Ana içeriğe atla

Cymerman: "Doğru adımdı"

Ortadoğu uzmanı İsrailli gazeteci Henrique Cymerman*, bu yıl Antalya’da daha fazla İsrailli turist olacağını öngörüyor

İsrail’in Türkiye’den özür dilemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi yapılması gereken doğru adımdı. İki ülke arasında her şeyin eskisi gibi olabileceğini düşünmüyorum. İsrail karşıtı sözleri Başbakan Erdoğan’ın Ortadoğu politikasında yararlı oldu. Ancak Ortadoğu’da özellikle Suriye ve bir bakıma Mısır’daki gelişmelere bakıldığında, Obama için iki müttefikinin arasındaki gerilimin giderilmesi çok önemliydi. İki tarafa da kabul etmeleri için baskı uyguladı. Bu gelişmenin İsrail için olumlu sonuçları olacak. Yazık ki daha önce gerçekleştirilemedi, o durumda birçok konu daha sakin olarak halledilebilirdi. Tüm gerilime rağmen İsrail ve Türkiye arasındaki ticaretin etkilenmediğini unutmamak gerek. İki ülke arasındaki ticaret siyasi sıkıntılara rağmen 3 milyar dolar civarında. Sanırım bu yaz çok daha fazla sayıda turist ağırlayabileceksiniz Antalya’da.
İsrail halkı ne düşünüyor özür hakkında? Memnunlar mı?
Obama bu ziyaretinde İsraillilere dost olduğuna inandırdı. Lieberman gibi milliyetçiler kararı eleştirse de İsrail halkının çoğunluğunun memnun olduğunu düşünüyorum.
Türkiye yeniden arabulucu olabilir mi?
Tüm yaşananlardan sonra Türkiye’nin yeniden ana arabulucu olabileceğini düşünmüyorum. Ama Amerika ve Avrupa’ya yardımcı olabilir. Suriye, Filistinliler ve Gazze konusunda çok değerli yardımları olabilir. Hamas’ın El Fetih’e yakınlaşması gerekiyor. Hamas aslında çok izole olmuş durumda. Türkiye’nin yardımıyla siyasetin akılcı tarafına çekilebilir.
Hamas İsrail’in varlığını kabul etmezken bunu başarmak zor değil mi?
Evet, henüz kabul etmiş değiller ve bu oldukça kötü bir durum. Bu değişmedikçe hep kaybeden taraf olacaklar. Politikalarını değiştirmeleri gerekiyor. Hamas’ın İsrail’i tanıması ve terörü terk etmesini sağlamak gerekiyor. Türkiye bunu başarabilir ve Ortadoğu Dörtlüsü ile ortaklaşa çalışabilir. Bu sayede Obama’nın yeniden şekillendirmek istediği Ortadoğu’da Türkiye kendine önemli bir rol bulabilir. Ama Türkiye’nin öncelikle Pavlov’un köpeği misali İsrail’in her yaptığına otomatik olarak kötü demekten vazgeçmesi gerekiyor.
İsrail’de neler değişti? Türkiye’nin karşısında nasıl bir İsrail var?
İsrail’de artık en güçlü parti olarak bir merkez parti var. Başında ise açık görüşlü ve çok başarılı bulduğum Yair Lapid var. Ortadoğu’da da çok büyük değişiklikler olduğunu unutmamak gerek. İsrail’de de büyük değişim var ve Türkiye bunu fark edecek. Mecliste genç ve yeni isimler çoğunlukta. Eski isimler artık oyundan çekildiler. Knesset’in yarısı yeni siyasetçilerden oluşuyor.
Başbakan Erdoğan Gazze’yi ziyaret edeceğini açıkladı. Abbas’a gereken destek verilmiyor ve güç kaybediyor gibi geliyor bana siz ne dersiniz?
Abbas güç kaybetti doğru, ama Hamas da kaybetti. Filistin davası dünyada önceliğini kaybetti. Eskiden bir numaralı sorundu artık üçüncü veya dördüncü sırada. Türkiye’nin Gazze kadar Batı Şeria’ya da destek vermesi gerekir. Abbas bir barış adamı ve Batı Şeria’da çok ciddi düzenlemeler yaptı. Farklılığı, güvenliği hissediyorsunuz oraya gittiğinizde. Türkiye Batı Şeria’nın güvenliği için de destek vermeli. Abbas’sız bir çözüm mümkün değil. Bu nedenle benim tavsiyem Türkiye’nin sadece Hamas ile değil Abbas ile de görüşmesi. Abbas gibi ABD Dışişleri yeni Bakanı John Kerry de çok mantıklı olduğunu düşündüğüm bir yolda gidiyorlar. Bence ikisi de Arap Barış Planı’nı yeniden masaya getirmek istiyorlar. Bu İsrail için oldukça kazançlı çünkü Suudi Arabistan’ın sunduğu bu plan Türkiye dahil 56 Müslüman ülkenin desteğini sağlıyor. Türkiye’nin yapması gereken Hamas’ı El Fetih’e yaklaştırması. Bu Filistinlilere gerçek anlamda yardımcı olacaktır. Önemli bir şeyin altını çizmek istiyorum. Eğer Filistin yanlısı olmak istiyorsanız, İsrail yanlısı da olmanız lazım, İsrail karşıtı değil. Çünkü Filistinlilere gerçek anlamda yardım edenlerin hepsinin İsrail ile normal, düzenli ilişkileri var. İsrail halkının güvenlik konusuna verdiği önemi de anlıyorlar. Obama da bunu başardı son ziyaretinde. İsrail-Filistin görüşmelerinde önemli bir rol almak isteyenlerin bunu yapabiliyor olması lazım.

* *Portekiz doğumlu Henrique Cymerman BBC televizyonunun İsrail ve Filistin temsilcisi. Öldürülmeden önce Yitzhak Rabin ile son röportajını yapan Cymerman, Ortadoğu uzmanı olarak tanınıyor.

Karel Valansi
Şalom Gazetesi 28 Mart 2013
http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=86361

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Struma, Mefkure, Salvador, Parita

David Stoliar ve Siyam İsmail (Aslan) Tarihler 1941 yılını gösterdiğinde, Doğu Avrupa kendi Nazilerini yaratmış, Almanya’nın 7-8 yıla yaydığı tüm Yahudi karşıtı kararları birkaç ay içinde yasalaştırmıştı. Bölgede kurulan kamplarda Yahudilerden kurtulmak için kabul gören ‘nihai çözüm’ün uygulamaları hızlandırılmıştı. Hedef haline getirilen Yahudilerin kaçmak ya da ölümü beklemek dışında bir seçenekleri yoktu. Gidecek, onları kabul edecek bir yerleri de yoktu. Tek çare İngiliz mandası altındaki Filistin olarak gözüküyordu.   Ancak, Nazi zulmünden kaçan Avrupalı Yahudiler hayatları pahasına Filistin’e sığınmak isterken, Arapların tepkisini çekmek istemeyen İngiltere, vize almayı oldukça zorlaştırmış, hatta imkansız kılmıştı. 1939 yılında Beyaz Belge’nin (MacDonald White Paper) yayınlanması ile Filistin’e gelecek Yahudi sayısına kota konulmuş, illegal akını engellemek için Türkiye dahil, rota üzerindeki ülkelere baskı yapılıyordu.  Katliamların yoğunlaştığı 1942-1944 yıllarında Doğ

Uluslararası Ceza Mahkemesi´nin kararı

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 5 Şubat günü aldığı bir kararla, yetki alanının Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü de kapsadığına hükmettiklerini açıkladı. Bu karar, uluslararası mahkemenin İsrail, Filistin Yönetimi (FÖY) ve Hamas’a yönelik savaş suçu iddialarını araştırmasının yolunu açıyor. Filistin tarafında sevinçle karşılanan bu haber, İsrail tarafından skandal olarak tanımlandı. Biraz geriye gidersek, Birleşmiş Milletler Filistin Yönetimi’nin tam üyelik talebini reddetmiş ancak 2012 yılında 1967 sınırlarıyla ‘üye olmayan gözlemci devlet’ olarak tanınma talebini çoğunluk oyuyla kabul etmişti. O dönem FÖY Lideri Mahmud Abbas, İsrail ile doğrudan görüşmeler yerine BM aracılığıyla tek taraflı diplomatik adımlarla Filistin Devleti’nin kabul edilmesine yönelik bir politika izliyordu. Abbas bu son adımında başarılı olmuş, BM’de gözlemci olarak kabulüyle, Filistinlilere BM kurumlarına katılma hakkı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne üye olma yolu açılmıştı. FÖY 2014 yılında UCM’nin kuruc

Biden'ın Filistin başlığı II

Bir önceki  yazı da ABD'nin yeni Başkanı  Joe Biden 'ın ana önceliğinin Orta Doğu olmadığını, ancak gelişmelerin onu daha önceki başkanlar gibi bölgeye döndürebileceğinden söz etmiş ve İran tehdidinin İsrail ile ilişkilerini belirlemede önemli rol oynayacağından bahsetmiştim. Biden'ın ayrıca,  Donald Trump 'ın tercih ettiği baskı ve cezalandırma politikasından vazgeçip Filistinlilerle yakınlaşacağı ve iki devletli çözüme odaklanacağını belirtmiştim. İki devletli çözüme ulaşmak pek de mümkün olmasa da, bu konuda İsrail ile Filistinliler arasındaki ilişkilerde bir normalleşme, en azından bir diyalogun başlatılmasını isteyeceğini, fakat buna  Obama / Kerry  kadar siyasi sermaye, enerji ve zaman harcamayacağını söylemiştim. İran ve Filistin meselesine farklı yaklaşmak istese de, Biden'ın Trump'ın bölgede kurduğu yeni düzenden, oluşturduğu yeni parametrelerden ilerleyeceğini ABD Dışişleri Bakanı  Antony Blinken 'ın İsrail'in başkenti olarak Kudüs'ü tanıd