Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Diplomasi sahnesi

Dünya gündemini takip ederken kendinizi bir tiyatro sahnesinde hissediyor musunuz benim gibi? Herkesin kostümler giyip, yoğun makyajlar yaparak gerçek kimliklerini ve amaçlarını gizlediği yalancı bir dünyada? Gündem yine alt üst oldu. Savaş çıktı mı, çıkacak mı, sonuçları ne olabilir derken ‘bir anda’ perde kapandı ve aynı hızla sahne değişti. Amerika’nın sınırlı bir müdahale ile Esad rejimini koltuğunda bırakacak, ancak kimyasal silah kullanımını cezalandıracak operasyonu sadece bir günde rafa kalktı. Kongre oylaması iptal edildi, şimdiye kadar konuşulmamış bir seçenek, ‘bir anda’ tüm taraflardan kabul gördü. Önce ABD önerdi; “kimyasalları teslim et müdahale etmeyelim,” sonra Rusya “uluslararası denetime bırak” dedi. Esad kabul etti, hatta kimyasal silahların üretimini ve kullanımını yasaklayan uluslararası sözleşmeye de imza atarım dedi. Suriye’nin bir diğer dostu İran da bu öneriye yeşil ışık yaktı.

ABD kumar masasında

Ortadoğu gündemi hızla değişiyor. Bir gün Mısır’ın geleceğini tartışırken, ertesi gün Suriye’ye askeri operasyon seçeneğini masaya yatırıyoruz. Bu hızlı değişim beraberinde hızlı ve etkin karar almayı ve politika üretmeyi de zorunlu kılıyor. Dünyanın tek süper gücü ABD ise, böyle bir döngünün içinde, karışmak istemediği bir kavganın içine sürükleniyor. ABD Başkanı seçildiğinde Obama’nın önceliği Amerikan askerlerinin eve dönmelerini sağlamaktı. Ortadoğu’dan uzaklaşmak, geleceğin şekilleneceği yer olarak gördüğü Asya’ya ve ülkesinin iç sorunlarına odaklanmak istiyordu. Ancak Arap Baharı’nın patlak vermesiyle kendini Ortadoğu hesaplaşmalarının içinde buldu. Ağustos 2012’de söylediği “Esad rejiminin kimyasal silah kullanması kırmızı çizgidir” sözünün arkasında durma zorunluluğu, kontrol edemediği bir oyunun içine girmesine neden oldu. Sınırlı bir müdahale ile rejimin hedeflenmediği, yani Esad’ı koltuğunda bırakacak, sadece kimyasal silah kullanımını cezalandıracak bir operasyon planl...

Sinagogdaki muhteşem sesin sahibi Simon Cohen

İlk kez bir Bar Mitsva töreni sırasında dinledim onu ve sesine hayran kaldım. Sebebi sadece sesinin güzelliği değildi. Tonlaması, vurgusu, içtenliği, sesinden tüm mekâna yayılan enerjisiydi benim kadar tüm salonu etkisi altına alan. Yaz tatili için ailesiyle Büyükada’ya geldiğini öğrenince, bir pazar sabahı buluşmak için sözleştik ve lezzetli yaz meyveleri eşliğinde bol melodili ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Kudüs’den Londra’ya, Miami’den Budapeşte’ye kadar birçok şehirde konserler veren Hazan Simon Cohen’i daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Amerika’nın Ortadoğu çıkmazı

Mısır ordusu ile Müslüman Kardeşler arasında süregelen ve ülkeyi iç savaş uçurumuna doğru hızla sürükleyen çatışmaları takip ederken, ilk kıvılcımı yakan halkın özgürlük ve demokrasi isteği ile ekonomik sıkıntıların ne kadar arka planda kaldığını görüyorum umutsuzca. Mısır bir istisna değil. Arap Baharı olarak adlandırılan ve halkın uyanışı olarak tanımlanan hareket, benzer birçok ülkede olduğu gibi Mısır’da da arzulanan çizgiden keskince saparak bir iktidar savaşına dönüştü. Ülke, güçlerin çatışma meydanı haline gelince, en son akla gelen ise otoriter rejimlere karşı gelmeye cesaret etmiş halkın talepleri ve sıkıntıları oluyor.

İsrail-Hamas barışı hayal mi?

A rap Baharı ile birlikte radikal bir şekilde değişen bölge dinamikleri, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere bölgesel aktörlerin dış politikaları kadar iç dengelerini de etkileyen güçte devam ediyor. Suriye’de süregelen iç savaş ve Mısır’daki son gelişmeler yakın bir zamanda bölgenin durulmayacağına işaret ediyor. İstikrarsızlaşan Ortadoğu’da, tahmin edilenin aksine, ilişkilerini bir şekilde rayına koyan iki yönetim var: İsrail ve Hamas.

'Barışa bir şans verin'

İ srail ile Filistinliler arasında doğrudan görüşmelerin liderler bazında olmasa da müzakereciler tarafından yürütülecek ilk etabı Washington’da başladı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, göreve geldiği gün bu konuyu ana önceliği yapmış ve ne olursa olsun iki tarafı masaya oturtmaya kararlı olduğunu belli etmişti. Azmi, ikna kabiliyeti ve enerjisi görüşmelerin başlamasının arkasındaki asıl neden. Kerry’nin ısrarı olmasa, iki tarafın statükodan memnun olduğu, değiştirmek için de pek bir gayret sarf etmeyecekleri söylenebilir. Görüşmelerin durduğu son üç yıla baktığımızda Abbas birçok kez görüşme masasına oturmak için talep ettiği şartları açıklamış, Netanyahu da birçok kez önkoşulsuz görüşmelere hazır olduğunu yinelemişti. Ancak bu yaklaşım tarafları hiçbir yere götürmemişti.

Görüşme masasına doğru

Şubat ayında göreve geldiğinden beri, ana hedefi İsrail ile Filistinliler arasında doğrudan müzakereleri başlatmak olan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, altıncı kez bu amaçla ziyaret ettiği Ortadoğu’da nihayet müjdesini verebildi. Her şey yolunda giderse, uzun zamandan sonra ilk kez İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Filistin Özerk Yönetimi (FÖY) Lideri Mahmud Abbas yüz yüze görüşecekler. Bu bile, hiçbir sonuç çıkmasa da, başlı başına bir ilerleme ve özellikle ABD için bir başarı sayılır.