Ana içeriğe atla

Amram Oditoryumunda ‘Aşk ve Karanlık’

HEGKOM Hahambaşılık Eğitim Komisyonu’nun Pazar akşamı düzenlediği film okumasında, Oscar Ödüllü Nathalie Portman’ın yönetmen, senaryo yazarı yanı sıra başrolünü de oynadığı ‘A Tale of Love and Darkness’ (Aşk ve Karanlık) filmi incelendi.

Çağdaş İsrail edebiyatının önde gelen isimlerinden Amos Oz’un aynı adlı otobiyografik romanından uyarlanan filmde, Oz’un ailesinin Kudüs’te yaşadığı sıkıntıları izlerken, aynı zamanda İngiliz mandasından İsrail Devleti’nin kuruluşuna giden tarihi sürece de tanıklık ediyoruz. Amos Oz’un çocukluğuna ve yazarlığa giden yolu da açıkça gördüğümüz filmin ana karakteri ise Oz’un henüz 12 yaşında bir çocukken intihar eden annesi var. Antisemitizm yüzünden terk etmek zorunda kaldığı Polonya’ya özlemi tükenmeyen, hayalindeki İsrail’e ve evliliğe kavuşamayan Fania’nın en büyük yaşam kaynağını ise yine Amos oluyor ancak yetmiyor.
Kitapta kendi aile hikayelerinden de parçalar bulduğunu belirten Portman, tutku projesi olarak tanımladığı bu film için sekiz yıl çalıştığını belirtti. Amos Oz ise, “Sen kendi eserini yarat, kitabı sinemaya uyarlamaya çalışma. Kendinden bir şeyler de kat. Senin özgün eserin olsun” sözleri ile Portman’ı hem yüreklendirmiş hem de filminde özgür bırakmış.
Oldukça kalabalık bir izleyici tarafından seyredilen filmin sonrasında sinema tutkunu Diş Hekimi Seyfi İşman moderatörlüğünde, Şalom Köşe Yazarı Karel Valansi filmi yorumladı. İzleyicilerin ve kitabı okuyanların da katkılarıyla zenginleşen film okuması merakla takip edildi.

Film ile ilgili İşman’ın kaleme aldığı bir yazıyı Şalom Dergi Ocak sayısında bulabilirsiniz.

Şalom Gazetesi 8 Şubat 2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Unutmayacağız

Unutmayacağız... Bu sözü ne kadar da çok tekrarlıyoruz. Oysa çok değil birkaç yıl sonra her şey gibi o unutulmaz denen şey de unutuluyor. Zamanın akışına bırakılıyor. Bir tek anne-babalar, eşler, çocuklar hatırlıyor, acısını en derinde hissediyor. Bir tek onlar için o yangın devam ediyor. Ateş bir tek düştüğü yeri yakıyor. Bu söz bir kere de hatalı çıksın istiyorum, olmuyor, çıkmıyor. Bu sene 15 Kasım’da bir yazı aradı gözlerim. Ama kuru kuru bir haber değildi istediğim, bulamadım. Fark ettim ki  bu konuyla ilgili sosyal medyada paylaşabileceğim yazılar ya daha önce kendi yazdıklarım, ya Şalom Gazetesi’nde çıkanlar, ya da geçen sene ben dahil dört kişiyle röportaj yapan Agos’un söyleşisiydi. Bu kadar. Aradan geçen 13 sene, 15 ve 20 Kasım saldırılarının vahşetini, korkunçluğunu, kayıplarını unutturmuş olmalı.  Çok daha önemli görülen konular olmalı ki, El Kaide terör örgütünün İstanbul’un göbeğine gerçekleştirdiği bu saldırılar konuşulmadan, kurbanları anılmadan geçilebiliyor. Ya

Prof. İnbar: “Barışçıl bir Ortadoğu görmeyeceğiz”

İbrahim Anlaşması'nın (Abraham Accord) imzalanması, istikrarsız Ortadoğu'da yaşanan bir hayli önemli bir gelişme. Prof. Dr. Efraim Inbar ile İsrail'in bu konudaki duruşunu ve Türkiye-İsrail ilişkisinin geleceğini konuştuk. Prof. Inbar, Kudüs Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün (Jerusalem Institute for Strategic Studies, JISS) başkanı ve Bar-Ilan Üniversitesi'nde siyaset bilimi öğretim üyesidir. Prof. Inbar, 23 yıl boyunca Begin-Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (BESA) kurucu direktörü görevindeydi. Ortadoğu stratejik sorunları, İsrail-Filistin diplomasisi ve Türkiye-İsrail ilişkileri konularında uzmanlaşmış olan Prof. Inbar ŞALOM’un sorularını cevapladı.   Geçtiğimiz salı günü tarihi bir ana tanıklık ettik. İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail ile Bahreyn arasında imzalanan barış anlaşmalarını nasıl değerlendirirsiniz? İlk söyleyeceğim bunun sıcak bir barış olduğu. Halklar arasında iletişim var ve malların dolaşımı mevcut. Böyle bir ilişk

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different countri