Ana içeriğe atla

Bir Türk Yahudisi sosyal medyadaki antisemitizme karşı

Sosyal medya kullanıcısı olmanın en rahatsız edici yanı kolaylıkla nefret söyleminin hedefi haline gelebilmek ve bu olumsuz söylemlerin hızlı bir şekilde yayıldığına tanık olmak. Antisemitizm ile gerçek anlamda çarpışan ´Bir Türk Yahudisi´ ile hem Twitter´daki antisemitizm ve nefret söylemini, hem de bunu ölçebilmek için geliştirdiği yazılımı konuştuk.

Neden ‘Bir Türk Yahudisi’? Neden Twitter’da gerçek ismini kullanmıyorsun?

Kim olduğumun önemi olmadığını düşünüyorum. @türkiyeyahudisi Türkiye’de yaşayan herhangi bir Yahudi olabilir. İlk başlarda sadece yaşadığım topraklarla ilgili deneyimlerimi ve dini yaşantımı paylaşıyordum. Daha sonraları ciddi bir şekilde vaktimi alan antisemitizm farkındalığı yaratma çabası geldi. Bütün bunları yaparken insanların tanıdığı bir yüz olmak istemedim. Ortak paydada buluşulan şeyleri paylaşmak adına açılmış bir hesap benimkisi.

Hesabı açtığında tepki aldın mı?

Almaz mıyım, aldım tabi ki… Hatta Şalom gazetesinin bazı yazarları ilk başta beni trol ilan etti. Birkaç kişiye kim olduğumu söylediğimde ise “dikkatli ol” uyarıları aldım. Birçok farklı kişiden “ne gerek var”, “ne işin var” gibi sözler de duymadım değil.

Hesabı ne zaman açtın, 2015 miydi?

Evet. Edirne Sinagogunun açılışına giderken yolda, sanıyorum senin yanında, hesabı açmıştım veya ilk tweet’imi orada attım diye hatırlıyorum. Düzenlenen törendeki konuşmalardan birinde “Türkiye’de antisemitizm yoktur” beyanı olmuştu. Bunun üzerine Twitter’a ‘Yahudi’ yazıp arattım, tonlarca olumsuz tweet vardı. Sonuçları paylaştım. İlk antisemitizm zincirim de o anda doğmuş oldu.

Türkiye’de antisemitizm olduğu bir gerçek. Hedefin bu söylemi çürütmek veya var olduğunu kanıtlamak mı?

Hedef aslında bir bakıma diyalog kurabilmek. Twitter büyük bir alan açmıştı bizlere. Derdimizi biraz da işin içine mizah katarak açıklayabilmekti amacım. “Ya buna da alınmayın artık” denilen şeylerin neden kalp kırıcı olduğunu anlatmak, farkındalığı arttırıp empati yaratmak istedim resmi unvanı olmayan, herhangi bir Türk Yahudisi olarak. Bu sayede bazı ezbere söylemlerin, basmakalıp düşüncelerin önüne geçebileceğimizi düşünüyorum. Geniş toplumun çok kapalı olduğunu sandığı Yahudi hayatını bir parça gözler önüne serebilmek de istedim. Gelenekleri ve bayramları paylaşmak, ortak sevinç ve üzüntüleri dile getirmek, hatta toplumsal tepkileri paylaştığımı göstermeyi amaçladım. Bir Los Paşaroz Sefaradis şarkısı olsun, bir pırasa köftesi tarifi olsun, Yahudi toplumunun bir bireyinin başarısı olsun, tarihi bir mekân olsun… Türk Yahudisini bilinmez olmaktan çıkarmak, biraz da dezenformasyonun önüne geçebilmek hedefim.

Bu çabaların sırasında ne tür tepkilerle karşılaştın?

Ne kadar vaktin var? Çok fazla tepki var olumlu ve olumsuz. “Yahu siz dünyayı yönetiyorsunuz, bu zavallı Yıldız Tilbe ile uğraşmayın” diyenler var mesela. “Allah Hitler’den razı olsun, bunlara az bile yapmış. Bu Yahudilerin sonunu gene Müslümanlar getirecek Allah’ın izniyle az kaldı az” diyen Tilbe’ye tepki göstermiştik. “Sizi ülkeden göndermek lazım” diyen de var, “Sen iyi bir kardeşsin, gel Müslüman ol” diyen de. Olumlu olarak “Siz bu ülkenin asli unsurusunuz”, “kültürel zenginliğimizsiniz” diyenler, bayramlarımızı kutlayanlar var.

Kaç takipçin var?

Yaklaşık 10300 takipçim var. Takipçilerim arasında bilim insanları, diplomatlar, milletvekilleri, sanatçılar, gazeteciler, insan hakları organizasyonları, uluslararası Yahudi kurumları var. Bir de hesabın bana ait olduğunu bilmeyen arkadaş ve aile bireylerim var. Sayıca daha da artabilir ancak şu anki haliyle iş görüyor.

Twitter’daki antisemitizmi ölçen bir yazılım oluşturma fikri nasıl ortaya çıktı?

İlk başta bazı kelimeleri Twitter üzerinde aratıyor sonrasında ekran görüntüleri ile teker teker paylaşıyordum. Mesela boy fotosunu paylaşan bir kişi tweet’inin altına “O gün ne güzel Yahudi sinagogu taşlamıştık” diye yazmış. Şansa bunu buldum ve ekran görüntüsünü alıp paylaştım. Aynı dönemlerde Holokost temalı bir kaçış odasının kaçamayanlarının “Biz sabun olduk” diyerek paylaştığı tweet’ten kamuoyu oluşturmayı başardık. Bazen hala bu şekilde yapıyorum. Fakat gözden kaçan tweet’ler de olabiliyor.

Bu sırada toplumun belli dönemlerde nefret söylemine yatkın olduğu dikkatimi çekti. Bazı gergin dönemlerde, trol hesaplardan yayılan yanlış bilgilerle insanların nasıl daha da fazla nefret kusabildiğini gördüm. O sırada Arkayüz (BackEnd) dili olarak kullanılan Python üzerinde bir kütüphane dikkatimi çekti. Bu kütüphaneyi bulunca şöyle düşündüm; zaten halihazırda ekran görüntüleri alıyorum ve paylaşıyorum bunu neden daha geniş bir data ile yapmayayım?

Yazılım nasıl çalışıyor?

Twitter için yazılmış bu kütüphaneyi kullanarak belli kelimeleri aratıp o kelimelerin geçtiği tweet’leri gerçek zamanda görüntüleyebiliyorsun. Bu sırada yazılımcılar arasında bir şaka varmış onun arkasındaki gerçekliğini öğrendim. “Yazdığım kod çalışmıyor ama nedenini bilmiyorum. Yazdığım kod çalışıyor ama nedenini bilmiyorum.”

 Hangi kelimeleri aratıyorsun? Elde edilen verileri nasıl değerlendiriyorsun?

Yahudi, Musevi, sinagog, havra, haham, Holokost. Bu kelimeleri içeren tweet’ler arka yüzünde birçok meta data ile geliyor. İkinci safhada istediğimiz spesifik bilgiler bu meta datadan çekiliyor. Hesap ismi, dil, ülke, tweet gönderme zamanı, tweet’te yazanlar ve tweet’in linki bir database üzerinde saklanıyor. Farklı dilleri ayrıştırıldıktan sonra benim şu anda odaklandığım Türkçe verileri elde etmiş oluyoruz. Tweet’lerin içeriğinin olumlu, olumsuz veya nötr olup olmadığını şu anda belli kelime kalıplarını kullanarak yüzde 1,2 hata ile manuel olarak gerçekleştirebiliyorum. Aynı tweet farklı hesaplardan birçok kez paylaşılmışsa bunları işaretliyorum. Aynı hesap aynı gün içinde beşten fazla geçiyorsa bunları ayrı izlemeye alıyorum. Eğer belli birkaç gün zarfında bilgi toplama işlemi gerçekleştirilmişse gün ve gün karşılaştırmasını yapıyorum. Bunları manuel olarak yapıyorum. Sonuçta elime troller ve nefret saçan hesaplar kalıyor. Bunların ne kadar RT edildiği datası da önemli tabi ki.

Bir örnek verir misin?

Ağustos ayından beri zaman zaman yazılımı açık bırakarak topladığım data 37906 Türkçe tweet’ten oluşmakta. Bu 38 bin tweet’in 27,6 bini (yüzde 73) antisemit öğeler içermekte. Kriter olarak IHRA’nın antisemitizm tanımını kullanıyorum. Bu 27,6 bin tweet’in yüzde 69’u ise retweet (RT). Yani orijinal antisemitizm içeriği olan tweet sayısı aslında 8548 adet. Bu 8548 tweet’in yüzde 62’si başka hesaplara yazılmış cevaplardan oluşuyor. Yani küfür olarak Yahudi’nin kullanıldığı veya birbirini Yahudi olmakla itham etmesi bu cevapların yüzde 77’si. Bu konudaki cevap değil, orijinal tweet sayısı ise 3196 ve RT’lerle bu sayı 27,6 bine ulaşıyor. Yani kabaca bir hesapla bir antisemit tweet altı kere RT’leniyor ve yayılıyor. Buna ben nefretin yayılma katsayısı ismini verdim.

Antisemit tweet’lerin içeriklerini hangi konular oluşturuyor?

Tweet’lerin içeriğini beş ana başlıkta toparlayabilirim. İlki, komplo ve dezenformasyon. “Yahudiliğe göre” diye başlayıp yanlış ve saçma bilgilerden oluşan tweet’ler. “Dünyayı Yahudiler yönetiyor” ve “COVID-19’un sorumlusu Yahudiler” bu gruba giriyor. Bu tür tweet’ler yüzde 54’ü oluşturuyor. İkinci sırada beğenmediği herkesi Yahudi ilan edenler geliyor, yüzde 16’lık dilimde. İsrail karşıtlığı hemen arkasında yüzde 15,5 ile. Bunlar pandemiden dünyada olan herhangi bir olayı İsrail ve Yahudilerle bağdaştıranlar. Genel nefret söylemi ve zenofobi içeren tweet’ler yüzde 11,2. Bu türden tweet’lerde Suriyeliler, Ermeniler, Rumlar ve farklı cinsel yönelimleri olanlar da payını alıyor. Son olarak dini nefret söylemi içeren tweet’leri sayabilirim. Bu tür nefret söylemi yüzde 3,3. İlginç olan nokta, bu 3196 tweet’in sorumlusu aslında 427 hesap. Bu hesaplar 12 kez RT’leniyor normalin iki katı. Bu hesaplar arasında trol hesap da var bot da. Öte yandan sekiz hesap sistematik olarak antisemit. 

Twitter’ın şikayet mekanizması bu konularda yardımcı oluyor mu?

Geçtiğimiz ay nefret söylemi yaptığı için şikayet ettiğim 16 hesaptan 12’si kapatılmış. Yüzde 75 başarı oranı gayet iyi, bu kadar beklemiyordum.

Şimdiki planın nedir?

Bu işlemin otomasyonunu gerçekleştirebilmek için NLP (natural language processing) kullanmam, bu aracı Türkçe dilinde eğitmem ve hata payını yüzde 1’in altına çekmem gerekiyor. Bunun için machine learning ve data science öğreniyorum. Bundan sonraki hedefim tehdit veya şiddet içerebilecek twit’leri gerçek zamanlı uyarı olarak gösterebilmek ve tüm bu dataları bir kullanıcı ara yüzüyle program haline getirebilmek. Böylece sadece antisemitizm değil farklı nefret söylemine maruz kalan gruplara uygun bir program haline gelecek. Eğer başarabilirsem, bu yazılımı Türkiye Yahudi Toplumuna hediye etmeyi planlıyorum.

Karel Valansi, Şalom Gazetesi 10 Mart 2021 https://www.salom.com.tr/haber-117787-bir_turk_yahudisi_sosyal_medyadaki_antisemitizme_karsi.html

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“Türkiye-İsrail rekabetinin doğal bir jeopolitik gereklilik olduğunu düşünmüyorum”

EDAM Güvenlik ve Savunma Programı Direktörü Dr. Can Kasapoğlu ile Türk savunma sanayini, Türk SİHA´larına yönelik artan ilgiyi ve yapay zekanın kullanıldığı drone´lar meselesini konuştuk. Ayrıca, Azerbaycan´ın artan bölgesel gücünün yanı sıra, Türkiye´nin ABD, Rusya ve İsrail ile ilişkisi de söyleşimizin gündemindeydi... Türk Savunma Sanayi ve özellikle Türk SİHA’ları bugünlerde bir hayli tartışılıyor, bir savunma başarısı olarak tanımlanıyor. Türk drone’larının teknik yapısı üzerinden yetenekleri neler?  Türk sistemlerinin başarısının arkasında yatan birkaç temel var. Bunlardan ilki, fiyat-kalite dengesi diyebileceğimiz, savunma ekonomilerinin üzerine getirdikleri yük ve muharip kapasite. Libya, Suriye, Irak, terörle mücadele operasyonları örneğinde, en son Karabağ’da, bir konvansiyonel harp durumunda, Türk drone sistemlerinin binlerce uçuş saatine dayanan çok ciddi bir tecrübeyle geldiğini görüyoruz. Bu muharip tecrübe, uluslararası silah pazarlarında çok öne çıkan bir özellik. Türk

İsrail-Arap ilişkileri gelişirken, Türkiye ile normalleşme bir türlü kurulamıyor

Bir sene önce imzalanan İbrahim Anlaşması ( Abraham Accords ) meyvelerini vermeye devam ediyor. İsrail’in imzacı ülkelerle ilişkileri -Trump’ın eksikliğine, Biden’ın ilgisizliğine rağmen- gelişmeye devam ediyor. İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid yaz aylarını Körfez ülkelerini ziyaret ederek geçirdi. Temmuz ayında Birleşik Arap Emirliklerini ziyaret eden ilk İsrailli bakan olan Lapid, ziyareti sırasında Abu Dabi’de İsrail büyükelçiliğini, Dubai’de konsolosluğu açtı. İsrail ayrıca geçtiğimiz günlerde Dubai’de gerçekleşen Expo 2020’ye de katıldı. İlk kez İsrail pavyonu bir Arap ülkesinde yer aldı. Ağustos ayına geldiğimizde ise Lapid Fas’taydı. İki ülke arasındaki bu ilk üst düzey görüşme, işbirliği olanaklarının artırılmasını da beraberinde getirdi. Sonbahar ise İsrail için ilklerin yaşandığı bir dönem olmaya devam ediyor. İlk önce Bahreyn İsrail’e ilk büyükelçisini atadı. Ardından eylül ayı sonunda Lapid, Bahreyn’in başkenti Manama’yı ziyaret etti. Bu ziyaret bir İsrailli bakanın ülkey

Turkey has flipped the script on its regional isolation. But will it amount to real change?

Turkey has been working away at recalibrating its foreign policy by tracking down new allies and issuing conciliatory statements—and it’s a crucial part of the country’s bid to become a regional leader, energy hub, and economic powerhouse. But are Ankara’s steps toward recalibration big enough to really change the regional landscape? Last month, Turkish Deputy Foreign Minister Sedat Önal hosted his Egyptian counterpart in  Ankara for rapprochement talks focusing on regional issues. The latest talks follow a first-round visit to  Cairo  in May, where Turkey and Egypt hashed out bilateral concerns. It’s a remarkable moment, since these visits marked the first high-level political consultations between the two powers since the 2013 military coup in Egypt, an event that led to a rapid deterioration in Cairo’s relationship with Ankara. But the recalibration isn’t just with Egypt. For several months now, Ankara has taken steps to normalize regional relationships that had been fraught with pr