Ana içeriğe atla

Quoted in Al Monitor 17 May 2021

Turkey’s Jewish minority takes the heat amid Israeli-Palestinian violence 

By Amberin Zaman, Al Monitor, 17 May 2021

A frenzy of anti-Israeli coverage in Turkish media has accompanied anti-Semitic attacks on the country's small Jewish community.

Turkey’s tiny Jewish community is once again in the crosshairs of the ongoing violence between Israelis and Palestinians, with its community newspaper the target of a fresh wave of anti-Semitic attacks.

Individuals who identified themselves as disciples of Necip Fazıl Kisakurek, a Turkish nationalist poet and anti-Semite revered by Turkey’s Islamist President Recep Tayyip Erdogan, hacked the website of Salom, the sole newspaper serving Turkey’s dwindling Jewish minority. They posted, “Our actions will continue until Palestine is free and independent.” They also posted a verse from one of Kisakurek’s poems evoking Palestinians responding to Israeli missiles with stones. The perpetrators have yet to be caught. Turkey’s Jews are on edge.

Sympathy for the Palestinians runs strong in Turkey and cuts across ideological lines with outrage aired by pro-government and opposition circles alike over the mounting civilian toll of Israel’s continued assaults on Gaza. But hostility toward Israel has been determinedly cranked up under nearly two decades of Justice and Development Party rule, resulting in the current hiatus in political relations.

The overall death toll in Gaza now stands at 200, including 59 children and 35 women, with 1,305 injured, according to the Hamas-run Health Ministry, the BBC reported Monday. Turning a deaf ear to international calls for a cease-fire, Israeli fighter jets continued to pound Gaza today. The Israeli military said it struck 35 “terror targets” during a 20-minute-long attack and hit the homes of nine “high-ranking” Hamas commanders.

The cyberattack on Salom comes amid a frenzy of anti-Israeli coverage in Turkish media, with state-run Turkish Radio and Television (TRT) leading the charge with slick videos that place all of the blame on Israel without offering a contrary view or reporting Hamas’ unremitting barrage of rocket attacks — over 3,000 of them have been fired so far according to Israeli officials — on Israeli population centers. They appear to be taking their cues from Erdogan, who calls Israel “a terror state” and has been reaching out to fellow Islamic leaders, including Iranian President Hassan Rouhani, to forge a common front against the Jewish state.

Prior to the outbreak of violence triggered by the planned evictions of Palestinians from East Jerusalem’s Sheikh Jarrah neighborhood, Turkey had been seeking to mend ties with the Jewish state to curry favor with the Biden administration, and to bust the burgeoning alliance between Israel, Egypt, Greece and Cyprus to counter Turkish claims on gas exploration rights in the Eastern Mediterranean. It had invited Israeli Energy Minister Yuval Steinitz to a diplomacy forum sponsored by Erdogan that is due to be held in June in Antalya, a popular resort for Israeli tourists on Turkey’s Mediterranean coast. Ankara has rescinded the invitation.

“Each time violence flares in Gaza, we find ourselves in the middle. In fact, ever since my childhood, I have been held to account for Israeli policy,” said Karel Valansi, a columnist for Salom and author of “Crescent and Moon and the Magen David: Turkish Israeli Relations Through the Eyes of the Turkish Public.”

This mindset reflects both ignorance, and at its most invidious, a deliberate distortion of the concept of nationality, Valansi told Al-Monitor, whereby Turkish nationals are seen as being uniquely Sunni Muslim and ethnically Turkish. “Turkish nationality is not exclusively granted to Turkish Muslims, however,” she noted.

Valansi herself has been the target of a smear campaign by Takvim, a pro-government mouthpiece. In its May 15 edition, the newspaper splashed her photograph along with accusations that she was “defending the Zionist terror state, Israel.” This is the second time in the past two months Takvim has taken aim at her. Had any Turkish government official reached out to offer their sympathy? “No,” she said.

Ankara is seeking to leverage Muslim rage against Israel to mend its frayed ties with regional Arab governments, but whether it can succeed is another matter. Leaders in Egypt, Saudi Arabia, Jordan and the United Arab Emirates all view the Muslim Brotherhood movement as a threat to their rule and Turkey’s embrace of it as a direct affront to their authority. Israel and Egypt are demanding Ankara evict Hamas and Egyptian Brotherhood figures who operate out of Turkey as a precondition for restoring amicable ties.

As Turkey’s Jews who currently number around 14,000 — they are migrating in growing numbers to Israel and the United States — struggle to navigate this fraught climate, many find it useful to blame the violence on Israel’s hawkish prime minister, Benjamin Netanyahu.

“Traditionally, Turkish Jews have always wanted to act as a bridge between Turkey and Israel. As such, whenever there is friction between Turkey and Israel, all eyes are turned on them,” explained Hay Eytan Cohen Yanarocak, a Turkish Jewish analyst at the Jerusalem Institute for Strategy and Security. “From what I see here in Israel, Turkish Jews choose to condemn Netanyahu as the real culprit in order to strike a middle ground between not offending the Israeli state while at the same time not fully defending Israel either,” he told Al-Monitor. “Blaming Netanyahu relieves Turkish pressure on them. At the same time, criticizing the government is regarded as normal in Israel. Therefore, it wouldn’t be regarded as treasonous behavior in here,” Yanarocak added. This is in sharp contrast with Turkey, where thousands of government critics, including scores of journalists and academics, have been prosecuted and jailed for airing negative views.

https://www.al-monitor.com/originals/2021/05/turkeys-jewish-minority-takes-heat-amid-israeli-palestinian-violence#ixzz6vCe1jXzC

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“Türkiye-İsrail rekabetinin doğal bir jeopolitik gereklilik olduğunu düşünmüyorum”

EDAM Güvenlik ve Savunma Programı Direktörü Dr. Can Kasapoğlu ile Türk savunma sanayini, Türk SİHA´larına yönelik artan ilgiyi ve yapay zekanın kullanıldığı drone´lar meselesini konuştuk. Ayrıca, Azerbaycan´ın artan bölgesel gücünün yanı sıra, Türkiye´nin ABD, Rusya ve İsrail ile ilişkisi de söyleşimizin gündemindeydi... Türk Savunma Sanayi ve özellikle Türk SİHA’ları bugünlerde bir hayli tartışılıyor, bir savunma başarısı olarak tanımlanıyor. Türk drone’larının teknik yapısı üzerinden yetenekleri neler?  Türk sistemlerinin başarısının arkasında yatan birkaç temel var. Bunlardan ilki, fiyat-kalite dengesi diyebileceğimiz, savunma ekonomilerinin üzerine getirdikleri yük ve muharip kapasite. Libya, Suriye, Irak, terörle mücadele operasyonları örneğinde, en son Karabağ’da, bir konvansiyonel harp durumunda, Türk drone sistemlerinin binlerce uçuş saatine dayanan çok ciddi bir tecrübeyle geldiğini görüyoruz. Bu muharip tecrübe, uluslararası silah pazarlarında çok öne çıkan bir özellik. Türk

İsrail-Arap ilişkileri gelişirken, Türkiye ile normalleşme bir türlü kurulamıyor

Bir sene önce imzalanan İbrahim Anlaşması ( Abraham Accords ) meyvelerini vermeye devam ediyor. İsrail’in imzacı ülkelerle ilişkileri -Trump’ın eksikliğine, Biden’ın ilgisizliğine rağmen- gelişmeye devam ediyor. İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid yaz aylarını Körfez ülkelerini ziyaret ederek geçirdi. Temmuz ayında Birleşik Arap Emirliklerini ziyaret eden ilk İsrailli bakan olan Lapid, ziyareti sırasında Abu Dabi’de İsrail büyükelçiliğini, Dubai’de konsolosluğu açtı. İsrail ayrıca geçtiğimiz günlerde Dubai’de gerçekleşen Expo 2020’ye de katıldı. İlk kez İsrail pavyonu bir Arap ülkesinde yer aldı. Ağustos ayına geldiğimizde ise Lapid Fas’taydı. İki ülke arasındaki bu ilk üst düzey görüşme, işbirliği olanaklarının artırılmasını da beraberinde getirdi. Sonbahar ise İsrail için ilklerin yaşandığı bir dönem olmaya devam ediyor. İlk önce Bahreyn İsrail’e ilk büyükelçisini atadı. Ardından eylül ayı sonunda Lapid, Bahreyn’in başkenti Manama’yı ziyaret etti. Bu ziyaret bir İsrailli bakanın ülkey

Uluslararası Ceza Mahkemesi´nin kararı

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 5 Şubat günü aldığı bir kararla, yetki alanının Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü de kapsadığına hükmettiklerini açıkladı. Bu karar, uluslararası mahkemenin İsrail, Filistin Yönetimi (FÖY) ve Hamas’a yönelik savaş suçu iddialarını araştırmasının yolunu açıyor. Filistin tarafında sevinçle karşılanan bu haber, İsrail tarafından skandal olarak tanımlandı. Biraz geriye gidersek, Birleşmiş Milletler Filistin Yönetimi’nin tam üyelik talebini reddetmiş ancak 2012 yılında 1967 sınırlarıyla ‘üye olmayan gözlemci devlet’ olarak tanınma talebini çoğunluk oyuyla kabul etmişti. O dönem FÖY Lideri Mahmud Abbas, İsrail ile doğrudan görüşmeler yerine BM aracılığıyla tek taraflı diplomatik adımlarla Filistin Devleti’nin kabul edilmesine yönelik bir politika izliyordu. Abbas bu son adımında başarılı olmuş, BM’de gözlemci olarak kabulüyle, Filistinlilere BM kurumlarına katılma hakkı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne üye olma yolu açılmıştı. FÖY 2014 yılında UCM’nin kuruc