Ana içeriğe atla

Üçüncü seçimlere doğru

İsrail 11 ay içinde üçüncü kez seçimlere hazırlanıyor. 2 Mart olarak tespit edilen yeni seçim tarihi ile birlikte iki kıyasıya çekişme bir arada start aldı. İlki, sürekli rövanşı yapılan ama bir türlü başbakanı seçemeyen genel seçimler. Son ana kadar bir mucize olur ve bir anlaşmaya varılır diye bekleyenler hayal kırıklığına uğradı ve en istenmeyen sonuç olan üçüncü seçimlere gitmekten başka çare kalmadı. Ancak üçüncü seçimin bir çare üretebileceğini düşünmeyin. Var olan siyasi çıkmaz aşılamazsa bu işin dördüncüsü de beşincisi de olur.
İkinci yarış ise 26 Aralık’ta Likud Partisi içinde yaşanacak. Liderlerine bağlılıkları ile bilinen Likudcular, Netanyahu’nun son seçimlerde aldığı yenilgiye rağmen liderlerini yalnız bırakmamış, desteklerini esirgememişlerdi. Ancak Netanyahu’nun selefi olarak gösterilen Gideon Sa’ar gidişattan memnuniyetsizliğini belli etmiş ve kısa bir süre önce Twitter’dan “Ben hazırım” diyerek liderlik yarışına katılacağını açıklamıştı. Sa’ar’ın adaylığı, Likud içinde Netanyahu’ya karşı büyüyen tepkiyi göstermesi açısından çok önemli. 2005’ten beri ilk defa Netanyahu parti içinden ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı.
Genel seçimlere dönersek, eldeki tabloda değişen pek bir şey yok. Israel Hayom’un yaptığı ankete göre bugün seçim yapılsa Mavi Beyaz ittifakı 37, Likud 31 sandalyede kalıyor. Üçüncü parti ise 14 sandalye ile Birleşik Arap Liste. Maariv ve Jerusalem Post’un yaptığı ankete göre ise Mavi Beyaz 35, Likud 33, Birleşik Arap Liste 12 sandalye alıyor. Gantz’ın eylül seçimlerindeki gibi anketlerde de önde gitmesi dahil, değişen pek bir şey yok. Sıralama aynı, sağ ve sol bloklar hükümeti kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyorlar, Lieberman yine karar verici konumunu koruyor. Tek fark artık Sa’ar’ın da anketlere eklenmiş olması. KAN’ın anketine göre Netanyahu’lu Likud 31, Mavi Beyaz 35 alırken, Sa’ar’lı Likud 27, Mavi Beyaz 34 sandalye alıyor ancak diğer sağ partilerin oy oranı artıyor.
Bu seçimlerde de her şey Netanyahu ile ilgili. 2 Mart’taki seçimin de Netanyahu ile devam mı yeter mi referandumu görünümünde olacağını öngörmek zor değil. Mavi Beyaz’ı bir arada tutan tutkal da Netanyahu karşıtlığı. Seçmenin oy verirken düşüncesi de en başta Netanyahu’nun yeri doldurulur mu doldurulamaz mı. Seçimlerde Netanyahu’nun davaları, Trump ile ikili ilişkisi yine en önemli konular olarak konuşulacak.
Netanyahu’nun dokunulmazlık kazanmak, başbakan olarak kalabilmek için elinden geleni ardına koymayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kaybedebileceği özgürlüğü olunca, tüm gücü ile saldıracaktır. Yani kemerlerinizi sıkı bağlayın, önümüzdeki 11 hafta boyunca İsrail siyaseti keskin bir viraja doğru girerken, en sert, en dışlayıcı kampanyalara, ilhak vaatlerine, en kutuplaştırıcı söylemlere sahne olacak.
Bugünlerde İsrail’de tartışılan en öncelikli konu ise, neden seçmenin bu siyasi çıkmaza güçlü bir tepki göstermediği. Evet, Netanyahu yanlısı ve karşıtı bazı gösteriler gerçekleşti ancak siyasetteki bu açmazı çözmek için, siyasilere baskı yapabilecek, üçüncü bir seçimi engelleyecek geniş çaplı bir protesto gerçekleşmedi. Bu durumun birçok sebebi olabilir. Protestonun pek bir işe yaramayacağı inancı veya sosyal medyadan tepki göstermenin daha kolay olması söylenebilir. Ne olursa olsun siyasilerin bir ara formül bulacağına ve üçüncü bir seçimi engelleyeceği inancı sayılabilir. İşlerin yeni bir başbakan seçilmeden de yürümesini ve günlük hayata etkisinin az olmasını da bu listeye ekleyebiliriz. Sık aralıklarla seçim yapınca siyasete karşı artan genel bir ilgisizlik olduğu da söylenebilir. Ama bence en önemlisi halktaki yorgunluk. Seçim yorgunluğu, Netanyahu yorgunluğu, çözümsüzlük yorgunluğu.
Seçim kampanyaları ise son sürat başladı.  Gantz, siyasi hayatı bırakması şartı ile Netanyahu’nun dava konusu suçlardan affedilmesini teklif etti. “(Ehud Olmert gibi) bir başka başbakanın hapse girdiğini görmek istemiyoruz,” diyen Gantz’a destek Lieberman’dan geldi. Bu teklifin Netanyahu tarafından kabul edilmeyeceğini ve başbakanlık koltuğunda oturmaya devam etmek için elinden geleni yapacağını söylersek yanlış olmaz sanırım. Ancak İsrail Devletini pek de iyi göstermeyecek şöyle bir tablo ortaya çıkacak; hakkında rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma suçlaması olan Netanyahu seçildiği taktirde, sabah mahkemeye gidip ifade verecek, daha sonra kabine toplantısına başkanlık edecek. Aldığı kararlar hep bu baskı altında olacak ve motivasyonundan hep şüphelenilecek. Öte yandan Telecom News’un Netanyahu’nun siyasi kariyerini anlatan ‘Days of Benjamin’ adlı mini diziyi, Sa’ar’ın itirazına rağmen, bu hafta yayına alacağını ekleyelim. Bu dizinin, her iki seçim kampanyasının parçası olabileceği rahatlıkla söylenebilir.
Kampanyalar başladı, ittifak görüşmeleri hızlandı, kılıçlar çekildi. İşte böyle bir çerçevede İsrail, 11 ay içinde üçüncü kez seçime gidiyor. Umalım ki bu pahalı alışkanlık sona erer ve 2 Mart seçimleri İsrail için 2020’nin ilk ve son seçimi olur.
Karel Valansi, Şalom gazetesi OBJEKTİF, 18 Aralık 2019 http://www.salom.com.tr/koseyazisi-112926-ucuncu_secimlere_dogru.html

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bu yılki Elküs Marküs ödüllerine Şalom damgasını vurdu

İki yılda bir düzenlenen ancak pandemi nedeniyle 2020 yılında gerçekleştirilemeyen Elküs Marküs Erdem ve Hayırseverlik Ödül Töreni 30 Mart akşamı çevirim içi olarak gerçekleştirildi. Bir çok dalda ödüllerin dağıtıldığı gecede Şalom Dergi ve Şalom yazarlarına da ödüller yağdı. Fakirleri Koruma Derneği’nin Elküs Marküs Erdem ve Hayırseverlik Ödül Töreni 30 Mart Çarşamba akşamı Zoom üzerinden gerçekleştirildi. İki yılda bir düzenlenen ödül töreni pandemi nedeniyle planlandığı gibi Mart 2020 yılında gerçekleştirilememişti. Ödül töreni dört yıllık zorunlu bir aradan sonra çevirim içi bir törenle sahiplerine teslim edildi, başarıları ödüllendirildi.  Türk Yahudi Toplumunun yegane ödül veren kurumu olan Fakirleri Koruma Derneği, bu ödülü 1916 yılında, dönemin ABD İstanbul Büyükelçisi Abraham Elküs ve Gertrude Elküs’ün henüz 16 yaşındayken hayatını kaybeden kızları Jane Selma Elküs’ün anısını yaşatmak için vermeye başlamıştı. Davranışlarıyla hayranlık uyandıran kişileri onurlandırmak ve bu...

Yahudi Kültürü Avrupa Günü: İris ile Eran temsili düğün töreni ile yeniden evlendi

Yahudi Kültürü Avrupa Günü etkinlikleri kapsamında bu sene Neve Şalom Sinagogu’nda temsili bir Yahudi düğünü düzenlendi. İris ve Eran’ın düğünü açıklamalar eşliğinde gerçekleşirken, gazetemizin fotoğraf editörü Alberto Modiano’nun ‘Zaman ve Mekân içinde Musevilik’ adlı sergisi de yer aldı 26 Ekim Pazar günü Neve Şalom Sinagogu’nu dolduran farklı kesimlerden misafirler, on beş gün önce evlenen İris ve Eran’ın temsili düğün törenini izlemek için bir araya geldiler. Sinagogun girişinde Şalom Gazetesi Fotoğraf Editörü Alberto Modiano’nun ‘Zaman ve Mekân İçinde Musevilik’ adlı sergisi gelenleri karşıladı. İlgi ile gezilen sergide sanatçı, İstanbul Yahudi Cemaati’nin dini ritüellerini fotoğraflar aracılığıyla anlatıyor. Yahudilerin günümüz Türkiye’sinde örf ve adetlerini tanıtan fotoğraflar, Sefarad, Aşkenaz ve İtalyan Yahudilerinin dini yaşam döngüsünü konu alıyor. Gerçek bir düğün törenini öncesinde olduğu gibi genç kızlar gelenleri şeker dolu bonboniyerlerle karşıladılar ve...

Şii hilali ve Sünni dolunayı

İran’ın Ortadoğu’daki gücü artıyor. Özellikle Arap Baharı’ndan sonra sıkça karşılaştığımız bu söylem, Şii hilali olarak da adlandırılan, kabaca Lübnan’dan Yemen’e uzanan ülkelerde mevcut Şii nüfus üzerinden İran’ın etki alanını arttırarak Ortadoğu ve İslam coğrafyasında egemenlik kurma anlayışı olarak tanımlanıyor. Özünde mezhepsel bir bölünmeyi işaret eden bu söylem, bölgede yaşananları sadece din ve mezhep üzerinden algılanması ve açıklanması sonucunu doğuruyor. Mezhepsel bir kutuplaşma durumunda, karşı tarafta bir Sünni cephesi kurulması kaçınılmaz oluyor. Şii hilaline karşı Suudi Arabistan liderliğinde Sünni dolunayı gecikmiyor. Şii gücü deyince akla ilk gelen ise İran ve Hizbullah. İran konusunda önemli iki tarih varsa biri hiç kuşkusuz Tahran’ın Batı’dan koptuğu 1979 İslam Devrimi, bir diğeri ise Irak Savaşı. Irak işgali sonucunda nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiiler, ülkede uzun yıllardır devam eden Sünni egemenliğini yıktılar. İran’ın bu tarihten sonra Irak’taki etkisi bek...