Ana içeriğe atla

Türk dış politikası hakkında halk ne düşünüyor?

Türk dış politikasına yönelik kamuoyunun bakış açısını ortaya koyan ‘Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması 2013’ün sonuçları yayınlandı


Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Merkezi, 4 Aralık günü Türk dış politikasına yönelik halkın bakış açısını ortaya koyan ‘Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması’nın sonuçlarını yayınladı. 26 ilde 18 yaş üstü 1000 kişi ile görüşülerek yapılan ankete göre genç nüfus dış politikayı sosyal ağlardan takip ediyor. Medya kuruluşlarına duyulan güven ise internet sitelerinin gerisinde kalıyor.
Türkiye’nin dış politikada dostu olmadığını düşünenlerin oranı yüzde 38,6 iken Türkiye için en önemli tehdit algısı ABD, İsrail ve Suriye olarak tanımlanıyor. Ankete göre Azerbaycan en yakın dost olarak tanımlanırken, Türkiye’nin en çok Türki ve Müslüman ülkelerle işbirliği içinde olması gerektiği düşünülüyor. 
Ankete katılanların yüzde 47,5’i Türkiye’nin AB’ye üye olmasını desteklemesine rağmen yüzde 46,7’sı üyeliğin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği görüşünde. Şangay İşbirliği Örgütü’ne katılım ise yüzde 9 ile destek bulamıyor.
Türkiye’nin Ortadoğu politikası başarılı bulunmuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 65,5’i, Suriye’de yaşanan olayların dış politikanın öncelikli sorunu olduğunu belirtirken, yarıya yakını Türkiye’nin Suriye ve Mısır politikalarını başarısız bulunuyor. Türkiye’nin Arap-İsrail, İran-ABD gibi ülkelerin problemlerine müdahil olması da istenmiyor. Ankete göre güçlü bir dış politikanın anahtarı olarak siyasi ve ekonomik işbirliğinin arttırılması gerektiği düşünülüyor.


Karel Valansi
Şalom Gazetesi 11 Aralık 2013

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Her yaşam bir roman - Panama´daki Türk Yahudileri

Panama´da hızla büyüyen bir Yahudi yaşamı var. Café con Teclas kitabının yazarı gazeteci Sarita Esses´in yanı sıra Antakyalı Eli Cemal, Mersinli Musa İlarslan, Trakya kökenli Julia Kohen de Ovadia ve kuzeni İstanbullu Çela Alkabes de Eskinazi ile göç hikayelerini ve Panama´daki yaşamlarını konuştuğumuz keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Julia Kohen de Ovadia İstanbul doğumluyum. Babam Çanakkaleli Aron Kohen, annem ise Çorlulu Suzi Bahar.  Seneler evvel büyükbabamın eltisi Meksikalı Sultana genç yaşta çocuksuz dul kalınca küçük teyzem Donna’yı yollamasını istedi anneannemden. Donna da Sultana teyzesiyle yaşamak için Meksika’ya gitti. Orada eniştem Moises Mizrachi ile tanıştı ve evlenerek Panama’ya taşındı. Büyükbabam Nessim Bahar vefat edince anneannem Coya, ablam Malka ile iki aylığına kızını görmeye Panama’ya gitti. Ancak orada ablam eniştemle tanıştı, evlendi ve hayatını Panama’da kurdu. Dört çocuğu ve on torunu var. Ablamın düğünü için Panama’ya geldiğimizde ben Saint Pulcheri...

Shai Cohen: “Israel is more than willing to facilitate the life of the civil population in the Gaza strip”

Since the press leak during the Zurick meeting we are discussing the Turkish-Israeli reconciliation. I wanted to ask Shai Cohen, the Consul General of Israel in Istanbul, about the latest developments in the region as well as the reasons and outcomes of these negotiations. I want to thank him especially as I know he does not talk to any journalists right now and accepted my request Karel Valansi Since the press leak during the Zurich meeting, we are discussing the reasons and possible outcomes of Turkish-Israeli reconciliation. In what stage are the negotiations? The Zurich meeting has anchored three Turkish conditions which are the apology, the compensation and the Gaza issue. According to some reports in the media, which I cannot confirm, there are Israeli conditions which is the condition of withdrawal of lawsuits that have to do with the Mavi Marmara incident. The condition that is already met by Israel more than two years ago is the apology. Regarding the compensatio...

Orta Büyüklükte Bir Güç Olarak Türkiye’nin Dış Politikası

Farklı bölgelerde devam eden savaş ve krizler, uluslararası ilişkilerde güç rekabetini öne çıkarıyor. Buna ABD’nin büyük güç olarak alışılmış rolünü yerine getirmekteki isteksizliği de eklendiğinde, 1945’ten bu yana kurulan uluslararası düzen ve yapı taşı olan kurumlar yıpranıyor. Bunun sonucu olarak belirsizlik artıyor ve mevcut küresel sistem bir geçiş döneminin sancılarını yaşıyor. Öte yandan bu durum, orta güç olarak tanımlanan ülkelere daha geniş bir hareket alanı da sağlıyor. Bu sayede orta güçteki ülkeler, sistemde dengeyi gözeten, arabuluculuk yapabilen, bölgesinin istikrarına katkı sağlayabilen, hatta zaman zaman kapasitesinin üzerinde sorumluluk ve inisiyatif alabilen, küresel düzeyde etkili roller oynayabilen aktörler haline geliyor. Özellikle belirsizlik dönemlerinde bu ülkeler çok yönlü diplomasi, proaktif dış politika, esnek ittifak arayışları ile öne çıkabiliyor. Türkiye, bu bağlamda, orta güçte bir devlet olarak dikkat çeken bir örnek teşkil ediyor. Jeostratejik konumu,...