Ana içeriğe atla

Karel Valansi, CNNTürk’e konuk oldu

CNN Türk’ün beğenilen haber programı 5N1K’nın Cumartesi akşamı yayınlanan bölümüne, gazetemiz köşe yazarlarından Karel Valansi konuk oldu. Dünyadaki önemli olaylara yer veren programın bir bölümü geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden İsrail’in eski Devlet Başkanı Şimon Peres’e ayrıldı. Şimon Peres’in hayatından kesitler ve Türkiye-İsrail ilişkilerindeki yerinin anlatıldığı bölümde, Peres’in Ankara ziyareti ve TBMM’deki konuşmasının yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “One Minute” çıkışı ile de hatırlanan Davos krizine yer verildi.Dünya liderlerini buluşturan cenaze töreninden görüntülerin de yer aldığı programda Karel Valansi, Şimon Peres’in İsrail Devleti’nin kuruluşundan bugünlere gelmesindeki katkısını, İsrail-Filistin barışını sağlamak için Oslo görüşmelerinden beri sürdürdüğü çabasından bahsetti. Türkiye’de hep olumsuz olarak anılan İsrail lobisinin gerçekte Peres sayesinde Türkiye’yi uluslararası arenada desteklediğini belirten Valansi, Peres’in TBMM’de konuşan ilk İsrailli lider olduğunu da sözlerine ekledi. Şahin kanatta başladığı siyasi hayatında 1980’lerin sonlarına doğru barış için çabalayan bir güvercine dönüştüğünü söyleyen Valansi, bu değişimin İsrailli liderler arasında çok yaygın olduğunu ancak Peres’i diğerlerinden ayıran en temel özelliğinin barışa olan sarsılmaz inancı ve karşı tarafı dinleyip empati kurma yeteneği olduğunu belirtti. 

http://www.salom.com.tr/haber-100638-karel_valansi_cnne_konuk_oldu.html


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayır, hayat her şeye rağmen devam etmiyor

6 Eylül 1986.Uzun bir aradan sonra restore edilerek yeniden ibadete açılan Neve Şalom Sinagogu’ndaki bu ilk şabat duasında normale nazaran daha az bir kalabalık vardı. Henüz okullar açılmadığı için, bir çok aile yazlıklarından İstanbul’a dönmemişti. Bu durum, teröristlerin planladığı kadar büyük bir saldırı gerçekleştirmelerine engel oldu ancak dini vecibelerini yerine getirebilmek için sinagogun kapılarından son kez içeri giren 22 kişinin hayatlarını, geride kalan ailelerinin ve bizlerin umutlarını çaldılar. 1940’larda Galata bölgesinde artan nüfusun ihtiyacını karşılamak üzere Musevi lisesinin spor salonunun iptali ile ibadethaneye dönüştürülen geçici mekan, ileriki yıllarda kurulacak Neve Şalom Sinagogunun da temelini oluşturmuştu. 1951 yılında açılan modern sinagog için seçilen ismin kelime anlamı “barış vahası” idi. Ancak bu 65 yıl boyunca isminin aksine birçok terör saldırısının ana hedefi oldu. 1986 saldırısına kadar Türkiye’deki herhangi bir cami veya kilise gibi gezilebilen, k…

Koronavirüs Türkiye-İsrail İlişkilerinde Bir Kapı Aralayabilir mi?

Koronavirüs bir çok ilişkiyi yeniden tanımlarken, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin yeniden normalleşmesi için bazı fırsatlar da sunuyor. Ancak bunları değerlendirmek, yeni bir bakış açısıyla ilişkileri ele almak bu iki devletin elinde. İlişkilerdeki güvensizlik ve bunun halklara yansıyan olumsuz etkisi istenirse aşılabilir ama bunun için başta siyasi irade ve dış politikada bir açılım gerekir. Doğal afetlerin ya da pandeminin başlatacağı bir yakınlaşma ancak bu irade olursa sağlanabilir. 
İsrail koronavirüse bir yıldır süren siyasi bir kriz ve Yüzyılın Anlaşması’nın açıklanmasının hemen ardından yakalandı. Pandemiye karşı sert tedbirleri çok hızlı aldı. Zayıf halkası ise modernliği ve seküler yaşam tarzını reddeden Haredimlerdi(ultra-Ortodoks Yahudiler). Türkiye ise koronavirüse karşı biraz daha geç ve bu kadar sert olmayan ama gerekli bir takım tedbirler aldı.  Elinin değdiği her yeri ve her şeyi içine alan ve hayatı durdurma noktasına getiren koronavirüse karşı insanlık büyük…

Barış, her daim

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Çalışmaları Grubunun, Türk dış politikasına yönelik halkın bakış açısını ortaya koyan ‘Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması’nın 2020 yılı sonuçları online basın toplantısıyla açıklandı. Türk kamuoyunun dış politika konusunda nabzını tutan bu araştırma dikkat çeken bulgulara sahip.

Bazı konularda algıda pek bir değişiklik olmamış. Mesela tehdit oluşturan ülkeler sıralaması yine değişmemiş, en başta ABD ve İsrail var. Türkiye’nin dostları dendiğinde de akla ilk Azerbaycan ve KKTC geliyor. İşbirliği yapılması gereken ülkelerin ilk sırasında yine Türki Cumhuriyetler var. Ama sanmayın ki bunun oranı çok yüksek. Türkiye hâlâ kendini tek başına hissediyor, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” hissi ağırlığını koruyor.

Bu durumu kendini tanımlama şeklinde de görüyoruz. Çoğunluk Türkiye’yi İslam ülkesi, Avrupa ülkesi, Ortadoğu ülkesi olarak tanımlamaktan ziyade “kendine has özellikleri olan bir ülke” yani farklı ve bir gruba ait olmayan bir ülke olar…