Ana içeriğe atla

Rusya ve İsrail’in Avrupa sağıyla dansı

Geçtiğimiz cuma günü Moskova, Fransa’nın aşırı sağ partisi Front National’in Lideri Marine Le Pen’i ağırladı. Bu sürpriz buluşma sonrası Putin, “Fransa seçimlerine karışmıyorum” dese de seçimlere bir ay kala yapılan bu teke tek ziyaret, kamuoyu yoklamalarına göre ikinci tura çıkma şansı oldukça yüksek olan bir adaya açık Rus desteği olarak algılandı. Üstelik Rusya’nın Amerikan seçimlerine müdahalesi tartışması akıllarda henüz yerini korurken.
Le Pen ile Putin’i bir araya getiren neydi? 
Le Pen’in uzun zamandır saklamadığı bir Putin hayranlığı olduğu biliniyor. Putin’i Avrupa değerlerinin koruyucusu ve gerçek bir vatansever olarak tanımlayan Le Pen, Kırım konusunda da Rus liderin yanında yer almıştı. Bu hayranlığın sebebi tıpkı Avrupa’nın diğer aşırı sağ partileri gibi Putin’i devletlerin egemenlik haklarını savunan bir lider olarak görmesi. Ukrayna söz konusu olduğunda anlamsızlaşan bu anlayış, egemenlik haklarının Avrupa Birliği ile ellerinden alındığına inanan bu partilerde kendine yer buluyor.

Sağcıların AB’ye tepkilerinde ortak para birimi Euro önemli bir yer tutuyor. Ülkelerinin para politikalarını kontrol edememelerine sebep olduğundan, ellerinden alınan önemli bir güç olarak değerlendiriliyor ve zayıflık göstergesi olarak algılanıyor. Bu duruma yavaş büyüme hızı, ekonomik krizler, AB’nin sorunlu ortakları ve işsizlik de eklenince sağ liderlerin eli güçleniyor. Tüm bu ekonomik sorunların üstüne göç ve mülteci krizi eklenince, bu liderlerin yabancı düşmanlığı ve Müslüman karşıtlığı artıyor. Nefret söylemine varan konuşmalarını milliyetçi söylemlerle süsleyip dile getirmekten kesinlikle kaçınmıyorlar.
Rusya ile Avrupa sağcılarının bir diğer ortak noktaları ise Amerika karşıtlığı. ABD’nin gücü ve etkisinden rahatsız olanlar için bu duruma karşı gelebilecek bir tek Rusya gözüküyor haritalarda. Bunun için de Obama’nın Rusya’ya getirdiği ekonomik yaptırımların kaldırılması gerektiğini şiddetle savunuyorlar.
Marine Le Pen, Putin ile toplantısı sonrası, “Artık Putin’in, Trump’ın dünyasındayız” derken -Le Pen’in Fransa’sı- hayaline hiç olmadığı kadar yaklaştığının farkında. “Küreselleşme ve İslamcı köktendinciliğe karşı birlikte çalışalım” çağrısı yapan Le Pen, Putin’i vizyon sahibi olarak övüyor. Ancak, seçim kampanyası için Rus bankalarından kredi mi aldı? Bu toplantının amacı bu muydu? Soruları kulislerde dolanmaya devam ediyor.
Rusya aşırı sağ Avrupa partilerinde ne buluyor? 
Avrupa Birliği’nin kurumları ve vizyonu Brexit şokunun ardından ciddi bir şekilde ele alınıp reform senaryoları tartışılırken, bu düzeni alt üst edecek bir adayın yaklaşan kritik seçimlerde kazanması güçlü bir AB istemeyen Moskova’nın işine gelecektir. AB’nin güç kazanmakta olan sağ partileriyle yakın ilişkide olması ve onların desteğini alması sadece AB değil, aynı zamanda NATO karşısında da bir üstünlük sağlayacaktır Rusya’ya. Bu nedenle Putin etrafına Rus yanlısı isimleri topluyor ve onları destekliyor. Bu durumda mesela Marine Le Pen kazanırsa eğer, Fransa’nın dış politikasının Rusya yanlısı olacağı kolaylıkla öngörülebilir. Bu durumda AB ülkeleri Rusya’ya yaptırımlar konusunda hemfikir olamaz, birlikte hareket edemez, bu tür ortak kararlar alamaz hale gelir. Ve kitlenir. Rusya’nın isteği de bu; güçsüz ve dış müdahalelere açık bir AB. Avrupa halkı ise yapılan anketlere göre AB’den umudunu henüz kesmiş değil. Ancak yine anketlere göre aşırı sağ partilerin yükselişi açıkça görülüyor.
Avrupa’da aşırı sağın yükselmesi genellikle antisemitizmin artması ile sonuçlanır. Ancak Avrupa’nın yeni sağ liderlerinin Rusya’nın dışında bir diğer göz bebekleri var. Bu durum şaşırtıcı olacak ama bu ülke İsrail. Tarihsel olarak Yahudi karşıtı, antisemit söylemleri ile tanınan aşırı sağ liderlerin İsrail’in en ateşli savunucuları haline gelmeleri kafaları karıştırıyor. Özellikle Avrupa’dan özlediği desteği bu liderlerde bulan İsrail için bu durum ikilem yaratıyor. Bir taraftan Nazi geçmişi olan partilerle görüşülmemesi sözlü bir anlaşma olarak kabul edilse, hatta ocak ayında Devlet Başkanı Reuven Rivlin tarafından açıkça ilan edilse de, bu isimlerle görüşenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Öte yandan Avrupa Yahudileri, Le Pen’in başında olduğu Front National başta olmak üzere bu partilerin geçmişlerini unutmuyor, vitrindeki değişimine inanmıyor ve İsrail’i uyarıyorlar. Zamanında kendilerine yönelen nefretin bugün Müslümanları hedeflendiğinin farkındalar. Sağcı liderlerin ortak paydaları Müslüman karşıtlığı olunca, Yahudi kurumları Avrupa Müslümanlarını destekleyerek bu parti ve liderlerle görüşmeyi, onları meşrulaştırmayı reddediyor.
Trump’ın seçilmesi ve Brexit şokunun yanında, gittikçe destek kazanan aşırı sağ liderlerin birbirlerinden güç alarak devam ettiği bu yarışta, ajandaları ve seçim ipini göğüslemek için seçtikleri yollar benzer. Bu tehlikeli oyunda Rusya ve İsrail aradıkları desteği bu isimlerde bulurken, çıkarları ve tarihi gerçeklerin ağırlığı arasında gidip geliyorlar.

Karel Valansi OBJEKTİF Şalom Gazetesi 29 Mart 2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yahudi Kültürü Avrupa Günü: İris ile Eran temsili düğün töreni ile yeniden evlendi

Yahudi Kültürü Avrupa Günü etkinlikleri kapsamında bu sene Neve Şalom Sinagogu’nda temsili bir Yahudi düğünü düzenlendi. İris ve Eran’ın düğünü açıklamalar eşliğinde gerçekleşirken, gazetemizin fotoğraf editörü Alberto Modiano’nun ‘Zaman ve Mekân içinde Musevilik’ adlı sergisi de yer aldı 26 Ekim Pazar günü Neve Şalom Sinagogu’nu dolduran farklı kesimlerden misafirler, on beş gün önce evlenen İris ve Eran’ın temsili düğün törenini izlemek için bir araya geldiler. Sinagogun girişinde Şalom Gazetesi Fotoğraf Editörü Alberto Modiano’nun ‘Zaman ve Mekân İçinde Musevilik’ adlı sergisi gelenleri karşıladı. İlgi ile gezilen sergide sanatçı, İstanbul Yahudi Cemaati’nin dini ritüellerini fotoğraflar aracılığıyla anlatıyor. Yahudilerin günümüz Türkiye’sinde örf ve adetlerini tanıtan fotoğraflar, Sefarad, Aşkenaz ve İtalyan Yahudilerinin dini yaşam döngüsünü konu alıyor. Gerçek bir düğün törenini öncesinde olduğu gibi genç kızlar gelenleri şeker dolu bonboniyerlerle karşıladılar ve...

Sevgilinizle el ele tutuşuyor musunuz?

Eskiden çiftler kol kola yürürdü. Eski filmleri hatırlayın, aile albümlerini karıştırın dikkatinizi çekecek bu durum. Oysa günümüzde çiftler el ele yürüyorlar, kol kola yürüyenler parmakla gösterilecek kadar azaldı. Sokakta yaşanan bu değişimi Umberto Eco’nun bir makalesi ile fark ettim. Siz de çevrenize dikkatli bakın bana hak vereceksiniz Bir kafenin kaldırım masalarından birinde oturan İtalyan düşünür Umberto Eco çevresinden geçenleri gözlemlediğinde bir şey fark etmiş; artık çiftler eskisi gibi kol kola değil el ele yürüyorlar. Bu keşif sonrasında sokaktakileri daha da dikkatle incelediğinde el ele yürüyenlerin genellikle 30 yaş üstü, burjuva sınıfına ait olduklarını fark etmiş.

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different cou...