Ana içeriğe atla

Tarihsel güvensizlik

10 yıldır gerçekleştirilen 'Türkiye Eğilimleri' araştırmasının 2019 sonuçları 15 Ocak çarşamba günü Kadir Has Üniversitesi'nde yapılan bir toplantı ile açıklandı. Prof. Dr. Mustafa Aydın koordinasyonunda akademik bir ekip tarafından hazırlanan araştırma, 25 Kasım -13 Aralık 2019 tarihleri arasında, 26 ilde kent merkezlerinde yaşayan 18 yaş üzeri 1000 kişiyle gerçekleştirildi. Türkiye Eğilimleri Araştırması bize Türkiye'nin bugününe ait detaylı bir fotoğraf veren ve farklı konulardaki sorularıyla Türk halkının nabzını tutmaya yarayan önemli bir çalışma. Daha önceki adı Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler olan araştırmanın adı kısaltılmış olsa da, içeriği depremden başörtüsüne kadar bir çok farklı konunun eklenmesiyle zenginleştirilmiş. 
Bu araştırmayı uzun bir süreden beri takip edince, bazı sorular ve cevapları ister istemez daha fazla merakımı uyandırıyor. Cevaplarda bir değişiklik oldu mu acaba diye merak ettiğim, rapor elime geçtiği gibi sayfaları hızlıca çevirip baktığım iki soru var. Birincisi 'Türk halkının tehdit algısı'. 
Yıllardır ilk sıralarının sahipleri değişmiyor, en fazla aralarındaki sıralama oynuyor. Bu sene de ilk iki sıra değişmemiş ABD ardından İsrail halkın nezdinde Türkiye'ye tehdit oluşturan ülkelerin en başında yer alıyorlar. Bu sene bir değişiklik yapılmış ve ankette sorulan ülke sayıları arttırılmış. Bu nedenle geçtiğimiz senelere göre oran azalsa da, sıralama pek değişmemiş. 
İlk iki sırayı paylaştıkları için ABD ve İsrail diyorum ama tablonun tamamına bakıldığında neredeyse tüm ülkeler tehdit olarak algılanıyor. Bu durumdan ne Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı olan AB'ye üye ülkeler, ne NATO müttefikleri, ne Rusya, ne Çin, ne coğrafi komşularımız, ne de Arap ülkeleri hariç tutulmuş. Tabloya bakıldığında Kuzey Kore de, Bulgaristan da, Hindistan hatta Myanmar bile tehdit algısından nasiplerini almış. Buna Sevr sendromu devam ediyor da denilebilir, Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur da... Tarihsel bir güvensizliğin araştırma sonuçlarına yansıdığı ortada. 
"Hangi ülkelerle işbirliği yapılsın" dendiğinde Rusya dahil bir çok ülke düşme eğilimdeyken, hükümetin böyle bir dış politika kararı bulunmamasına rağmen açık ara Türki cumhuriyetlerle işbirliği destekleniyor. Bu eğilim dost algısı sorularında da karşımıza çıkıyor; Azerbaycan, KKTC, Özbekistan dost algısında ilk sıralarda. 
Tehdit algısı sonuçlarının bir sağlamasını yapmak için 'dost olarak değerlendirilenler' sonuçlarına tersten baktığımızda, yani bu soruya 'dost değildir' cevabı verilen ülkelere baktığımızda tehdit sıralaması bir hayli değişiyor. Buna göre dost olmayan ülkeler sıralamasında ABD birinciliğini İsrail'e kaptırıyor ve Hindistan'dan sonra 11. sıraya kadar düşüyor. Dost olmayan ülkeler sıralamasında İsrail'i Irak, Suriye, Fransa, Yunanistan, İngiltere, Suudi Arabistan, İran, Çin takip ediyor. 
Sevindirici diyebileceğim bir trend, Türkiye'nin dış politikada yalnız hareket etmesi gerektiğini düşünenlerin oranının 2014'teki yüzde 34'lerden 2019'a gelindiğinde yüzde 15,9'a kadar düşmüş olması. Bu bağlamda Türkiye'nin NATO üyeliğine destek (yüzde 54,8) sürüyor. Benzer şekilde AB üyeliğine destek de yüzde 51 ile sürüyor ancak bunu bir hayal olarak sürdürüyor gözüküyoruz çünkü ancak katılımcıların yüzde 29'u Türkiye'nin AB'ye üye olabileceğini düşünüyor. 
Raporun hemen kontrol ettiğim ikinci sorusu ise 'kiminle komşu olmak istersiniz?'
Etnik, dini ve sosyal kimliklere göre üç farklı şekilde sorulan bu sorunun cevaplarına göre komşu olarak istenmeyenlerin başında gayrimüslimler yer alıyor. Arap, Alevi, Kürtler de sıralamanın üst sıralarında yer alıyor. Sosyal kimliklere bakıldığında ise eşcinseller ve mülteciler komşu olarak istenmiyor. 
Ancak, bu tablolarda ilginç bir detay var. Komşu olarak şu kimliği isterim veya istemem diyenden daha büyük bir yüzdeye sahip olan bir grup var genellikle cevap tablosunda ve bu grup 'benim için önemli değil' diyor. Komşumun Ermeni, Rum, Alevi, Kürt, dindar olması benim için önemli değil diyor. Bu cevap, rahatlıkla 'isterim'e yakın hatta eşdeğer bir cevap olarak değerlendirilebilir. 
Mesela, yüzde 36,3 Ermeni ile komşu olmak istemiyor ve sadece yüzde 10,7 isterim diyor ama yüzde 43,1 komşumun Ermeni olması benim için önemli değil diyor. Benzer şekilde yüzde 30,3 Yahudi ile komşu olmak istemiyor ve sadece yüzde 14,8 isterim diyor ama yüzde 44,7 komşumun Yahudi olması benim için önemli değil diyor. Alevi için de sonuç benzer; yüzde 20,4 istemem, yüzde 20,1 isterim derken yüzde 50,1 benim için fark etmez diyor. Bu durum toplumsal ahenk ve birlikte huzurla yaşamak için önemli ve sevindirici bulduğum bir sonuç. Ancak sonuçlara sosyal kimlikler açısından bakıldığında eşcinseller ve mültecilere yönelik aynı hoşgörünün olmadığını görüyoruz.
Çocuğun kiminle evlensin dendiğinde de genelde kendi grubundan olan biri tercih ediliyor. Yabancılar, farklı dini, mezhebi olan, farklı eğitim düzeyi, kültürel ve sosyolojik yapıda olan kişiler istenmiyor.   
Türkiye Eğilimleri araştırması siyaset, ekonomi, dış politika, Kürt sorunu, terör, gündem sorunları ve sosyo-kültürel göstergeler hakkında Türk halkının düşüncelerini göstermesi açısından değerli bir çalışma. Araştırmanın tüm çıktılarına ulaşmak için tıklayınız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Unutmayacağız

Unutmayacağız... Bu sözü ne kadar da çok tekrarlıyoruz. Oysa çok değil birkaç yıl sonra her şey gibi o unutulmaz denen şey de unutuluyor. Zamanın akışına bırakılıyor. Bir tek anne-babalar, eşler, çocuklar hatırlıyor, acısını en derinde hissediyor. Bir tek onlar için o yangın devam ediyor. Ateş bir tek düştüğü yeri yakıyor. Bu söz bir kere de hatalı çıksın istiyorum, olmuyor, çıkmıyor. Bu sene 15 Kasım’da bir yazı aradı gözlerim. Ama kuru kuru bir haber değildi istediğim, bulamadım. Fark ettim ki  bu konuyla ilgili sosyal medyada paylaşabileceğim yazılar ya daha önce kendi yazdıklarım, ya Şalom Gazetesi’nde çıkanlar, ya da geçen sene ben dahil dört kişiyle röportaj yapan Agos’un söyleşisiydi. Bu kadar. Aradan geçen 13 sene, 15 ve 20 Kasım saldırılarının vahşetini, korkunçluğunu, kayıplarını unutturmuş olmalı.  Çok daha önemli görülen konular olmalı ki, El Kaide terör örgütünün İstanbul’un göbeğine gerçekleştirdiği bu saldırılar konuşulmadan, kurbanları anılmadan geçilebiliyor. Ya

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different countri

Prof. İnbar: “Barışçıl bir Ortadoğu görmeyeceğiz”

İbrahim Anlaşması'nın (Abraham Accord) imzalanması, istikrarsız Ortadoğu'da yaşanan bir hayli önemli bir gelişme. Prof. Dr. Efraim Inbar ile İsrail'in bu konudaki duruşunu ve Türkiye-İsrail ilişkisinin geleceğini konuştuk. Prof. Inbar, Kudüs Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün (Jerusalem Institute for Strategic Studies, JISS) başkanı ve Bar-Ilan Üniversitesi'nde siyaset bilimi öğretim üyesidir. Prof. Inbar, 23 yıl boyunca Begin-Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (BESA) kurucu direktörü görevindeydi. Ortadoğu stratejik sorunları, İsrail-Filistin diplomasisi ve Türkiye-İsrail ilişkileri konularında uzmanlaşmış olan Prof. Inbar ŞALOM’un sorularını cevapladı.   Geçtiğimiz salı günü tarihi bir ana tanıklık ettik. İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail ile Bahreyn arasında imzalanan barış anlaşmalarını nasıl değerlendirirsiniz? İlk söyleyeceğim bunun sıcak bir barış olduğu. Halklar arasında iletişim var ve malların dolaşımı mevcut. Böyle bir ilişk