Ana içeriğe atla

Meksika-Lübnan hattı

Bir zamanların gözde balayı destinasyonu, cennet kadar güzel Meksika, son yıllarda her daim çeteler arası çatışma yaşanan, insanların öldürüldüğü, çok sayıda kişinin kaçırılıp bir daha bulunamadığı bir cehenneme dönüştü.
ABD uyuşturucu pazarından daha fazla pay alabilmek için son 30 yıldır birbiri ile çatışan Meksika kartelleri, 1990’larda Kolombiya uyuşturucu mafyasının saf dışı bırakılmasıyla bölgenin tek hâkimi oldular. Meksika’nın yeni Devlet Başkanı Felipe Calderon, sokaklara kadar inen çatışmaları durdurmak için 11 Aralık 2006’da bu kartellere karşı savaş açtı. Bu tarihten günümüze Meksika’da yaklaşık 50 bin kişi öldürüldü, 10 bin kişi kayboldu, 230 bin kişi ise göç etmek zorunda kaldı. ABD Adalet Bakanlığı verilerine göre Amerikalı uyuşturucu kullanıcılarının yarattığı yıllık yaklaşık 48 milyar dolarlık pazar, Latin Amerika’dan Afrika, Avrupa ve Ortadoğu’ya kadar uzanan uluslararası bir bağlantılar zincirine götürüyor.
Her şey Lübnan asıllı Kolombiyalı Ayman Joumaa’nın uyuşturucu trafiği ve para aklamadaki kilit rolünün ortaya çıkarılması ile aydınlandı. Kolombiya’da üretilen uyuşturucunun Meksikalı karteller aracılığıyla ABD’ye sokulmasını sağlayan Joumaa’nın aynı zamanda uyuşturucudan kazanılan parayı çeşitli Afrika ülkelerinde bulunan ailesine ait kullanılmış araba şirketlerinin kârı olarak gösterip, Lübnan Kanada Bankası aracılığıyla yasal banka sistemine aktardığı Virginia Mahkemesi tarafından belgelendi. ABD tarafından daha önce de Hizbullah ile bağlantılı olmak ve kara para aklamakla suçlanan Lübnan Kanada Bankası ise adını temize çıkarmak için hemen Fransız Société Générale’in bir iştiraki tarafından satın alındı.
Meksikalıların para aklamak için bir Lübnan bankasını seçmeleri oldukça mantıklı. ABD yasaları 10 bin dolar üstündeki her işlemin yetkililere bildirilmesini gerektirirken, Lübnan bankacılık kanunlarına göre hiçbir banka çalışanı müşterileri hakkında müşterinin yazılı talebi olmadan adalet bakanlığına dahi bilgi veremiyor. Bu gizlilik de tercih edilmelerindeki en önemli etken oluyor.
Virginia Mahkemesi, Joumaa’nın 90 bin ton kokainin ABD’ye sokulmasında aracı olduğunu, 250 milyon doları da akladığını söylerken, aynı zamanda Joumaa’nın 1997’den beri ABD’nin terörist listesinde bulunan Hizbullah örgütünün önemli destekçisi olduğunu açıkladı.
Suriye’deki Beşar yönetiminin Hizbullah’ı maddi olarak desteklemeyi azaltması Le Figaro’ya göre Hizbullah’ın mali sorunlarının başlangıcı oldu. Ancak asıl sorun İran’ın nükleer faaliyetlerine karşılık sertleştirilen uluslararası yaptırımlar ile arttı. Hizbullah’ın en önemli destekçisi İran, günümüzde artan enflasyon ve işsizlik ile uğraşıyor. Ahmedinecad son olarak milyar dolarlık devlet sübvansiyonlarını feshetti. Bu durumda Hizbullah’ın, Ortadoğu’da sürdürdüğü terör, kazanmaya çalıştığı siyasi statü ve ihtiyacı olan finansman için Latin Amerika’ya ağırlık vermesi kaçınılmazdı. Amerikan Devletler Örgütü’nün ABD eski Büyükelçisi Roger Noriega, temmuz ayında yaptığı bir açıklamada, Hizbullah’ın Meksika kartelleri ile bağlantısından bahsetmiş ve Chavez Venezüelası’nın verdiği destek ile Hizbullah’ın bölgede nüfuzunu arttırdığını açıklamıştı.
Meksikalı uyuşturucu kartelleri ile İran destekli Hizbullah’ın işbirliği ilk başta şaşırtıcı gelse de iki taraf için de oldukça kârlı bir ortaklık. Meksikalılar Hizbullah’tan küçük patlayıcı ve araba bombası yapımı ile gelişmiş sınır ötesi tünel sistemlerini öğrenirken, Hizbullah da ABD sınırında güçlenip, iddialar doğruysa, bölgedeki kazançtan pay alarak Ortadoğu’daki faaliyetlerini finanse edebilir.
Bu işbirliği ekim ayında, ABD Adalet Bakanlığı’nın İran’ı, Meksikalı bir tetikçi kullanarak Suudi Arabistan’ın ABD elçisine suikast düzenlemeye çalışmakla suçladığında da dikkatleri çekmişti.
Hizbullah Latin Amerika’da güçlenerek uluslararası izolasyondan kurtulmayı, ABD’nin bölgedeki etki ve gücünü azaltmayı ve aynı zamanda ABD’ye karşı sürdürdüğü savaşta yeni bir cephede güçlenmeyi amaçlıyor olmalı. Lübnan siyasetine siyasi bir parti olarak giren Hizbullah’ın 80’li yıllardan beri Arjantin’deki Yahudi merkezi dâhil birçok terörist saldırı gerçekleştirdiği bilinse de Meksika kartelleri ile bağlantısı iddiaları oldukça hassas bir konu. ABD ve İsrail gibi ülkelerde terörist organizasyon olarak görülen Hizbullah, bazı ülkelerde meşru bir direniş örgütü olarak kabul ediliyor.
Kanıt ve iddialar hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, küreselleşmenin hayatın her alanında olduğu gibi terörizm ve kaçakçılık gibi yasadışı yaşamlarda da kendine bir yol bulduğunu gösteriyor. Kanunsuz yaşayanların küreselleşmenin avantajlarından yararlanmayı başardığı da açıkça gözüküyor ne yazık ki.

Yorumlar

Antrax dedi ki…
Yaptığınız tespitler o kadar doğru ki benimde sadece uyuşturucu kartelleri ile ilgili bir blog'um var .Sizi tebrik ediyorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different cou...

Bu yılki Elküs Marküs ödüllerine Şalom damgasını vurdu

İki yılda bir düzenlenen ancak pandemi nedeniyle 2020 yılında gerçekleştirilemeyen Elküs Marküs Erdem ve Hayırseverlik Ödül Töreni 30 Mart akşamı çevirim içi olarak gerçekleştirildi. Bir çok dalda ödüllerin dağıtıldığı gecede Şalom Dergi ve Şalom yazarlarına da ödüller yağdı. Fakirleri Koruma Derneği’nin Elküs Marküs Erdem ve Hayırseverlik Ödül Töreni 30 Mart Çarşamba akşamı Zoom üzerinden gerçekleştirildi. İki yılda bir düzenlenen ödül töreni pandemi nedeniyle planlandığı gibi Mart 2020 yılında gerçekleştirilememişti. Ödül töreni dört yıllık zorunlu bir aradan sonra çevirim içi bir törenle sahiplerine teslim edildi, başarıları ödüllendirildi.  Türk Yahudi Toplumunun yegane ödül veren kurumu olan Fakirleri Koruma Derneği, bu ödülü 1916 yılında, dönemin ABD İstanbul Büyükelçisi Abraham Elküs ve Gertrude Elküs’ün henüz 16 yaşındayken hayatını kaybeden kızları Jane Selma Elküs’ün anısını yaşatmak için vermeye başlamıştı. Davranışlarıyla hayranlık uyandıran kişileri onurlandırmak ve bu...

Ontological Insecurity and Emotional Governance in Turkish Foreign Policy

Ontological Insecurity and Emotional Governance in Turkish Foreign Policy Karel Franco Valansi & Erman Ermihan https://www.globacademy.org/wp-content/uploads/2026/02/GA-Reports-Ontological-Insecurity-and-Emotional-Governance-in-Turkish-Foreign-Policy.pdf  February 2026 Abstract This paper examines how ontological insecurity and emotional governance shape Turkish foreign policy behavior under the Justice and Development Party (AKP). Moving beyond rationalist assumptions, it argues that Türkiye’s assertive and often reactive diplomacy reflects a struggle for a stable self-identity amid shifting regional hierarchies and perceived external threats. Emotional narratives—particularly pride, humiliation, and resentment—play a central role in legitimizing foreign policy decisions and framing Türkiye’s relations with the West, the Middle East, and domestic audiences. Understanding this emotional-ontological nexus offers crucial insights into Türkiye’s sometimes unpredictable foreign pol...