodan sıyrılıp gerçeğe dönüşürken, siyasi bir tecrübesi olmayan bir komedyenin, siyasete uzak yeni bir ismin seçilmiş olması, halkın daha önce yaşadığı hayal kırıklıklarını, müesses nizama olan kızgınlığını ve bıkkınlığını göstermeye yetiyor. Rusya tehdidi ise dil ve kimlik açısından bir hayli bölünmüş olan halkın tek bir isim üzerinde anlaşmasını sağlamış oldu. Siyasi bir geçmişi, tecrübesi bulunmayan Zelenskiy, Ukrayna’ya vaat e…

Koronavirüs Türkiye-İsrail İlişkilerinde Bir Kapı Aralayabilir mi?

Koronavirüs bir çok ilişkiyi yeniden tanımlarken, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin yeniden normalleşmesi için bazı fırsatlar da sunuyor. Ancak bunları değerlendirmek, yeni bir bakış açısıyla ilişkileri ele almak bu iki devletin elinde. İlişkilerdeki güvensizlik ve bunun halklara yansıyan olumsuz etkisi istenirse aşılabilir ama bunun için başta siyasi irade ve dış politikada bir açılım gerekir. Doğal afetlerin ya da pandeminin başlatacağı bir yakınlaşma ancak bu irade olursa sağlanabilir. 
İsrail koronavirüse bir yıldır süren siyasi bir kriz ve Yüzyılın Anlaşması’nın açıklanmasının hemen ardından yakalandı. Pandemiye karşı sert tedbirleri çok hızlı aldı. Zayıf halkası ise modernliği ve seküler yaşam tarzını reddeden Haredimlerdi(ultra-Ortodoks Yahudiler). Türkiye ise koronavirüse karşı biraz daha geç ve bu kadar sert olmayan ama gerekli bir takım tedbirler aldı.  Elinin değdiği her yeri ve her şeyi içine alan ve hayatı durdurma noktasına getiren koronavirüse karşı insanlık büyük…