Ana içeriğe atla

İsrail Seçim Sonuçları ve Ortadoğu’ya Yansımaları


Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Çalışmaları Merkezi (CIES), 23 Ocak 2013’te Seçim Panelleri Serisi’nin ikincisini düzenledi. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Mitat Çelikpala moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele, Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Salih Bıçakçı, Sabancı Üniversitesi öğretim görevlisi Louis Fishman, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA)’dan Ufuk Ulutaş ve Şalom Gazetesi’nden Karel Valansi konuşmacı olarak katıldılar. 22 Ocak’ta yapılan 19. Knesset seçimlerini takiben gerçekleştirilen panelde, konuşmacılar İsrail seçim sonuçlarını analiz ederek, bu sonuçların Ortadoğu için doğuracağı muhtemel etkileri tartıştılar.

Salih Bıçakçı İsrail seçim sistemi ve partiler hakkında detaylı bilgi verirken günümüz İsrail politik tablosunu da açıklamış oldu. Güvenliğin İsrailliler için en önemli konu olduğunun altını çizen Bıçakçı, İsrail- Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için iki ülkeye de görev düştüğünü belirtti.
Louis Fishman İsrail’in kuruluşundan bu yana sağ ve dindar partilerin gücünden bahsettikten sonra günümüz Knesset’inde sağ ve sol blokların eşitlendiğini bunun da barış için önemli bir adım olduğunu söyledi. İsrail halkının yüzde 60’ının iki devletli çözümü desteklediğini hatırlatan Fishman, kurulacak koalisyonun Türkiye’den özür dileyeceğini düşündüğünü söyledi.
Karel Valansi erken seçime giden süreci anlattıktan sonra anketlerde öngörülemeyen bu sonucun sosyal adalet protestolarının sandığa yansıması olduğunu belirtti. Ortadoğu’da aktörlerin değiştiğini ve İsraillilerin kendi başlarına bölgede bir şey değiştiremeyeceklerini fark ettiğini belirten Valansi, bu seçimlerin ABD ile olan ilişkiler başta olmak üzere İran, Suriye, Filistinliler konularına etkisinden bahsetti.
Ufuk Ulutaş seçimlerin İsrail ve Filistinliler sorununa etkisine ve tarihi Türkiye-İsrail ilişkilerine değindiği konuşmasında, İsrail’in Türkiye ile olan ilişkilerinde Filistinlilerle barış sağlanmadan normalleşmenin uzun süreli olamayacağını belirtti.

Karel Valansi’nin seçim sonuçlarını analiz ettiği yazısı 24 Ocak 2013 tarihli Habertürk Gazetesi’nde yayınlandı.
http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=85603#.UQO65h2IHSg

Yorumlar

Adsız dedi ki…
http://onurerem.com/2013/01/25/israilde-yeni-donem/

Bu blogdaki popüler yayınlar

Survivor Hayim’in gerçek dünyası - Söyleşi

Hayim, çok sevdiğim bir arkadaşımın kuzeni. Aklı başında, ne istediğini bilen biri. Askerlik dönüşünde ani bir kararla Survivor yarışmasına katıldığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Pek spor yapmayan, atletik olmayan biri neden zor koşullarda, dayanıklılık, irade ve güç isteyen bir televizyon programına katılır? Bunları konuşurken, sayesinde takip etmeye başladığım Survivor ile ilgili tüm merak ettiklerimi de sordum; kameralara yansımayan gizli bir tuvalet var mıydı, ya da yayın bitince gidilen lüks bir otel? Begüm’le arasında bir yakınlaşma oldu mu, Merve neden pişman oldu yarışmaya katıldığına? İşte Sabah Gazetesinden Yüksel Aytuğ’un teşekkür ettiği, seyircilerin filozof olarak tanımladığı Hayim ve Survivor yarışmasının bilinmeyenleri… Survivor maceran nasıl başladı? Katılmak nereden aklına geldi? Arkadaşlarımla uzun süredir Survivor’u takip ediyorduk. Hep katılmak istiyordum ama televizyona çıkmak beni korkutuyordu. Geçen sene iki yakın arkadaşım Dominik’e gittiler. Yarışmacıları

Yahudi Cesaret Ödülü üzerine

24 Haziran 2018 seçiminde CHP’den Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce, 16 Ağustos’taki Twitter paylaşımlarıyla isim kullanmadan hükümete yönelik eleştirilerini sıraladı. Bu eleştirilerinin arasında “Siz, yaptığınız hizmetlerle Yahudi Cesaret Ödülüne lâyık görülen ve bu ödülü kendine lâyık görenlersiniz” ifadesine de yer verdi.  İnce’nin bu paylaşımı bu konudaki ilk çıkışı değildi. Geçtiğimiz yılın Aralık ayında, partisinin Yalova Merkez İlçe 10. Olağan Kongresi’ndeki konuşmasında da “Dünyada ‘Yahudi Cesaret Ödülü’ ya da diğer adıyla ‘Davut Yıldız’ı alan tek Müslüman, Recep Tayyip Erdoğan’dır,” demişti.  İnce, 2013 yılında yaptığı bir başka konuşmada ise bu sefer Türkiye’nin Rum vatandaşlarını kızdırmıştı. “Atatürk olmasaydı, (…) adınız Ahmet, Hasan, Hüseyin olmazdı, Dimitri, Yorgo olurdu. Bunları doğru bilmeleri lazım” demiş, gelen tepkilerin ardından Twitter hesabından “Benim gibi askerlik yapan, vergi veren, Cumhuriyet’e inanan, vatandaşımız olan Yorgo ve Dimitri’leri kastetm

Ahmet Han: “Türkiye ile İsrail kadar stratejik çıkarları bu kadar örtüşen iki ülke daha yok”

Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Kasım Han ile İsrail’de üç çocuğun kaçırılmasının ardından başlayan süreci, son Gazze operasyonunun hem İsrail-Filistin ilişkilerinin geleceğine hem de dünyada artan antisemitizme etkisini konuştuk. Ayrıca yaşanan tüm bu olayların Türkiye’deki yansımaları ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceğini tartıştık. Dökme Kurşun Operasyonu’ndan sonra İsrail ile Hamas arasında sükûnete karşı sükûnet anlayışı hâkimdi. Ne değişti? İsrailli üç çocuğun kaçırılıp öldürülmesi ile mi işler değişti yoksa daha önceden bunun sinyalleri var mıydı? Tarafların ikisinin de birbirleri ile ilgili bir algıları var. Kim kimin neyi ne kadar stokladığını biliyor. Bu bakımdan herkesin bir müdahale eşiğinin olduğunu düşünüyorum. Yüksek sesle çok söylenmiyor ama pişe pişe bir noktaya geldiği zaman taraflar biliyor ki artık orada mutfağa girmek, müdahale etmek lazım. Bu İsrail için Hamas’ın silahlanması ve altyapısını geliştirmesi ile