Ana içeriğe atla

Karel Valansi yorumladı


Tarihçiler ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının Amerika'nın tartışmasız gücünü ve hegemonyasını tarif etmekte kullandığı Pax America'nın sonuna mı gelindi? Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Suriye'den güçlerini büyük oranda çekmesiyle ortaya çıkan tablo İsrail başta olmak üzere Washington'ın müttefikleri tarafından dikkatle takip ediliyor. Zira bir yandan evindeki siyasi karmaşa ile mücadele eden İsrail, ABD'nin kararı sonrası Suriye sahasında yer alan tek müttefikini kaybetti.

Şalom gazetesi yazarı Karel Valansi, "İsrail Pax Americana'nın bittiğinin farkında. ABD ile müttefiklik ilişkilerinin farklı olduğunu biliyor ve bir sıkıntı anında yardımına koşacağına inanıyor. Buna karşın İsrail, artık bundan eskisi kadar yüzde yüz emin değil." diye konuştu.

TÜM DÜNYA IŞİD DERKEN İSRAİL "İRAN" DİYORDU
Amerika'nın Orta Doğu'dan çekilme kararının yeni olmadığını "Bu Obama yönetiminden süregelen bir anlayış." ifadesiyle değerlendiren Valansi, İsrail'in güvenlik söz konusu olduğu zaman kendisinden başkasına bel bağlamak istemediğini söyledi.

Valansi bu kapsamda şunları kaydetti:
"İsrail güvenliği söz konusu olduğunda kimseye güvenemeyeceğini, kendi kendine yetmesi gerektiğini düşünüyor. Bu son olayda da İsrail'in İran'a karşı koyma gücü olduğu birçok kez vurgulandı. Buradaki asıl sıkıntı, ABD'nin bölgedeki eksikliğinin caydırıcılığını azaltacağı ve İsrail'in varoluşsal bir tehdit olarak algıladığı İran'ın kendine güveninin artması ile daha saldırgan olacağı kaygısı. Bu İran-İsrail çatışmasını daha olası kılar. Unutmamak gerekiyor ki, tüm dünya 'IŞİD ile mücadele gerekir' derken de İsrail 'İran önceliğimizdir' diyordu. Şimdi de Bağdadi'nin öldürülmesinin ardından IŞİD'in geleceği tartışılırken de İsrail aynı şeyi söylüyor."

İSRAİL İÇİN EN KORKULU SENARYO
"İsrail için en korkulu senaryo, Washington ve Tahran arasındaki görüşmelerin yeniden başlaması ve/veya Suudi Arabistan ile İran'ın yakınlaşmasıdır." diyen Valansi, Amerika'nın Suriye'nin güneyinde kalma kararının önemine dikkat çekti:
"Trump bir bölüm askerinin Suriye'de kalacağını belirtti. Bir bölümü petrol güvenliği için diğer bir bölümü de Ürdün ve İsrail'in talebi üzerine bu iki ülke sınırlarına yakın. Trump 'Bunun dışında ABD'nin Suriye'de kalmaya devam etmesi için bir sebep yok.' diye ekledi. Suriye savaşı boyunca İsrail'in, İran'dan Hizbullah'a yönelik mühimmat yüklü konvoylara yönelik operasyonlarla sınırında İran'ın veya müttefiklerinin güçlenmesini ve yeni bir cephenin açılmasını engellemeye çalıştığını da düşündüğümüzde Amerikan askerlerinin güneydeki varlığı daha da önem kazanıyor."

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Başkan Yardımcısı Mike Pence, Ankara temaslarının ardından İsrail'i ziyaret etmiş ve burada İran'ın sahada giderek daha güçleneceğine dönük endişeleri gidermeye çalışmışlardı.

"İSRAİL İÇİN RUSYA MÜTTEFİK DEĞİL"
Amerika'nın sahadan çekilmesiyle oluşan boşluğu dolduran Rusya ile İsrail'in kuracağı ilişki de Suriye krizine dair merak edilen konular arasında. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye krizinin başlamasının ardından Rus lider Vladimir Putin ile çok sayıda buluşma gerçekleştirse de Valansi'ye göre bu temaslar Washington ile ilişkileri ikame etmekten uzak. Valansi "İsrail, Moskova'nın Orta Doğu'da oyun kurucu olduğu ve özellikle Suriye konusunda birlikte çalışmaları gerektiğinin bilincinde. Bun karşın İsrail, ABD'yi müttefik olarak görürken Rusya'yı birlikte çalışılması, iyi geçinilmesi gereken bir güç olarak görüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Benzer şekilde, eski İsrail'in ABD Büyükelçisi Michael Oren, The Times Of Israel gazetesine verdiği demeçte şu ifadeleri kullanmıştı: "45 yıl boyunca bel bağladığımız Pax Americana'nın sonuna geldiğimiz için endişeliyim. Amerika'nın yardıma gelmeyeceğini söylemiyorum ama artık bu kesin değil. Rusya ise bizim müttefikimiz değil. Öyleymiş gibi davranmanın anlamı yok ama onları düşman haline getirmenin anlamını yok. Rusya ile modus vivendi (birlikte yaşamanın yolunu bulma) kurmamız gerekli."

Haber: Gökhun Göçmen
CRI Türk, 2 Kasım 2019 http://www.criturk.com/haber/ozel-haber/salom-gazetesi-yazari-karel-valansi-yorumladi-118181

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türk halkının büyük devlet algısı

“ Biz, 780 bin kilometrekareden çok daha büyük bir ülkeyiz. Biz, Topkapı Sarayı’nın Bab-ı Hümayun  kapısının yanı başında 'Bütün Mazlumlar Ona Sığınır' yazan bir devletiz. Türkiye istese de; Balkanlardan Türkistan’a, Afrika’dan Orta Doğu’ya uzanan gönül coğrafyasındaki kardeşlerinin sorumluluğundan kaçamaz. Türkiye istese de; Filistin’e, Somali’ye, Yemen’e, Bosna’ya, Afganistan, Pakistan, Arakan’a sırtını dönemez. ” Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan,  9 Kasım 2020’de, Dağlık Karabağ’daki sorun üzerine böyle sesleniyordu sosyal medya  hesaplarından ; Türkiye büyük bir devlettir, sorumlulukları vardır. Büyük devlet söylemi sadece siyasetçilerin değil, Türk halkının da inancı. Kadir Has Üniversitesi ile Global Akademi ortaklığında hazırlanan ‘Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması’nın 2022 yılı sonuçları benzer bir algıyı ortaya koyuyor. Türkiye küresel düzeyde etkin bir devlettir (yüzde 63), Türkiye büyük bir devlettir (yüzde 61), Türkiye dünyada sözü dinlenen bir dev

Dış tehdit algısında değişiklik yok

Kadir Has Üniversitesi ve Global Akademi tarafından hazırlanan ´Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması´nın 2022 sonuçları, bölgemizde yaşanan çatışma ve savaşların hem dışişleri bakanlığının önemini ortaya koyduğunu, hem de Batı´ya olan algının olumlu yönde değişmeye başladığını gösteriyor. ABD ve NATO´ya yönelik algıda bir iyileşme yaşanmasına rağmen, tehdit olarak tanımlanan ülkeler sıralamasında ABD ve İsrail ilk sıradaki yerlerini koruyor. On yıldır Türkiye’nin nabzını tutan 'Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması'nın 2022 yılı sonuçları 8 Eylül günü bir basın toplantısıyla açıklandı. Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Aydın koordinasyonunda akademik bir ekip tarafından yürütülen çalışmada Türkiye temsiliyetine sahip 26 ilde yaşayan 18 yaş üzeri bin kişiyle yapılan görüşmelere dayanan araştırma, 25 Mayıs - 7 Haziran 2022 tarihleri arasında Akademetre Araştırma ve Stratejik Planlama tarafından gerçekleştirildi. Araştırmanın geriye dönü

Survivor Hayim’in gerçek dünyası - Söyleşi

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri… Survivor maceran nasıl başladı? Katılmak nereden aklına geldi? Arkadaşlarımla uzun süredir Survivor’u takip ediyorduk. Hep katılmak istiyordum ama televizyona çıkmak beni korkutuyordu. Geçen sene iki yakın arkadaşım Dominik’e gittiler. Yarışmacıları