Ana içeriğe atla

Terör

Irak Savaşını televizyonlar aracılığıyla naklen seyretmenin şaşkınlığını yaşayanlar hatırlar. Bu bir ilkti. Savaş oturma odamıza kadar girip kısa bir süreliğine ete kemiğe bürünmüştü. . Ancak daha sonraları gerçekliğini kaybetmiş, bir nevi bilgisayar oyununa dönüşmüştü; alçalan uçaklar, vurulan hedefler.
Bir diğer ilki 11 Eylül saldırılarında yaşamıştık. Saldırı tüm dünyanın gözü önünde cereyan ediyormuşçasına, olduğumuz yerde kalakalmış, televizyon ekranında Amerikan hedeflerinin, oldukça aşina olduğumuz sembol binaların vuruluşlarını ve yok edilişlerini seyretmiştik. El Kaide'nin ismi bu dev prodüksiyon terör saldırısı ile ölümsüzleşirken, yıkılan İkiz Kuleler de bir dönemin bitişini simgeliyordu. Modern demokrasinin dokunulmazlık inancını, dünyanın süper gücü Amerika'nın da terörden kaçamayacağını anlatıyordu. Üstelik adına yaraşır büyüklükte bir eylemle.
Oysa süper güç olduğu için asıl ABD'nin bunun geleceğini öngörmüş olması gerekiyordu. Ortadoğu'daki radikal kararların kendisine geri döneceğini biliyor, uyarıları fark etmiş ve gerekli önlemleri almış olması gerekiyordu. Bunu sadece bir bölgeye yönelik dış politikanın bir sonucu olarak resmetmek de yeterli değil. Daha geniş anlamda küreselleşme, halk arasındaki gelir eşitsizliğinin artması, sosyal politikaların azalması, zengin ülke-fakir ülke ayrımının daha da belirgin olması. Birbirini tamamlama yerine güçlünün güçsüzü ekonomik olarak boyunduruğu altına alması küresel çapta sosyal bir krizi tetikleyeceği beklenmeliydi.

Aydınlanma çağının bilgi odaklı, din ile devlet işlerini ayıran modernite projesi başarısızlığa uğradıkça, buna karşı gelişen köktendincilik ve dini referans alan düşmanlık ve şiddet tek çıkış yolu olarak görülür oldu. Bu da aslında iletişimde büyük bir sorun olduğunu gösteriyor. Çünkü kim yapmış olursa olsun bu tür saldırılarda iletilmek istenen bir mesaj vardır. Ve diyaloğun başarısızlığa uğradığı bir ortamda bu mesaj şiddet yolu ile verilmeye çalışılır.
Günümüzde IŞ(İD), kendinden önce gelen tüm terör örgütlerinin tecrübe ve bilgisini elinde bulunduruyor. Tüm bu bilgiler doğrultusunda kendini bağımsız hücrelerle, yarı bağımsız birlikler haline getirirken, merkez detaylı talimat kitapları ile bilgi aktarıyor, eylemi düzenleyip uygulamak ise bu birimlere kalıyor. Paris saldırısında ortaya çıkan tek kullanımlık cep telefonları örneğinde olduğu gibi istihbaratın saldırı öncesi bilgi alabilmesini zorlaştıran yeni bir şekle büründü işleyişleri.
Terör örgütleri yeni gerçekliğe göre kendini hızla adapte ederken, bunların karşısında hantal yapıları ile ulus-devletler yetersiz kalıyor. Terör örgütlerinin sınır tanımadığı, bir yerde planlayıp, başka bir yerden malzeme tedarik edip, bir başka ülke vatandaşı, havaalanı gibi birçok farklı ülkenin kayıp verdiği bir saldırı düzenlediğinde, ulus-devlet sınırları da anlamını yitiriyor. Ülkeler arası iş birliği ve bilgi paylaşımı beklenirken, 11 Eylül veya son Belçika örneğinde olduğu gibi ülke içi birimler arasında dahi bunun eksikliği göze çarpıyor. Oysa günümüzde kurum ve ülke sınırlarından çok, bunları aşan sürekli bir işbirliği, bilgi paylaşımı ve iletişim gerekli.
Din ve şiddet günümüzde birbirinin içine girmişken gücünü düşmanlaştırdığı ötekiden alıyor. Bu da dini fanatikliğe kucak açıyor. Oysa aydınlanmanın tamamlanması, belki de vatandaşlık kavramının yeniden tanımlanması gerekiyor. Birlikte yaşama kültürünün geliştirebilmesi ise teröre ve yarattığı korku, güvensizlik ortamına, gündelik hayatımızı ablukaya almasına en doğru cevap olacaktır.

Karel Valansi Şalom Gazetesi OBJEKTİF 30 Mart 2016 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different cou...

Network society in the information age

Our world has been in a process of transformation with the new technological paradigm, based on information and communication technologies. This structural transformation deeply affects the social composition of societies. As the world becomes smaller, informative and communicative technology creates a new form of society based on networking. Today we are connected to the outer world as never before. Manuel Castells, professor emeritus of sociology at the University of California, Berkeley, explains social transformation in society with the term "The Network Society." In his book "The Network Society: From Knowledge to Policy," he argues that society determines the use of technology according to its needs. Additionally, the internet is ample evidence that technology created a new form of social organization based on networking. This novelty changed the patterns and dynamics of the new reality we live in and it has consequences on policymaking, economy, and organi...

Bu yılki Elküs Marküs ödüllerine Şalom damgasını vurdu

İki yılda bir düzenlenen ancak pandemi nedeniyle 2020 yılında gerçekleştirilemeyen Elküs Marküs Erdem ve Hayırseverlik Ödül Töreni 30 Mart akşamı çevirim içi olarak gerçekleştirildi. Bir çok dalda ödüllerin dağıtıldığı gecede Şalom Dergi ve Şalom yazarlarına da ödüller yağdı. Fakirleri Koruma Derneği’nin Elküs Marküs Erdem ve Hayırseverlik Ödül Töreni 30 Mart Çarşamba akşamı Zoom üzerinden gerçekleştirildi. İki yılda bir düzenlenen ödül töreni pandemi nedeniyle planlandığı gibi Mart 2020 yılında gerçekleştirilememişti. Ödül töreni dört yıllık zorunlu bir aradan sonra çevirim içi bir törenle sahiplerine teslim edildi, başarıları ödüllendirildi.  Türk Yahudi Toplumunun yegane ödül veren kurumu olan Fakirleri Koruma Derneği, bu ödülü 1916 yılında, dönemin ABD İstanbul Büyükelçisi Abraham Elküs ve Gertrude Elküs’ün henüz 16 yaşındayken hayatını kaybeden kızları Jane Selma Elküs’ün anısını yaşatmak için vermeye başlamıştı. Davranışlarıyla hayranlık uyandıran kişileri onurlandırmak ve bu...