Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Fransa Gençliği, Fransa Gerçeği

27 Ekim 2005 tarihinde iki gencin polisten kaçarken sığındıkları elektrik trafosunda ölmeleri, öncelikle banliyölerinde daha sonra sırası ile Paris, Fransa ve çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşamakta olan Arap ve siyahi gençlerin ayaklanıp özel ve devlet araçlarını ateşe vermeleri ile büyüdü. Varoşlarda yaşayan bu gençlerin kimlik ve kabul edilme isteği, isyanın bu boyutlara ulaşmasındaki en büyük etken Paris varoşlarında başlayıp Fransa’nın büyük kentlerinde ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan gençlerin katılması ile genişleyen yoksul Arap ve siyahi gençlerin isyanı, özellikle Fransa’nın son 30 yıl süresince gündelik hayatta uyguladığı ayrımcılığın bir birikimi olarak başladı. Geniş bir sömürge imparatorluğu olan Fransa 1948 yılında yayınladığı bir bildiri ile Cezayir gibi kendisine bağlı ülkelerin sömürge olmadıklarını, bu ülkelerin Fransa toprakları içinde yer aldıklarını açıklamıştı. Fakat İkinci Dünya Savaşı sırasında kendisini destekleyen Kuzey Afrika’daki bu sömü...

İran’ın yeni cumhurbaşkanının hedefi: İsrail

İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın bir üniversitede İsrail’e yönelik olarak “haritadan silinmeli” açıklamasını yapması, gizli nükleer çalışmaları sebebi ile zaten dünya gündeminde olan İran’ı, dünya barışına bir tehdit olarak tekrar gündeme getirdi Ekim ayında İran’da bir üniversitede gerçekleşen “Siyonizmsiz Dünya” konulu konferansta konuşan İran’ın Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın sarf ettiği “İsrail haritadan silinmeli” sözü tüm dünyanın gözlerini tekrar İran’a dönmesine sebep oldu. Bu gelişmelerin ardından İsrail savunmasını güçlendirirken, İran yapılan bu baskı sebebi ile İsrail’e saldırmayı düşünmediklerini açıklamak zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler ise İran’a kınama cezası verdiklerini açıkladılar. Ahmedinejad daha önce de yaptığı bir konuşma ile tüm dünyanın dikkatini üzerine topladı. New York’ta eylül ayında gerçekleşen Birleşmiş Milletler toplantısında konuşan Ahmedinejad, İran’ın nükleer çalışmalarının barışçıl olduğunu ve kendilerine gelen tehditlere kul...

Suriye ve Lübnan artık iki ayrı ülke olmak zorunda

Lübnan eski başbakanı Refik Hariri’nin bombalı saldırıda öldürülmesini araştıran Birleşmiş Milletlerin hazırladığı rapor Suriye ve Lübnan üst düzey yetkililerinin suikastta önemli rol oynadığını belirterek kendilerini hem vatandaşlarına karşı hem de uluslararası arenada çok   zor durumda bıraktı. Hariri’nin öldürülmesi ile kopan zincirin Lübnan ve Suriye’nin tüm politikasını ve   geleceğini etkileyebilecek güçte Birleşmiş Milletler sekreteri Kofi Annan, Lübnanın eski başbakanı Refik Hariri’nin şubat ayında bombalı bir saldırıda öldürülmesi ve ülkede çıkan karışıklık nedeni ile Hariri’nin öldürülmesini araştırması için Alman hakim Detlev Mehlis’e görev verdi. Mehlis, geçtiğimiz hafta raporun henüz tamamlanmamış olduğunu özellikle belirterek ilk taslağını Annan’a teslim etti. Raporun en önemli bulgusu, Hariri’nin öldürülmesi ile ilgili ipuçlarının Suriye ve Lübnan üst düzey yöneticilerinin direk iştirakini gösterdiğini belirtmesidir. Raporun önemli bir vurgusu Lübnan’ın Suri...

İran neyin peşinde?

İran’ın gizli nükleer çalışmalarının ortaya çıkarıldığı 2002 yılından itibaren, başta ABD ve İsrail olmak üzere ilgili ülkeler, İran’ın nükleer teknolojisinin ne düzeyde olduğunu öğrenebilmek ve nükleer bomba yapması olasılığına karşı Birleşmiş Milletlere bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (International Atomic Energy Authority - IAEA)   denetimine girmesi için baskı uyguladılar. İran’da halen devam etmekte olan nükleer çalışmalar şu an korkulan düzeyde olmasa bile gelecekte ne amaçla kullanılabileceği herkesi endişelendirmektedir New York’ta geçtiğimiz hafta gerçekleşen Birleşmiş Milletler toplantısının en önemli konusunu İran ve İran’ın nükleer çalışmalarının barışçıl olduğunu ve kendilerine gelen tehditlere kulaklarının kapalı olduğunu özellikle vurgulayan yeni başbakanlarının konuşması oldu. İran başbakanı Mahmut Ahmedinecad’in söz aldığı toplantıda ülkesinin nükleer enerji üretme hakkını savundu. Ahmedinecad ayrıca Isfahan nükleer merkezinde yürütmekte oldukları p...

Geri Çekilme Tarihi, Protestolar ile Yaklaşıyor…

Geçtiğimiz sene İsrail’in Gazze’den çekileceği açıkladığı zaman bu haber terör saldırılarından bıkan halk tarafından desteklenmiş, ancak çekilme yaşanacak bölgedeki halk ve sağcılar karara tepki göstermişlerdi. Bugün protestocuların sayısı da sesi de çok yükseldi ve birçok İsrailli iç savaştan korktuklarını dile getiriyorlar İsrail Başbakanı Ariel Şaron geçtiğimiz sene İsrail’in Gazze’den çekileceğini açıkladığı zaman, bu haber tüm dünyada bir bomba etkisi yaratmış, ABD’nin desteklediği yol haritası planına göre gerçekleşmesi gereken bu çekilme terör saldırılarından bıkan halk tarafından bir barış umudu olarak benimsenmiş, çekilme yaşanacak bölgedeki İsrailliler ve bazı sağcılar karara karşı olduklarını bildirmişlerdi. Bu plana göre, Ariel Şaron 1,3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’de bulunan ve 5000’e yakın Yahudinin yaşadığı tüm 21 yerleşim birimini ve Batı Şeria’da bulunanan Yahudi yerleşim birimlerinden 4’ü boşaltılacak, böylece Filistin toprakları ile İsrail toprakları arasın...

Vatikan’dan bir Polonyalı geçti…

Yahudi – Vatikan ilişkilerinde yeni bir devrin başlangıcı sayılabilecek   Nostra Aetate’nin kabulü, Papa II. Jean Paul’un papalığı ve ölümü üzerine tekrar gündeme gelen Yahudi – Vatikan   ilişkilerinin dünü, bugünü, yarını Yahudi – Vatikan ilişkileri, 1965 yılında Nostra Aetate (Bizim Devrimizde)’nin kabulüne kadar, Yahudi karşıtı olarak tanımlanabilir. Katolikler peygamberleri Hazreti İsa’nın ölümünden sorumlu tuttukları Yahudileri tarih boyunca suçladılar ve topraklarında yaşayan bu milleti bazen gettoya kapattılar bazen ülke dışına sürdüler. Yahudi – Katolik ilişkilerinde yeni bir dönem açan bu belgenin kabulü ile Yahudilik’e karşı Katolik dünyası teolojik yeni bir bakış açısı kazanmıştır. Bu belge ile Vatikan’ın, tüm Yahudilerin Hazreti İsa’nın ölümünden sorumlu olduğu, doktrinine karşı çıktığı açıkça belirtilmekle birlikte iki inanç arasında diyalogun gerekliliğine ve önemine değinilmiş ve Vatikan’ın anti-semitizme karşı olduğunun altı çizilmiştir. Vatikan’dan gelen bu...

Suriye Lübnan'dan çekilmeye başladı

Lübnan iç savaşı sonrasındaki döneme damgasını vuran eski başbakan milyoner Refik Hariri’nin öldürülmesi büyük yankı buldu . Hariri’ye yapı lan bu saldırıdan Lübnan m uhalefet ve diğer ülke liderleri, 1989'da imzalanılan Taif anla şmas ı na rağmen halen 14.000 askerini Lübnanda bulunduran, Suriye’nin sorumlu olduğ unu düsünüyor ve askerlerini Lübnan'dan çekmesi için baskılarını arttırıyorlar 1975 yılında başlaya Lübnan iç savaşına komşusu Suriye'nin ilk müdahelesi 1976 yılında başladı. 1980 yılında Suriye'nin asker sayısı 30.000'e yükseldi. Savaşın bittiği 1990 yılında ise 15.000 askeri halen Lübnan topraklarında idi. 1989 yılında imzalanan Taif anlaşması gereği çekmesi gereken askerleri günümüze kadar Lübnan topraklarında tutmaya devam etti. İç sava ş ı n bitmesinde yardımcı olan Suriye , halen ordusunu öncelikle istihbarat ve ekonomik çı karları nedeni ile Lübnan ’da tutmaktadır. Bir diğer sebep ise tarihe dayanıyor. Suriye Lübnan'ı ayrı bir ülke olarak d...