Ana içeriğe atla

Doğalgaz her şeyi affeder mi?

Doğu Akdeniz’de son yıllarda ardı ardına keşfedilen doğalgaz yatakları, enerji jeopolitiği ile bölge ülkelerinin stratejik değer ve gücünü arttıran önemli bir faktör haline geldi. İsrail, Mısır ve Kıbrıs’a ait münhasır ekonomik bölgelerde yapılan araştırmalar, bu havzalarda keşfedilmeyi bekleyen daha da zengin yataklar olduğunu müjdeliyor. 2009’da Tamar ve 2011’de Leviathan’ın keşfi ile dünyanın sayılı doğalgaz kaynaklarına sahip olduğu ortaya çıkan İsrail’i, Afrodit ile Güney Kıbrıs, Zohr ile Mısır takip etti. Bu büyüklükteki doğalgaz keşfi her üç ülke için de oyun değiştirici bir gelişme.
Doğalgaz ithalatçısından ihracatçısına rol değiştiren İsrail ve ekonomik olarak oldukça sıkıntıda bulunan Güney Kıbrıs ve Mısır için bu durum öncelikle enerji tedarik sıkıntısından kurtulup bu konuda bağımsızlıklarını kazanma anlamına geliyor. Bunun önce iç piyasada ardından ihracatın başlamasıyla getireceği ekonomik iyileşme de göz ardı edilemez düzeyde. Öte yandan doğalgaz maddi getiriden çok, diplomatik kazanç elde edebilecekleri stratejik bir koz olarak önemini koruyor. Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıs sorununun kendi çıkarlarını yansıtacak ve fazla ödün vermesini gerektirmeyecek şekilde çözülmesi için ağırlığını koyarken İsrail, doğalgazını ihraç etmeyi hedeflediği Avrupa’nın özellikle Filistin konusunda kararlarını kendi lehine etkilemeyi amaçlıyor.
Afrodit’in ihracat için tek başına yeterli gelmemesi Güney Kıbrıs’ı ve dolayısıyla Yunanistan’ı İsrail ile işbirliğine teşvik etmişti. İsrail’in başta Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere bölge ülkeleriyle ilişkilerini düzeltmesinin yanı sıra Davos ile başlayıp Mavi Marmara krizi ile bozulan Türkiye-İsrail ilişkileri ve akabinde dondurulan ikili anlaşmalar, İsrail’in Yunanistan ile askeri ve güvenlik işbirliğini arttırmış, enerji işbirliğinin temelini oluşturmuştu. Bu durum, yani Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasındaki yakın işbirliği Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de oyun dışı bırakıyor. İsrail ile ilişkilerinin bozulmasının yanı sıra, Kıbrıs sorununun yıllardır çözülememesinin Yunanistan ile sıcak tuttuğu gerginlik hali, Güney Kıbrıs ile hali hazırda var olan zihinsel probleminin üzerine Mısır ile ilişkilerinin de bozulması eklenince, Ankara’nın karşısında doğal bir cephe oluşmuş oldu. Türkiye’nin İsrail ile normalleşmeyi istemesinin sebeplerine bakarken İsrail’den Avrupa’ya Türkiye üzerinden uzanacak doğalgaz boru hattı projesi kadar, Ankara’nın bu cepheyi zayıflatma isteğini de göz önünde bulundurmak gerek.
İsrail örneğinden devam edersek, geçtiğimiz haftalarda Ürdün ile yaptığı anlaşma sonucunda tarihinde ilk kez doğalgaz ihraç eden ülke haline geldi. Enerjide dışa bağımlı, mülteci akını nedeniyle nüfusu ve enerji ihtiyacı artan Ürdün, komşusu İsrail sayesinde istikrarlı bir kaynağı sağlama almış oldu. Bu da ikili ilişkilerine olumlu yansıyacaktır. Şu an tüm ülkede sevinç yaşatsa da, İsrail’in doğalgazını ihracata açması hiç de kolay olmadı. Yasal engellemeler, tartışmalar neticesinde ancak mayıs sonunda gerekli düzenleme onay alınırken, İsrail’in enerji rüyası da birkaç yıllık bir gecikmeye uğradı.
O günden beri İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz İsrail’in doğalgazını Avrupa’ya satabilmenin yollarını belirlemek için ikili görüşmelerini sürdürürken, aynı zamanda vergileme ve kanun değişiklikleri nedeniyle uzaklaşan enerji yatırımcılarını geri çağırmak için de ciddi çaba sarf ediyor. Yaz sonunda önce Londra daha sonra Singapur’daki enerji kongrelerine katılan Steinitz, “Keşfedilecek daha çok Leviathan ve Tamar var” diyerek yatırımcıların ilgisini ve güvenini yeniden kazanmaya çalışıyor. Bu konuda ilk ihalenin kasım ayında açılması bekleniyor.
İstanbul’daki 23. Dünya Enerji Kongresi’ne katılmadan önce Yunanistan ve Güney Kıbrıs enerji bakanlarıyla bir araya gelen Steinitz, enerji konusunda tek bir seçenek üzerinde durmadıklarının, en az iki farklı ihracat yolunun seçileceğinin bilgisini paylaştı. Avrupa’ya ihracat seçenekleri arasında, doğalgaz boru hattında ekonomik Türkiye veya güvenilir Kıbrıs seçeneğinin yanı sıra, Mısır aracılığıyla LNG şekilinde veya İsrail-Kıbrıs-Girit-Yunanistan arasında deniz altına döşenecek yüksek kapasiteli elektrik bağlantısı bulunuyor.
Herkesin hemfikir olduğu konu, doğalgaz ihracatında en ekonomik yolun Türkiye üzerinden mevcut boru hattıyla Avrupa’ya bağlanması olduğu. Bunun Kıbrıs sorununu çözebilecek katalizör görevi üstlenmesi de göz ardı edilmiyor. Ancak Türkiye seçeneği tüm avantajlarına rağmen güven eksikliği ve doğalgaz anlaşması imzalandıktan sonra Ankara’nın bu konuyu politik koz olarak kullanabilme ihtimali nedeniyle İsraillilerde soru işaretleri uyandırıyor. Oysa böyle bir olasılıkta, yani Türkiye’nin İsrail doğalgazını kesmesi durumunda en büyük zararı kendisine verir ve geliştirmek istediği güvenilir enerji geçiş güzergâhı özelliğini kaybeder. Türkiye’nin de tıpkı Avrupa gibi enerji tedarik ağını çeşitlendirmesi ve Rusya bağımlılığını azaltması gerekirken böyle bir riski göze alacağını sanmıyorum. Ancak İsrail, Kıbrıs seçeneğini bu ihtimal nedeniyle de canlı tutuyor. Taraflar yeni bir toplantı için Aralık ayında Kudüs’te buluşacaklar.
Tüm bu hesaplar, düşen doğalgaz fiyatları, talep düşüklüğü ve çetin bir rekabetin yaşandığı enerji sektöründe, bölgede gücünü iyiyce oturtan Rusya’nın dikkatli bakışları altında yapılıyor. Her ne kadar Doğu Akdeniz doğalgazının diplomatik gücü kadar finansal kârlılığı iştahları kabartsa da, bölgede işbirliğini teşvik edip, yıllanmış sorunları çözme gücü olsa da, uzun vadeli ve stratejik bu kararlar için taraflar bir süre daha ip üstünde cambazlık yapmaya devam edecek gibi gözüküyor.
Karel Valansi Şalom Gazetesi OBJEKTİF 26 Ekim 2016

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ABD - İran gerginliği ve Türkiye

ABD, İran’a yönelik baskısını arttırmaya devam ediyor. Müttefiklerinin telkinlerine rağmen tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından ayrılan ABD, geçtiğimiz ay içinde Devrim Muhafızlarını da terör örgütü listesine almıştı. Devlet dışı aktörleri görmeye alıştığımız bu listeye İran ekonomisinin hatırı sayılır bir bölümünü de elinde tutan Devrim Muhafızları’nın eklenmesiyle İran’ın petrolünü satması daha da zorlaşıyor. ABD’nin hedefi, ekonomisi hidrokarbonlara dayalı enerji malları üretimi ve ihracatına bağlı olan İran’ı bu gelirden mahkûm ederek, deyim yerindeyse diz çöktürmek. İçindeki rejim değişikliği isteğini de saklayamıyor. ABD bir destek verse yapay kabul ettiği devrim rejimi çökecek, Amerika dostu İranlılar yönetime geçecek ve eski ‘güzel’ günlere kavuşulacak sanıyor. İran’ın gelirinin önemli bir bölümünün kaynağı olan petrol ihracatını sıfıra indirerek tamamen bitirmeyi amaçlayan ABD Başkanı Donald Trump bunu kademe kademe uygulamaya soktu. Anlaşmadan ayrılma kararının ardı…

İran yaptırımları ters teper mi?

ABD, İran’a yönelik yaptırımlarını gittikçe sıkılaştırıyor. ABD’nin hedefi ekonomisi hidrokarbonlara dayalı enerji malları üretimi ve ihracatına bağlı olan İran’ı bu gelirden mahrum etmek böylece hem bölgedeki etkisini ve gücünü kırmak, hem de nükleer silah sahibi olmasını engellemek. İzlediği yol da bu yönde. En son Devrim Muhafızlarını terör listesine alarak ve muafiyetleri uzatmayarak bu konuda hiçbir şekilde geri adım atmayacağını gösteren Trump, bu hafta da İran'ın bir diğer önemli gelir kaynağı olan demir, çelik, bakır ve alüminyum sektörlerine yönelik yaptırım getiren başkanlık kararını imzaladı.

Petrol konusunda ‘İran yerine Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden alın’ diyen ABD, Türkiye gibi bu ülkelerle pek de sıcak ilişkileri olmayanları veya artacak maliyetlerini pek düşünmüyor. Hatta müttefiklerine dahi yaptırım uygulamaya hazır gözüküyor. Türkiye ise bu konuda bir istisna oluşturamıyor çünkü S400 başta olmak üzere Türkiye-ABD ilişkilerinin durumu ortada.

A…

İsrail seçimleri / T24 - Hakan Aksay'a konuk oldum

"Netanyahu kazansa da hakkındaki soruşturmalar nedeniyle işi kolay değil" T24 yazarı Karel Valansi, Hakan Aksay'ın sorularını yanıtladı İsrail'de resmi olmayan sonuçlara göre Netanyahu başbakanlık koltuğuna yeniden oturuyor. Sağ partiler yükselişte, sol partiler ise varlık gösteremedi. İsrail seçim sonuçlarını ve olası etkilerini T24 yazarı Karel Valansi, Hakan Aksay'a yorumladı. 
Valansi, ABD Başkanı Trump'ın "Golan Tepeleri ve Kudüs kararı ile Rusya'nın 37 yıl sonra İsrailli bir askerin cenazesi için devreye girmesi Netanyahu'nun lehine oldu" dedi. Netanyahu'nun işinin kolay olmadığını söyleyen Valansi, "hakkındaki soruşturmalarla ilgili Meclis'in (Knesset) yasal bir düzenleme yapıp yapmayacağını göreceğiz" ifadesini kullandı. 
T24 canlı yayın 10 Nisan 2019 https://t24.com.tr/haber/israil-de-secim-sonuclarinin-olasi-etkileri,816230