Ana içeriğe atla

The end of innocence… Holocaust Commemoration in Turkey

Turkey marked International Holocaust Remembrance Day with a ceremony held in Ankara with the participation of Deputy Prime Minister Yıldırım Tugrul Turkes, Head of International Holocaust Remembrance Alliance (IHRA) Turkey Committee Ambassador Aylin Tashan, and the president of the Turkish Jewish Community Ishak Ibrahimzadeh.


Turkey marked International Holocaust Remembrance Day on January 27th with a ceremony held in the capital, Ankara. Deputy Prime Minister Yıldırım Tugrul Turkes represented the government at the ceremony held at Ankara University with the attendance of Jewish community leader Ishak Ibrahimzadeh and prominent members of Turkish Jewish community and foreign diplomats including Israel’s Ambassador to Turkey Eitan Na’eh and United States Ambassador to Turkey John Bass. During the ceremony, chief Ashkenazi Rabbi of Turkey Rav Mendy Chitrik and his son Chaim Chitrik performed Eli Ata and a Holocaust documentary was screened.


Turkes: “The Holocaust is a powerful reminder coming from the history”
In his speech Turkes described the Holocaust as an unprecedented genocide aimed at systematically exterminating all the people of a certain ethnic or religious minority entirely, on all the occupied territories. He stressed the fact that Nazi Germany had established a comprehensive bureaucratic system to achieve these goals and mobilized all of its technological achievements to kill faster and annihilate by the cruelest methods. He added that Holocaust began long before the "final solution" when the seeds of prejudice, racism and hatred spread across Europe and the society remained indifferent and inactive against it, preferring to sit back and watch. He stressed; “The Holocaust calls on us from history with a powerful voice to remind and show the cost of targeting a particular religious or ethnic group and blaming them as the source of domestic problems by simplifying the solution through vengeance and hatred.”
“Unfortunately, we sadly observe that anti-Semitism, Islamophobia and xenophobia spread today like an epidemic around the world and are also influential in some marginal circles in our country from time to time. I would like to point out that we have no choice but to show zero tolerance for anti-Semitism, Islamophobia, anti-Christian sentiment and similar hate crimes. History has sadly shown us through the Holocaust the cost of remaining silent against demonizing any ethnic or religious identity. In this context, Turkey will continue to actively participate in the efforts for further studies on the Holocaust with the same determination in the coming period,” he said.

“We have to take lessons from the history”
Head of International Holocaust Remembrance Alliance (IHRA) Turkey Committee Ambassador Aylin Tashan described the Holocaust as a manifestation of vengeance, hatred and fear against diversity. She pointed out that anti-Semitism, racism and xenophobia, as well as Islamophobia and anti-Christianism are on the rise again. “For this reason, our part is to fight fiercely against these phenomena, remember the Holocaust, take lessons from history and share these experiences with the future generations in order to ensure that such an atrocity will never happen again,” she said. In her speech she explained the purpose of IHRA and stressed that their efforts on the Holocaust as a historical responsibility beyond our obligations within the IHRA and as a consequence of a principled approach. She added that Turkey commemorates the victims of the ship Struma, a ship heading to Palestine with 700 passengers that was torpedoed by a Soviet submarine after waiting for 70 days offshore in Istanbul, contribute to the international fund created by the Auschwitz-Birkenau Foundation and cooperate with organizations such as the Project Aladdin, the Anne Frank House, Yad Vashem, and organizations affiliated with the Holocaust and anti-Semitism. She emphasized that Turkey, which was neither the perpetrator nor the victim of the Holocaust, will resolutely continue its efforts to raise awareness of the Holocaust and to prevent recurrence of such tragedy.

“The Holocaust must be an integral part of the education”
Chief Rabbi of Turkey Isak Haleva sent a message on the occasion. He criticized the Holocaust denial with these words: “It is certainly useful and even necessary to confront the most painful, the most unjust, and the most ruthless period in the history of humanity generated in recent history, but it is impossible for anyone to undo what has happened. However, even before the smudgy smokes fuming from the crematoriums' chimneys could disappear from the atmosphere, the attempts that were initiated to underestimate/ depreciate, moreover to deny/ ignore and more importantly to live down the Holocaust keep shamelessly, cynically going. Whereas, trying to make people forget this human tragedy whose evidences speak for them and whose witnesses are still alive; can only turn those attempting to do it into implied suspects of this drama.” He emphasized that the Holocaust should never be forgotten and should always be remembered, because
“A world of people who do not learn from the past and would let history to repeat itself will absolutely not deserve to honorably outlive the third millennium's civilization.” He concluded his messages saying that the Holocaust must be an integral part of the education.

“Holocaust is a crime against human dignity”
In his speech on the significance of the Holocaust, the President of the Ankara University Erkan Ibis said that Holocaust is a human embarrassment that mortgages the future of mankind and a brutal massacre against all humanity and human dignity, not specific to ethnic identities or political tendencies. He said that humanity means to reach the consciousness of being a citizen of the world without discriminating people according to their language, religion, color, origin. He added that people are good in nature and what is important is to direct this good to goodness with exemplary behaviors.
Karel Valansi, Şalom newspaper 27 January 2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ABD - İran gerginliği ve Türkiye

ABD, İran’a yönelik baskısını arttırmaya devam ediyor. Müttefiklerinin telkinlerine rağmen tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından ayrılan ABD, geçtiğimiz ay içinde Devrim Muhafızlarını da terör örgütü listesine almıştı. Devlet dışı aktörleri görmeye alıştığımız bu listeye İran ekonomisinin hatırı sayılır bir bölümünü de elinde tutan Devrim Muhafızları’nın eklenmesiyle İran’ın petrolünü satması daha da zorlaşıyor. ABD’nin hedefi, ekonomisi hidrokarbonlara dayalı enerji malları üretimi ve ihracatına bağlı olan İran’ı bu gelirden mahkûm ederek, deyim yerindeyse diz çöktürmek. İçindeki rejim değişikliği isteğini de saklayamıyor. ABD bir destek verse yapay kabul ettiği devrim rejimi çökecek, Amerika dostu İranlılar yönetime geçecek ve eski ‘güzel’ günlere kavuşulacak sanıyor. İran’ın gelirinin önemli bir bölümünün kaynağı olan petrol ihracatını sıfıra indirerek tamamen bitirmeyi amaçlayan ABD Başkanı Donald Trump bunu kademe kademe uygulamaya soktu. Anlaşmadan ayrılma kararının ardı…

İran yaptırımları ters teper mi?

ABD, İran’a yönelik yaptırımlarını gittikçe sıkılaştırıyor. ABD’nin hedefi ekonomisi hidrokarbonlara dayalı enerji malları üretimi ve ihracatına bağlı olan İran’ı bu gelirden mahrum etmek böylece hem bölgedeki etkisini ve gücünü kırmak, hem de nükleer silah sahibi olmasını engellemek. İzlediği yol da bu yönde. En son Devrim Muhafızlarını terör listesine alarak ve muafiyetleri uzatmayarak bu konuda hiçbir şekilde geri adım atmayacağını gösteren Trump, bu hafta da İran'ın bir diğer önemli gelir kaynağı olan demir, çelik, bakır ve alüminyum sektörlerine yönelik yaptırım getiren başkanlık kararını imzaladı.

Petrol konusunda ‘İran yerine Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden alın’ diyen ABD, Türkiye gibi bu ülkelerle pek de sıcak ilişkileri olmayanları veya artacak maliyetlerini pek düşünmüyor. Hatta müttefiklerine dahi yaptırım uygulamaya hazır gözüküyor. Türkiye ise bu konuda bir istisna oluşturamıyor çünkü S400 başta olmak üzere Türkiye-ABD ilişkilerinin durumu ortada.

A…

S-400 gölgesinde temmuz ayı

Açıklamalara göre bu hafta içinde S-400 hava savunma sisteminin ilk teslimatı Rusya’dan gerçekleşecek. ABD tarafı birçok kez ilk teslimat ile birlikte yaptırımların işleme alınacağı konusunda uyardı. Ancak halen ortada cevap bulunması gereken bir çok soru var… Son aylarda gündemimizi yoğunlukla meşgul eden S-400 krizi, Türkiye-ABD arasında ardı ardına çıkan sorunların zirvesini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkiye tarafı “hem S-400 alırım hem de F-35” diyerek çıktığı yolda, Amerikan Kongresi’nin sert engellemesiyle karşılaştı. ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın mektubunda, Türkiye'nin S-400 alması durumunda Kongre’nin CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarını uygulamaya kararlı olduğu yeniden vurgulanıyor ve yol yakınken kararınızdan dönün deniyordu. Yaptırımlar tartışmasında, Türkiye’nin ABD’nin hasımları arasında anılıyor olması ise NATO müttefiki bu iki ülkenin ilişkilerindeki en düşük noktalardan birini gösteriyordu…