Ana içeriğe atla

İsrail’de seçim mevsimi

İsrail, salı günü genel seçimlere hazırlanıyor. 120 sandalyelik İsrail meclisi Knesset’in yeni dönem üyeleri, yaklaşık 6,3 milyon seçmen tarafından belirlenecek. Adaya değil partilere verilen bu oyların toplama oranına göre 120 sandalye partiler arasında dağıtılmakta. 42 partinin yarıştığı seçimlerde, seçim barajı Türkiye’ye göre bir hayli düşük; yüzde 3.25. Bu düşük oran İsrail’in hep koalisyonlarla yönetilmesi de demek. Seçim barajı daha önce yüzde 2 idi. 2015’te özellikle Arap partilerin barajı geçmesini engellemek için yükseltilen oran karşısında, partiler ittifaklar halinde seçime katılma çözümünü bulmuşlardı. Son dönemde Türkiye’de de denenen bu yöntem sayesinde bu seçimlerde Netanyahu’nun Likud’u karşısında güçlü bir Mavi Beyaz ittifakı oluşturuldu.

Eski Genel Kurmay Başkanı Benny Gantz saygınlığı, güvenirliği ve sırtında politik bir geçmiş taşımaması ile Netanyahu’nun karşısında ciddi bir rakip olarak çıkıyor. Güvenlik her zaman İsrail’in ana konusunu teşkil ettiği için de ordu alt yapısına sahip ve zamanında kendisinin de övdüğü Gantz, şimdi Netanyahu’nun korkulu rüyası haline geldi. Eski Genel Kurmay başkanları Moşe Ya’alon ve Gabi Ashkenazi’nin de desteklediği Gantz’ın bir diğer ortağı eski gazeteci ılımlı Yair Lapid. Gittikçe daha da sağa kayan Netanyahu’ya karşı kurulan bu ittifak merkez bir pozisyonda. Kazanmaları halinde önce Gantz daha sonra Lapid başbakanlık koltuğuna oturacak. Ancak koalisyonlar kadar erken seçimler ülkesi de olan İsrail’de genelde seçimler 2 yılda bir tekrarlanırken Lapid’e sıra gelmeyebilir.

Gantz ile Netanyahu’nun vaatleri genel çerçevede benzerlik gösteriyor ve güvenlik başlığı altında toplanabilir. Netanyahu’nun bir röportajında ‘sıkıcı’ olarak adlandırdığı ekonomik sorunlar, eğitim sistemi, tüketici fiyatlarının yüksekliği, gelir eşitsizliği, uygun fiyatlı ev bulabilme halkın ana öncelikleri arasında yerini buluyor. Ve bu konuyu Gantz kaçırmıyor. Hatırlarsanız bizdeki Gezi ile aynı dönemde İsrail’de de Çadır protestoları başlamış ve halk sosyal adalet, ev kiralarının yüksekliğini ve ev sahibi olma olanaksızlığını dile getirmişti.

Sağ seçmenleri Netanyahu’ya kaptırmak istemeyen Gantz, konuşmalarında İran ve Hamas’ı uyarıyor, Gazze’den İsrail şehirlerine atılan roketlere cevaplarının çok sert olacağını belirtiyor. Katar’dan gelen ve İsrail’in transfer ettiği mali yardıma, Gazze halkına değil Hamas’ın kasasına girerek terörü desteklediğini söyleyerek karşı çıkıyor. Yahudi ulus devlet yasasını da başta Dürziler olmak üzere İsrail vatandaşı azınlıkları gücendirdiği için karşı çıkıyor ve yasada yeni bir düzenlemeye gidilmesini istiyor.

Netanyahu ise 9 Nisan’daki seçimlerin ardından başbakan seçilmesi durumunda en uzun süre görevde kalmış başbakan olacak. Ancak Netanyahu seçilirse bir ilk daha yaşanacak; görev başındayken hakkında yolsuzluk, rüşvet, güveni kötüye kullanma hakkında soruşturma yürütülen ilk devlet adamı olacak. Daha önce Devlet Başkanı Moşe Katsav tacizden, Başbakan Ehud Olmert rüşvetten hüküm giymişlerdi. Ancak soruşturma döneminde ya görev süreleri sona ermişti ya da istifa etmişlerdi. Netanyahu hakkında soruşturma kararı çıktığında istifa etmediği gibi seçim kampanyası da yürüttü, yürütüyor.

Hakkında açılan soruşturma Netanyahu’nun desteğini pek etkilememiş gözüküyor. Güçlü, işini bilen, yeri doldurulamaz lider olarak düşünenlerin sayısı bir hayli fazla. Yani rüşvet davasından suçlu olarak çıksa bile “cebine atıyor ama adam çalışıyor yahu” deyip onu savunacak bir çok kişi var.

Bu durumun bir çok sebebi var. Ekonominin iyileşmesi, start up’lar, teknolojik gelişmeler, düşük işsizlik oranları... Ayrıca İsrail aya adım atacak dördüncü ülke olmaya hazırlanıyor. Bu da İsrail halkı için büyük bir gurur kaynağı. Çevresinde cereyan eden sıcak savaşa karışmamış olması, ABD ve Rusya’nın desteğini almış olması, bazı Arap ülkeleri ve Doğu Avrupa ülkeleri ile iyileştirdiği ilişkilerini de eklemek gerek. İran’ı ana tehdit olarak gündemde tutarken aynı zamanda çözümün kendinde olduğuna inandırması Netanyahu’ya “bay güvenlik” lakabının verilmesiyle sonuçlanmıştı.  Ancak bu sefer karşısında güvenlik deyince akla ilk gelen ordudan bir aday var.

Bu seçimler daha çok bir Netanyahu referandumu gibi de algılanabilir. Vaatlerden çok Netanyahu’nun geleceği oylanıyor. Çünkü Netanyahu kazansa bile kafasındaki soruşturma kara bulutundan kurtulma şansı olmayacak. Koalisyon kurma yetkisini devlet başkanı genelde en çok oyu alan partiye verir ama bu şart değil. Küçük partiler bu anlamda hükümetlerin kurulmasında önemi rol oynuyor. Ancak onlar için de asıl sorun bunca parti varken seçim barajını aşabilmek.

Devlet Başkanı Reuven Rivlin hükümet kurma iznini Gantz’a verse koalisyonu nasıl kurabileceği zor bir matematik sorusu. Aşırı sağcıları elimine edince geriye Arap ağırlıklı partiler kalır ancak bu konuda genel bir tabu var. Rivlin görevi Netanyahu’ya verse koalisyonu aşırı sağ ve ultra-ortodoks partilerle kuracak. Ancak hakkında soruşturma yürütülecek bir kişiyle veya bir yıla varmadan düşebilecek bir hükümetle kim beraber anılmak ister? Temel yasaya (Madde 18) göre Knesset Netanyahu’nun istifasını isteyebilir ya da yerine başka birini önerebilir. Ancak çoğunluk oyu aranacağından bu seçenekler pek de olası değil.

Seçime günler kala Netanyahu ile Gantz arasında sertleşen söylemlere Türkiye de karıştı. Gantz, Netanyahu’nun kazanması halinde İsrail’in demokrasiden uzaklaşacağını ve hakkında soruşturma yapılmasını engellemek için Netanyahu’nun mahkeme, polis ve medyayı kontrolü altına alacağını iddia etti. Bu gelişmeleri İsrail’in Türkiyeleşmesi olarak adlandırdı.

Kendini kapana kısılmış hisseden Netanyahu için ise kazanabilmek için her şey mübah. Irkçı Otzma Yehudit partisiyle görüşen Netanyahu, seçime üç gün kala da Golan tepesinde İsrail’in egemenliğini kabul eden ABD’den aldıkları gazla Batı Şeria’nın da ilhakını savunan aşırı sağcıları kendi tarafında tutmak için bunun mümkün olduğunu ima etti. Ne olursa olsun koltuğunu kaptırmak istemeyen Netanyahu geçen seçimlerde de “Araplar sandığa gidiyor” diyerek sağ ve milliyetçi seçmenin oy kullanmasını sağlamıştı.

İsrail’deki seçim tartışmaları seçim sonuçları açıklandıktan sonra da uzun süre kamuoyunu meşgul edeceğe benzer. Seçim süresince pek konuşulmayan bir konu daha var, o da Filistinliler ve barış meselesi. Seçim sonrasına ertelenen Trump’ın ‘Yüzyılın Anlaşması’ bu konuyu yeni kurulacak hükümetin önüne bir tokat gibi getireceğinden emin olabilirsiniz.

Karel Valansi, T24, 8 Nisan 2019 https://t24.com.tr/yazarlar/fusun-sarp-nebil/boeing-in-737-max-ucaklarina-dikkat,22175

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hamas, İngiltere ve Türkiye

İngiltere, Hamas'ın terör örgütü ilan edilmesi için yasal sürecin başlatıldığını duyurdu. Söz konusu değişiklik hafta içinde parlamentoya sunulacak. Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları, Terörizm Kanunu kapsamında 2001’den bu yana yasak kapsamındaydı ancak bu yasak Hamas’ın siyasi kanadı için geçerli değildi. İngiltere İçişleri Bakanı Priti Patel’in Washington ziyareti sırasında açıkladığı değişikle Hamas’ın askeri ve siyasi kanadı arasındaki suni ayırım ortadan kaldırılmış oldu. Böylece İngiltere; ABD, Kanada, Japonya ve AB ile aynı çizgide buluşmuş oldu. 1987 yılında, Birinci İntifada’nın ilk günlerinde kurulan Hamas’ın başlıca amacı İsrail, Batı Şeria ve Gazze’nin tamamında İslami bir devlet kurmak. Fikirleri Müslüman Kardeşler’in temel öğretilerine dayanan Hamas, silahlı mücadeleyi merkeze alan bir yapıya sahip. Askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın kurulmasının ardından güçlenen Hamas, Filistin devletinin kurulabilmesi için silahlı direnişi d

Sadece o guguklu saat miydi çalınan?

Bu topraklarda yüzyıllar geçti ancak Yahudiler, yabancı, dikkat edilmesi gereken unsur ve hakaret nesnesi olmaktan çıkarılmadı. Oysa hepimiz bir yerlerden göç etmedik mi? Göç edip bu topraklara vatan demedik mi? Pencerenin hemen önüne kurulmuş altın renkli bir gramofon avluyu içli bir şarkı ile dolduruyor. Avludaki kadınlar ise hem iş yapıyor hem de şarkıya eşlik ediyorlar. O sırada Matilda süpürge satıcısını geçip merdivenleri iniyor. Şarkıyı duyduğunda ise duruyor, duygulanıyor. Bu şarkı onu çok eskilere götürüyor. Taş duvara dayanıp şarkıya kendini kaptırıyor… O sırada merdivenleri inen Hasan Matilda'yı görüp duraksıyor. O da sözlerini anlamadığı şarkıdan etkilenmiş besbelli. "Ne güzel şarkıymış" diyor, "anamın bizi uyuturken ki ninnilerine benziyor." Matilda açıklamaya çalışıyor; "eski bir Sefarad şarkısı bu". Anlamadığını fark edince de devam ediyor; "Sefarad yüzyıllar önce buraya göç eden Yahudiler, benim gibi" diyor. Hasan Matilda'

İsrail´in başı Pegasus ile dertte

ABD ile İsrail’in ilişkileri Biden yönetimi ile birlikte sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Filistinlilerle ilişkilerini iyileştirmek amacını seçim kampanyasında da belirten Biden, Trump’ın aksine, Filistin Yönetimi’ne mali yardıma yeniden başlamış, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı UNRWA programları için desteğini yinelemişti. Şimdi ise Kudüs’teki  Filistin   konsolosluğunun yeniden açılması tartışılıyor. İsrail ise Kudüs’ün ebedi, bölünmez başkenti olduğunu söylüyor ve bu adımı şehirdeki egemenliğine karşı bir darbe olarak görüyor. Geçtiğimiz hafta ikili ilişkiler bir darbe daha aldı. ABD Ticaret Bakanlığı, İsrail merkezli NSO ve Candiru adlı siber istihbarat şirketlerini -Amerikan ulusal güvenliğine dış politika çıkarlarına aykırı faaliyetleri nedeniyle- yaptırım listesine ekledi. Bu iki şirketin kara listeye alınması demek, ABD’de bu iki şirketle herhangi bir ticari ilişkinin kurulmasının yasaklaması anlamına geliyor. Buradaki kilit konu ise bu iki firmanın herh