Ana içeriğe atla

Endişe, zaman ve değişim

İlk başlarda, farklı ülkelerde her gün açıklanan yeni vaka ve ölüm rakamları, en vurdumduymazın bile koronavirüs konu olduğunda en azından bir kulak kabartmasına sebep oluyordu. Bu işin gerçekten ciddiye alınması ise ancak bu sayılar kendi ülkelerinden gelmeye başladığında başladı. O güne kadar büyük bir çoğunluk, uzak diyarları etkileyen, adı sanı bilinmeyen tropik, yeni bir hastalık, üzücü bir öykü gibi dinliyordu olan biteni.
Daha sonra hayatın doğal akışını, alışkanlıklarımızı alt üst eden, başka türlü olabileceğini düşünemediğimiz yaşamımızın bir anda nasıl yarıda kesildiğini, o uzaklarda yaşananların üzücü bir hikayeden bir gecede nasıl kendi gerçekliğimize dönüştüğünü fark ettik.
Okulların kapatılmasından, evden çıkmama tavsiyelerine değin bize dayatılan bu kısıtlamaları çok da sorgulamadan kabul etmek durumundayız. Bunları kabul etmek zorundayız çünkü bu kısıtlamaları geçici olarak görüyor ve normal, alışık olduğumuz özlediğimiz hayatlarımıza geri dönebilmenin tek anahtarı olarak görüyoruz.
Bu virüse yakalanmasak bile, bizleri çok değiştirecek, değiştiriyor bile. Türkiye’de ilk vakanın açıklandığı 10 Mart gecesinden bugüne, son iki haftada hayatınızın ne kadar radikal bir şekilde değiştiğini, önceliklerinizden sohbetlerinize, gününüzün akışından, evinizdeki kiler dolabınızın içeriğine kadar nasıl etkilendiğini düşünün…
Sadece birkaç ay önce, en vahşi rüyada bile göremeyeceğimiz bir distopyanın ana kahramanları olduk bir anda. Tehlikenin nereden nasıl geleceğini bilmezken, bu görünmez düşman büyük bir endişe kaynağı olarak beynimizin baş köşesine kurulmuş durumda.
Bir kısmımız öldürücü bu virüsün yarattığı endişe ile boğuşuyor. Daha çok paket makarna, daha çok paket mercimek alınıyor, nerenin ne kadar silineceğinden, evde bulunması gereken ilaçlara, alınması gereken vitaminlere kadar sürekli endişeli bir hazırlık yapılıyor bir bilinmeze doğru. Bir şeyin eksik olma ihtimali var olan endişeyi katlarken, her haber, her bilgi kırıntısı çok değerli oluyor kendini ve sevdiklerini korumak adına. Bir de gece saatlerinde gelen vaka ve ölüm haberleri ile birlikte bölünen uykulara ve artan tedirginliğe yeni önlemler ekleniyor.
Bir kısmımız ise bir anda hediye edilen zaman için müteşekkir, kabul edilmek zorunda kalınan bu yeni yaşam şartlarının getirdiği olumlu yönleri görmeye çalışıyor. Evden çalışabilmenin, esnek iş saatlerinin, aile ile geçirilen zamanın ve paylaşımların artmasından memnun. Yoğun günlük programlardan, koşuşturmadan, trafikten şikayet edenler için bir mucize gibi gözüküyor evde zaman geçirebilmek. Hayatın koşuşturmasından yapılamayan, sürekli ertelenen işler, tamiratlar, bakımlar yapılabiliyor. En önemlisi ise telaşsız, koşuşturmasız, öyle yarım yamalak değil hakkını vererek yapılıyor her şey. Beğenerek seçilip alınan kitapları okuyacak, filmleri, belgeselleri izleyecek vakit olacak sonunda diye düşünülüyor, bir de keyifler yerinde olsa…
Bu dönem bize her konuda yavaşlamamızı ve sadeleşmemizi söylüyor. Şehirde yaşamanın, günlük temponun yoğunluğunun, birden fazla kimliğe sahip olmanın ve bu kimliklerin getirdiği sorumlulukları taşımanın hem fiziksel hem de duygusal olarak ne kadar yorduğunu fark ediyorsunuz bir anda. Zorunlu bir “dur” diyor bu salgın.
Bir de daha çok çevreyi ve bilinçsizce kullanılan plastiği, kirletilen havayı, suyu, yok edilen ormanları, kesilen ağaçları, öldürülen, soyu tüketilen hayvanları düşünmeye başlıyorsun ister istemez. Gelişmenin, modernleşmenin görülmeyen, hesaplanmayan, durdurulması gereken acı bilançosu karşımızda.
Bu salgın aynı zamanda dayanışmanın her zamankinden daha önemli olduğunu hatırlatıyor. Bu zoraki duraklamanın en olumsuz etkilediği gruplar arasında özellikle günlük yevmiye ile çalışanlar veya işlerini uzaktan devam ettiremeyecek ve işsiz kalacak olanlar bulunuyor. Bu durumda sosyal devlet ve dayanışma ihtiyacı daha fazla öne çıkıyor. Evden çıkmama tavsiyesi ve karantina süreleri uzadıkça, evden hiç ayrılmayan şiddet kaynağı karşısında, şiddete maruz kalan kadınları korumak için gereken tedbirlerin acilen alınması şart. 
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Henüz adını koyamadığımız büyük bir değişimin kıyısındayız. Bizi bekleyen bilinmezliği henüz çözememiş olsak da, öngörebildiğimiz tek şey  Korona bitip sokağa çıktığımızda her şeyin daha farklı olacağı.
Sağlıklı ve huzurlu günlere!
Karel Valansi, OBJEKTİF, Şalom Gazetesi 24 Mart 2020 http://www.salom.com.tr/koseyazisi-114040-endise_zaman_ve_degisim.html

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Disclaimer: La verdad i las istoryas ke mos kontamos

Bazado sovre la novela de 2015 de Renée Knight, Disclaimer es una seri psikolojika de suspenso, estrenada en Apple TV+ en 2024. Eskrita i dirijida por Alfonso Cuarón, ganador de sinko Premios Oscar, esta mini-seri de syete epizodios eksplora la fuersa de la verdad, de las istoryas ke mos kontamos i de la manera en ke vemos los evenimientos, ambezando tambiyen el peligro de los sekretos. En esta seri ay munchos aktores famozos: Cate Blanchett interpreta a Catherine Ravenscroft; Sacha Baron Cohen su marido Robert; Kodi Smit-McPhee su ijo Nicholas; Kevin Kline da vida a Stephen Brigstocke i Lesley Manville interpreta a su mujer Nancy. La istorya sige a Catherine, una periodista muy konosida. Un dia una novela aparese i empesa a deskuvrir un sekreto muy personal de su pasado.  Los eventos del pasado son kontados desde diferentes puntos de vista, la seri invita al spektator a kestyonar la memoria, la identidad, la persepsion i la relasyon entre la verdad i la manera ke kontamos la mizm...

Her yaşam bir roman - Panama´daki Türk Yahudileri

Panama´da hızla büyüyen bir Yahudi yaşamı var. Café con Teclas kitabının yazarı gazeteci Sarita Esses´in yanı sıra Antakyalı Eli Cemal, Mersinli Musa İlarslan, Trakya kökenli Julia Kohen de Ovadia ve kuzeni İstanbullu Çela Alkabes de Eskinazi ile göç hikayelerini ve Panama´daki yaşamlarını konuştuğumuz keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Julia Kohen de Ovadia İstanbul doğumluyum. Babam Çanakkaleli Aron Kohen, annem ise Çorlulu Suzi Bahar.  Seneler evvel büyükbabamın eltisi Meksikalı Sultana genç yaşta çocuksuz dul kalınca küçük teyzem Donna’yı yollamasını istedi anneannemden. Donna da Sultana teyzesiyle yaşamak için Meksika’ya gitti. Orada eniştem Moises Mizrachi ile tanıştı ve evlenerek Panama’ya taşındı. Büyükbabam Nessim Bahar vefat edince anneannem Coya, ablam Malka ile iki aylığına kızını görmeye Panama’ya gitti. Ancak orada ablam eniştemle tanıştı, evlendi ve hayatını Panama’da kurdu. Dört çocuğu ve on torunu var. Ablamın düğünü için Panama’ya geldiğimizde ben Saint Pulcheri...

NATO’s Southern Flank is Becoming a Strategic Frontier

On 8 July, as NATO leaders gathered in Ankara, the ceasefire between the United States and Iran collapsed, with Washington launching renewed strikes as the meeting was underway. The conflict involving Iran that began on 28 February was expected to remain limited in duration and was widely described as a “short-term excursion,” yet, more than six months later—after an April ceasefire, a June memorandum of understanding, and its collapse—the conflict remains unresolved. For Washington, the conflict has become a sustained drain on attention, assets, and Alliance coherence, raising difficult questions about burden sharing and the credibility of U.S. deterrence commitments across the Middle East.   The conflict’s prolongation and intensification, with regionalization still unfolding, have called into question whether NATO’s Southern neighborhood framework—and, by extension, the U.S. force posture underpinning it—is sufficient for the current security environment. The Alliance des...