Ana içeriğe atla

Özgür irade

Geçtiğimiz pazar günü, ABD ve İngiltere’nin önemli gazetelerinde tam sayfa bir ilan çıktı. Bu ilanla Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, Cambridge Analytica skandalında yaşanan güvenin kötüye kullanımına karşı zamanında yeterince önlem almadıkları için özür diledi ve bu konuya eğildiklerini belirtti. Bu ilana cevaben ‘çok geç ve çok az’ da denebilir, bundan daha iyisini yapabilirsin de.
50 milyon sosyal medya kullanıcısının bilgilerini ele geçiren Londra merkezli veri analiz şirketi Cambridge Analytica’nın, Facebook’un gizlilik kurallarını ihlal etmesi sebebiyle hesabının askıya alınması da pek yeterli değil. Trump’ın ABD başkanlık seçimlerinde danıştığı bu şirket, tüketici ve seçmen davranışlarını etkilemek ve değiştirmek isteyen siyasiler ve iş insanları için bir başvuru merkezi. Facebook ise bu şirketin izinsiz veri topladığı dev bir kaynak.
Bu olayda en rahatsız eden, gerçekte ortada bir siber saldırının olmaması. Hiç bir site hacklenmedi. Yani hiç bir şekilde bir sisteme gizlice girilip şifreler kırılmadı, bilgiler çalınmadı. İnsanlar kendi istekleriyle kişisel bilgilerini paylaştılar. Facebook’ta her gün karşımıza çıkan herhangi bir kişilik testini doldurdular, bunun karşılığında da para kazandılar. Ancak bu bilgileri paylaşırken kendilerinin ve arkadaş listelerindeki tüm isimlerin de datalarına erişim izni verdiklerini bilmiyorlardı. Bu sayede 50 milyon Facebook kullanıcısının profil bilgilerinin bir şirketin veri tabanını oluşturduğunu da…
Asıl tehlike de burada başlıyor. Geçtiğimiz aylarda siber güvenlik konusunda görüştüğüm Kadir Has Üniversitesinden Doç. Dr. Salih Bıçakcı, bilginin artık yeni petrol olduğunu söylemişti. Gönüllü olarak paylaştığımız bilgilerle Facebook, Google, Amazon ve benzeri şirketler, kullandıkları algoritmalar sayesinde, sınırlı ihtimaller çerçevesinde tahminlerde bulunuyor. Algoritmalar kullanıcıların verdiği bilgileri temel alarak zevklerini, alışkanlıklarını, tercihlerini belirleyip, nasıl davranacaklarını, nasıl tepki vereceklerini çözebiliyor. Bu da tüketici veya siyasi seçmenin davranışlarını ve kararlarını etkilemek isteyenler için altın değerinde. Bu nedenle veri elde etmenin değeri katlanırken, bunları ayrıştırabilen, anlaşılabilir ve kullanılabilir kılan data mühendisliğinin de önemi artıyor.
Sapiens’in yazarı Yuval Noah Harari’ye göre de günümüzdeki en önemli güç veri kontrolü. Veri kontrolüne sahip olmak dijital diktatörlüğe kadar giden yolu açabilir, tüm insanlığın geleceği bu verileri kontrol edebilen azınlığın eline geçebilir. Yani kişisel tercih sandığımız tüm seçimler aslında bir yanılsama, bir aldatmaca olabilir. Gönüllü olarak verdiğimiz bilgiler, bizim dışımızda uygulamaya konulan algoritmalar tarafından etkilenebileceği gibi, bize sunulan ancak doğru veya yanlış olduğundan bile emin olamayacağımız bilgiler sayesinde manipüle edilebilir.
Cambridge Analytica skandalıyla başlayan mahremiyet, bilgi kontrolü ve veri toplama tartışmasının gösterdiği en büyük tehlike ise, ileride ‘kalbinin sesini dinle’ duygusunun başkaları tarafından kontrol edilebilen bir olgu, özgür irade düşüncesinin ise bir hayal olabilme ihtimali.
Karel Valansi, OBJEKTİF Şalom Gazetesi 28 Mart 2018 http://www.salom.com.tr/haber-106320-ozgur_irade.html

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Survivor Hayim’in gerçek dünyası - Söyleşi

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri…

Survivor maceran nasıl başladı? Katılmak nereden aklına geldi? Arkadaşlarımla uzun süredir Survivor’u takip ediyorduk. Hep katılmak istiyordum ama televizyona çıkmak beni korkutuyordu. Geçen sene iki yakın arkadaşım Dominik’e gittiler. Yarışmacıları yakın…

CNNTürk 5N1K'da Yüzyılın Anlaşması'nı konuştuk

1 Şubat 2020 cumartesi günü CNNTürk'te yayınlanan 5N1K programında, yeni açıklanan 'Yüzyılın Anlaşması'nı konuştuk


https://www.youtube.com/watch?v=2y-xYjiAS2Q&t=169s

Struma, Mefkure, Salvador, Parita

Tarihler 1941 yılını gösterdiğinde, Doğu Avrupa kendi Nazilerini yaratmış, Almanya’nın 7-8 yıla yaydığı tüm Yahudi karşıtı kararları birkaç ay içinde yasalaştırmıştı. Bölgede kurulan kamplarda Yahudilerden kurtulmak için kabul gören ‘nihai çözüm’ün uygulamaları hızlandırılmıştı. Hedef haline getirilen Yahudilerin kaçmak ya da ölümü beklemek dışında bir seçenekleri yoktu. Gidecek, onları kabul edecek bir yerleri de yoktu. Tek çare İngiliz mandası altındaki Filistin olarak gözüküyordu.
Ancak, Nazi zulmünden kaçan Avrupalı Yahudiler hayatları pahasına Filistin’e sığınmak isterken, Arapların tepkisini çekmek istemeyen İngiltere, vize almayı oldukça zorlaştırmış, hatta imkansız kılmıştı. 1939 yılında Beyaz Belge’nin (MacDonald White Paper) yayınlanması ile Filistin’e gelecek Yahudi sayısına kota konulmuş, illegal akını engellemek için Türkiye dahil, rota üzerindeki ülkelere baskı yapılıyordu.  Katliamların yoğunlaştığı 1942-1944 yıllarında Doğu’ya doğru büyük bir akın vardı. İnsanların asıl …