Ana içeriğe atla

İsrail’de farklı senaryolar

İsrail seçimleri tamamlandı ancak asıl mücadele şimdi başlıyor. Resmi sonuçlar çarşamba günü Devlet Başkanı Reuven Rivlin’e teslim edildi. Buna göre Gantz’ın Mavi Beyaz İttifakı 33 sandalye kazanırken, Netanyahu’nun partisi Likud 32 sandalye aldı. Öte yandan meclise girmeye hak kazanan partiler Rivlin’e, hükümeti kimin kurması gerektiği ile ilgili tavsiyelerini sundular. Buna göre Netanyahu 55 oy aldı. Balad’ın üç oyunu geri çekmesi ile Gantz 54 oyda kaldı.
Bu iki partinin koalisyon kurmasını isteyen, güçlü bir hükümetle yola çıkılmasını arzu eden ve ne olursa olsun aynı yıl içinde üçüncü bir seçime gitmek istemeyen Rivlin, Gantz ve Netanyahu’yu pazarlık yapmaya teşvik ediyor, kendisinin de bulunduğu toplantılar düzenliyordu. Hatta görüşmeler olumlu gitseydi, hükümeti kurma görevini kime verdiğini açıklamayı ertelemeyi de planlıyordu.
Ancak her iki taraf da birlik hükümetinden yana tavır almadı, anlaşamadılar. Bu durumda Rivlin, verilen tavsiyeler uyarınca ve Arap partilerin tavsiye etmelerine rağmen Gantz ile koalisyonda yer almayacaklarını açıklamaları nedeniyle görevi, hükümeti kurma olasılığı daha fazla olan Netanyahu’ya verdi. Ancak seçim sonuçları ortada, Netanyahu için bu koalisyonu kurmak imkânsız değilse de oldukça zor.
Netanyahu severler için bu görevin ilk olarak kendisine verilmesi iyi değil oldukça kötü bir haber. Her iki lider de koalisyon kuracak 61 sandalyeye sahip olmadıkları için bu görevin ilk önce kendilerine değil, rakiplerine verilmesini istiyordu. Rakibi hükümeti kuramayınca, üçüncü seçim korkusu/baskısıyla diğer partileri arkasında toplayabilecek ve hükümeti kurabilme şansını yükseltebilecekti böylece.
Yani görev Netanyahu’ya değil Gantz’a verilmiş olsaydı ve başarısız olsaydı, Netanyahu daha kolaylıkla Lieberman’ı ikna edebilirdi. Hatta kurduğu koalisyonun doğal ortakları olan Ultra Ortodoks partiler ile Lieberman’ı bir araya getirip bir uzlaşıya varmalarını sağlayabilirdi. Fakat o zaman da seçmenin sormaya hakkı olurdu; madem hiçbir şey değişmeyecek ve siz her hâlükârda anlaşacaktınız, o zaman neden ülkeyi iki seçime götürdünüz?
Şimdi görev Netanyahu’ya verildiğine göre oyunun kuralı da tam tersine işliyor. Netanyahu -son dakika bir sürpriz yaşanmazsa- büyük bir ihtimal koalisyonu kuramayacak ve görevi Devlet Başkanı Rivlin’e geri verecek. Gantz böylece Lieberman’ı kendisini desteklemesi için daha kolay ikna edebilecek. Yaklaşmakta olan Yahudi bayramları nedeniyle tatil dönemine girecek olan İsrail’de bu süreç uzarsa, Ekim’in ilk haftasında başlayacak olan Netanyahu hakkındaki yolsuzluk davalarında alınacak bir karar Gantz’ın elini güçlendirecek.
Fakat koalisyonlar kadar sürprizler ülkesi olan İsrail’de temkinli konuşmak lazım. Her an her şey değişebilir. Nasıl mı? Netanyahu hakkındaki yolsuzluk davaları ile ilgili süreç uzayabilir, hakkındaki kararın açıklanması hükümetin kurulmasına kadar ertelenebilir. Gantz adına daha fenası Netanyahu hükümeti kurabilir veya Netanyahu hükümeti kuramaz ama Rivlin görevi kendisine vermez.
Rivlin, Gantz’ın da Netanyahu gibi hükümeti kuramayacağına ikna olursa, meclisten yeni bir isimde anlaşmalarını isteyebilir. Bu yeni isim hükümeti kurabilirse, bu seçim gerçekten de bazı şeyleri değiştirebilmiş olur. Yoksa da ülke üçüncü kez seçime gider.
Gantz ilk baştan beri Likud ile koalisyon kurmaya hazır olduklarını, ama hakkında ciddi suçlamalar olan Netanyahu ile aynı hükümette yer almayacaklarını söylüyordu. Yani büyük koalisyonun anahtarının Likud’dan başka bir liderin öne çıkmasında olduğunu belirtiyordu. Bu gerçekleşebilir mi? Bilmiyoruz. Davalar Netanyahu’nun aleyhine sonuçlandığı bir durumda Likud nasıl bir adım atar, yeni bir lider arayışına girer mi… Liderlerine sadık bu partinin nasıl hareket edeceğini kestirmek şimdiden güç.
Ancak rahatlıkla söylenebilecek bir şey var. Bir sonraki hükümette yer alsa da almasa da, Netanyahu İsrail’in son on yılını şekillendirdi. Ve etkisi, başa kim geçerse geçsin bir süre daha devam edecektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Duvarlara hayat veren ressam Diego Rivera

“O, benim gözümde bir devdi” Yirminci yüzyılın en önemli sürrealist ressamlarından Frida Kahlo böyle tanımlıyor iki kere evlendiği, duvarlara hayat veren ünlü ressam Diego Rivera’yı. Kendisini sakat bırakan, yıllar boyunca yatağa ve sıkı korselere mahkûm eden ciddi bir trafik kazası geçiren Kahlo, “hayatımın bu kazadan sonra en büyük felaketi Diego ile tanışmak” da diyor sevgilisini anlatırken. Fırtınalı bir aşktı onlarınki. Tüm hırslarına, farklı önceliklerine, sayısız aldatmalarına, şiddetli kavgalarına rağmen hiçbir zaman birbirlerinden kopamadılar. İşte bu yüzden Diego Rivera’dan bahsetmeden Frida Kahlo’yu anlamak mümkün değil. “ 13 Temmuz 1954, yaşamımın en trajik tarihi. Büyük aşkım Frida’yı sonsuza kadar kaybettiğim gün, o gün. Hayatımın en harika döneminin Frida’ya aşık olduğum dönem olduğunu, artık çok geç de olsa anladım. Bir kadını ne kadar çok seversem, ona o kadar çok acı çektiriyordum. Ve Frida bu iğrenç huyumun en bariz kurbanıydı.” Frida Kahlo’yu anlatmadan d...

Bizi yargılamadan önce tanı!... Yahudi Kitaplar konuşuyor

Biz, ayrımcılığa, ötekileştirmeye ve Yahudilere karşı gittikçe artan nefret söylemine karşı durmak isteyen bir grup aktivist ruhlu genciz. Önyargıları yıkmaya yönelik Yaşayan Kütüphane projesine destek verebilmek için bir araya geldik. Büyüklerimizin bilgilerinden, daha önce bu etkinliklerde Yahudi Kitap olarak görev almış arkadaşlarımızın deneyimlerinden yararlandık. Bu proje sayesinde hayatlarında hiç Yahudi görmemiş, önyargı ve yanlış bilgilerle kafası dolmuş ama aynı zamanda bizleri dinlemeye hazır, öğrenmeye meraklı birçok kişi ile görüştük. İşte bu sene yaşadıklarımız! Karel Valansi Yaşayan Kütüphane ‘yabancı’ veya ‘öteki’ olarak tanımlanan ve ayrımcılığa uğrayanları toplumla bir araya getiriyor. Hedefi ise bilinmeyene karşı olan olumsuz düşünceyi yıkarak diyalogla insanlar arasında bir köprü kurabilmek. Birkaç yıldır düzenlenen Yaşayan Kütüphane aracılığı ile Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ve üniversiteler bu gerçeği değiştirmek için çaba sarf ediyor. Gönüllü öğrenc...

Tepki çekmemek için kipa takamıyoruz - Taraf Gazetesi röportaj

Türk Yahudi toplumu kendini anlatabilmek, kendileri hakkında önyargıları cevaplamak için söyleşiyor. Yüzyıllardan beri yüzlerce kötü efsaneye ve nefret söylemlerine sıkça konu edilen Yahudi toplumu kendini anlatabilmek için yeni bir girişimde bulunuyor.Türk Yahudileri haklarındaki önyargılara ve merak edilenlere cevap vermek için söyleşiler düzenleniyor. Amaç daha çok insanın bu konuda bilgilenerek Yahudiler hakkındaki kötü algının ve önyargının mümkün olduğunca yıkılmasını sağlamak… Daha önce Yahudilik söyleşilerine konuşmacı olarak katılmış Ceki Gözcü, Henri Çiprut, Ceni Palti ve Karel Valansi ‘yle söyleşilerde başlarına gelenleri ve Türkiye’de Yahudi olmayı konuştuk. 17 BİN KİŞİ Mİ YÖNETİYOR Karel, İstanbul’da yaşayan iki çocuk annesi bir gazeteci. Yahudilerin çıkardığı Şalom Gazetesi’nde dış politika yazıyor. Gittiği söyleşilerdeki insanların Yahudiler hakkındaki algısını şöyle anlatıyor “Yahudiler uzaydan gelmiş, dünyayı yöneten, bütün kötülüklerin anası olarak görülüyo...