Ana içeriğe atla

Estreyikas d'Estambol Mitzva Günü'nde yaşlıları ziyaret etti


27 Kasım’da, Mitzvah Day kapsamında Ulus Özel Musevi Lisesi İlkokul öğrencilerinden oluşan, İzzet Bana önderliğindeki Estreyikas d’Estambol Sefarad Çocuk Korosu, Or Ahayim Hastanesinde konaklayan yaşlıları ziyaret etti.
Dünya Yahudileri-nin başlattığı bir sosyal eylem günü olan Mitzvah Day’in amacı toplumda birlik ve beraberliği sağlamak ve farkındalık yaratmak. Aynı gün içerisinde farklı ülkelerdeki Yahudi toplumları, Yahudi kurum ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte gönüllü çalışmalar yürütüyor. Bu projeye destek verenler hiç bir şekilde para bağışı yapmadan, ortak hedefte insanlara neşe katmak, sıkıntı ve yoksulluğu azaltmak ve birlikteliği hissettirebilmek için çalışıyorlar.
Sami Levi’nin organizasyonunda düzenlenen bu günde, Cem Barut, Alegra Cibili, Vanessa Cibili, Daniel Gabay, Aksel Gülkon, Sedrik Koyuncu, Tanel Kohen, Eran Moşkatel, Liya Sevevi, Albert Tovim, Yoel Tovim, İsel Valansi, Zaki Valansi ve Leo Yanni, Estreyikas d’Estambol ilkokul kulübünde öğrendikleri Judeo-Espanyol ve İbranice şarkıları yaşlılar için seslendirdiler. Onlara çok iyi bildikleri bu şarkılarla neşe vermeye çalıştılar. Birçokları şarkılara eşlik ederken, çocukluklarını hatırlayanlar anılarını paylaştı ve bu anlamlı gün duygulu anlar ile sona erdi.

Şalom Gazetesi 7 Aralık 2016 http://www.salom.com.tr/haber-101313-turk_yahudi_hayatindan_kisa_kisa_.html#sthash.9mRnBj0L.dpuf

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şarm El-Şeyh, Akabe, Sde Boker

Orta Doğu geçtiğimiz hafta ardı ardına tarihi zirvelere ev sahipliği yaptı. Çatışma ve savaş ile anılan bölgede alışık olmadığımız bir şekilde diplomatik çabalar ve diyalog ön plana çıkmış durumda. Ülke liderleri birbirleriyle görüşmeye olumlu yaklaşırken, anlaşılan o ki, uluslararası sistemde kurulmakta olan yeni düzene Orta Doğu ülkeleri bölgesel işbirliklerini güçlendirerek hazırlanıyor.  İlk zirve Mısır'ın Şarm El-Şeyh kentinde gerçekleşti. Mısır Devlet Başkanı  Abdulfettah El Sisi 'nin İsrail Başbakanı  Naftali Bennett  ve Abu Dabi Veliaht Prensi  Muhammed bin Zayid Al Nahyan  ile bir araya gelmesi bölgesel bir savunma paktı oluşturma çabaları olarak yorumlandı. Ana tehdit unsuru ise tahmin edilebildiği üzere İran'ın bölgesel aktiviteleri ve nükleer programıydı. Ortak endişeleri ise ABD'nin nükleer anlaşmaya dönme karşılığında  İran Devrim Muhafızlarını  terör örgütleri listesinden çıkarması olasılığıydı. BAE'nin Suriye'yi Arap Birliğine geri alma isteği bö

Survivor Hayim’in gerçek dünyası - Söyleşi

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri… Survivor maceran nasıl başladı? Katılmak nereden aklına geldi? Arkadaşlarımla uzun süredir Survivor’u takip ediyorduk. Hep katılmak istiyordum ama televizyona çıkmak beni korkutuyordu. Geçen sene iki yakın arkadaşım Dominik’e gittiler. Yarışmacıları

Öyle bir apartman ki Fresko Apartmanı….

Kuzguncuk´ta hayali bir apartman Fresko Apartmanı. Apartman hayali ama karakterler bir o kadar sahici. Birçok farklı öykü, farklı hayat birbirlerine teyellenerek tutturulmuş adeta. Fresko Apartmanı yaralıların bir araya geldiği, Kirkor´un kanatlarının altında huzur bulduğu bir yer. Rum, Müslüman, Yahudi, Karadenizli, Suriyeli, İtalyan, gazeteci, ressam, dansçı, terzi, genç, yaşlı herkes bir arada terasta kurulan ziyafet sofrasında. Büyük bir sırrı barındıran, bir çırpıda okuduğum Fresko Apartmanı´nın yazarı Başak Baysallı ile kitabı ve yeni projelerini konuştuk. Öykünüz Türkiye’yi özellikler de gayrimüslim vatandaşlarını derinden etkileyen bir konu üzerine yoğunlaşıyor; 6-7 Eylül 1955 Olayları. Kitabınızda bu korkunç olayların ismini hiç kullanmadan anlatmayı başarmışsınız. “O iki gün” diyorsunuz mesela. Bu bilinçli bir tercih miydi? Geçmişte yaşanan olaylar, araştırmacılar tarafından çoğunlukla sonradan isimlendiriliyor ve o isimlerle bugüne ulaşıyor. Olayları birebir yaşayanlar için