Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Suriye Lübnan'dan çekilmeye başladı

Lübnan iç savaşı sonrasındaki döneme damgasını vuran eski başbakan milyoner Refik Hariri’nin öldürülmesi büyük yankı buldu . Hariri’ye yapı lan bu saldırıdan Lübnan m uhalefet ve diğer ülke liderleri, 1989'da imzalanılan Taif anla şmas ı na rağmen halen 14.000 askerini Lübnanda bulunduran, Suriye’nin sorumlu olduğ unu düsünüyor ve askerlerini Lübnan'dan çekmesi için baskılarını arttırıyorlar 1975 yılında başlaya Lübnan iç savaşına komşusu Suriye'nin ilk müdahelesi 1976 yılında başladı. 1980 yılında Suriye'nin asker sayısı 30.000'e yükseldi. Savaşın bittiği 1990 yılında ise 15.000 askeri halen Lübnan topraklarında idi. 1989 yılında imzalanan Taif anlaşması gereği çekmesi gereken askerleri günümüze kadar Lübnan topraklarında tutmaya devam etti. İç sava ş ı n bitmesinde yardımcı olan Suriye , halen ordusunu öncelikle istihbarat ve ekonomik çı karları nedeni ile Lübnan ’da tutmaktadır. Bir diğer sebep ise tarihe dayanıyor. Suriye Lübnan'ı ayrı bir ülke olarak d...

Bir suikast ve Ortadoğu’da güç savaşları

Dünya, geçtiğimiz hafta, Lübnan eski başbakanı Refik Hariri’nin bombalı saldırıda öldürülmesi ile gözlerini bu ülkeye ve halen Lübnan’da 14.000 bölük asker bulunduran, Lübnan’ın iç işlerine karışmak ve Hariri’yi öldürmek ile suçlanan Suriye’ye döndü 1975-1990 yılları arasında süren Lübnan iç savaşı sonrasındaki dönemde başbakanlık yapan ve ekim ayında bu görevinden ayrılan multimilyoner Refik Hariri’nin bombalı bir suikastte öldürülmesi dünyada öyle büyük yankı buldu ki; iç savaştan sonra gerçekleşen en büyük saldırıda aralarında Lübnan eski ekonomi bakanı ile beraber toplam 15 kişinin ölmüş, 130 kişinin yaralanmış olması Hariri’ni ölümü kadar yankı bulmadı. Bu durumda Hariri kimdir? Kim ve neden öldürdü? sonuçları nelerdir? soruları daha da önem kazandı. Refik Baha Edine Hariri, 1944 yılında Lübnan’ın güneyindeki Sidon şehrinde yoksul çiftçi Sünni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Muhasebe okuduğu Beyrut Arap Üniversitesinden mali yetersizlikler sebebi ile ayrılıp Suudi Arabistan’a...

Arafat’ın ölümü ve Filistin Seçimlerinin Ardından...

Yaser Arafat’ın ölümü sonrasında yaşanan belirsizlik, demokratik bir seçim ile seçilen, İsrail, ABD ve diğer ülkeler tarafından da favori gösterilen Mahmut Abbas’ın lider seçilmesi sonucunda yerini genelde iyimser bir havaya bıraktı Ölümünden önce, Filistin Özerk Yönetimi (FÖY) eski lideri Yaser Arafat’in ölmesi durumunda İsrail-Filistin sorununun geleceği konusunda çeşitli senaryolardan bahsediliyordu. Bazıları Arafat’ı, İsrail’in ve ABD’nin kendisini her zaman suçladığı gibi, barış önündeki önemli bir engel olarak görerek ölümünün barış için bir umut olduğunu düşünürken; bazıları ise içinde birçok farklı yapıdaki örgütü barındıran ve bunların olabildiğince tek çatıda toplanmasını sağladığı ve en önemlisi hepsinin kendisine saygısı olduğundan ölümünden sonra FÖY’ün bir kaosa sürüklenebileceğini tahmin ediyordu. Yaser Arafat’ın ölümünden sonra, FÖY’ün yeni liderinin bir seçim ile 9 Ocak’ta seçileceği haberi güzel bir başlangıç oldu. Alınan bu karar ile, Filistinlilerin de artık demok...

Su Savaşları

Çöllerin hakim olduğu, çöl dışındaki toprakları yüksek tuz oranına sahip, sıcaklığın etrafı kavurduğu, suyun kullanıldığı miktarda buharlaştığı topraklarda, yeraltında bol miktarda bulunan petrolden bile daha önemli su. Çünkü yaşam kaynağı olan suya olan ihtiyaç herşeyden fazla. Doğal su zengini olan Türkiye ise bu üstünlüğünü henüz yeterince kullanmaya başlayamadı Su ve petrol. Bu iki doğal kaynak, ortadoğu ülkelerinin kaderini belirleyebilen bir güç. Bu doğal güce sahip olmayan batılı ülkeler yıllardır Ortadoğu’da bu güçler üzerinde söz sahibi olmaya çalışmakta; Ortadoğu ülkeleri ise kendi aralarında çıkar yarışına girmektedirler. Yakın tarihimizde yaşanan, 1980'de başlayan Irak-İran savaşı, 1990’da Irak’ın petrol zengini Kuveyt’i işgal etmesi ile başlayan 1. körfez savaşı ve daha sonraki yıllarda yine benzer sebepler ile başlayan 2. körfez savaşı tarihe petrol savaşları olarak geçti. İsrail devletinin kuruluşundan günümüze İsrail ve Arap devletleri arasında şu dört su savaşı...

İsrail Gazze’den geri çekiliyor

İsrail başbakanı Ariel Şaron, geçtiğimiz aylarda İsrail’in Gazze’deki Yahudi yerleşim yerlerini boşaltacağı Ortadoğu ve dünyada farklı eleştirilere sebebiyet verdi. Milliyetçi İsrailliler bu plana karşı çıkarken, intihar saldırılarından bıkan halk planı desteklemektedir. Filistin Özerk Yönetimi İsrail’in çekilmesi sonucunda bölgenin güvenliği için endişelenirken, Amerika Birleşik Devletleri planı desteklediğini, Avrupa Birliği   tek taraflı bir sınır değişikliğini desteklemediğini belirttiler İsrail başbakanı Ariel Şaron’un, İsrail’in Gazze’deki Yahudi yerleşimlerinin boşaltacağını açıklaması dünya kamuoyuna büyük bir bomba gibi düştü. Bu plana göre, Ariel Şaron 1,3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’de bulunan ve 5000’e yakın Yahudinin yaşadığı 21 yerleşim birimini boşaltacak. Gazze’nin tersine Batı Şeria’da bulunanan Yahudi yerleşim birimlerinden çoğuna el sürülmeyecek. Böylece Filistin toprakları ile İsrail toprakları arasında bir sınır oluşturup ve güvenlik duvarı ile İsra...

Dizginlerim senin elinde petrol!

Ajda Pekkan’ın ülkemizi Eurovision’da temsil ettiği şarkının içerdiği önemli mesaj o zamanlar daha anlaşılmamış olmalı ki sıfır puan ile geri dönmüştük. Oysa son yüzyıldaki savaşlardan, ekonomik bunalımlara birçok gelişme doğrudan veya endirek olarak petrol’e dayanmaktadır Ham petrol fiyatları bu sene içinde, 1980’lerden beri gözükmeyen bir şekilde, tam %30 oranında yükselmesi, yani sayısal olarak ABD’nin kullandığı hafif ham petrolün varilinin 50$’a, İngiltere’nin kullandığı Brent ham petrolün fiyatının 46$’a yükselmesi ve fiyatlarda artış beklentisi açıklaması, tüketici ülkelerin petrol konusunu masaya yatırmaya itti. Fiyatlardaki bu artış birçok ithalatçı ülkeyi artan enerji fiyatları ve bunun getireceği ekonomik maliyet konusunda endişelendiriyor. Yüksek petrol fiyatları, öncelikle enflasyonu etkileyip ekonomik büyümede duraklama yaratmakta hatta ABD gibi büyük tüketici toplumlarda genel başkanlık seçimlerini bile etkileyebilmektedir. Ana petrol ihracatçılarından Suudi Arabista...

Öyle bir duvar ki...

İsrail’in Batı Şeria’da inşa etmekte olduğu ve tartışmalara yol açan güvenlik duvarı nedir, neden yapılmasına gereklilik görüldü, İsrail, Filistin Özerk Yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Birleşmiş Milletler’in bu konudaki düşünceleri nedir, Uluslararası Lahey Adalet Divanı’nın bu tartışmadaki yeri nedir? İnşa edilmeye başlandığı 2002 yılından itibaren tartışmalara yol açan Batı Şeria’daki güvenlik duvarı, hem İsrail’de hem de Lahey Uluslararası Adalet Divanı’nda yargı karşısında. İsrail, güvenlik duvarının terör saldırılarını önleyeceğini savunurken, Filistinliler tarım topraklarının ellerinden alındığını söylüyorlar. Lahey’de görüşülen davada tarafların dinlenmesi süreci bitti, kararın birkaç aydan önce çıkmayacağı tahmin ediliyor. Lahey Adalet Divanı’nın alacağı kararın bir yaptırımı yok. Ancak güvenlik duvarının kanunsuz olduğu kararı çıkarsa İsrail’i uluslararası arenada zor durumda bırakabilir ve Filistin Özerk Yönetimi (FÖY) bu kararı lehinde kullanabilir. Güvenl...