Ana içeriğe atla

My recent article is cited in Sabah Daily

In this sense, Turkey's rapprochement with Israel would provide significant support for a possible defusing of tensions in the region and that is of utmost importance for any democratic regime. Istanbul-based Shalom newspaper in an important article published by Karel Valansi, who underlines Israel's most important trump card, the natural gas deposits and who, succinctly, sums up the situation in two sentences: " Is a 'peace pipeline' between Turkey and Israel possible? Can natural gas diplomacy provide this rapprochement?"


PERHAPS A TURNING POINT IN MIDDLE EAST POLITICS
Tulu Gümüştekin 01 November 2014, Saturday


The Swedish government has decided to recognise Palestine as a full-fledged state. The latter owns only "observer" status at the U.N. Although an important legal status, the recognition falls short of giving Palestine the necessary authority and margin of manoeuvre to deal with Israel. The recognition of Palestine as an independent state in a country like Sweden is pointing to a very significant change in the EU's Middle East policy and the attitude of permanent support for Israel.
This step by the Swedish government has launched a wide debate in the EU press. For some observers, that recognition would not be implementable in practice, arguing that Hamas and Fatah cannot control their own territory. But overall, the move by the Swedish found significant support.
In the editorial of the newspaper Publico in Portugal, the process was described as an attempt to end international "hypocrisy." The newspaper said that Israeli Foreign Minister Avigdor Libermann, in his usual style, wandering outside the bounds of decency, declared "relations in the Middle East are not as simple as IKEA furniture installation."
However, it has become more and more evident that Israel will not be able to pursue its policy of "de-Palestinisation" of the West Bank, even if Israeli politicians continue to snub international public opinion. The same subject has been analysed in Lidové Noviny, a Czech Republic daily, which emphasises that recognising the Palestinian state without expecting anything in return was to give it a carte blanche and might not be such a good idea.
All foreign observers have a common point, which is the fact that Israel, by establishing permanent Jewish settlements in the West Bank, and sabotaging the creation of a coherent Palestinian state is blocking all solution possibilities. Recently, private news leaked from the White House administration, pertaining to Prime Minister Netanyahu's personality and policies. Such leakages never contained such blunt evaluations of Israel before. These developments will certainly not create an "anti-Israel" attitude in the U.S., but point to an "overhaul" regarding Israel.
Policies pursued by major powers of the world have only created instability, totalitarian regimes, strife, bloodshed and ethnic or sectarian cleansing in the Middle East up until now. The change of attitude might not be very discernible yet, still there is a change of attitude on the part of democratic regimes, as shown by Sweden's decision to recognise Palestine and the U.S. administration's rebuke concerning Netanyahu.
Regional actors, Israel, Hamas and Fatah, will also be forced to adopt a policy based on negotiations on non-conflict, and peaceful settlement. If Israel, which definitely remains the key actor, gives some support to a new policy, it can change the fortunes of the entire region.
In this sense, Turkey's rapprochement with Israel would provide significant support for a possible defusing of tensions in the region and that is of utmost importance for any democratic regime. Istanbul-based Shalom newspaper in an important article published by Karel Valansi, who underlines Israel's most important trump card, the natural gas deposits and who, succinctly, sums up the situation in two sentences: " Is a 'peace pipeline' between Turkey and Israel possible? Can natural gas diplomacy provide this rapprochement?"

http://www.dailysabah.com/columns/tulu-gumustekin/2014/11/01/perhaps-a-turning-point-in-middle-east-politics

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Survivor Hayim’in gerçek dünyası - Söyleşi

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri…

Survivor maceran nasıl başladı? Katılmak nereden aklına geldi? Arkadaşlarımla uzun süredir Survivor’u takip ediyorduk. Hep katılmak istiyordum ama televizyona çıkmak beni korkutuyordu. Geçen sene iki yakın arkadaşım Dominik’e gittiler. Yarışmacıları yakın…

Koronavirüs Türkiye-İsrail İlişkilerinde Bir Kapı Aralayabilir mi?

Koronavirüs bir çok ilişkiyi yeniden tanımlarken, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin yeniden normalleşmesi için bazı fırsatlar da sunuyor. Ancak bunları değerlendirmek, yeni bir bakış açısıyla ilişkileri ele almak bu iki devletin elinde. İlişkilerdeki güvensizlik ve bunun halklara yansıyan olumsuz etkisi istenirse aşılabilir ama bunun için başta siyasi irade ve dış politikada bir açılım gerekir. Doğal afetlerin ya da pandeminin başlatacağı bir yakınlaşma ancak bu irade olursa sağlanabilir. 
İsrail koronavirüse bir yıldır süren siyasi bir kriz ve Yüzyılın Anlaşması’nın açıklanmasının hemen ardından yakalandı. Pandemiye karşı sert tedbirleri çok hızlı aldı. Zayıf halkası ise modernliği ve seküler yaşam tarzını reddeden Haredimlerdi(ultra-Ortodoks Yahudiler). Türkiye ise koronavirüse karşı biraz daha geç ve bu kadar sert olmayan ama gerekli bir takım tedbirler aldı.  Elinin değdiği her yeri ve her şeyi içine alan ve hayatı durdurma noktasına getiren koronavirüse karşı insanlık büyük…

Sürprizler ülkesi ve siyasi sihirbazı

2 Mart’ta gerçekleşen genel seçimlerden beri İsrail seçimlerini yazabilmek için doğru zamanı bekliyorum. Bu herhangi bir seçim değil. İsrailliler son 11 ay içinde tam üç kez sandık başına gitti. Normal bir durum mu? Hiç değil. Neden hükümet kurulamıyor derseniz, matematiksel bir süreç bu. 120 sandalyeli mecliste 61 sandalyeye sahip olmanız lazım. Ancak seçim barajı (yüzde 3.25) bir hayli düşük. Bu durum çok seslilik ve temsil açısından olumlu olsa da, sistem bu son yılda olduğu gibi kitlenebiliyor. Düşük seçim barajı sayesinde birçok parti meclise girmeye hak kazanıyor. Böylesi bir durumda tek başına hükümet kurmak zaten mümkün değilken, şimdilerde bir koalisyonda anlaşmak bile mucize haline geliyor. Ve her iki seçim sonrasında da aynen bu oldu, koalisyon kurulamadı ve yeniden seçim kararı alındı. Bu nedenle, başroldeki oyuncular aynı, oyunun kuralları aynı, talepler aynı, vaatler aynı, sonuçlar da aynı olunca beklemeye karar verdim. Zaten, seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte d…