Ana içeriğe atla

Balayı kısa sürdü

İsrail siyasi gündemi her an sürprize hazır bir hal aldı. 7 Mayıs gecesi erken seçim beklentisiyle yatağa giren İsrailliler, son zamanların en geniş tabanlı koalisyonunun kurulduğu haberiyle uyanmışlardı. Kadima lideri Şaul Mofaz’ın, ‘yalancı’ diye nitelendirdiği Likud lideri Binyamin Netanyahu’nun hükümetine katılması büyük şaşkınlık yaratmıştı. Şimdi de ultra-Ortodoksları (Haredi) askerlikten muaf tutan Tal yasası konusunda Mofaz ile prensipte anlaştıklarını söyleyen Netanyahu’ya rağmen Kadima hükümetten çekildi. İşçi Partisi bu durumu ‘politik bir sirk’e benzetiyor, haksız da değil.Kadima-Likud evliliği on hafta sürebildi ancak. ‘Düğünü’ AB Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ile kutlayan Netanyahu, Mofaz, Barak ve Lieberman, güçlü ve sağlam bir hükümet olarak gövde gösterisi yapmıştı. Geçtiğimiz ay ise Mofaz ‘boşandıklarını’ ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton adına düzenlenen yemeğe katılmayarak belli etti.
Kadima’nın koalisyona katılması ne kadar yankı uyandırdıysa, ayrılması da bir o kadar sönük oldu. Koalisyon kurulurken başbakan dört öncelik sıralamıştı; Tal Yasası, bütçe, seçim sistemi ve Filistinlilerle barış sürecine dönüş. Mofaz hükümette olduğu süre boyunca bu maddelerin hiçbirinde bir ilerleme kaydedemedi, ortaklarını etkileyemedi. Netanyahu’nun yerini doldurabilecek bir lider imajı çizemedi. Mofaz bu 70 günde sadece seçim tarihini ertelemiş oldu, bir de anketlerde ciddi oranda oy kaybeden partisine zaman kazandırdı. İşe yaradı mı? Pek değil. Anketlere göre bugün seçim olsa Kadima ancak sekiz sandalye kazanabilir.
Mofaz, Tal Yasası uğruna başbakan yardımcılığı pozisyonunu bırakarak laik ve orta sınıfın oylarını garantilemek ve siyasi saygınlığını geri kazanmak istiyor. Ana muhalefet olarak da daha önce söz verdiği sosyal adalet protestolarına bizzat liderlik yapmaya hazırlanıyor olmalı.
Netanyahu içinse hükümet düşmediği için erken seçim zorunluluğu yok ancak öncesine göre daha güçsüz bir görüntü veriyor. Dindar partilerle sürdürdüğü ortaklıksa onun kurduğu hükümetlerin bir özelliği halini aldı artık.
Kadima toplu halde ayrılmayıp Tal Yasası konusunda bölünseydi bu durum Likud’a güç kazandırabilir, sandalye sayısını arttırıp hem bu yasa, hem de İran konusunda daha rahat karar alabilirdi diye düşünürken, Netanyahu geçtiğimiz hafta bakanlık teklif ederek dört Kadima’lı milletvekilinin hükümeti desteklemesini sağladı. Gazze’den tek taraflı çekilmeyi hedefleyen Ariel Şaron tarafından Likud’dan ayrılanlarla kurulan Kadima Partisi yavaş yavaş dağılırken, bazı milletvekillerinin Likud’a geri dönmesi pek de şaşırtıcı gelmiyor aslında.
Bu kadar tartışma yaratan Tal Yasasına dönersek, İsrail kurulduğunda birkaç yüz Haredi’nin dini eğitimlerine devam edip askerlikten muaf tutulmasına göz yumulmuştu. Artık on binler bu haktan yararlanmak istiyor. Ortalama 6-8 çocuk doğuran bu kesim İsrailli ailelerin yüzde 10’unu oluşturuyor. Anayasa Mahkemesi de, askerlik yaşını ileri çekerek Haredi’leri önce kısa dönem askerliğe sonra da iş gücüne katmayı amaçlayan Tal Yasasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle 1 Ağustos’a kadar değiştirilmesine ya da her İsraillinin askere alınmasına hükmetti.
Asker açığını kapatmak isteyen ordu kararı desteklerken aynı zamanda bu muafiyetin ileride diğer gençleri askerliğe çekmeyi güçleştireceğini öngörebiliyor. Ayrıca 2-3 yıl askerlik yapan, vergi veren ve geçim sıkıntısı yaşayan çalışan kesim, devletten her türlü sosyal yardımı alan ancak askerlik yapmayan, çalışmayan dindar kesimin yükünü artık taşımak istemiyor, Haredi’lerin de yaşadıkları ülkenin savunmasında ve kalkınmasında pay sahibi olmaları gerektiğini savunuyor.
Tal Yasasının koalisyon bozup bu kadar tartışılmasının asıl nedeni ise sosyal adalet protestoları ile çalkalanan ülkedeki mevcut durumun tamamen kontrolden çıkıp, geniş çaplı bir huzursuzluk hatta anarşi ortamı yaratması endişesi. Eşitlik kavramı ile askerlik yasasının bir arada kullanılmasının da ana sebebi bu.

Karel Valansi - Objektif
Şalom Gazetesi 1 Ağustos 2012
http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=82856

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1986 Neve Şalom Kurbanları Anıldı / Acılarımız hep aynı

6 Eylül 1986’da Neve Şalom Sinagoguna düzenlenen korkunç saldırıda hayatını kaybeden 22 kişi düzenlenen bir törenle anıldı. Terör kurbanlarının anısına yakınlarının yaktıkları mumlarla başlayan tören Türkiye Hahambaşılığı Vakfı Danışmanı Beri Koronyo’nun anlamlı konuşmasıyla sürdü. Hayatını kaybedenler için okunan duaların ardından Aşkenaz Mezarlığında bulunan anıt mezar ziyaret edildi.

6 Eylül 1986 Cumartesi sabahı saat 09.17’de Neve Şalom Sinagogu acımasız bir terör saldırısına uğradı. Sinagogu basan teröristler, ellerindeki makineli tüfeklerle Şabat ibadetlerini yerine getirmekte olan kişilere saldırdılar, birkaç dakika süren silahlı saldırıda 22 Yahudi hayatını kaybetti.
Şabat duasını kana bulayan bu korkunç katliamın 33. yıldönümünde hayatını kaybeden Aşer Ergün, Avram Eskenazi, Bensiyon Levi, Binyamin Ereskenazi, Daniel Daryo Baruh, Davit Behar, Eliyezer Hara, İbrahim Ergün, İsak Barokas, İsak Gerşon, Jozef Alhalel, Leon Levi Musaoğlu, Mirza Ağajan Babazadeh, Moiz Levi, Dr. Moiz…

CNNTürk 5N1K'da İsrail seçimlerini konuştuk

Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine saldırı, Erdoğan-Trump zirvesi ve İsrail seçimleri 5N1K'da konuşuldu https://www.cnnturk.com/tv-cnn-turk/programlar/5n1k/suudi-arabistanin-petrol-tesislerine-saldiri-erdogan-trump-zirvesi-ve-netanyahunun-secimi-kaybetmesi-5n1kda-konusuldu



5N1K / CNNTürk 21 Eylül 2019 (16.00'dan itibaren)

S-400 gölgesinde temmuz ayı

Açıklamalara göre bu hafta içinde S-400 hava savunma sisteminin ilk teslimatı Rusya’dan gerçekleşecek. ABD tarafı birçok kez ilk teslimat ile birlikte yaptırımların işleme alınacağı konusunda uyardı. Ancak halen ortada cevap bulunması gereken bir çok soru var… Son aylarda gündemimizi yoğunlukla meşgul eden S-400 krizi, Türkiye-ABD arasında ardı ardına çıkan sorunların zirvesini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkiye tarafı “hem S-400 alırım hem de F-35” diyerek çıktığı yolda, Amerikan Kongresi’nin sert engellemesiyle karşılaştı. ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın mektubunda, Türkiye'nin S-400 alması durumunda Kongre’nin CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarını uygulamaya kararlı olduğu yeniden vurgulanıyor ve yol yakınken kararınızdan dönün deniyordu. Yaptırımlar tartışmasında, Türkiye’nin ABD’nin hasımları arasında anılıyor olması ise NATO müttefiki bu iki ülkenin ilişkilerindeki en düşük noktalardan birini gösteriyordu…