Ana içeriğe atla

With Police at Our Schools and Road Blocks at Our Shuls, We Turkish Jews Soldier On

I've been asked a lot lately how we Jews cope in Turkey with the recent surge in terrorism. The answer isn't clear cut.

As a Turkish Jew, a woman, and a journalist covering the Middle East, I am often asked about anti-Semitism, freedom of the press and the difficulties facing women in Turkey. Recently, a new question has been added to the list: “How do you cope with the terror attacks?”
The recent surge in terrorism has been shocking by all means. Especially when foreign missions – like Israel – issue travel warnings about imminent attacks, and when reports surface that the Islamic State seeks to target Israelis and Jews.
Remembering the recent attacks on Jews in Europe – the kosher market in Paris, the Jewish museum in Belgium, the Grand Synagogue in Denmark and the Jewish school in Toulouse – makes us even more wary. And when three Israelis were killed along with one Iranian in Istanbul last month, the terror felt ever closer to home.

When Sky News reported that Islamic State is planning an attack on Jewish schools in Turkey, it sent shivers through our community. Most parents at my children's school preferred to keep their kids at home for several days, even though the school has had extensive protection for years. Some parents in the Greek community chose not to send their children to school, too, fearing ISIS might be a threat to all minorities, and the German school closed for a week, after receiving a warning.
We try to continue with our daily lives and adapt ourselves to this new situation. Yet, although the children are now back at school, the buses of armed policemen outside the school and the road blocks near our cultural institutions and synagogues, checking suspicious pedestrians and vehicles, remind us that these are difficult times.
While we, the parents, try to keep calm and rationalize the situation, our children are not so skilled. Last week, my 11-year-old son said, “I know that our school is secure, but what I don’t understand is that the terrorists don’t want to kill the police; they want to kill us."
"Why?" he asked. "What did we do to them? What did I do to them?”
I found myself explaining to him, and his seven-year-old brother, that some people prefer to attack civilians to send a message to the world.
Being Jewish in a Muslim-majority country can appear difficult to those who read the results of anti-Semitism surveys and hear the hateful remarks by public figures published in the press. But at present, physical attacks on minorities are relatively low in Turkey, especially compared to Europe.
On the other hand, Turkish Jews have developed a protective shield to guarantee our tranquil life. We avoid wearing religious symbols on the street and practice our customs privately. Our shrinking community of 18,000 tries to keep a low profile.
For those of us who would like to see the relations between Turkey and Israel return to the golden days – when they worked to build peace in the region – the normalization negotiations that have reportedly been nearing a deal of late are a source of hope for us all. President Recep Tayyip Erdogan's meeting with American Jewish groups in an effort to push this process of normalization forward is a positive step in this climate.

Karel Valansi is a political columnist and former World News editor for Shalom Newspaper, Turkey. She is currently working on her thesis on Turkish-Israeli relations at Kadir Has University, Istanbul. She tweets at @karelvalansi and blogs at www.karelvalansi.com

Karel Valansi Haaretz 21 April 2016
http://www.haaretz.com/jewish/jewish-world-opinions/.premium-1.715610

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayır, hayat her şeye rağmen devam etmiyor

6 Eylül 1986.Uzun bir aradan sonra restore edilerek yeniden ibadete açılan Neve Şalom Sinagogu’ndaki bu ilk şabat duasında normale nazaran daha az bir kalabalık vardı. Henüz okullar açılmadığı için, bir çok aile yazlıklarından İstanbul’a dönmemişti. Bu durum, teröristlerin planladığı kadar büyük bir saldırı gerçekleştirmelerine engel oldu ancak dini vecibelerini yerine getirebilmek için sinagogun kapılarından son kez içeri giren 22 kişinin hayatlarını, geride kalan ailelerinin ve bizlerin umutlarını çaldılar. 1940’larda Galata bölgesinde artan nüfusun ihtiyacını karşılamak üzere Musevi lisesinin spor salonunun iptali ile ibadethaneye dönüştürülen geçici mekan, ileriki yıllarda kurulacak Neve Şalom Sinagogunun da temelini oluşturmuştu. 1951 yılında açılan modern sinagog için seçilen ismin kelime anlamı “barış vahası” idi. Ancak bu 65 yıl boyunca isminin aksine birçok terör saldırısının ana hedefi oldu. 1986 saldırısına kadar Türkiye’deki herhangi bir cami veya kilise gibi gezilebilen, k…

Zelenskiy’nin Ukraynası

İdealist, cesur ve yolsuzluklara karşı duran bir öğretmenin tesadüfler sonucu devlet başkanı olmasını konu alan ‘Halkın Hizmetkârı’ dizisinde oynadığı rol hayatını değiştirdi. Küçük bir kasabadan gelen ve kabare grubuyla ülkeyi gezen 1978 doğumlu Vladimir Zelenskiy, önce önemli bir aktör, sonra ülkenin devlet başkanı oldu.  Oynadığı bu rolle halkın sevgisini, daha önemlisi güvenini kazanan Zelenskiy, geçen sene yapılan seçimlerde rakibi eski Devlet Başkanı Petro Poroşenko’yu büyük bir farkla yenerek Ukrayna’nın yeni devlet başkanı seçildi. Oynadığı rol senaryodan sıyrılıp gerçeğe dönüşürken, siyasi bir tecrübesi olmayan bir komedyenin, siyasete uzak yeni bir ismin seçilmiş olması, halkın daha önce yaşadığı hayal kırıklıklarını, müesses nizama olan kızgınlığını ve bıkkınlığını göstermeye yetiyor. Rusya tehdidi ise dil ve kimlik açısından bir hayli bölünmüş olan halkın tek bir isim üzerinde anlaşmasını sağlamış oldu. Siyasi bir geçmişi, tecrübesi bulunmayan Zelenskiy, Ukrayna’ya vaat e…

Koronavirüs Türkiye-İsrail İlişkilerinde Bir Kapı Aralayabilir mi?

Koronavirüs bir çok ilişkiyi yeniden tanımlarken, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin yeniden normalleşmesi için bazı fırsatlar da sunuyor. Ancak bunları değerlendirmek, yeni bir bakış açısıyla ilişkileri ele almak bu iki devletin elinde. İlişkilerdeki güvensizlik ve bunun halklara yansıyan olumsuz etkisi istenirse aşılabilir ama bunun için başta siyasi irade ve dış politikada bir açılım gerekir. Doğal afetlerin ya da pandeminin başlatacağı bir yakınlaşma ancak bu irade olursa sağlanabilir. 
İsrail koronavirüse bir yıldır süren siyasi bir kriz ve Yüzyılın Anlaşması’nın açıklanmasının hemen ardından yakalandı. Pandemiye karşı sert tedbirleri çok hızlı aldı. Zayıf halkası ise modernliği ve seküler yaşam tarzını reddeden Haredimlerdi(ultra-Ortodoks Yahudiler). Türkiye ise koronavirüse karşı biraz daha geç ve bu kadar sert olmayan ama gerekli bir takım tedbirler aldı.  Elinin değdiği her yeri ve her şeyi içine alan ve hayatı durdurma noktasına getiren koronavirüse karşı insanlık büyük…