Ana içeriğe atla

‘Holokost ve Türkiye’ iki farklı etkinlikle tartışıldı

İstanbul bu hafta sonu Holokost ile ilgili iki etkinliğe sahne oldu. Cumartesi akşamı DurDe tarafından düzenlenen ‘Holokost ve Türkiye: Geçmişten Günümüze Antisemitizm’ panelinde Pınar Dost Niyego’nun moderatörlüğünde, Corry Guttstadt, Nora Şeni ve Rita Ender tarafından tartışılırken, pazar günü ‘Anne Frank - Günümüz için bir tarih’ sergisi açıldı. Anne Frank’ın hayatını anlatan bir belgeselin yanı sıra Pınar D. Niyego’nun Holokost, Hatırlama/ Hafızalaştırma ve Eğitim konulu sunumu kalabalık bir izleyici grubu tarafından takip edildi.


Geçtiğimiz hafta sonu Taksim’de bulunan Cezayir Lokantası iki önemli etkinliğe ev sahipliği yaptı. İlki cumartesi akşamı DurDe tarafından düzenlenen ‘Holokost ve Türkiye: Geçmişten Günümüze Antisemitizm’ adlı panel idi. “İnsanlığa karşı işlenen en büyük suçlardan biri olan Holokost’un yıldönümü olarak kabul edilen Auschwitz’in kurtarılmasının üzerinden 71 yıl geçmiş olmasına rağmen katliamlara kaynaklık eden ırkçı, milliyetçi ve antisemit fikirlerin günümüzde halâ yaygın ve yükselişte olması nedeniyle Holokost eğitiminin önemi güncelliğini koruyor” diyen organizatörler, antisemitizmle mücadele için ilk adımın Holokost tarihiyle yüzleşmek ve Holokost’un ortaya çıkmasına yol açan koşulları ve bu tarihi öğrenmenin gerekliliğini vurguluyorlar. Panelde bu dönemde Türkiye’nin sorumlulukları, Türkiye’deki Holokost hafızasının eksikliği ve güncel antisemitizmin tartışılabilmesi hedeflendi.
Cumartesi günü yapılacağı için ilk başta tepki gören panel, organizatörlerin Şabat saatlerini dikkate alarak etkinliği akşam saatlerine kaydırmaları ile önemli bir çoğunluğu Türk Yahudi Cemaati mensupları olan kalabalık bir dinleyici topluluğuna seslendi. Yüzü aşkın kişinin izlediği panelde birçok dinleyici yoğunluk nedeniyle ayakta etkinliği izlemek zorunda kaldı. Tarihçi ve eğitmen Pınar Dost Niyego’nun moderatörlüğünde, soru-cevap şeklinde düzenlenen panelde, Alman Türkolog Corry Guttstadt, Paris 8 Üniversitesi jeopolitik bölümünden Nora Şeni ve Avukat Rita Ender yer aldılar. 

‘Türkiye, Yahudiler ve Holokost’ adlı kitabı ile tanınan Corry Guttstadt, Cumhuriyet dönemi politikalarında Yahudilerin ilk etapta asimile edilmek istendiklerini ama asimile olduklarında, dönmeler örneğinde olduğu gibi, artık ayırt edilemedikleri için daha tehlikeli olarak görüldüklerini anlattı. Antisemitizmi sadece devlet nezdinde olduğunun söylenemeyeceğini belirten Guttstadt, yoğun Yahudi nüfusunun yaşadığı Trakya şehirlerinde kısa bir sürede Yahudi karşıtı bir yağmaya ve şiddete dönüşen ve Yahudi nüfusunun büyük bölümünün İstanbul’a kaçmasıyla sonuçlanan 1934 Trakya Olaylarını hatırlatarak halkta da Yahudi aleyhtarlığının var olduğunu belirtti; “Halkta antisemitizm olmasaydı bunca kişiyi seferber etmek mümkün olmazdı” dedi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin daha çok Yahudi’yi kurtarabileceğini ama bunu dönemin milliyetçi politikaları nedeniyle yapmadığını belirten Guttstadt, Ankara’nın toplu halde Yahudilerin Türkiye’ye gelmesine karşı olduğunu belirtti. 1933 Üniversite reformu ile gelen Alman Yahudi akademisyenlerin ve özgürlük treni ile kurtulan Avrupa’da yaşayan Türkiye vatandaşı Yahudilerinin bir istisna olduğunu vurguladı.
Barış için akademisyenlerle dayanışma içinde olduğunu belirterek söze başlayan Nora Şeni, Holokost ile ilgili çalışmaya nasıl başladığını anlattı. İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın ölüm kampları gerçeği ve savaşın vahşeti altında, yeni temeller üzerine inşa edildiğini anlatan Şeni, Avrupa’da bir barış obsesyonu oluştuğunu vurguladı. Barışı muhafaza etmek en önemli gerçek olarak kabul edilmesi, yüzleşme sürecini ve hafıza politikalarını aktaran Şeni, Türkiye’nin bu gelişmelerin dışında kaldığını belirtti: “Türkiye Osmanlı mirası homojen toplum oluşturma obsesyonuna takılı kaldı.” Avrupa’da ırkçı söylemin meşruiyetini yitirdiğini ancak Türkiye’de toplum olarak bu bilincin oluşmadığını, gereken tepkinin verilmediğini söyledi.
Rita Ender, hiçbir özel olayın olmadığı, İsrail ile Filistin arasında bir gelişmenin yaşanmadığı, yani sıradan bir haftada bile Türk basınında Yahudi karşıtı haberlerin çıktığını belirtti ve bu konuda çarpıcı örnekler verdi. Türk hukuk mevzuatında antisemitizmin kelime olarak yer almadığını belirten Ender, mevcut yasaların aslında nefret söylemi ve Yahudilere yönelik ırkçı açıklamaların önlenmesini sağlayabileceğini ancak çalıştırılmadığını ifade etti. Antisemitizmin sadece basında yer almadığını belirten Ender, Neve Şalom Sinagoguna ‘Yıkılacak Mekan’ yazan ilkokul öğretmeninin yarattığı tedirginliği, Hitler’i öven Yıldız Tilbe’nin önemli bir markanın reklam yüzü olabilmesini, ardından gelen tepkilerle reklam geri çekildikten sonra attığı Holokost’u küçümseyen ‘sabunlu’ tweetlerini aktardı. Türkiye’de Hitler’in Kavgam kitabının en çok satanlar arasında olduğunu ve bu kitabın erzak satan büyük bir market zincirinde dahi satıldığını söyledi. 
Paneli takip eden gazeteci Ceyda Karan şu sözlerle anlattı toplantı ertesi düşüncelerini: “Memlekette karambolde birkaç sinagog onarılıyor hatta icabında Yahudi vatandaşların bayram kutlamaları için mekân tahsis ediliyor. Lakin medyayı belirleyenlerin topluma “saçtığı zehirli dil” düşünülürse, ne manası kalıyor? Hitler’in biyografisinin marketlerde (Almanya’daki izahatlı versiyonu değil) satıldığı, Neve Şalom’u hedef diye işaretleyen öğretmenin çoluk çocuğa ders verdiği, “Allah Hitler’den razı olsun” diyen sanatçılarımızın eksik olmadığı bir ülkede yaşıyoruz.
Pazar günü ise SEHAK ve Anne Frank House ortaklığıyla Holokost’un simgelerinden Anne Frank için hazırlanan ‘Anne Frank - Günümüz için bir tarih’ sergisi aynı mekânda ziyarete açıldı. Açılış töreninde Anne Frank’ın hayatının anlatıldığı belgesel izlendi. SEHAK Yönetim Kurulu Üyesi Levent Şensever, Osman Kavala, Hollanda İstanbul Başkonsolosu Robert Schuddeboom, Türk Musevileri Hahambaşılığı Müşaviri İzak Kolman ve Uluslararası Holokost Anma İttifakı (IHRA) Türkiye Heyeti Başkan Yardımcısı Elif Çomoğlu Ülgen’in açılış konuşmalarının ardından Tarihçi Pınar Dost-Niyego Holokost hafızası ve eğitimi üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.
Nora Şeni ayrıca, 15 Mart’ta Bilgi Üniversitesi Yahudi Toplulukları Çalışma Birimi organizasyonu ile Avrupa Yahudi Aydınlanması ve Osmanlı Yahudi Elitleri konulu sunumunu Santralİstanbul Kampüsünde gerçekleştirdi.
Karel Valansi Şalom Gazetesi 16 Mart 2016

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Survivor Hayim’in gerçek dünyası - Söyleşi

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri…

Survivor maceran nasıl başladı? Katılmak nereden aklına geldi? Arkadaşlarımla uzun süredir Survivor’u takip ediyorduk. Hep katılmak istiyordum ama televizyona çıkmak beni korkutuyordu. Geçen sene iki yakın arkadaşım Dominik’e gittiler. Yarışmacıları yakın…

CNNTürk 5N1K'da Yüzyılın Anlaşması'nı konuştuk

1 Şubat 2020 cumartesi günü CNNTürk'te yayınlanan 5N1K programında, yeni açıklanan 'Yüzyılın Anlaşması'nı konuştuk


https://www.youtube.com/watch?v=2y-xYjiAS2Q&t=169s

Struma, Mefkure, Salvador, Parita

Tarihler 1941 yılını gösterdiğinde, Doğu Avrupa kendi Nazilerini yaratmış, Almanya’nın 7-8 yıla yaydığı tüm Yahudi karşıtı kararları birkaç ay içinde yasalaştırmıştı. Bölgede kurulan kamplarda Yahudilerden kurtulmak için kabul gören ‘nihai çözüm’ün uygulamaları hızlandırılmıştı. Hedef haline getirilen Yahudilerin kaçmak ya da ölümü beklemek dışında bir seçenekleri yoktu. Gidecek, onları kabul edecek bir yerleri de yoktu. Tek çare İngiliz mandası altındaki Filistin olarak gözüküyordu.
Ancak, Nazi zulmünden kaçan Avrupalı Yahudiler hayatları pahasına Filistin’e sığınmak isterken, Arapların tepkisini çekmek istemeyen İngiltere, vize almayı oldukça zorlaştırmış, hatta imkansız kılmıştı. 1939 yılında Beyaz Belge’nin (MacDonald White Paper) yayınlanması ile Filistin’e gelecek Yahudi sayısına kota konulmuş, illegal akını engellemek için Türkiye dahil, rota üzerindeki ülkelere baskı yapılıyordu.  Katliamların yoğunlaştığı 1942-1944 yıllarında Doğu’ya doğru büyük bir akın vardı. İnsanların asıl …