Ana içeriğe atla

Ira Forman “Yükselen antisemitizmden endişeliyiz”

ABD Dışişleri Bakanlığına bağlı Antisemitizm (Yahudi Karşıtlığı) ile Mücadele ve İzleme Özel Elçisi Ira Forman geçtiğimiz hafta Türkiye’yi ziyaret etti. İstanbul’da bulunduğu günlerde bir araya geldiğim Forman ile Türkiye’deki antisemitizmi ve tüm dünyada yükselme eğilimindeki bu durumun engellenebilmesi için neler yapılabileceğini konuştuk.


İstanbul’a hoş geldiniz, ziyaretinizin sebebi nedir?
Görevim antisemitizmi izlemek ve mücadele etmek. Konsolosluk ve büyükelçiliklerimiz her yıl bulundukları ülkede bu konuda neler olduğu hakkında bize bilgi verirler. Her yıl bir önceki seneye ait bu bilgilerle İnsan Hakları Raporu ve Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu hazırlanır. Bahar aylarında açıklanan bu raporların antisemitizm bölümünü biz hazırlarız. “Bu kadar farklı ülkede antisemitizm ile nasıl mücadele ediyorsunuz?” diye sorarsanız, o ülkede meydana gelen antisemit olaylar hakkında yazılanları ve konu ile ilgili hazırlanan raporları okuyorum. Kendi topladığımız bilgilerden de gidişatı takip ediyorum ancak hiçbiri söz konusu ülkeye gidip oranın Yahudi Cemaati ve bazı durumlarda hükümet yetkilileri ile görüşmenin yerini tutamaz. İlk elden sorunun ne olduğunu dinlemek ve insanların Amerikan diplomasisinden beklentisini öğrenmek, bu sorunu çözmeye yardım etmemiz için çok önemli. Görevdeki ilk yılımı başta Avrupa olmak üzere dünyayı dolaşarak geçirdim. Her ülkedeki Yahudi cemaatlerini tanımaya, ülkelerinde neler olduğunu ve onların olayları nasıl değerlendirdiklerini anlamaya çalıştım.
Türkiye’deki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçen seneki Gezi’den şimdiki Soma faciasına değin, Yahudi diasporasından Yahudi damada kadar birçok şey söylendi…
Bir gazetenin Yahudi komplolarına yer vermesi, hükümet yetkililerinin geçen dönemlerde Yahudi komplosundan bahsetmesi bizi çok rahatsız etti. Tüm bunlar dikkatimizi çekiyor. Türk Yahudi Cemaati nispeten küçük olmasına rağmen oldukça canlı ve eskiye dayanan köklü bir tarihi var. Kurumlarını ayakta tutabiliyor, bu konuda gücü halen mevcut. Türk Yahudi Cemaati’nin bir krizin içinde olduğunu düşünmüyorum. Ama bazı konularda iyileştirme yapılabilir. Türk toplumu ve Türk hükümetinin antisemitizme karşı mücadelede daha aktif olabileceğini düşünüyorum. Gelmeden önce tüm bu olanları öğrendik ve kesinlikle olumlu yardımda bulunmak istiyoruz. 


TÜRK BASINI
Türk basınında artan ve belki de tolere edilen bir antisemitizm var. Bir kesim herhangi bir eleştiri korkusu olmadan rahatça konuşulabiliyor veya yazılabiliyor ve bunun sonucunda bazı gruplar ötekileştiriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz, ne yapılabilir düzeltebilmek için?
Son olayda insanların tepki verdiğini hem buradaki temaslarımdan öğrendim hem de Twitter’daki bazı yazışmalarda gördüm. Yahudi Cemaati üyeleri tepki gösterdi, insan hakları grupları ve sivil toplum kuruluşları tepki gösterdi, Türk toplumunun bir kısmı da tepkisini gösterdi.
Evet, ama bu bir ilkti. Bahsedilen gazetenin bu türden ilk haberi değildi. Fakat ilk defa manşeti bu kadar büyük bir tepki yarattı. Önemli gazetelerin köşe yazarları bu konu üzerinden antisemitizme dikkat çekti. Halkın bu kadar yoğun Yahudi ve İsrail karşıtı söylemlerin karşısında şüphe etmeye başladığını düşünüyorum. Gezi, yolsuzluk soruşturmaları, Soma… Hepsi ile bir Yahudi veya İsrail bağlantısı kurulmaya çalışıldı. Bir kesim “Bir dakika, bu işte bir terslik var,” demiş olmalı…
Tüm bu olumsuz komplo teorilerinden olumlu bir sonuç çıktığını düşünüyorsunuz, işte tam da bunun teşvik edilmesi gerekir. Amerika’da nefret söylemine karşı kanunlarımız yok. Gazeteleri o gözle okumuyoruz ve kişilere bu sebeple dava açmıyoruz. Ancak bizim nefret söylemine karşı mücadelemizde düşüncemiz, başkalarının nefret söylemine karşı durmasını sağlamak. Hükümet yetkilileri, köşe yazarları, farklı inanç grupları, sivil toplum kuruluşları… Bu sayede nefret söylemi ve komplo teorileri ile savaşıyoruz. Bu tür söylemlere karşı Türkiye’de de güçlü bir sivil toplumun oluşması gerekiyor.
Halkın Yahudiler hakkında ne düşündüğü de çok önemli. ADL son raporunda Türk toplumunun yüzde 69’unun antisemit olduğunu açıkladı. Halkın kalıplaşmış önyargılarını da kırmak gerekir…
Bu rapor hakkında bilgimiz var. Sayılara baktığımda Türkiye mükemmele uzak olsa da sonucun Ortadoğu ülkelerinden daha düşük çıkması ve en yüksek antisemitizm bulunan ülkeler arasında bulunmaması dikkatimi çekti. İran’dan daha yüksek, Avrupa’nın en yükseği Yunanistan ile aynı. Geçen ay Yunanistan’daydım, orada ‘Siyon Liderlerinin Protokolleri’ gibi çok ciddi sorunlar var. Bu kitabın Türkiye’de de satıldığını duydum. Altın Şafak ve ülkenin yaşadığı ekonomik sorunlara rağmen Yunan Yahudi Cemaati’nin her gün antisemitizm ile karşılaştığını hissetmedim. Ancak buradakinden daha küçük olan cemaatin kesinlikle yardıma ihtiyacı var. Yunan toplumu ve hükümeti de bu konuda yardıma ihtiyaç duyabilir. Türkiye’de ise antisemitizmden endişe ediyoruz ve bu tür gazete manşetlerinin kınanması gerektiğini düşünüyoruz ancak burada acil yardıma ihtiyaç duyan bir cemaat yok.

DÜNYADA ANTİSEMİTİZM
ADL’nin raporuna göre İran’daki antisemitizm Türkiye’den düşük. İran konusunda herhangi bir veriye ulaşabiliyor musunuz?
İran’dan gelen raporlar var. Tahran’da bir elçiliğimizin olmaması bizim için büyük bir dezavantaj. Oradaki Yahudi cemaati ile de bir bağlantımız yok. Tüm etnik ve dini azınlıklarının yaşadığı insan hakları ihlalleri konusunda endişeliyiz. Yahudi cemaatinin orada üzücü bir tarihi oldu. 1979’dan itibaren de cemaat sayıca çok ciddi bir düşüş yaşadı. Özür dilerim fazla bir şey söyleyemiyorum, bu konuda çok az bilgiye sahibiz.
Antisemitizm dünyada yükseliyor mu?
Hiç şüphe yok ki yüzyılın başından beri antisemitizm yükseldi. Bu konuda çok iyi veriler olmamasına rağmen dünyanın farklı ülkelerinden insanlarla konuşunca anlıyorsun. Kimse antisemitizmin 2000 yılından daha iyi olduğunu savunamaz. En son Tel Aviv Üniversitesi’nin hazırladığı bir rapor antisemit olaylarda artışın olduğunu gösteriyor. Böyle bir eğilim var diye bu şekilde devam edecek demek değil. Ancak eğer bu şekilde devam ederse birçok ülkenin Yahudi cemaatlerini kaybedeceğiz. Avrupa Birliği Temel Haklar Komisyonu’nun raporuna göre özellikle Fransa ve Macaristan Yahudilerinin yüzde 50’si antisemitizm nedeniyle son beş yılda göç etmeyi düşünmüşler. Bu bizim için gerçek bir uyarı. ABD diplomatik yollardan bu cemaatlerin durumunu düzeltmek için yapabileceği her şeyi yapacak ve bu cemaatlere onları gözeten dostları olduğunu hissettireceğiz.
Türkiye gibi küçük cemaatler için ayakta kalmak özellikle zor çünkü artan güvenlik sorunları, finansal kaynak eksikliği var. Bazı olayları antisemit olarak tanımlamak da güç…
Evet, bazen doğrudan antisemitizm şeklinde olmuyor yapılanlar. Kuzey Avrupa’da çocukların anatomik yapısı konusunda endişelerden bahsederek sünneti yasaklama girişimleri var mesela. Hayvan haklarından bahsederek dini kesimlerin yasaklanmaya çalışılması da söz konusu. Dini özgürlüklerin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Sünnet konusunda tıbbi bir sorun örneği yok, yüksek risk olasılıkları raporu yok, kaydedilmiş travma veya cinsel hassasiyet kaybı gibi sorunlar da yok. Bilimsel bir veri ile desteklenmiyor söylenenler. Dini özgürlükleri sınırlandırma girişimleri var ve bu süreçte bir kesimin antisemit ve İslamofobik düşüncelere sahip olduğunu düşünüyorum. Dini özgürlükleri sınırlama girişimleri ve bu cemaatlerin ayakta kalmalarının engellenmeye çalışılması konusunda bu ülkelerin yardıma ihtiyacı var.
Antisemitizm günümüzde neden hâlâ var?  İsrail-Filistin sorunu mu, dini referanslar mı ya da ekonomik sorunların günah keçisi olma durumu mu sebebi?
Hepsinin bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Benden çok daha zeki kişiler bunun cevabını bulmak için uğraştılar ancak bir sonuca ulaşamadılar. Ama biliyorum ki antisemitizmin birçok çeşidi var ve her ülkede farklılıklar gösteriyor. Mesela Macaristan Yahudilerinin yüzde 48’i ve Fransa Yahudilerinin yüzde 46’sı göç etmeyi düşünüyor diyerek bu ülkelerdeki sorunların aynı olduğunu söyleyemeyiz. Korku ve göç etme isteği gibi aynı sonuca ulaşılsa da, bu iki ülkedeki antisemitizm çok farklı. Batı Avrupa ülkelerinin, özellikle Müslüman nüfusunun bir kesiminden kaynaklan, çok büyük antisemitizm sorunları var. Bu durum Doğu ve Orta Avrupa ülkeleri için aynı şekilde problem teşkil etmiyor.
Ukrayna’yı geçen hafta ziyaret ettiniz, oradaki durum nasıl? Putin’in antisemitizm yükseliyor uyarısının doğruluk payı olmadığını söylemiştiniz ama oradaki durumun çok da iyi olmadığını duyuyoruz…
Tam da bu sebepler nedeniyle Ukrayna’yı ziyaret ettim ve gerçekte neler olduğunu öğrenmek için oradaki cemaatle görüştüm. Cemaat önderlerinin söylediği, Yanukoviç hükümetinin düşmesinden beri daha fazla antisemit olay yaşandığı ve bu olayların genelde Rus taraftarlarının çoğunlukta bulunduğu Doğu ve Güney Ukrayna’da meydana geldiği. Çoğunlukla bu olayların sorumlularının kim olduğu bilinmiyor ama provokasyon olduğu düşünülüyor. Ukrayna hükümetinin bu olaylarla ilgisi olmadığını ve antisemitizme karşı durduklarını söylüyor cemaat. Saldırıların Ukrayna’yı istikrarsız göstermek isteyen Rus yanlısı taraftan geldiğini düşünüyorlar. Ukrayna’nın tarihini düşününce, antisemitizm söz konusu olduğunda, dikkatli davranmak gerekir ancak şu an Başkan Putin’in belirttiği gibi endişe verici bir durum yok. 
Geçtiğimiz Ekim ayındaki Beilis Davası’nın yüzüncü yıldönümüne neden katılmaktan vazgeçtiniz? Beilis davası Ukrayna’nın Dreyfus davasıydı…
Ukrayna’yı iki defa ziyaret ettim son dönemde, şu an katılamamamın sebebini tam hatırlayamıyorum. İlgilenmediğimizden değil ama bütçemiz sınırlı ve önümüzde birçok konu var. Bir şey olmuştur ama ne yazık ki şu an ne olduğunu hatırlayamıyorum. Ukrayna’yı yakından takip ediyoruz, protestolar başlamadan tam bir hafta önce orayı ziyaret etmiştim.
ABD’nin antisemitizmi engellemekteki rolü nedir?
İlk olarak izlemek. Gerçekte neler olduğunu bilmeden antisemitizm ve benzer nefret suçlarına karşı bir şey yapamazsınız. Hazırladığımız raporlarla antisemitizmi takip ediyoruz. Ülkeleri antisemit olaylar hakkında daha iyi veri toplamaları için teşvik ediyoruz. Kongre tarafından çok açık olarak belirtilen ve tüm insan hakları ile demokratik değer ihlallerine karşı duran diğer rolü ise kamu ve özel diplomasi ile hükümetleri antisemitizme karşı savaşmaları için teşvik etmek, hükümetlerin antisemit sonuçlar doğuracak kararlar almalarından kaçınmaları konusunda uyarmak. ABD’nin antisemitizm konusu için özel bir elçisi ve her türlü dini ayrımcılıkla, hoşgörüsüzlükle savaşan bir bürosu var. İnsan haklarının gelişmesinin desteklenmesi Amerikan dış politikasının önemli bir ayağını oluşturuyor.
Türkiye ziyaretiniz süresince bir devlet yetkilisiyle görüştünüz mü?
Hayır. Görüşmeyi planladığımız yetkililer Soma faciası nedeniyle vakitleri olmadığını açıkladılar. Washington’daki Türk Büyükelçiliği'nde bazı hükümet yetkilileri ile tanıştım ve bu ilişkileri sürdürmeyi planlıyorum. Bu sefer hükümetten kimseyle görüşemedim, bir sonraki ziyaretimde bir araya gelebilmeyi umuyorum.

Karel Valansi 11 Haziran 2014 Şalom Gazetesi
http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=91384

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Disclaimer: La verdad i las istoryas ke mos kontamos

Bazado sovre la novela de 2015 de Renée Knight, Disclaimer es una seri psikolojika de suspenso, estrenada en Apple TV+ en 2024. Eskrita i dirijida por Alfonso Cuarón, ganador de sinko Premios Oscar, esta mini-seri de syete epizodios eksplora la fuersa de la verdad, de las istoryas ke mos kontamos i de la manera en ke vemos los evenimientos, ambezando tambiyen el peligro de los sekretos. En esta seri ay munchos aktores famozos: Cate Blanchett interpreta a Catherine Ravenscroft; Sacha Baron Cohen su marido Robert; Kodi Smit-McPhee su ijo Nicholas; Kevin Kline da vida a Stephen Brigstocke i Lesley Manville interpreta a su mujer Nancy. La istorya sige a Catherine, una periodista muy konosida. Un dia una novela aparese i empesa a deskuvrir un sekreto muy personal de su pasado.  Los eventos del pasado son kontados desde diferentes puntos de vista, la seri invita al spektator a kestyonar la memoria, la identidad, la persepsion i la relasyon entre la verdad i la manera ke kontamos la mizm...

Her yaşam bir roman - Panama´daki Türk Yahudileri

Panama´da hızla büyüyen bir Yahudi yaşamı var. Café con Teclas kitabının yazarı gazeteci Sarita Esses´in yanı sıra Antakyalı Eli Cemal, Mersinli Musa İlarslan, Trakya kökenli Julia Kohen de Ovadia ve kuzeni İstanbullu Çela Alkabes de Eskinazi ile göç hikayelerini ve Panama´daki yaşamlarını konuştuğumuz keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Julia Kohen de Ovadia İstanbul doğumluyum. Babam Çanakkaleli Aron Kohen, annem ise Çorlulu Suzi Bahar.  Seneler evvel büyükbabamın eltisi Meksikalı Sultana genç yaşta çocuksuz dul kalınca küçük teyzem Donna’yı yollamasını istedi anneannemden. Donna da Sultana teyzesiyle yaşamak için Meksika’ya gitti. Orada eniştem Moises Mizrachi ile tanıştı ve evlenerek Panama’ya taşındı. Büyükbabam Nessim Bahar vefat edince anneannem Coya, ablam Malka ile iki aylığına kızını görmeye Panama’ya gitti. Ancak orada ablam eniştemle tanıştı, evlendi ve hayatını Panama’da kurdu. Dört çocuğu ve on torunu var. Ablamın düğünü için Panama’ya geldiğimizde ben Saint Pulcheri...

NATO’s Southern Flank is Becoming a Strategic Frontier

On 8 July, as NATO leaders gathered in Ankara, the ceasefire between the United States and Iran collapsed, with Washington launching renewed strikes as the meeting was underway. The conflict involving Iran that began on 28 February was expected to remain limited in duration and was widely described as a “short-term excursion,” yet, more than six months later—after an April ceasefire, a June memorandum of understanding, and its collapse—the conflict remains unresolved. For Washington, the conflict has become a sustained drain on attention, assets, and Alliance coherence, raising difficult questions about burden sharing and the credibility of U.S. deterrence commitments across the Middle East.   The conflict’s prolongation and intensification, with regionalization still unfolding, have called into question whether NATO’s Southern neighborhood framework—and, by extension, the U.S. force posture underpinning it—is sufficient for the current security environment. The Alliance des...