Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Crisis Everywhere, Security Somewhere

The year 2025 unfolded under the persistent language of “crisis.” It was defined by a landscape of wars that increasingly appeared without clear political ends. As conflicts persisted without resolution, borders hardened, political polarization deepened, and societies across regions experienced a permanent state of emergency. In this environment, crisis was no longer a temporary disruption but a regular feature of the global discourse.  Last year, we saw a world saturated with the language of security. Media reflected and reinforced this condition, flooding public discourse with references to threat, danger, and survival. However, beneath the apparent universality of this state of insecurity lay a fundamental question: security for whom? Not all forms of insecurity were narrated equally, nor were all subjects of insecurity granted the same political weight or even the same weight or visibility.  While the media coverage overwhelmingly privileged state-centric and securitized f...

Her Yerde Kriz, Bir Yerlerde Güvenlik

2025 yılı, sürekli yinelenen bir “kriz” söylemi altında şekillendi. Giderek artan sayıda ve net siyasal hedefleri olmayan savaşların hakim olduğu bir yıl olarak tanımlanması mümkün. Çatışmalar çözümsüz biçimde sürerken; sınırlar yeniden keskinleşti, siyasal kutuplaşma derinleşti ve farklı bölgelerdeki toplumlar kalıcı bir olağanüstü hal içine sürüklendi. Bu ortamda kriz, artık geçici bir durum olmaktan çıkıp küresel söylemin olağan bir parçası haline geldi. Geçtiğimiz yıl, güvenlik dilinin dünyayı nasıl kuşattığına da tanık olduk. Medyanın bu durumu hem yansıttığını hem de pekiştirdiğini söylemek mümkün. Kamusal söylemi tehdit, tehlike ve hayatta kalma vurgularıyla doldurdu. Ancak bu görünürde evrensel güvensizlik halinin altında temel bir soru yatıyordu: Kimin güvenliği? Tüm güvensizlik biçimleri eşit şekilde anlatılmadı; güvensizliğin tüm özneleri aynı siyasal ağırlığa ya da görünürlüğe sahip olamadı.  Medya büyük ölçüde devlet merkezli ve güvenlikleştirilmiş çerçeveleri ayrıcalı...

Prof. Şeyla Benhabib ve Arendt´le birlikte düşünmek

Hannah Arendt Siyasi Düşünce Ödülü’nü alan Prof. Şeyla Benhabib, Şalom Dergi için verdiği bu özel söyleşide Arendt’le kurduğu uzun soluklu düşünsel ilişkiyi ve çağımızın siyasal krizlerini; insan hakları, yurttaşlık, mültecilik ve kamusal alan üzerinden değerlendiriyor.                Karel Franco Valansi Yakın zamanda Hannah Arendt Siyasi Düşünce Ödülünü aldınız, içten tebrik ederim bu başarınızı. On yıllardır Arendt ile birlikte düşünmüş biri olarak bu ödül sizin için kişisel ve entelektüel düzeyde ne ifade ediyor?  Onun eserlerini ilk kez 1972 yılında ciddi biçimde okumaya başladım. Yale’de felsefe alanında doktora eğitimime başlamıştım. İlk olarak Arendt’in The Origins of Totalitarianism (Totalitarizmin Kökenleri) kitabını okudum. Beni en çok etkileyen, onun antisemitizm analiziydi. İlk defa bu düzeyde, tarihsel olarak bu kadar derinlemesine bir analizle karşılaşıyordum. Okudukça, kendi hayatımın bazı yönleri de anlam kazanmaya başladı. Ö...