Ana içeriğe atla

İsrail Seçimleri / Sputnik - Ceyda Karan'a konuk oldum


"Netanyahu'nun zaferinde dış politika başarılarını öne çıkarması etkili oldu" https://tr.sputniknews.com/ceyda_karan_eksen/201904111038744940-israil-secimler-netanyahu-filistin/



Sputnik tarafından hazırlanan yayın özeti:
Karel Valansi’ye göre, Netanyahu’nun erken seçimi kazanmasında dış politikadaki başarılarını öne çıkartması etkili oldu. Anketlere de yansıyan 18-35 yaş kuşağının sağa kayması olgusu da Netanyahu’ya katkı yaptı. Valansi’ye göre Netanyahu Arap ülkeleriyle tek tek anlaşmaktan memnun ve Filistinlilere taviz vermeyi düşünmüyor.

İsrail'de parlamento seçimleri
İsrail'de başa baş geçen seçim Başbakan Benyamin Netanyahu'nun zaferiyle sonuçlandı. Netanyahu beşinci görev döneminde koalisyonu kurmaya hazırlanırken, yeni dönemde gözler dış politikada tutacağı yola çevrildi. Trump yönetiminin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasının ardından Golan Tepeleri'ndeki İsrail kontrolünü de tanıması eşliğinde Netanyahu'nun özellikle Körfez ülkeleriyle geliştirdiği yeni bağların bölgedeki tezahürleri merak konusu.
Gelişmeleri Şalom ve T24 yazarı Karel Valansi ile konuştuk.

‘NETANYAHU DIŞ POLİTİKA BAŞARILARINI ÖNE ÇIKARARAK BİR SEÇİM KAMPANYASI YÜRÜTTÜ'

Karel Valansi'ye göre, Netanyahu seçim kampanyasını dış politika başarılarını öne çıkararak yürüttü ve başarısında dış politika alanında İsrail açısından imza attığı başarıların etkisi büyük. Diğer yandan Netanyahu'nun normalde koalisyonlara yol açan irili ufaklı partilerden oluşan İsrail siyasi sisteminde oyları lideri olduğu partide toplamaya yönelik ‘Likud kaybediyor' söylemini de anımsatan Valansi, bunda da başarı kaydedilmiş göründüğünü söyledi.

"Netanyahu kesinlikle dış politika başarılarını öne çıkararak bir seçim kampanyası yürüttü. Vaatlerinde pek ekonomiden bahsetmiyordu. Savunmada çok fazla başarılı olduğu da söylenemez. Gazze'den gelen füzeleri durduramadı sonuçta. Ama dış politika başarılarıyla öne çıkardı. Dünya liderleriyle aynı ligde olduklarını belirtti. Bir dünya lideriyle beraber resim çekilecekse, onu hiç kaçırmadı, Putin olsun, Trump olsun, Çin lideri olsun. Avrupa Birliği'nin doğu kısmındaki ülkelerle ilişkiye girmeye başladı, ilişkilerini çok iyi hale getirdi. Onların antisemitist olması bir anlamda Yahudi karşıtı olması İsrail yanlısı olmalarına engel olmadı. Kendi içinde ironik olan bu durum hiçbir zorluk yaşatmadı. Onlar da Holokost'taki suçlarından bir şekilde İsrail ile dostluk ilişkilerini iyileştirerek onun önünü kapatmaya çalıştılar. Netanyahu'nun önceliği dış politika başarılarıydı, bunu öne çıkardı. Daha önceki seçimlerde bunu değil başka şeyleri öne çıkarıyordu. Bu seçimlerde son günler çok belirleyicidir. İsrail seçimlerinde son 3 gün çok belirleyicidir. Netanyahu ya da parti liderlerinin ciddi sivri açıklamaları olur. 2015'te seçim gününde ‘Bütün Araplar sandıklara koşuyorlar. Aman elden gidiyor' demişti. Bu sefer Likud kaybediyor diye bir söylemle gitti. Bunu ‘sağ kaybediyor'dan çok Likud kaybediyor. Yani zaten toplum sağa kayıyor İsrail'de. Anketler de gösteriyor bunu. Sağ partilere de verilmesini istemedi, Likud'a verilsin istedi. Çünkü 3.25 seçim barajını geçerler mi geçmezler mi, 40 kusur parti var, onlara da güvenemiyor. Onlar güçlenirse Likud'a karşı bir pozisyon alırlar mı, almazlar mı… Çünkü hep matematiksel işlemler olduğu için bu koalisyon ülkesi olduğu için İsrail o 61'i kurmak için şu anda 35'te. Ama sağ partilere bakınca ultra Ortodokslara bakınca zaten 61'i rahat elde edebileceğini görüyoruz. Gantz'ın da başarısını söylemek lazım merkez parti olarak. O da anti-Netanyahu olarak kuruldu."

‘18-34 YAŞ ARASINDAKİ GENÇLERİN GİTTİKÇE SAĞA KAYMIŞ DURUMDA'
Valansi, İsrail solunun düşüşte olduğunu belirtirken, İsrail'de 18-34 yaş arası gençlerin giderek sağa kaydığını ortaya seren anketlere de dikkat çekti. 35 yaş üstündeki İsrail vatandaşlarının sağ kanada desteğinin daha az olduğunu ancak barış görüşmelerine şahit olmamış gençlik kesiminde denklemin değiştiğini belirten Valansi, 18-35 yaş arası bu grubun ‘sol hükümet olursa topraklarımızı Filistinli Araplara verecekler' diye düşündüklerini aktardı. Bu durumun da Netanyahu'ya verilen desteği artırdığının altını çizdi.
"Sol gerçekten düşüşte. Rabin'in suikastından beri devam eden bir şey. Şu anki aldıkları sandalye sayılarına bakınca… Meretz de İşçi Partisi de çok kötü. Onlara güvenerek zaten bir koalisyon kurulamaz. Mavi-Beyaz'ın sandalye sayısı buna yetmiyor. Başka bakabileceği sağcıları ve ultra Ortodoksları zaten Netanyahu'nun doğal koalisyon ortakları olarak görürsek, geriye Arap partiler kalıyor. O da zaten bir tabu. Gantz da söyledi ‘Ben Siyonist ve Yahudi partilerle koalisyon yaparım'. Likud ile Mavi-Beyaz'ın koalisyonu söz konusu değil. İki tane lider ben daha iyi bilirim kavgasında zaten onu kabul etmeyecek. Sol partilerin çok fazla gücü yok. Merkez güçlü olabilirse zaten burada o güçlü olacak. 18-34 yaş arasındaki gençlerin gittikçe sağa kaydığını yani kendinden önceki nesillerden daha da sağa kaydıklarını görüyoruz. Bütün araştırmalar bunu gösteriyor. Netanyahu'ya verilen desteğin çok fazla olduğunu görüyoruz bu yaş diliminde. 18-35 arasındaki yaş dilimindeki Netanyahu ve sağ desteğini 35 üstünde görmüyoruz. Sayılar azalıyor yaş yükseldikçe. Çünkü onlar hiç barış görüşmeleri yaşamadılar. Onların gördüğü nedir? Sol bir hükümet kurulursa, eğer bizi düşman olarak görüyorlar, topraklarımızı Filistinlilere verecekler. Filistin devleti kurulursa ne olacak, burada da Gazze örneği var. 2005'te İsrail çekilmişti oradan tek taraflı. Hamas geldi, oradan sürekli kendilerine roket geliyor. Dolayısıyla kafalarındaki algı bu şekilde oldukça, gittikçe sağa kayıyor. Zaten Netanyahu da bunun üzerine kurdu."

‘ŞU ANKİ DURUMDAN İSRAİL MEMNUN'
Valansi'ye göre Netanyahu liderliğindeki İsrail, Obama yönetiminin son iki devletli çözüm hamlesinden sonra ortaya çıkan durumdan memnun. Diğer yandan İsrail'in bölgedeki Arap ülkeleriyle de ilişkilerinin çok iyi hale geldiğini anımsatan Valansi, Kudüs ve Golan kararlarıyla açıkça İsrail yanlısı tutum ortaya koyan Trump varken, Netanyahu'nun hiçbir şekilde Filistinlilerle barış içinde yan yana yaşamak için bir çabası olmayacağı ve barış için de bir şey vermek istemeyeceği görüşünü dile getirdi:

"Obama döneminde iki devletli çözüme katılıyorum gibi bir laf çıktı ağzından. Ama bunu gerçekleştirecek hiçbir adımı da atmadı. Kerry ne kadar çok uğraştı. Şu anda Trump'ın açıklamasını bekliyoruz. Büyük ihtimal Netanyahu kuracak hükümeti. Netanyahu'nun dış politikasını değiştirmek için bir sebep yok. Bazı Arap ülkeleriyle ilişkileri çok iyi, bunları devam ettirecektir. Yüzyılın Anlaşması ile ilgili kafamda baya soru işaretleri var. Hiç kimse bilmiyor bu basına yansımadı. Çok az kişinin arasında döndü. Bir şekilde bir şeyler çıkıyor ama evet budur diyebileceğimiz bir durum yok. Bu anlaşma yapılırken, yani sınırları çizilirken Netanyahu'nun bundan bilgi sahibi olduğunu tahmin edebiliyoruz. Onun ve İsrail'in güvenlik sıkıntılarını giderecek şekilde olacağını da tahmin edebiliyoruz. Ama bu anlaşma iki taraflı olacak bir anlaşmadır. İsrail'in kabul etmesi, Amerika'nın bunu sunması bu olayın tek tarafı. Bu son zamanlarda Trump'ın İsrail'e verdiği karşılıksız hediyeleri düşününce Kudüs konusu, Golan konusu olsun. Netanyahu geçen gün ‘Benim bir isteğimi daha yerine getirdi, İran Devrim Muhafızları'nı da terör örgütü listesine soktu' diyerek böbürlendi. İran Nükleer Anlaşması'ndan çekilmesi dahil bütün bunlar Amerika'nın da Trump yönetiminin de ne kadar İsrail yanlısı olduğunu gösteriyor. Şimdi bu iyi ya da kötüdür ayrı bir konu. Ama bir de karşı tarafta Filistinliler var. Abbas zaten görüşmeyeceğini söylüyor. Bir ara bulucu olarak güvenini kazanması mümkün değil Trump'ın, bu şekilde bir anlaşmayla gelirse. Başka bir şekilde Filistinlilerin gönlünü alacak bir şeyler söylerse o zaman İsraillileri kızdıracaktır. Bence şu anki durumdan İsrail memnun. Bir Filistin devleti kurulması ya da iki devletli çözümden zaten Netanyahu sözleri ve hareketleriyle gösteriyor. Gayet uzaklaşmış durumda. Hiçbir şekilde Filistinlilerle barış içinde yan yana yaşamak için bir çabası olacağını düşünmüyorum. Bunun için bir şey vermek istediğini düşünmüyorum."

‘YÜZYILIN ANLAŞMASI'NDAN BİR ÇÖZÜM ÇIKACAĞINI SANMIYORUM'
Valansi, Trump'ın son Golan Tepeleri kararıyla İsrail'deki sağcıların gönlünü aldığını söylerken, bölgede İsrail ve Arap ülkelerini İran tehdidinin birleştirdiğine dikkat çekti. İsrail'in bu sayede ilişkilerini düzeltmek için bir fırsat yakaladığını ifade eden Valansi, aynı şekilde Hamas'ın da Mısır ve İsrail'i yakınlaştırdığını kaydetti. Eskiden Arap Barış planı tartışıldığında Arap muhatapların İsrail'e ‘önce Filistinlilerle barış öyle gel' dediklerini anımsatan Valansi artık durumun farklı olduğunu vurguladı. Ancak Valansi'ye göre henüz detayları tam olarak bilinmeyen Yüzyılın Anlaşması'ndan bir çözüm çıkması oldukça düşük bir ihtimal:
"Orada bir şey ima etti. O da seçim öncesi zaten Trump'ın Golan Tepeleri açıklaması ve kararıyla birlikte zaten sağcıların gönlünü aldı. Aşırı sağcıların zaten böyle bir isteği var. Onlara da olabilirmiş gibi bir imada bulunuyor. Ama bu o kadar da kolay bir şey değil. Zaten bahsedilen C bölgesi daha çok. Yerleşimlerin olduğu bölge. Ama bu da o kadar kolay olabilecek bir şey değil. İsrail'in o kadar bahsettiğimiz ülkelerle ilişkileri iyiyken, tekrar bunu kötüleştirebilecek bir adım atacağını düşünmüyorum. Gri alanlarda ilerleyeceğini düşünüyorum. Ona da bir şeker verecektir, ona da bir boncuk verecektir. Ama bu adımı atacağını düşünmüyorum. İran tehdidi İsrail ve Körfez ülkelerini bir araya getirdi. Hamas'ta yaşanan sıkıntı Mısır ile İsrail'i yakınlaştırdı. Başka bir şey İsrail ile başka bir ülkeyi yakınlaştırdı, İran tehdidi başta olmak üzere. Fakat eskiden Arap Barış Planı zamanında olan önce Filistinlilerle barış yap, ondan sonra ilişkilerin düzelecek durumu artık söz konusu değil. Dolayısıyla İsrail artık teker teker o ülkelerle ilişkilerini düzeltmeye çalışıyor. Umman var, başka ülkeler var. Yüzyılın Anlaşması'na o kadar da çok güvenmiyorum. Bir çözüm çıkacağını sanmıyorum. Çok fazla bir beklenti içinde değilim. Rafa kaldırılacak bir diğer paket gibi geliyor bana açıkçası. Bir çözüm üretebilse keşke. Gerçekten şu anki durumda Filistinliler zaten Amerikalılara güvenmiyor. Her şeyi bırakalım hadi oturdular diyelim, Filistinlilerin zaten kendi arasında el Fetih-Hamas arasında ayrılıklar var, bunu çözemiyorlar. Kim kiminle pazarlık yapacak, İsrail pazarlığa oturma niyetinde değil. Bunu geleceği olan bir plan olarak görmüyorum. Ama o kadar çok konuştular ki 1.5 senedir bunu bekliyoruz, bakalım ne çıkacak?"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1986 Neve Şalom Kurbanları Anıldı / Acılarımız hep aynı

6 Eylül 1986’da Neve Şalom Sinagoguna düzenlenen korkunç saldırıda hayatını kaybeden 22 kişi düzenlenen bir törenle anıldı. Terör kurbanlarının anısına yakınlarının yaktıkları mumlarla başlayan tören Türkiye Hahambaşılığı Vakfı Danışmanı Beri Koronyo’nun anlamlı konuşmasıyla sürdü. Hayatını kaybedenler için okunan duaların ardından Aşkenaz Mezarlığında bulunan anıt mezar ziyaret edildi.

6 Eylül 1986 Cumartesi sabahı saat 09.17’de Neve Şalom Sinagogu acımasız bir terör saldırısına uğradı. Sinagogu basan teröristler, ellerindeki makineli tüfeklerle Şabat ibadetlerini yerine getirmekte olan kişilere saldırdılar, birkaç dakika süren silahlı saldırıda 22 Yahudi hayatını kaybetti.
Şabat duasını kana bulayan bu korkunç katliamın 33. yıldönümünde hayatını kaybeden Aşer Ergün, Avram Eskenazi, Bensiyon Levi, Binyamin Ereskenazi, Daniel Daryo Baruh, Davit Behar, Eliyezer Hara, İbrahim Ergün, İsak Barokas, İsak Gerşon, Jozef Alhalel, Leon Levi Musaoğlu, Mirza Ağajan Babazadeh, Moiz Levi, Dr. Moiz…

Din özgürlüğünde düzeltilmesi gereken alanlar var

Türkiye’de din veya vicdan özgürlüğü ile ilgili olarak Ocak 2016 - Mart 2019 arasındaki dönemi kapsayan ‘Hak ve Eşitliğin Peşinde: Türkiye’de İnanç Özgürlüğü Hakkını İzleme Raporu’ yayımlandı.
Türkiye’de din veya vicdan özgürlüğü ile ilgili olarak Ocak 2016 - Mart 2019 arasındaki dönemi kapsayan ‘Hak ve Eşitliğin Peşinde: Türkiye’de İnanç Özgürlüğü Hakkını İzleme Raporu’ yayımlandı. İnanç Özgürlüğü Girişimi tarafından hazırlanan rapor, insan haklarının uygulamada da korunmasını sağlamak amacıyla 1977 yılında kurulan bir sivil toplum kuruluşu olan Norveç Helsinki Komitesinin desteğinde hazırlandı. Din veya inanç özgürlüğü  hakkının bileşenlerini uluslararası insan hakları hukukunu temel alarak inceleyen raporda Türkiye’nin eksik kaldığı noktalar ile birlikte, iyi uygulamaları da belirtiliyor. Raporda ayrıca, mevzuat ve uygulamaların insan hakları hukuku ile uyumlu hale getirilmesi konusunda yol gösterici tavsiyelere de yer veriliyor.

Dr. Mine Yıldırım tarafından hazırlanan raporun ‘Düş…

S-400 gölgesinde temmuz ayı

Açıklamalara göre bu hafta içinde S-400 hava savunma sisteminin ilk teslimatı Rusya’dan gerçekleşecek. ABD tarafı birçok kez ilk teslimat ile birlikte yaptırımların işleme alınacağı konusunda uyardı. Ancak halen ortada cevap bulunması gereken bir çok soru var… Son aylarda gündemimizi yoğunlukla meşgul eden S-400 krizi, Türkiye-ABD arasında ardı ardına çıkan sorunların zirvesini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkiye tarafı “hem S-400 alırım hem de F-35” diyerek çıktığı yolda, Amerikan Kongresi’nin sert engellemesiyle karşılaştı. ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın mektubunda, Türkiye'nin S-400 alması durumunda Kongre’nin CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarını uygulamaya kararlı olduğu yeniden vurgulanıyor ve yol yakınken kararınızdan dönün deniyordu. Yaptırımlar tartışmasında, Türkiye’nin ABD’nin hasımları arasında anılıyor olması ise NATO müttefiki bu iki ülkenin ilişkilerindeki en düşük noktalardan birini gösteriyordu…