Ana içeriğe atla

IŞİD'e karşı İsrail-Hamas işbirliği - BirGün gazetesi'nde yayınlanan yazım

Hamas’ı Şeriatı yaymak yerine toprak peşinde koştuğu için devirmekle tehdit eden IŞİD, gözünü Kudüs’e diktiğini açıkladı. IŞİD pusulasını Gazze’ye ve dolayısıyla İsrail ile Batı Şeria’ya çevirmişken, Hamas kendi sınır güvenliğini sağlama almak isteyen İsrail’in desteğini alıyor...

Suriye ve Irak’tan başlayarak tüm bölgeye yayılan ve hâkimiyeti altındaki topraklarda isminin içerdiği ‘devlet’ gibi, ideolojisine uygun hizmet götüren, finansal kaygısını yurtdışı desteğinin yanı sıra ele geçirdiği petrol rafinerileri, topladığı koruma vergisi ile aşan IŞİD, gerçekleştirdiği kan donduran eylemlerle genişlemeye devam ediyor. Konvansiyonel savaşta devlet ordularına kafa tutabilecek güçte üstelik. Tüm bunlar, küresel terör örgütlerinin yaşadığı evrimde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.
IŞİD'in elindeki en değerli hazine ise Batı'nın insan hayatına verdiği değer. Yarattığı vahşetin uyandırdığı infialin bilincinde, uluslararası toplumun tepkisini yarattığı korkuyla yönetiyor. Ve bunu sadece yeni cihatçı çekmek için değil, kamuoyu baskısı yaratarak düşman bellediği ülkeleri savaşına dahil etmek için kullanıyor. Bu meydan okumanın son hedefiyse İsrail.
İsrail’e yönelik roket saldırısını El Kaide’den ilham alan ancak geçtiğimiz sene IŞİD’e kayan Ansar Bayt al Maqdis, yeni adıyla ‘Sina Devleti’ üstlendi. Örgüt hemen öncesinde Mısır askerlerine yönelik kanlı bir saldırıya da imza atmıştı. Tüm bu saldırıların işaret fişeğini yakan ise IŞİD’in -İsrail’i de eklemeyi unutmadığı- Hamas’a yönelik cihat çağrısı oldu. Zalim olarak adlandırdığı Hamas’ı şeriatı yaymak yerine toprak peşinde koştuğu için devirmekle tehdit eden IŞİD, gözünü Kudüs’e diktiğini açıkladı.
Hamas uzun süredir sadece bir direniş örgütü değil. Halkın günlük sorunlarını çözmekle ve Gazze’yi yönetmekle de yükümlü. Bu da aldığı kararları etkiliyor. Bu yüzden Hamas’ı yeterince sert bulmayan birçok örgüt var. Bunların başında da İran destekli İslami Cihat geliyor. IŞİD ise Gazze içinde güçleniyor. Hamas ve IŞİD’e bağlı militanlar mayıs ayından beri çatışma halinde. Cihatçılar tutuklanıyor, Hamas merkezleri bombalanıyor.
TANIDIK DÜŞMAN
Hamas hem iktidarını korumak, hem de Gazze’de olan her şeyden kendisini sorumlu tutan İsrail ile ateşkesi sürdürebilmek için bu grupları kontrol altında tutmaya ve İsrail’e yönelik roket saldırılarını önlemeye çalışıyor. Ancak bu durum mühimmatını arttırmasını ve İsrail’e karşı kullanılabilecek tünel inşasına devam etmesini engellemiyor.

İktidara geldiğinden beri halk desteği düşüş eğilimi gösterse de Hamas halen Gazze’deki en güçlü yapı. Hamas Gazze’yi kontrol altında tutmaya çalışırken, diplomatik atılımlarıyla öne çıkan ve uluslararası toplum tarafından kabul gören rakibi El Fetih ile bitmeyen çekişmesini de dengelemeye uğraşıyor. El Fetih ise, Batı Şeria’da Hamas’a göz açtırmıyor. En son geçtiğimiz hafta İsrail hedeflerine saldırı planlayan 100 Hamas üyesini tutukladı.
Ortadoğu’yu dönüştüren Arap Baharı, IŞİD’in yükselişi ve İran’ı yeniden uluslararası sisteme dahil eden nükleer görüşmeler sürerken İsrail, Gazze’de tanıdığı düşmanı tercih ediyor. Kontrolü Hamas’a bırakırken, aralarında ‘sükûnete karşılık sükûnet’ anlayışı sürüyor. Ateşkes devam ettikçe, Kerem Şalom sınır kapısı Gazze’ye giden yardımlara daha çok açılıyor.
SÖZ VERİLEN YARDIM YAPILMADI
Hamas’ın İsrail ile iyi geçinmesinin önemli bir sebebi de bölgesel yalnızlığı. Suriye savaşı ile birlikte geleneksel İran-Suriye-Hizbullah ittifakından uzaklaşan Hamas, bel bağladığı dönemin yükselen yıldızı Müslüman Kardeşler’in çöküşüyle bir başına kaldı. Bir yandan İran ile ilişkilerini düzeltmeye çalışırken, diğer yandan İran’ın rakibi Suudi Arabistan’a yakınlaşma yollarını arıyor. Komşusu Mısır ise IŞİD ile Hamas arasında pek bir fark görmüyor. Sina’da düzeni korumak için Gazze’ye karşı ambargosunu sıkılaştırıyor. Gazze’nin dünyayla bağlantısını sağlayan tüneller yıkıldıkça hem insan, mal, silah girişi sekteye uğruyor, hem de Hamas önemli bir vergi gelirinden mahrum kalıyor.
Mısır, Hamas konusunda pek de haksız sayılmaz. İsrail, Mısır askerlerine karşı gerçekleştirilen saldırıda, Hamas’ın askeri kanadının ‘Sina Devleti’ne yardım ettiğini açıkladı. İsrail-Hamas dolaylı görüşmeleriyle ilgili bilgiler gelirken, askeri kanadının ortaya çıkan IŞİD bağlantısı Hamas içindeki fikir ayrılıklarını göstermesi bakımından oldukça önemli. Uzun vadeli bir ateşkes amaçlanan görüşmelerin bu durumdan olumsuz etkileneceği de kolaylıkla söylenebilir.
İsrail, hem Mısır hem de Gazze sınırında yükselen IŞİD tehlikesi ile karşı karşıya. Mısır ve İsrail’in Sina’da IŞİD’e nefes aldırmayacak iyi bir istihbarat ve askeri işbirlikleri var. Benzer bir şekilde Gazze’de de Hamas durumu kolaylıkla kontrol edebilir. Ancak ‘Sina Devleti’nin halka yaptığı sosyal yardımlarla destek kazandığı dikkate alındığında, Gazze’de yaşanan ekonomik krizin ve işsizliğin önüne geçilmesinin önemi ortaya çıkıyor. Bu da Gazze’nin yeniden imarı konferansında Türkiye ve Arap ülkelerinin söz verdikleri yardımı yapmalarını zaruri kılıyor.
IŞİD pusulasını Gazze’ye ve dolayısıyla İsrail ve Batı Şeria’ya çevirmişken, Hamas kendi sınır güvenliğini sağlama almak isteyen İsrail’in desteğini alıyor. Ancak Hamas Gazze’de zayıflar, kontrolü kaybederse İsrail’in bu politikasını değiştireceğine hiç şüpheniz olmasın.

Karel Valansi 7 Temmuz 2015 BirGün Gazetesi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Her yaşam bir roman - Panama´daki Türk Yahudileri

Panama´da hızla büyüyen bir Yahudi yaşamı var. Café con Teclas kitabının yazarı gazeteci Sarita Esses´in yanı sıra Antakyalı Eli Cemal, Mersinli Musa İlarslan, Trakya kökenli Julia Kohen de Ovadia ve kuzeni İstanbullu Çela Alkabes de Eskinazi ile göç hikayelerini ve Panama´daki yaşamlarını konuştuğumuz keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Julia Kohen de Ovadia İstanbul doğumluyum. Babam Çanakkaleli Aron Kohen, annem ise Çorlulu Suzi Bahar.  Seneler evvel büyükbabamın eltisi Meksikalı Sultana genç yaşta çocuksuz dul kalınca küçük teyzem Donna’yı yollamasını istedi anneannemden. Donna da Sultana teyzesiyle yaşamak için Meksika’ya gitti. Orada eniştem Moises Mizrachi ile tanıştı ve evlenerek Panama’ya taşındı. Büyükbabam Nessim Bahar vefat edince anneannem Coya, ablam Malka ile iki aylığına kızını görmeye Panama’ya gitti. Ancak orada ablam eniştemle tanıştı, evlendi ve hayatını Panama’da kurdu. Dört çocuğu ve on torunu var. Ablamın düğünü için Panama’ya geldiğimizde ben Saint Pulcheri...

Orta Büyüklükte Bir Güç Olarak Türkiye’nin Dış Politikası

Farklı bölgelerde devam eden savaş ve krizler, uluslararası ilişkilerde güç rekabetini öne çıkarıyor. Buna ABD’nin büyük güç olarak alışılmış rolünü yerine getirmekteki isteksizliği de eklendiğinde, 1945’ten bu yana kurulan uluslararası düzen ve yapı taşı olan kurumlar yıpranıyor. Bunun sonucu olarak belirsizlik artıyor ve mevcut küresel sistem bir geçiş döneminin sancılarını yaşıyor. Öte yandan bu durum, orta güç olarak tanımlanan ülkelere daha geniş bir hareket alanı da sağlıyor. Bu sayede orta güçteki ülkeler, sistemde dengeyi gözeten, arabuluculuk yapabilen, bölgesinin istikrarına katkı sağlayabilen, hatta zaman zaman kapasitesinin üzerinde sorumluluk ve inisiyatif alabilen, küresel düzeyde etkili roller oynayabilen aktörler haline geliyor. Özellikle belirsizlik dönemlerinde bu ülkeler çok yönlü diplomasi, proaktif dış politika, esnek ittifak arayışları ile öne çıkabiliyor. Türkiye, bu bağlamda, orta güçte bir devlet olarak dikkat çeken bir örnek teşkil ediyor. Jeostratejik konumu,...

Shai Cohen: “Israel is more than willing to facilitate the life of the civil population in the Gaza strip”

Since the press leak during the Zurick meeting we are discussing the Turkish-Israeli reconciliation. I wanted to ask Shai Cohen, the Consul General of Israel in Istanbul, about the latest developments in the region as well as the reasons and outcomes of these negotiations. I want to thank him especially as I know he does not talk to any journalists right now and accepted my request Karel Valansi Since the press leak during the Zurich meeting, we are discussing the reasons and possible outcomes of Turkish-Israeli reconciliation. In what stage are the negotiations? The Zurich meeting has anchored three Turkish conditions which are the apology, the compensation and the Gaza issue. According to some reports in the media, which I cannot confirm, there are Israeli conditions which is the condition of withdrawal of lawsuits that have to do with the Mavi Marmara incident. The condition that is already met by Israel more than two years ago is the apology. Regarding the compensatio...