Ana içeriğe atla

Harita üzerinden sorunu görmek

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin göreve geldiğinden beri kaç defa İsrail’i ziyaret ettiğini saymaktan çoktan vazgeçtim ancak Ortadoğu’daki çözüm bekleyen onca karmaşaya rağmen önceliğini İsrail-Filistin barış görüşmelerinin bir sonuca bağlanmasına verdiğinden eminim.
Kerry’nin son ziyaretinde Ürdün Vadisi’nin kaderi önemli bir gündem maddesi haline geldi. Tüm detaylar açıklanmamış olsa da, ana hatlarıyla askerden arındırılmış bir Filistin Devleti kurulduğunda, sınırlı sayıda İsrail askerinin Ürdün Vadisi’nde güvenliği sağlaması açısından on yıl süre ile kalması düşünülüyor. Ayrıca, Ürdün sınırındaki geçişlerden İsrail’in haberdar olması, Filistin polisinin eğitilmesi, elektronik güvenlik sistemlerinin yaygınlaştırılması ve bölgede BM barış gücü veya NATO askerlerinin bulunması öngörülüyor.

İsrail, “güvenliğimizi üçüncü partilere teslim etmeyiz ve güvenlik kameraları askerlerin yerini alamaz” diyerek itiraz ederken, en sert çıkış Savunma Bakanı Yaalon ve İstihbarat Bakanı Steinitz’den geldi; “Böyle bir çözümü önerenler Ortadoğu’yu anlamıyorlar demektir.”
Filistinliler ise İsrail’i toprak çalmak ve vadide askerlerini tutmaya çalışmakla suçladı. Barış gücü askerlerine itiraz etmeyeceklerini söyleyen Abbas, kurulacak Filistin Devleti’nde ne İsrail askerine ne de yerleşimcisine yer olmadığını açıkladı. İsrail askerlerinin bölgede kalması herhangi bir egemenlik kavramıyla bağdaşmadığı gibi Filistinlilerin dört bir yandan İsrail ile çevrili olması anlamına geliyor. Bu da Ürdün üzerinden dünyaya açılmak isteyen Filistinlileri rahatsız ediyor.
İsrail’de ise Ürdün Vadisi’nin stratejik önemi tartışılıyor. Bölge İsrail’in doğusundaki hayati sınır olarak tanımlanıyor. Gerçekten de bu sınır İsrail-Ürdün anlaşması nedeniyle dünyanın en sıkı korunan sınırlarından biri. Batı Şeria’ya hiç bir şekilde silah girmediği gibi İran, El Kaide gibi tehlikelerden de İsrail’i koruyor. Ayrıca nüfusun yüzde 70’i ve endüstrinin yüzde 80’inin bulunduğu Tel Aviv-Netanya bölgesini savunmak için gereken stratejik derinliği sağlıyor.
Ürdün Vadisi’nin İsrail’in bütünlüğünü korumadaki önemini ve o bölgede Yahudi yerleşimlerinin arttırılmasını savunan dönemin Başbakan Yardımcısı Yigal Allon’un adıyla anılan Allon planı ve  Foreign Affairs’te 1976’da yayınlanan ‘Savunulabilir Sınırlar’ makalesi bu tartışma ile yeniden gündeme gelirken, 29 Aralık’ta Ürdün Vadisi’nin ilhakını öngören kanun tasarısı yasama komitesince kabul edildi. Henüz Knesset’te görüşülmeyen bu tasarı uluslararası anlamda bir değişiklik getirmese de hükümetin Ürdün Vadisini Filistinlilere bırakmasını zorlaştıracak bir adım.
Başta Mossad eski Başkanı Meir Dagan olmak üzere bir kesim ise ülkenin doğudan bir tehdit almadığını söyleyerek Ürdün Vadisi’nin artık stratejik önemini yitirdiğini savunuyor. Ürdün ile yapılan barış, Irak ordusunun dağılmış olması, İran’ın önemli bir kara gücünün olmaması, Körfez ülkelerinin İsrail ile işbirliği içinde olması bu duruma başlıca neden olarak gösteriliyor.
Filistin Devleti kurulduktan sonra vadinin İsrail’den bir anlamda kopuk olacağı ve Batı Şeria ile Ürdün arasında savunulması güç bir bölge olacağı da öngörülebilir. Ancak bugün doğuda tehdidin olmaması yarın da olmayacağı anlamına gelmiyor. Büyük bir değişim yaşayan Ortadoğu’da sınırlar anlamını yitirirken önümüzdeki yılların ne getireceğini kestirmek zor.
Ürdün’ün Filistinlilerle komşu olması durumunda İsrail ile işbirliğini devam ettireceğinin garantisi olmadığı gibi, Ürdün’deki krallığın devrilmesi durumunda İsrail ile dost bir hükümetin gelip gelmeyeceği de belli değil. Irak kendini toparladığında, Suriye’deki savaş sona erdiğinde, doğu sınırı yeniden önem kazanabilir. Batı Şeria’nın ikinci bir Gazze olma olasılığı hala güncelliğini korurken, bölgede yükselen El Kaide’nin nereye kadar ilerleyebileceğini kestirebilmek ise güç.
Savunulabilir sınırlar ile egemen bir devlet tartışmasının alevlendirdiği Ürdün Vadisi konusu, İsrail-Filistin anlaşmasının ana hatlarını belirlemeye uğraşan Kerry’ye daha çok zor anlar yaşatacak gibi görünüyor.

Karel Valansi OBJEKTİF Şalom Gazetesi 29.01.14
http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=89840#.Uu0X-vl_s_Y

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different cou...

Bu yılki Elküs Marküs ödüllerine Şalom damgasını vurdu

İki yılda bir düzenlenen ancak pandemi nedeniyle 2020 yılında gerçekleştirilemeyen Elküs Marküs Erdem ve Hayırseverlik Ödül Töreni 30 Mart akşamı çevirim içi olarak gerçekleştirildi. Bir çok dalda ödüllerin dağıtıldığı gecede Şalom Dergi ve Şalom yazarlarına da ödüller yağdı. Fakirleri Koruma Derneği’nin Elküs Marküs Erdem ve Hayırseverlik Ödül Töreni 30 Mart Çarşamba akşamı Zoom üzerinden gerçekleştirildi. İki yılda bir düzenlenen ödül töreni pandemi nedeniyle planlandığı gibi Mart 2020 yılında gerçekleştirilememişti. Ödül töreni dört yıllık zorunlu bir aradan sonra çevirim içi bir törenle sahiplerine teslim edildi, başarıları ödüllendirildi.  Türk Yahudi Toplumunun yegane ödül veren kurumu olan Fakirleri Koruma Derneği, bu ödülü 1916 yılında, dönemin ABD İstanbul Büyükelçisi Abraham Elküs ve Gertrude Elküs’ün henüz 16 yaşındayken hayatını kaybeden kızları Jane Selma Elküs’ün anısını yaşatmak için vermeye başlamıştı. Davranışlarıyla hayranlık uyandıran kişileri onurlandırmak ve bu...

Değişen Beyoğlu, Kaybolan İstanbul Gazete Oniki'de

Haftalık gazete Oniki, Şalom'da yayınlanan Değişen Beyoğlu, Kaybolan İstanbul adlı yazımı kendi sayfalarına taşıdılar... Gazete Oniki 31 Ekim 2014 http://www.gazeteoniki.com/degisen-beyoglu-kaybolan-istanbul.html