Ana içeriğe atla

Suudi Arabistan ve İran’ın petroldeki uzlaşması

Ortadoğu Suudi Arabistan ile İran arasındaki rekabet ve düşmanlık ağına saplanıp, IŞİD benzeri devlet dışı aktörlerin oyun arenasına dönüştüğünde, bildiğimiz anlamda yerleşik devletlerin de sonu gelmişti. Tüm bu yeniden yapılanma, ağırlıklı Arap coğrafyasının içinde yer almasına rağmen Batı zaman diliminde yaşayan İsrail’e de özlemini duyduğu işbirliklerini, yani kulübe üye olma şansını tanıdı. Değişmeyen tek şeyse Suudi Arabistan’ın elindeki en değerli silah olan petroldü. Suudi Arabistan artık daha proaktif bir dış politika sergiliyor, İran nükleer anlaşması nedeniyle ABD’ye dişlerini göstermekten çekinmiyordu. Dünyanın en büyük petrol üreticisi olmasını yıllardır etkili bir şekilde kullanan Suudiler, küresel ekonomideki durgunluk, talebin azalması ve arzın hiç olmadığı kadar artması nedeniyle radikal bir biçimde düşen petrol fiyatları ile baş edemedi. Daha önceki olumsuz tecrübelerine dayanarak bu konuda inisiyatif almayan ve petrol üretiminde kısıtlamaya gitmeyen Suudi Arabistan bu sayede hasımlarını tabir yerindeyse cezalandırmayı arzulamıştı. Ancak bu plan geri tepti ve petrol fiyatlarındaki düşüş dönüp dolaşıp kendi ekonomisini vurdu. Artık 2030 Vizyonu, petrol dışı sektörlere yatırımdan bahsediliyordu.
Günümüze döndüğümüzde, bu konudaki en önemli gelişme OPEC’in aldığı ve OPEC üyesi olmayan Rusya’nın da desteklediği küresel petrol üretimini yüzde 2 oranında kısma kararı oldu. Her ne kadar bu karardan sonra petrol fiyatlarında artış yaşansa da, son üç yılda yüzde 8 oranında artan küresel petrol üretimi düşünüldüğünde bu adım yeterli gelmeyebilir. Rusya’nın sözünün bir bağlayıcılığı olmadığı gibi, arz fazlasını asıl tetikleyen ABD’nin küresel bir enerji oyuncusu haline gelmesi ve on sene öncesine nazaran üretim kapasitesini neredeyse katlaması. Bu nedenle OPEC’in üretim sınırlandırma kararı her ne kadar önemli olsa da, oran bu kadar düşükken fiyatları belirleyecek olan ABD’nin ve diğer OPEC üyesi olmayan üyelerin bu konudaki tutumu olacak. Küresel üretim arttırıp fiyatların yeniden aşağıya çekilmesi durumunda ise OPEC’in yeni bir anlaşma yapabilmesi oldukça zorlaşır.
Beklemede olan bir konu daha var. Petrol fiyatlarındaki düşüş kaya gazı üretimini etkilemişti. Fiyatların artmasıyla bu girişime yeniden ağırlık verilebilir. Ayrıca temiz enerji ve elektrikli araba tercihi yayıldıkça petrole olan talep de azalmaya devam edecek. Bu da ekonomilerini ayakta tutabilmek için yüksek petrol fiyatlarına ihtiyaç duyan OPEC ülkelerinin hem pazar payı kaybetmesine, hem de Suudi Arabistan gibi petrol ihracatına bağımlı ülkelerin ekonomik bir bataklığa saplanmasına neden olur.
OPEC anlaşmasının zamanlaması da önemli. Bu anlaşmaya 2014 yılında, petrol fiyatları düşmeye başladığında varılabilir, ya da Suudi Arabistan kendi üretimini kısabilirdi. Ancak önceki tecrübeleri Suudilere bu sefer beklemelerini tavsiye etti. Böylece Suudiler fiyat düşüşüne göz yumarak hem pazar paylarını korudular, hem de yaptırımlar nedeniyle can çekişen İran’ın sektördeki payını kaptılar. Ancak her dönemin bir sonu vardır ve Suudi Arabistan geçen hafta imzalanan anlaşmayla İran’ın kapasite arttırmasına göz yummak zorunda kaldı. Bu artışın çok ciddi bir üretim düşüşünden sonra geldiğini de hatırlatmak gerek. Petrolün ve ekonomik zorunlulukların iki düşmanı yakınlaştırdığını söylemek için ise henüz çok erken.
Dünyanın en büyük petrol yataklarına sahip Venezüella’yı ise bu anlaşma bile içinde bulunduğu krizden çıkarmaya yetmeyecek. Rusya ve ABD’den ham petrol satın almak zorunda kalan Venezüella’da ekonomi petrole bağlı, üretici firmalar da devlete. Gerekli yatırımlar yapılmayıp, petrol kazancı ihtiyaç kredisi gibi kullanılarak varılan bu sonuçtan sonra Karakas’ın öncelikle yapısal sorunlarını çözmesi gerekiyor.
Enerjide dışa bağımlı Türkiye ise bu dönemde enerji faturasını azalttı, cari açığını kapatmada düşük petrol fiyatının avantajından faydalandı. Ancak artan petrol fiyatlarına dolar karşısında değer kaybeden Türk lirası eklendiğinde bunun ekonomiye olumsuz etkisi olacağını öngörmek mümkün.
Sekiz yılın ardından ilk defa anlaşmaya varan OPEC’in bu girişimi, ekonomik sorunlarla boğuşan üye ülkeler için yeni bir nefes olabilir. Ancak küresel ticaret hacmi bu kadar azalmışken bu anlaşma ekonomileri petrole bağımlı ülkeler için bir kurtuluş kapısı olabilir mi? Rusya ve ABD bu konuda da belirleyici konumdalar. Ve şimdi gözler 10 Aralık’ta Moskova’daki OPEC ve OPEC dışı üreticilerin toplantısına kilitlenmiş durumda. 
Karel Valansi OBJEKTİF Şalom Gazetesi 7 Aralık 2016
http://www.salom.com.tr/haber-101315-suudi_arabistan_ve_Iranin_petroldeki_uzlasmasi.html#sthash.Q6zZxXvV.dpuf

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Disclaimer: The Power of Narratives

  Apple Mini-series, 2024 Based on Renée Knight’s bestselling 2015 novel of the same name, Disclaimer is a 2024 psychological thriller drama released on Apple TV+. Written and directed by five-time Academy Award winner Alfonso Cuarón, the seven-episode mini-series explores the power of truth, narrative, and perspective, as well as the danger of untold secrets. Disclaimer features an acclaimed cast including Cate Blanchett as Catherine Ravenscroft, Sacha Baron Cohen as her husband Robert, Kodi Smit-McPhee as her son Nicholas, Kevin Kline as Stephen Brigstocke, and Lesley Manville as his wife Nancy. The series follows Catherine, a celebrated investigative journalist whose seemingly stable life is disrupted by the arrival of a novel that appears to reveal a deeply personal secret. As the story unfolds through multiple perspectives, it explores themes of memory, identity, perception, and the often-fragile relationship between truth and narrative. Throughout the series, we witness ea...

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different cou...

Panorama Asks: The NATO Summit in Ankara

On 7-8 July 2026, NATO’s heads of state and government met in Ankara for the Alliance’s 36th summit. It was the second time Türkiye has hosted this gathering since Istanbul in 2004. The summit came at a difficult moment for the Alliance: a fifth year of war in Ukraine, growing pressure on European allies to turn defense-spending pledges into real industrial capacity, and continuing uncertainty over Washington’s long-term commitment to European security. The Ankara Summit Declaration reaffirmed the Alliance’s commitment to collective defense under Article 5, noted that in 2025, European allies and Canada have increased core defense investment by more than $139 billion, and announced more than $50 billion in new procurements and committed to working with industry to accelerate innovation. Support for Ukraine and the broader question of Europe’s long-term security architecture also featured prominently on the agenda. For most allies, Ankara was simply this year’s venue — one stop in a ro...