Ana içeriğe atla

KAREL VALANSİ: “Çocuklarımın Veli Toplantılarıyla Çakışmadıkça Dünya Borsalarını Manipüle Ediyorum.”

Bu hafta, Şalom gazetesi Ortadoğu politikası yazarlarından Karel Valansi’yle bir röportaj yaptık. Kendisiyle Ortadoğu’yu, Edirne Sinagogu’nu ve bilumum başka şeyleri konuştuk.

Bahtsız röportajcı Titanik Rıfkı 

Hoş geldiniz Karel Hanım.
Hoş bulduk
 Öncelikle isminiz neden Karel?
Anlamadım
 İsminizin anlamı diyorum. Karel ne demek?
Tanıştığınızda ilk sorduğunuz soru bu mudur? Kar- el, karlı günde doğmuşum… Kardan el demek. Oldu mu?
 Şaka yapıyorsunuz ama anlamadım ben. Peki, soyadınız Valansi’nin anlamını sorsam ona da kızacak mısınız?
Valansi demek. Daha var mı başka soru böyle?
 Hay Allah! Yok yanlış sorudan başladık galiba, kötü bir niyetim yoktu. Peki, isterseniz biraz Ortadoğu’yu konuşalım. İsrail’de son seçimlerde kime oy verdiniz?
Anlamadım?
 İsrail’de seçimlerde kime oy verdiniz?
Yok, onu anladım da…
 İsrail’de seçiml-
Rıfkı Bey, ben Türkiye vatandaşıyım. Hadi geçtim onu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olunca başka bir ülkede oy veremezsin. Sizin Tunus seçimlerindeki tercihinizi merak ettim şimdi…
 Tunus mu? Ne alaka?
Ha şöyle!

 Her şeye kızıyorsunuz siz de ama. Peki, Ortadoğu’ya dönersek. Durumlar nasıl? İyi mi?
Uf harika! Sorma… Ne istersen var. Bir giren bir daha çıkamıyor içinden.
 Peki, Edirne konusuna gelirsek, nedir Bu Edirne olayı? Şalom yazıp duruyor;  eski bir sinagog açılacakmış da merak ettik.
Şimdi şöyle. 1907 yılında Sultan II. Abdülhamit’in fermanıyla, yanan 13 sinagogun yerine yapılan Büyük Edirne Sinagogumuz vardı. Unutulan Osmanlı Sufi- Yahudi güçlü bağlarının meyvesi Maftirim (sinagog ilahilerinin) de doğduğu yer. Trakya Olayları sonucu bu ibadethane arkada yıkık kalmış ve 1983 yılından beri Osmanlı’nın yadigârı bu bina kaderine terk edilmişti. Uzun bir restorasyondan sonra bu hafta yani 26 Mart’ta açılıyor. Hem de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da açılışta hazır bulunacak. Yani çok önemli bir olay.
 Ezbere bildiğiniz hiç maftarim var mı?
Var.
 Mırıldanır mısınız?
Yok artık!
 Yanılmıyorsam Edirne Valisi müze olsun demişti. Ha müze ha ibadethane olsun orası. Ne fark edecek ki yani?
Bak şimdi bozuşuruz. Edirne çok önemli bir ilim merkeziydi Yahudiler için. Osmanlı’nın ilk matbaaları Yahudiler tarafından Edirne’de de kurulmuştu. Geçin onu, Edirne Osmanlı’nın önemli bir ticaret ve kültür merkeziydi de aynı zamanda. Birinci Dünya Savaşı öncesi Edirne’de 28 bin Yahudi yaşardı. Kaldı ki her kültür gibi bu topraklardaki Yahudi mirasını yaşatmak lazım. Müze yapmak, yaşayan bir kültürün üzerine toprak atmaktır.
 Peki, Edirne cemaatiniz kaç kişi ki?
En son iki diye biliyorum ama bir de kalmış olabilir. Maalesef…
 Edirne Valisi’nin sinagog müze olsun açıklamasından sonra ne hissettiniz?
Kızgınlık.
 Cemil Çiçek’in Holokost anma konuşmasından sonra ne hissettiniz?
Kırgınlık.
 Başbakanımız Davutoğlu’nun cemaat liderleriyle yaptığı “Siz bu toprakların asli çocuklarısınız” konuşmasında ne hissettiniz?
Umut.
 Ömer Çelik’in Struma’yı anma konuşmasında ne hissettiniz?
Saygı.
 Edirne Sinagogu açılışıyla ilgili ne hissediyorsunuz?
Heyecan. İlk defa bir sinagog açılışına katılacağım. Günlerdir bunu yazıp çiziyorum her yerde.
 Peki, hayalini kurduğunuz ibadet özgürlüğü sizce nasıl olmalı?
Korkmadan, çekinmeden dini ibadetini yerine getirebilmek. Yahudi olduğumu saklamak zorunda kalmamak. Dünyanın en gizli ve mahrem bilgilerinin saklandığı top secret çelik bir kasanın içine giriyormuşçasına değil, güvenlik önlemlerine ihtiyaç duymadan ibadethaneme girebilmek.
 Günlük yaşamda karşılaştığınız en ilginç sorular nelerdir?
“Neden Yahudiliği seçtiniz?” Yahudiliği öğrenmek isteyen ve beni ilk defa tanıyan kişilerden sıkça duyduğum bir soru. Neden Türkiye’deki çoğunluğa uymadığım veya kendi dindaşlarımla İsrail’de yaşamadığım da çok sık sorulur.
En ayrımcı söz ise “Sen diğer Yahudilere benzemiyorsun.” Kaç tane gördün ki? Hiiiiç.
 Gerçekten de hiç Yahudiye benzemiyorsunuz yalnız.
Al işte!
 Yahudiler olarak dünyayı yönetmeniz konusuna gelelim.
…
 İki çocukla dünyayı yönetmek kolay mı?
Biraz zorlanıyorum tabi. Biliyorsunuz 9-5 mesaisi olan bir iş değil bu. Bir gün dünya borsalarını manipüle ediyorum, bir gün paritelerle oynuyorum. Bir günü Ortadoğu’ya ayırdım. Nerede karışıklık çıkarabilirim diye bakınıyorum. Bir gün soy ağacımı kontrol ediyorum hangi liderin Yahudi kökenlerini ortaya çıkarabilirim diye. Bir günümü Netanyahu ile geçiriyorum; hep benim fikrimi soruyor önemli kararlar vermeden önce. Bir günümü de Obama ile geçiriyorum malum dünya lideri. Son günü kendime ayırıyorum dünyanın dört bir yanında yat-kat-malikanem var özel uçağım ile geziniyorum işte tabi Nasa’nın işlerine karışmadığım zamanlarda. Amaaa bu günlerden birine veli toplantısı denk düşünce işte o zaman işim çok zor.
 Son olarak bu topraklara kaç yıl önce geldiniz?
Bakın Rıfkı…
 Tamam tamam, kızmayın canım şakaydı bu seferki. Yalnız gerçekten de Yahudi’ye benzemiyorsunuz.
@&!^#%
 Tamam, gerek yok ben kendi kendimi yolcu ederim kapıdan…

---Bu bir mizah yazısıdır ---
Şalom Gazetesi 25 Mart 2015  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different cou...

Bu yılki Elküs Marküs ödüllerine Şalom damgasını vurdu

İki yılda bir düzenlenen ancak pandemi nedeniyle 2020 yılında gerçekleştirilemeyen Elküs Marküs Erdem ve Hayırseverlik Ödül Töreni 30 Mart akşamı çevirim içi olarak gerçekleştirildi. Bir çok dalda ödüllerin dağıtıldığı gecede Şalom Dergi ve Şalom yazarlarına da ödüller yağdı. Fakirleri Koruma Derneği’nin Elküs Marküs Erdem ve Hayırseverlik Ödül Töreni 30 Mart Çarşamba akşamı Zoom üzerinden gerçekleştirildi. İki yılda bir düzenlenen ödül töreni pandemi nedeniyle planlandığı gibi Mart 2020 yılında gerçekleştirilememişti. Ödül töreni dört yıllık zorunlu bir aradan sonra çevirim içi bir törenle sahiplerine teslim edildi, başarıları ödüllendirildi.  Türk Yahudi Toplumunun yegane ödül veren kurumu olan Fakirleri Koruma Derneği, bu ödülü 1916 yılında, dönemin ABD İstanbul Büyükelçisi Abraham Elküs ve Gertrude Elküs’ün henüz 16 yaşındayken hayatını kaybeden kızları Jane Selma Elküs’ün anısını yaşatmak için vermeye başlamıştı. Davranışlarıyla hayranlık uyandıran kişileri onurlandırmak ve bu...

NATO’s Southern Flank is Becoming a Strategic Frontier

On 8 July, as NATO leaders gathered in Ankara, the ceasefire between the United States and Iran collapsed, with Washington launching renewed strikes as the meeting was underway. The conflict involving Iran that began on 28 February was expected to remain limited in duration and was widely described as a “short-term excursion,” yet, more than six months later—after an April ceasefire, a June memorandum of understanding, and its collapse—the conflict remains unresolved. For Washington, the conflict has become a sustained drain on attention, assets, and Alliance coherence, raising difficult questions about burden sharing and the credibility of U.S. deterrence commitments across the Middle East.   The conflict’s prolongation and intensification, with regionalization still unfolding, have called into question whether NATO’s Southern neighborhood framework—and, by extension, the U.S. force posture underpinning it—is sufficient for the current security environment. The Alliance des...