Ana içeriğe atla

Rusya’nın Ortadoğu’daki gölgesi

İsrail ile Rusya’nın yakınlaşması önlenmek isteniyor ancak bu ilişkilerin daha da ilerlemesi için çalışan çok önemli bir grup var; Rus Yahudileri. Sovyet rejiminin çökmesinin ardından İsrail’e yaklaşık bir milyon kişi göç etti. Sekiz milyonluk bir ülkede bu rakamın büyüklüğünü tahmin edebilirsiniz

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin inat ve azmi ile üç yıl aradan sonra başlayan ve bu bile bir başarı sayılabilecek İsrail ile Filistin Özerk Yönetimi (FÖY) arasındaki görüşmeler ABD’nin iteklemesine rağmen sona erdiğinde kimse pek fazla şaşırmamıştı. Hatta bir sonuca ulaşmayan geçmiş barış süreçlerinin bıkkınlığını taşıyan ve ABD’nin hatırı için görüşüyor gibi yapan ancak statükodan da pek şikâyetçi olmayan tarafları masada tutmak için Kerry’nin sergilediği enerjiydi asıl şaşırtıcı olan. Gazze Savaşı, El Aksa gerginliği derken kimse barış görüşmelerinin yakın zamanda başlayabileceği ihtimalinin hayalini bile kurmuyor artık. O tren yeniden kaçınca herkes stratejisini gözden geçirmeye başladı.

FÖY Lideri Mahmud Abbas halk baskısı ve rakibi Hamas’ın intifada çağrılarına karşılık kendisine verilen desteği arttırmak için diplomatik bir savaş açtı İsrail’e. 2012’de Filistin’e BM’de ‘üye olmayan gözlemci’ statüsünü kazandıran Abbas, bunu bir adım ileriye götürmek için görüşmelere başladı. Avrupa parlamentolarının ardı ardına Filistin Devleti’ni tanıma kararları, FÖY’ün Uluslararası Ceza Mahkemesi dâhil BM kurumlarına kabul edilmesi, bu politikanın sonuç verdiğini gösteriyor. Hamas’ın İsrail’e füze attığı günlerde AB Yüksek Mahkemesi tarafından terör listesinden çıkarılması kararı ise her ne kadar prosedür gereği olduğu söylenip düzeltilecek dense de İsrail’i rahatsız eden yeni bir adım oldu. 
Abbas’ın İsrail-Filistin ihtilafını uluslararası bir konu haline getirmek istemesi İsrail’i olabildiğince baskı altına alma isteğinin bir sonucu. Yoksa Filistin Devleti’nin Avrupa parlamentoları ve BM tasarıları ile kurulamayacağını, eninde sonunda İsrail ile görüşme masasına oturması gerektiğini o da biliyor. Bunu başarabilmek için de Hamas’ın tersine şiddet içermeyen yeni bir yol deniyor. Ancak bu riskli yaklaşım İsrail’i görüşmelerden iyice uzaklaştırarak yerleşim inşasına devam etmesi ve FÖY adına topladığı vergi gelirlerini dondurması ile sonuçlandı.
Abbas’ın BM’den medet umması, İsrail-Filistin konusunda başarısız olduğuna inandığı ana arabulucu ABD’den uzaklaştığını da gösteriyor. Ve planını Washington’un tek taraflı girişimlerden kaçınması uyarısına, BM’deki veto gücüne rağmen sürdürüyor. Avrupa ise İsrail-Filistin konusu çözülürse Ortadoğu’nun sorunlarının ana kaynağı kuruyacak yanlış düşüncesine ve iki devletli çözüm yolunun ancak İsrail’e baskı ile mümkün olduğuna inanıyor. Oysa sadece İsrail’in uluslararası imajını zedeleyen bu girişimlerin pratikte çözüme bir katkısı yok.
Bir gerçek var ki, Avrupa’nın İsrail’e baskıyı arttırmasındaki ana sebep İsrail’in Rusya ile olan yakınlaşması. Bu rahatsızlığı sadece Avrupa değil ABD de yaşıyor üstelik. Ukrayna krizi ile iyice gün yüzüne çıkan politikaları sonucunda Rusya yeniden, tıpkı Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi, ABD’nin bir numaralı düşmanı haline geldi ve Washington ile nükleer görüşmelere başlayan Tahran bu konudaki birinciliği Moskova’ya kaptırdı.
İsrail ile Rusya’nın yakınlaşması önlenmek isteniyor ancak bu ilişkilerin daha da ilerlemesi için çalışan çok önemli bir grup var; Rus Yahudileri. Sovyet rejiminin çökmesinin ardından İsrail’e yaklaşık bir milyon kişi göç etti. Sekiz milyonluk bir ülkede bu rakamın büyüklüğünü tahmin edebilirsiniz. Bugün nüfusun yüzde 15’ini oluşturan bu grup ülkenin kültüründen politikasına kadar her şeyi etkileme gücüne sahip. Rusça ise İbranice ve Arapçadan sonra en çok karşılaşılan dil. Ticaret ve askeri işbirlikleri gün geçtikçe çoğalıyor, iki ülke arasında vize olmadığı için turizm de artıyor. İsrail-Rusya ilişkileri güçlendikçe bu durum hem AB’yi hem de ABD’yi oldukça rahatsız ediyor. Örneğin Avrupa boykotuna rağmen Rusya İsrail yerleşimlerinden meyve ve sebze almaya devam etti, Gazze Savaşı sırasında Putin İsrail’in halkını korumak için verdiği mücadeleyi desteklediğini açıkladı. İsrail ise, ABD’nin büyük tepkisini çekmesine rağmen BM’nin Kırım kararı oylamasına katılmadı ve Rusya’yı ilhakından dolayı açıkça eleştirmekten kaçındı. Rus Gazprom’un geçtiğimiz sene İsrail ile 20 yıllık bir LNG anlaşması yaparak Doğu Akdeniz doğalgazında ortaklık kurduklarını da unutmamak gerekir. İsrail ve Rusya arasında güçlü kişisel ilişkilerin olduğu ve bunun geliştirilmesine başta İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman olmak üzere önem verildiği bir sır değil. Öte yandan Obama-Netanyahu arasındaki hoşnutsuzluk da ortada. Amerikan Kongresi’nin daveti ile başlayan protokol krizi de bu durumun son göstergesi. 
Rusya, 3 milyar dolar yıllık yardım veren ve BM’de tam destekleyen ABD’nin yerini alamasa da İsrail Washington’dan bağımsız politikalarını sürdürmeye, FÖY ve Hamas bir yana İran ile sıcak ilişkileri bulunan Rusya’ya yakınlaşmaya devam edeceğe benzer. Bu da İsrail-Filistin meselesine önümüzdeki dönemde bir de Rus penceresinden bakılacağını gösteriyor.

Karel Valansi OBJEKTİF Şalom Gazetesi 4 Şubat 2015

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Her yaşam bir roman - Panama´daki Türk Yahudileri

Panama´da hızla büyüyen bir Yahudi yaşamı var. Café con Teclas kitabının yazarı gazeteci Sarita Esses´in yanı sıra Antakyalı Eli Cemal, Mersinli Musa İlarslan, Trakya kökenli Julia Kohen de Ovadia ve kuzeni İstanbullu Çela Alkabes de Eskinazi ile göç hikayelerini ve Panama´daki yaşamlarını konuştuğumuz keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Julia Kohen de Ovadia İstanbul doğumluyum. Babam Çanakkaleli Aron Kohen, annem ise Çorlulu Suzi Bahar.  Seneler evvel büyükbabamın eltisi Meksikalı Sultana genç yaşta çocuksuz dul kalınca küçük teyzem Donna’yı yollamasını istedi anneannemden. Donna da Sultana teyzesiyle yaşamak için Meksika’ya gitti. Orada eniştem Moises Mizrachi ile tanıştı ve evlenerek Panama’ya taşındı. Büyükbabam Nessim Bahar vefat edince anneannem Coya, ablam Malka ile iki aylığına kızını görmeye Panama’ya gitti. Ancak orada ablam eniştemle tanıştı, evlendi ve hayatını Panama’da kurdu. Dört çocuğu ve on torunu var. Ablamın düğünü için Panama’ya geldiğimizde ben Saint Pulcheri...

Network society in the information age

Our world has been in a process of transformation with the new technological paradigm, based on information and communication technologies. This structural transformation deeply affects the social composition of societies. As the world becomes smaller, informative and communicative technology creates a new form of society based on networking. Today we are connected to the outer world as never before. Manuel Castells, professor emeritus of sociology at the University of California, Berkeley, explains social transformation in society with the term "The Network Society." In his book "The Network Society: From Knowledge to Policy," he argues that society determines the use of technology according to its needs. Additionally, the internet is ample evidence that technology created a new form of social organization based on networking. This novelty changed the patterns and dynamics of the new reality we live in and it has consequences on policymaking, economy, and organi...

Disclaimer: La verdad i las istoryas ke mos kontamos

Bazado sovre la novela de 2015 de Renée Knight, Disclaimer es una seri psikolojika de suspenso, estrenada en Apple TV+ en 2024. Eskrita i dirijida por Alfonso Cuarón, ganador de sinko Premios Oscar, esta mini-seri de syete epizodios eksplora la fuersa de la verdad, de las istoryas ke mos kontamos i de la manera en ke vemos los evenimientos, ambezando tambiyen el peligro de los sekretos. En esta seri ay munchos aktores famozos: Cate Blanchett interpreta a Catherine Ravenscroft; Sacha Baron Cohen su marido Robert; Kodi Smit-McPhee su ijo Nicholas; Kevin Kline da vida a Stephen Brigstocke i Lesley Manville interpreta a su mujer Nancy. La istorya sige a Catherine, una periodista muy konosida. Un dia una novela aparese i empesa a deskuvrir un sekreto muy personal de su pasado.  Los eventos del pasado son kontados desde diferentes puntos de vista, la seri invita al spektator a kestyonar la memoria, la identidad, la persepsion i la relasyon entre la verdad i la manera ke kontamos la mizm...