Ana içeriğe atla

İran Cephesi

ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiği ilk günden itibaren Ortadoğu politikasında, kendisinden önceki ABD Başkanı Barack Obama’nın aksine, İran karşıtlığını ön plana yerleştirdi. Seçim kampanyasında da sıkça üstünde durduğu İran ile yapılan 2015 tarihli uluslararası anlaşmadan çekilme vaadini başkan olduktan kısa bir süre sonra gerçekleştirdi. İran’ın nükleer programını kontrol altına almak ve nükleer silah üretmesini engellemek için P5+1 ülkeleriyle başlatılan bu yol, aynı zamanda Obama’nın mirası olarak adlandırılıyordu.

Trump, ABD’nin anlaşmadan tek taraflı ayrıldığını açıkladığı gün, Ortadoğu’daki krizleri tetiklediğini söylediği İran’ı da ‘dünyanın önde gelen terör destekçisi devlet’ sözleriyle tanımlamıştı. Bu sözler, Trump’ın Ortadoğu’da o tarihten sonra alacağı kararların da pusulası oldu. Artık yeni bir cephe açılmıştı, İran cephesi.

Bu uğurda bir çok ittifak sarsıntıya uğradı. Trump’ın tek taraflı çekilme kararı, bozulmaz denen transatlantik ilişkilerin kırılganlığını su yüzüne çıkardı. İran’ı tekrar marjinalleştirmekten çekinen diğer imzacı ülkeler anlaşmanın ABD’siz devam edebilmesi için formüller bulmaya çalışırken, aynı zamanda ABD’nin doğrudan tehdidine maruz kaldılar.

Bu arka planda ABD bu hafta, Kudüs Gücü dahil İran Devrim Muhafızlarını terör örgütü ilan ettiğini açıkladı. Küresel terör faaliyetlerinin idare ve uygulanmasında Devrim Muhafızları’nın İran hükümetinin en önemli aracı olduğunu belirten Trump, bu sayede nükleer anlaşmayı tamamen geçersiz kılmayı amaçlıyor.

Bu kararla birlikte ABD ilk kez bir başka ülkenin ordusunu yabancı terör listesine almış oldu. Yani eğer konuyu basitleştirirsek, İran’da askerlik zorunlu olduğuna göre, ABD bu kararıyla vatani görevini yapanları terörist olarak nitelemiş oluyor.

ABD, İran’ı bu sayede ölümcül hırslarından arındırmaktan bahsederken, İran bu karar karşısında ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığını (CENTCOM) ve ona bağlı tüm güçleri terörist ilan ettiğini açıkladı.

Devrim Muhafızları, 1979 İslam Devrimi sonrasında, var olan orduya paralel, ayrı bir yapı olarak kurulmuştu. Dini Lider Humeyni’ye bağlı olarak kurulan örgütün amacı yeni rejimi ve liderlerini korumaktı. Sekiz yıl süren İran-Irak Savaşında yer alarak güçlenen Devrim Muhafızları, zamanla kara, deniz, hava kuvvetlerine sahip, istihbaratı güçlü ve sadece dini lidere bağlı, ayrıcalıklı bir ordu haline geldi.  ABD’nin özellikle belirttiği Kudüs Gücü ise Devrim Muhafızları içindeki önemli bir elit güç ve İran’ın yurtdışı faaliyetlerini yürütmekte.

Verdiği koşulsuz destek ile Suriye savaşının yönünü değiştiren İran, aynı zamanda geniş bir coğrafyada, kendi çıkarlarına yönelik, uzun süreli bir askeri operasyon sürdürebildiğini gösterdi. Bu konuda Devrim Muhafızları’na, 1985’teki kuruluş manifestosunda İran’a bağlılık yemini eden Hizbullah’ın da destek verdiğini eklemeliyiz. Devrim Muhafızları’nın tüm bunları başarmasının ardında yatan ise İran’ın kendisini bile aşan dev ekonomik gücü. Sahip olduğu şirketler inşaat, petrol, telekomünikasyon, savunma, tıp gibi farklı alanlarda faaliyet göstermekte. Devrim Muhafızları’nın ekonomik gücünü kontrol altına almak ve bazı şirketlerinin özelleştirilmesini sağlamak için İran’daki çabalar ise sonuçsuz kalmıştı.

ABD bu kararı ile İran’ın gücünü, etkisini, özellikle de yurtdışındaki faaliyetlerini sınırlandırmayı amaçlıyor. Ancak bu adım ile İran’ın geri çekilmesini veya değişmesini beklemek mümkün değil. Olsa olsa daha da hırçınlaşacak, Amerikalıları ve İsraillileri daha fazla hedef alacaktır. Bu kararın İran nükleer anlaşmasını devam ettirmek isteyen AB ülkelerini de daha zor durumda bırakacağını söylemek lazım. Belki de Trump, bu kararıyla nükleer anlaşmadan vazgeçiremediği AB ülkeleri yerine, İran’ın kendinden anlaşmayı feshetmesini hedefliyordur. Ancak İran’ın bu tuzağa düşeceğini sanmam.

Bu karardan en çok memnun olan ise 9 Nisan’da seçimlere giren İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. İsrail genel seçimlerinden hemen önceki bu açıklamanın Trump’ın Kudüs, Golan kararlarından sonra kendi hanesine bir puan daha yazdığını biliyor. Hatta bu kararı için ABD’yi tebrik ederken, Trump’ın bir talebini daha yerine getirdiğini belirtmekte bir sakınca görmedi.

Trump kurallarını kendisinin koyduğu yeni bir oyun oynuyor. ABD’nin dış politika geleneklerinden, uluslararası ittifak ve anlaşmalara kadar uygun görmediği her şeyi sarsıyor. Şimdi sırada gizli yürüttüğü büyük projesi var. Artık 9 Nisan tarihi de geldiğine göre, yakında ‘Yüzyılın Anlaşması’nı açıklayacak. Öngörülemeyen başkanın bu planının da sürprizlere gebe olacağını söylemek yanlış olmaz. Ancak ne kadar başarılı olabileceği ise apayrı bir konu.

Karel Valansi, Şalom Gazetesi 10 Nisan 2019 http://www.salom.com.tr/koseyazisi-110270-Iran_cephesi.html

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different cou...

Mario Levi ile çok özel: “Ben ülkesini yüreğinde taşıyanlardanım”

Bu ayki Şalom Dergi konuğum Türk edebiyatının önemli kalemlerinden, eski bir Şalomcu olan sevgili dostum ve öğretmenim Mario Levi. Yeditepe Üniversitesi’nde ve çeşitli kurumlarda yaratıcı yazarlık dersi veren, Gazete Kadıköy’de köşe yazarı olan ve TV programı bulunan Mario ile eş zamanlı yazdığı son roman ve hikaye kitabını konuştuk. Sosyal medyadaki nefret söylemi, ifade özgürlüğü, İstanbul sevgisi ve yazarlık tüyolarını da bulab ileceğiniz çok keyifli bir sohbete hazırlanın! Daha önceki kitaplarınla kıyaslayınca ‘Bu oyunda gitmek vardı’ daha kısa cümleli, daha yalın. Dilde bir sadeleşmeye mi gidiyorsun? Üstelik ‘Pandispanya’nın tadı hala damağımızdayken yeni bir kitap daha! Bu nasıl bir hız? Dilimin sadeleşip sadeleşmediğinin farkında değilim. Öyle söyleniyor. Özel bir çabam olmadı. Belki de hikâye bunu gerektirdi. Ama yıllar geçtikçe sadeleşiyor insan, biliyorum. Her anlamda sadeleşiyor… Çünkü kaybetmeyi öğreniyor. Kaybettiklerinin de aslında kayıp olmadığını… Hayatı geldiği ...

Avrupa’nın Dron Sınavı: Caydırıcılık, Maliyet ve Yeni Güvenlik Mimarisi

Avrupa güvenliği Rusya’nın hibrit askeri stratejisinin merkezine yerleştirdiği düşük maliyetli dronlarla her zamankinden daha karmaşık ve kırılgan hale geliyor. Polonya hava sahasındaki son ihlallerden Ukrayna savaşına kadar uzanan bu yeni dönem, hem caydırıcılık doktrinlerinin sınandığı hem de Avrupa’nın hava savunma mimarisindeki yapısal açıkların görünür hale geldiği bir dönemi işaret ediyor.   Ucuz dronlarla pahalı platformları meşgul eden bu asimetrik yaklaşım, NATO’nun savunma reflekslerini ve işbirliği potansiyelini test ediyor. Çok katmanlı gözetleme, karşı-dron teknolojileri, hızlı komuta-kontrol mekanizmaları ve savunma-istihbarat entegrasyonunun eksikliği, kıtanın ortak kırılganlığına dönüşürken; Türkiye’nin hem dron hem de karşı-dron ekosistemindeki yükselişi bu güvenlik açığının kapatılmasında önemli bir aktör olarak öne çıkıyor.   Pano...