Ana içeriğe atla

Daha fazla, daha büyük

ABD Baskanı Donald Trump ABD’nin uluslararası bir anlaşmadan daha çekileceğini açıkladı. NAFTA ve daha birçok örnekte olduğu gibi söylemenin yapmaktan daha kolay olduğunu biliyoruz artık. Öte yandan, bu tür kararlarla ABD’nin sözünün güvenilirliği de, attığı imzanın değeri de gittikçe daha fazla sorgulanır oldu.
Trump son olarak Soğuk Savaş döneminde ABD ve Sovyetler Birliği (SSCB) arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çekileceğini duyurdu. Gerekçesi ise Rusya’nın anlaşma kurallarına uymaması. Çin’in anlaşma kapsamı dışında olması ise ikinci önemli sebep.
Dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ve SSCB Lideri Mihail Gorbaçov arasında 1987 yılında imzalanan, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması (Intermediate Range Nuclear Forces, INF), menzili 500 ile 5500 kilometre arasında olan tüm nükleer ve konvansiyonel karadan havaya füzelerin yasaklanmasını öngörüyor. 1 Haziran 1988’de yürürlüğe giren anlaşma uyarınca, beyan edilmiş ve bu kapsama giren füzeler 1991 yılında yok edilmişti. Böylece Avrupa nükleer bir oyun bahçesi olmaktan kurtulmuştu.
Bu anlaşmanın önemi, Soğuk Savaş döneminde iki süper güç olan ABD ve SSCB’nin nükleer kapasitelerini azaltmayı, bir nükleer silah kategorisini elimine etmeyi ve nükleer silah tesislerini uluslararası denetime açmayı kabul etmeleriydi. Böylece oluşturulan şeffaflık ile yanlış anlaşılmanın önüne geçilebilecekti. En önemlisi, iki süper güç arasındaki nükleer silahlanma yarışı azaldı, karşılıklı güven ortamı oluşturuldu. ABD ile SSCB arasında imzalanan bu anlaşma, SSCB’nin dağılmasının ardından mirasçıları Rusya, Belarus, Kazakistan ve Ukrayna’yı da kapsar hale geldi.
INF, SSCB’nin son döneminde, yaşanan ideolojik değişimle artık ABD için ciddi bir tehdit olmaktan çıktığı bir dönemde imzalandı. Ancak mirası hâlâ günümüzde stratejik istikrarın temel taşını oluşturuyor. Anlaşmanın yırtılıp atılmasıyla nükleer silahlanma yarışının önünde, 2010 yılında Obama ile Medvedev arasında imzalanmış olan, stratejik savaş başlık sayısını 1550 ile sınırlayan, ancak 2021’de süresi dolacak olan New Start anlaşması dışında, pek bir engel kalmayacak.
ABD ilk kez, Obama döneminde, Temmuz 2014’teki raporuyla Rusya’nın anlaşma yükümlülüklerini yerine getirmediğini kamuoyu önünde belirtmiş, daha sonraki yıllardaki raporlarda bu konuyu vurgulamış ve Rusya’yı söz konusu füzelere sahip olmak, üretmek ve test etmekle suçlamıştı. Anlaşmanın 30. yılının kutlandığı 2017 yılında ise Trump yönetimi Rusya’nın INF anlaşmasının ihlaline karşılık bir strateji belgesi yayınlamış, 2014 yılından beri sürdürdükleri diplomatik çözüm çabasına ek olarak ekonomik ve askeri yaptırımları göz önüne alacaklarını açıklamıştı. Belgede, Rusya’nın kuralları ihlal etmeye devam etmesi halinde anlaşmanın yasakladığı füzelerin geliştirilebileceğini de belirtiliyordu.
Trump’ın INF’den ayrılma kararını çok tehlikeli bir adım olarak niteleyen Rusya ise bunun bir ilk olmadığını, 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’nin 1972’de SSCB ile imzaladığı ve balistik füze savunma sistemlerinin konuşlanma bölgelerini sınırlayan Anti Balistik Füze Anlaşması’ndan (Anti-Ballistic Missile Treaty, ABM) da tek taraflı olarak çekildiğini hatırlattı.
Rusya, ABD’nin yeniden tek kutuplu düzene geçmek için nükleer bir güç yarışı başlatma niyetinde olduğunu düşünürken, Pentagon’un Şubat 2018 nükleer ilkeler belgesi de karanlık bir dünya sunuyor önümüze. Belge, ABD’nin Çin, Kuzey Kore ve Rusya’nın nükleer hırslarının önüne anlaşmalarla değil, ancak nükleer gücünü arttırarak karşı durabileceğini tavsiye ediyor. Obama döneminin aksine, Trump yönetimi tarafından bu tür anlaşmalar ayak bağı olarak görüldükçe, anlaşmaya uymadığı düşünülen Rusya’ya ve anlaşmaya taraf olmayan Çin veya Kuzey Kore’ye karşı Amerikan çıkarlarını korumak adına silahlanma geçerli yol kabul ediliyor.
Trump “Amerika’yı yeniden büyük yapmanın” nükleer kapasitesini arttırmaktan geçtiğini henüz yeni seçilmişken ve o zaman şaşırtan şimdi hayli alıştığımız gibi bir tweet ile duyurmuştu: “ABD nükleer kapasitesini öyle bir noktaya kadar güçlendirip geliştirmesi lazım ki dünya nükleer konusunda kendine gelmeli.” Aynı dönemde katıldığı bir TV programında da “Silahlanma yarışı başlasın!” deyivermişti.
Soğuk Savaş’ın son döneminde imzalanan ve günümüze kadar Avrupa’yı nükleer güçlerin oyun bahçesi olmaktan kurtaran bu anlaşmanın bağlayıcılığı kalmadığında tam da korkulan olacak ve başta Avrupa, iki nükleer devin rekabetinin ortasında kalacak. Bu durum özellikle Rusya’nın etkisini arttırmak istediği eski Sovyet ülkeleri için ciddi bir tehdit oluşturacak. Kırılgan hale gelen Transatlantik bağlar düşünüldüğünde ise Avrupa ülkeleri Rus tehdidine karşı ABD’ye sığınmak isteyecek ve karşılığında tıpkı NATO’da olduğu gibi “Bedelini ödemelisiniz,” cevabını alacak. Dünyanın şu an ihtiyacı olan ise hepimizin cebinden çıkacak ve dünyayı daha tehlikeli bir yer yapacak olan bir silahlanma yarışı değil, tam tersine daha fazla kontrol sağlayacak, şeffaflık ve işbirliği ortamı oluşturacak INF gibi sınırlandırıcı uluslararası anlaşmalar.
Karel Valansi OBJEKTİF, Şalom Gazetesi 24 ekim 2018

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İran yaptırımları ters teper mi?

ABD, İran’a yönelik yaptırımlarını gittikçe sıkılaştırıyor. ABD’nin hedefi ekonomisi hidrokarbonlara dayalı enerji malları üretimi ve ihracatına bağlı olan İran’ı bu gelirden mahrum etmek böylece hem bölgedeki etkisini ve gücünü kırmak, hem de nükleer silah sahibi olmasını engellemek. İzlediği yol da bu yönde. En son Devrim Muhafızlarını terör listesine alarak ve muafiyetleri uzatmayarak bu konuda hiçbir şekilde geri adım atmayacağını gösteren Trump, bu hafta da İran'ın bir diğer önemli gelir kaynağı olan demir, çelik, bakır ve alüminyum sektörlerine yönelik yaptırım getiren başkanlık kararını imzaladı.

Petrol konusunda ‘İran yerine Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden alın’ diyen ABD, Türkiye gibi bu ülkelerle pek de sıcak ilişkileri olmayanları veya artacak maliyetlerini pek düşünmüyor. Hatta müttefiklerine dahi yaptırım uygulamaya hazır gözüküyor. Türkiye ise bu konuda bir istisna oluşturamıyor çünkü S400 başta olmak üzere Türkiye-ABD ilişkilerinin durumu ortada.

A…

Genç DJ Carlita ile tanışın

Carla Frayman ya da bilinen adıyla Carlita henüz 24 yaşında bir DJ, prodüktör ve farklı kültürleri harmanladığı müzikleriyle dikkat çekiyor. Carlita’nın müzikleri Ortadoğu ve Latin Amerika ezgilerinin bir birleşimi. Başta Meksika ve ABD olmak üzere Avrupa ve Türkiye’de ciddi bir hayran kitlesine sahip olmaya başlayan Carlita’nın stili müzik otoritelerince yalın ve tinsel olarak tanımlanıyor. Etnik ve Latin ritimleri Afro disko ve tropikal ezgilerle birleştiriyor. Çıkardığı albümler arasında El Pescador (Lump Records), Narayana Ep (Lump Records), Onpash (Leveldva Records) yer alıyor. İstanbul’da doğup büyüyen ve küçük yaştan itibaren müziğe ilgisi olan Carlita, arkadaşlarıyla da paylaştığı playlist’ler hazırlarmış. Müzik serüvenini kendisiyle konuştuk: Küçük yaştan beri çello, gitar ve piyanoya merakım vardı. Ortaokul çağlarında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarına kabul edildim. Daha sonra İngiltere’nin en köklü konservatuarı olan Royal Academy of Music’in 5. sınıfından başarıy…

ABD - İran gerginliği ve Türkiye

ABD, İran’a yönelik baskısını arttırmaya devam ediyor. Müttefiklerinin telkinlerine rağmen tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından ayrılan ABD, geçtiğimiz ay içinde Devrim Muhafızlarını da terör örgütü listesine almıştı. Devlet dışı aktörleri görmeye alıştığımız bu listeye İran ekonomisinin hatırı sayılır bir bölümünü de elinde tutan Devrim Muhafızları’nın eklenmesiyle İran’ın petrolünü satması daha da zorlaşıyor. ABD’nin hedefi, ekonomisi hidrokarbonlara dayalı enerji malları üretimi ve ihracatına bağlı olan İran’ı bu gelirden mahkûm ederek, deyim yerindeyse diz çöktürmek. İçindeki rejim değişikliği isteğini de saklayamıyor. ABD bir destek verse yapay kabul ettiği devrim rejimi çökecek, Amerika dostu İranlılar yönetime geçecek ve eski ‘güzel’ günlere kavuşulacak sanıyor. İran’ın gelirinin önemli bir bölümünün kaynağı olan petrol ihracatını sıfıra indirerek tamamen bitirmeyi amaçlayan ABD Başkanı Donald Trump bunu kademe kademe uygulamaya soktu. Anlaşmadan ayrılma kararının ardı…