Ana içeriğe atla

With Mavi Marmara, Turkey succeeded in bringing Gaza to international attention

Even though the Mavi Marmara did not reach its destination, one thing is for sure, Turkey has brought Gaza to international attention

Parliament ratified the reconciliation deal with Israel early Saturday morning, before the lawmakers left for a summer recess. The Knesset had already approved the agreement in late June in order to restore diplomatic ties after a six-year freeze. It is expected that the two countries will exchange ambassadors in a matter of weeks. Finally! A positive step when everything else is falling apart in the Middle East.

Tensions between Turkey and Israel first escalated at the Davos Economic Forum in 2009 and then disintegrated further with the Mavi Marmara raid in 2010, a boat attempting to break Israel's Gaza blockade. Israel had already offered an apology for the deaths of nine Turkish citizens and an American-Turk. It had also agreed to pay compensation to the victims' families. The deal calls for Israel to pay $20 million within 25 business days. The sum will not be paid directly to the families of the victims but will be deposited in a fund regulated by the government.


Turkey's relations with Hamas and the sea blockade of Gaza have been the main complications since the beginning. Turkey withdrew its demand that Israel has to halt its blockade of Gaza. Instead, Turkey will provide humanitarian aid to Gaza via the Ashdod port as usual and will establish building and infrastructure projects in Gaza. Ankara's target was to facilitate a life for ordinary Palestinians in Gaza and Israel will cooperate. Turkey will now be seen as a major contributor to the welfare of the Gazan population. This was the solution that was reached for Ankara's third condition.

In exchange, Turkish legislation will prevent any outstanding legal claims against IDF soldiers. With the deal now in effect, the Mavi Marmara lawsuits will be dropped. Israel also demanded a limit to the role of Hamas in Turkey that has played a role in terrorist attacks against Israel. One of the West Bank's leaders, Saleh al-Arouri, has already been expelled. Following the deal, Hamas will stay in Turkey but Ankara will control their activities, which has to be just political. As a bonus, with the rapprochement, Israel can now participate in NATO activities as Turkey has lifted the veto.

Six years... it is a really long time. The deal could have been reached years ago, even in the first week following the raid in May 2010, when the third Turkish condition - of lifting the Gaza blockade - was not presented yet. Following the incident, diplomatic and military relations between the two countries were frozen and Turkey became the most outspoken country criticizing the Israeli government. Only trade survived the turbulence during the impasse.

Diplomatic talks aimed at repairing the six-year rift with Israel gained speed in December 2015 as part of Turkey's foreign policy recalibration, in spite of the distrust and personal animosity between the two leaders. The Syrian war and the threat of DAESH are the main catalysts of this rapprochement. Cooperation in energy, military and intelligence could be positive outcomes of the normalization of the relations.

The deal promises better diplomatic and economic relations. However, a return to the military alliance of the 1990s is not expected in the short run. There are many in Israel and Turkey who oppose the deal especially due to the alienation between the two nations. And it took only an Israeli response to the rockets fired from Gaza to Sderot to see the resurfacing of anti-Israeli sentiment in Turkey.

The strategic outcome of the reconciliation will be positive for both countries facing similar threats in the region and having problematic relations with the U.S. It will also be a good development for the region suffering from multiple crises at the same time. However, it must be noted that the naval blockade has not been lifted and any tension between Israel and Hamas has a direct impact on Turkish-Israeli relations. The dropping of the lawsuits with this deal is a problematic issue as well, as it is against the separation of powers where the judicial function is independent from the government. I presume the Turkish government will use the amount paid by Israel as compensation to deal with future lawsuit cases or possible lawsuit cases transferred to international courts.

Israel has been blockading Gaza since 2007, the year Hamas seized power in the strip, to prevent the flow of weapons and to stop rocket attacks on Israeli territory. Even though the Mavi Marmara did not reach its destination, one thing is for sure; Turkey has brought Gaza to international attention. It was in June 2010, weeks following the flotilla incident, that Israel announced an eased blockade of Gaza and expanded the flow of goods overland into the strip. The Gaza condition in the normalization deal also confirms that Turkey is most probably the only country that truly thinks about the Palestinians' rights, to the extent of locking Turkish-Israeli relations over the issue. Therefore, one should not forget that a large scale operation in Gaza might ruin any improvement achieved in bilateral relations.

Karel Valansi Daily Sabah 15 September 2016

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Struma, Mefkure, Salvador, Parita

David Stoliar ve Siyam İsmail (Aslan) Tarihler 1941 yılını gösterdiğinde, Doğu Avrupa kendi Nazilerini yaratmış, Almanya’nın 7-8 yıla yaydığı tüm Yahudi karşıtı kararları birkaç ay içinde yasalaştırmıştı. Bölgede kurulan kamplarda Yahudilerden kurtulmak için kabul gören ‘nihai çözüm’ün uygulamaları hızlandırılmıştı. Hedef haline getirilen Yahudilerin kaçmak ya da ölümü beklemek dışında bir seçenekleri yoktu. Gidecek, onları kabul edecek bir yerleri de yoktu. Tek çare İngiliz mandası altındaki Filistin olarak gözüküyordu.   Ancak, Nazi zulmünden kaçan Avrupalı Yahudiler hayatları pahasına Filistin’e sığınmak isterken, Arapların tepkisini çekmek istemeyen İngiltere, vize almayı oldukça zorlaştırmış, hatta imkansız kılmıştı. 1939 yılında Beyaz Belge’nin (MacDonald White Paper) yayınlanması ile Filistin’e gelecek Yahudi sayısına kota konulmuş, illegal akını engellemek için Türkiye dahil, rota üzerindeki ülkelere baskı yapılıyordu.  Katliamların yoğunlaştığı 1942-1944 yıllarında Doğ

Biden'ın Filistin başlığı II

Bir önceki  yazı da ABD'nin yeni Başkanı  Joe Biden 'ın ana önceliğinin Orta Doğu olmadığını, ancak gelişmelerin onu daha önceki başkanlar gibi bölgeye döndürebileceğinden söz etmiş ve İran tehdidinin İsrail ile ilişkilerini belirlemede önemli rol oynayacağından bahsetmiştim. Biden'ın ayrıca,  Donald Trump 'ın tercih ettiği baskı ve cezalandırma politikasından vazgeçip Filistinlilerle yakınlaşacağı ve iki devletli çözüme odaklanacağını belirtmiştim. İki devletli çözüme ulaşmak pek de mümkün olmasa da, bu konuda İsrail ile Filistinliler arasındaki ilişkilerde bir normalleşme, en azından bir diyalogun başlatılmasını isteyeceğini, fakat buna  Obama / Kerry  kadar siyasi sermaye, enerji ve zaman harcamayacağını söylemiştim. İran ve Filistin meselesine farklı yaklaşmak istese de, Biden'ın Trump'ın bölgede kurduğu yeni düzenden, oluşturduğu yeni parametrelerden ilerleyeceğini ABD Dışişleri Bakanı  Antony Blinken 'ın İsrail'in başkenti olarak Kudüs'ü tanıd

Uluslararası Ceza Mahkemesi´nin kararı

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 5 Şubat günü aldığı bir kararla, yetki alanının Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü de kapsadığına hükmettiklerini açıkladı. Bu karar, uluslararası mahkemenin İsrail, Filistin Yönetimi (FÖY) ve Hamas’a yönelik savaş suçu iddialarını araştırmasının yolunu açıyor. Filistin tarafında sevinçle karşılanan bu haber, İsrail tarafından skandal olarak tanımlandı. Biraz geriye gidersek, Birleşmiş Milletler Filistin Yönetimi’nin tam üyelik talebini reddetmiş ancak 2012 yılında 1967 sınırlarıyla ‘üye olmayan gözlemci devlet’ olarak tanınma talebini çoğunluk oyuyla kabul etmişti. O dönem FÖY Lideri Mahmud Abbas, İsrail ile doğrudan görüşmeler yerine BM aracılığıyla tek taraflı diplomatik adımlarla Filistin Devleti’nin kabul edilmesine yönelik bir politika izliyordu. Abbas bu son adımında başarılı olmuş, BM’de gözlemci olarak kabulüyle, Filistinlilere BM kurumlarına katılma hakkı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne üye olma yolu açılmıştı. FÖY 2014 yılında UCM’nin kuruc