Ana içeriğe atla

Turkey's Jews Are Coming Out of the Shadows

Our courage to hold a public Hanukkah ceremony for the first time in history this week stemmed not from a transformation in Turkish society, but from a shift within our community.


This past year has been exceptional for Turkish Jewry. On January 27, Holocaust victims were commemorated in an official service in the heart of Turkey, Ankara. Although the speaker of parliament chose to use this forum as an opportunity to paint the Palestinian issue as the center of all the Middle East's problems, we were nonetheless happy to be part of an official commemoration.
Then, on February 24, Struma victims were commemorated for the first time at an official ceremony. After 73 years, senior officials joined Turkey's Jewish community at a ceremony commemorating 768 Jewish refugees who perished in 1942 as the vessel was isolated and doomed to its fate in the Black Sea.
The inauguration of the Edirne Great Synagogue on March 26 was an historic day for us, too. For the first time in my life, I was attending the opening ceremony of a synagogue in my country. We Turkish Jews, who always lit a candle with sorrow for the souls of those we lost in the November 15, 2013 bombings of the Bet Israel and Neve Shalom synagogues in Istanbul and in the September 6, 1986 terror attack at the Neve Shalom synagogue, now had an opportunity to celebrate as a community at a house of worship. For the first time in a long time, our restored synagogue echoed with songs and applauds.
And then came the miracle of Hanukkah. For the first time in Turkish history, a public candle-lighting ceremony was held on the last night of the holiday, in Ortaköy, on the European side of Istanbul. Several hundred Turkish Jews joined the festivities, hosted by the Beşiktas municipality, on that cold December night.

What had once seemed impossible – amid daily anti-Semitic articles in the press and anti-Israel rhetoric that targets not only Israelis but Turkey's Jewish community, too – became a reality.
We had looked with envy at photographs of public Hanukkah candle-lighting events in various cities around the world, but when Beşiktaş Mayor Murat Hazinedar and the president of Turkish Jewish Community Ishak Ibrahimzadeh decided to hold one here, we were struck with fear. Not only because of the growing anti-Semitism.
The memories of terrorist attacks targeting our community are fresh and vivid in our minds. We live under rigid security measures because of this. Our schools and synagogues are tightly secured, shielded by steel blast protection, monitored with cameras and under police patrol. We light our Shabbat candles at home but keep them away from the front windows. We also prefer to affix our mezuzahs indoors, rather than on the front doors of our homes and offices.
Yet, our community, which numbers about 17,000, managed to overcome this fear.
Some have suggested this was because of Turkey and Israel's ongoing effort to mend ties. The assertion is far from the truth; diplomatic considerations did not come into the equation. The Turkish government has always permitted such initiatives, and President Recep Tayyip Erdoğan has always joined political officials to send our community messages on Jewish holidays. This year, as with previous years, he tried to make our community feel important, saying, “Our Jewish citizens are an indispensable part of our society, and with these thoughts I wish peace, happiness and well-being to all Jews on the occasion of Hanukkah.”
Nor was it a transformation in Turkish society that prompted our community to step into the limelight. The lack of anti-hate speech legislation is perceived by our community as a reflection of the government’s indifference toward anti-Semitism. This is particularly worrying for the younger generation of Turkish Jews, who want to participate in society as full and equal members.
Rather, the shift came from a desire in the Jewish community to be treated as equal citizens of this country. We want to be accepted as part of Turkish culture and heritage. We want to express ourselves as Jews – not in hiding, but in full sight.
Hope overcame fear as the crowd gathered in Ortaköy on Sunday. We felt proud to see a menorah, to listen to our blessings and sing our songs in a public space, where we could share them not only with one another, but with our fellow countrymen.
With great pride, I watched my son, Jaki, light the eighth candle on that menorah. Seeing him standing alongside seven other children, I saw a different future. I saw a future where generations of Turkish Jews live in peace, in public. I saw our community coming out of the shadows.

Karel Valansi is a political columnist for Shalom Newspaper, Turkey. She was World News editor of the same newspaper from 2007 to 2012. She is currently working on her thesis on Turkish-Israeli relations at Kadir Has University, Istanbul. She tweets at @karelvalansi and blogs at www.karelvalansi.com

Karel Valansi
Haaretz Contributor
http://www.haaretz.com/opinion/.premium-1.692201

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayır, hayat her şeye rağmen devam etmiyor

6 Eylül 1986.Uzun bir aradan sonra restore edilerek yeniden ibadete açılan Neve Şalom Sinagogu’ndaki bu ilk şabat duasında normale nazaran daha az bir kalabalık vardı. Henüz okullar açılmadığı için, bir çok aile yazlıklarından İstanbul’a dönmemişti. Bu durum, teröristlerin planladığı kadar büyük bir saldırı gerçekleştirmelerine engel oldu ancak dini vecibelerini yerine getirebilmek için sinagogun kapılarından son kez içeri giren 22 kişinin hayatlarını, geride kalan ailelerinin ve bizlerin umutlarını çaldılar. 1940’larda Galata bölgesinde artan nüfusun ihtiyacını karşılamak üzere Musevi lisesinin spor salonunun iptali ile ibadethaneye dönüştürülen geçici mekan, ileriki yıllarda kurulacak Neve Şalom Sinagogunun da temelini oluşturmuştu. 1951 yılında açılan modern sinagog için seçilen ismin kelime anlamı “barış vahası” idi. Ancak bu 65 yıl boyunca isminin aksine birçok terör saldırısının ana hedefi oldu. 1986 saldırısına kadar Türkiye’deki herhangi bir cami veya kilise gibi gezilebilen, k…

Zelenskiy’nin Ukraynası

İdealist, cesur ve yolsuzluklara karşı duran bir öğretmenin tesadüfler sonucu devlet başkanı olmasını konu alan ‘Halkın Hizmetkârı’ dizisinde oynadığı rol hayatını değiştirdi. Küçük bir kasabadan gelen ve kabare grubuyla ülkeyi gezen 1978 doğumlu Vladimir Zelenskiy, önce önemli bir aktör, sonra ülkenin devlet başkanı oldu.  Oynadığı bu rolle halkın sevgisini, daha önemlisi güvenini kazanan Zelenskiy, geçen sene yapılan seçimlerde rakibi eski Devlet Başkanı Petro Poroşenko’yu büyük bir farkla yenerek Ukrayna’nın yeni devlet başkanı seçildi. Oynadığı rol senaryodan sıyrılıp gerçeğe dönüşürken, siyasi bir tecrübesi olmayan bir komedyenin, siyasete uzak yeni bir ismin seçilmiş olması, halkın daha önce yaşadığı hayal kırıklıklarını, müesses nizama olan kızgınlığını ve bıkkınlığını göstermeye yetiyor. Rusya tehdidi ise dil ve kimlik açısından bir hayli bölünmüş olan halkın tek bir isim üzerinde anlaşmasını sağlamış oldu. Siyasi bir geçmişi, tecrübesi bulunmayan Zelenskiy, Ukrayna’ya vaat e…

Koronavirüs Türkiye-İsrail İlişkilerinde Bir Kapı Aralayabilir mi?

Koronavirüs bir çok ilişkiyi yeniden tanımlarken, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin yeniden normalleşmesi için bazı fırsatlar da sunuyor. Ancak bunları değerlendirmek, yeni bir bakış açısıyla ilişkileri ele almak bu iki devletin elinde. İlişkilerdeki güvensizlik ve bunun halklara yansıyan olumsuz etkisi istenirse aşılabilir ama bunun için başta siyasi irade ve dış politikada bir açılım gerekir. Doğal afetlerin ya da pandeminin başlatacağı bir yakınlaşma ancak bu irade olursa sağlanabilir. 
İsrail koronavirüse bir yıldır süren siyasi bir kriz ve Yüzyılın Anlaşması’nın açıklanmasının hemen ardından yakalandı. Pandemiye karşı sert tedbirleri çok hızlı aldı. Zayıf halkası ise modernliği ve seküler yaşam tarzını reddeden Haredimlerdi(ultra-Ortodoks Yahudiler). Türkiye ise koronavirüse karşı biraz daha geç ve bu kadar sert olmayan ama gerekli bir takım tedbirler aldı.  Elinin değdiği her yeri ve her şeyi içine alan ve hayatı durdurma noktasına getiren koronavirüse karşı insanlık büyük…