Ana içeriğe atla

Soli Özel: “Türkiye yeniden bir yol ayrımında”

15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrası Batı’nın Türkiye’ye karşı tutumunu, Rusya yakınlaşmasını, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkileyen Gülen’in iadesi konusunu ve Türkiye’nin geleceğini Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi ve Habertürk gazetesi köşe yazarı Soli Özel ile konuştuk.


Darbe girişimini bekliyor muydunuz? Bugün geriye dönüp baktığınızda ‘şunlar bunun habercisiydi’ diyebileceğiniz olaylar var mı?
Geriye dönüp bakınca aranan bulunur. Sonradan öğrendiğime göre Ankara’da bu çok da beklenmeyen bir şey değilmiş. Fakat ben, kendi adıma bir darbeyi beklemiyordum. Gülencilerin ordu içinde bu kadar güçlü olduğunu da tahmin etmiyordum.


Batı’nın darbe girişimine yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunu empati eksikliği olarak adlandırabilir miyiz? 
Şahsen öyle olduğunu düşünüyorum. 10 Ekim’de bomba patladı, elçiler toplanıp gittiler ve çiçek koydular, yapılması gereken oydu. Atatürk Havaalanındaki saldırıda konsoloslar geldiler, benzer şeyi yaptılar. Şimdi, -iktidarı beğenin beğenmeyin- bu ülkenin meclisi bombalandı. Ve o meclis bombalanırken, bu ülkenin siyasi partileri gidip o mecliste toplandılar. Avrupa Parlamentosu başkanının hiç olmazsa bunu değerlendirmesi, bununla ilgili duruşunu göstermesi gerekirdi. Ya da bir AB temsilcisinin buraya gelip “büyük bir badire atlattınız,” demesi gerekirdi. Hatta meclisin önünde; “Türk demokrasisi büyük bir sınav vermiştir, cesaretinize hayranız. Ülkenizde madem böyle bir birlik ruhu oluştu, daha fazla gerginlik olmasın. Doğru dürüst bir demokrasi kurun, hukuk devleti ilkelerini daha fazla hayata geçirmeye gayret edin,” diyerek uyarısını da yapabilirdi. Ama burada benim görebildiğim kadarıyla, bu işin birinci tarafı çok eksik kaldı. Belki darbe çabuk savuşturulduğundan, belki hemen darbenin arkasından sokaklardaki görüntülerden ya da olağanüstü halin ortaya çıkardığı tablo nedeniyle olabilir. Ama önce dayanışmayı gösterip ondan sonra varsa eleştirileri yapmaları gerekirdi.

Daha öncesinde de AB ve ABD ile ilişkiler çok iyi değildi. Darbe sonrası ilk destek İran ve Rusya’dan geldi. Batı’ya sırtımızı mı dönüyoruz? Bir eksen kayması olabilir mi? 
Türkiye’nin ekseni fırıldağa döndü. Son altı yılda bu kaçıncı eksen kayması. Ortada ciddi sorunlar olduğuna şüphe yok. Öte yandan Avrupa ile işler de yürüyor. Cumhurbaşkanı bundan 5-6 gün önce geri gönderme anlaşmasını imzaladı ve yürürlüğe girdi. ABD genelkurmay başkanı Türkiye’ye geldi. Türkiye’nin sıkıntısı AB’den çok, ana yakıcı konu nedeniyle ABD ile. Amerikalıların bu işi “yok ya? Allah Allah böyle biri mi var?” tarzı ile geçiştirmeleri bana göre artık mümkün değil. Türkiye bir dosya hazırladı bu konuda ve teslim etti. Ondan sonrasında da, daha ikna edici bir şekilde Amerikalılarla konuşmak lazım. Amerikalıların da bu işi daha ciddiye alması gerekecek diye düşünüyorum. Rusya konusunda ise, Rusya ile olabilirsin, olamayacak bir şey değil ama Rusya ile ilişkin bu koşullarda eşitlikçi bir ilişki olmaz.

ABD Gülen’i iade eder mi veya üçüncü bir ülkeye yollar mı?
Hiç bir fikrim yok şu an için, ama bunun ilişkilerde bir turnusol testi olduğuna şüphe yok.

Harvard Ekonomi Profesörü Dani Rodrik Türkiye için oldukça karamsar bir tablo çizdi; “en iyi ihtimalle Malezya, en kötü ihtimalle Afganistan” diyerek. Sizin öngörünüz nedir Türkiye’nin geleceğine ilişkin?
Çok iç açıcı seçenekler! Bana göre de Türkiye bir yol ağzında. Habire yol ağzına gelip duruyoruz gerçi. Bu yaşanmış olandan ne sonuç çıkardığımız ve nereye gitmek istediğimize bağlı. Hemen hemen siyasetin ilgili tüm kesimlerinin; toplum, basın, muhalefet... doğru tavır koyduğunu gözlemleyerek, buradan yürümeye kalkarsanız bir yoldur, ‘güçlendim, kendi bildiğimi okurum’ tavrında gidecek olursanız bu başka bir yoldur. OHAL bile kendine göre hukuku olan bir düzendir. Onun hukukunun çiğnendiği bir yola girecek olursanız bunun getireceği sonuç çok müspet olmayacaktır. Hukuk içinde kalmaya gayret eder ve OHAL’i mümkün olduğu kadar kısa zamanda kaldırırsanız, o zaman normalleşme için bir adım atmış olursunuz. Şu an itibariyle, daha hangi yola girileceği konusunda tam netleşmiş bir durum yok. Bir benzetme daha yapmıştım; Türkiye çok ağır bir kalp krizi geçirdi. Bu kadar ağır bir kalp krizi geçirmiş bir hastanın yeniden stres testine sokulmayacağını ümit ediyorum.

CHP ve MHP, 7 Ağustos’taki mitinge davet edildi. HDP hep bu konularda dışarıda bırakılıyor...
Bu durumun doğru olmadığını düşünüyorum. Yani o dediğim, seçilecek yolun hangisi olduğu konusunda HDP’nin bir şekilde sisteme dahil edilip edilmeyeceği, onlara verilmiş oylara saygı duyulup duyulmayacağı, bana göre önemli bir kriter.

Karel Valansi Şalom Gazetesi 3 Ağustos 2016 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“We are Beyond What I Had Dreamed of When I Moved to Dubai”

Cem Habib  We talked about how the peace deal between Israel and the United Arab Emirates affected the Jewish life in the Emirates, with the investment manager Cem Habib, who has been living in Dubai since 2016, and who is one of the founding members of the Jewish Council of Emirates (JCE), the first officially recognized Jewish community of the UAE. How long have you been living in Dubai? What influenced you in deciding to live here? I moved to Dubai in 2016, before I had been living in London. My customer base at that time was in Kazakhstan and it had gotten harder commuting there from London every month after 6 years. There were three direct flights between Dubai and Kazakhstan, every day, with a flight time of less than 4 hours. To improve our quality of life and to spend more time with the kids, we moved to Dubai. When moving, how could you overcome the thought “As a Jew, will I be comfortable living in an Arab country with my family?” I talked to my friends from different cou...

Mario Levi ile çok özel: “Ben ülkesini yüreğinde taşıyanlardanım”

Bu ayki Şalom Dergi konuğum Türk edebiyatının önemli kalemlerinden, eski bir Şalomcu olan sevgili dostum ve öğretmenim Mario Levi. Yeditepe Üniversitesi’nde ve çeşitli kurumlarda yaratıcı yazarlık dersi veren, Gazete Kadıköy’de köşe yazarı olan ve TV programı bulunan Mario ile eş zamanlı yazdığı son roman ve hikaye kitabını konuştuk. Sosyal medyadaki nefret söylemi, ifade özgürlüğü, İstanbul sevgisi ve yazarlık tüyolarını da bulab ileceğiniz çok keyifli bir sohbete hazırlanın! Daha önceki kitaplarınla kıyaslayınca ‘Bu oyunda gitmek vardı’ daha kısa cümleli, daha yalın. Dilde bir sadeleşmeye mi gidiyorsun? Üstelik ‘Pandispanya’nın tadı hala damağımızdayken yeni bir kitap daha! Bu nasıl bir hız? Dilimin sadeleşip sadeleşmediğinin farkında değilim. Öyle söyleniyor. Özel bir çabam olmadı. Belki de hikâye bunu gerektirdi. Ama yıllar geçtikçe sadeleşiyor insan, biliyorum. Her anlamda sadeleşiyor… Çünkü kaybetmeyi öğreniyor. Kaybettiklerinin de aslında kayıp olmadığını… Hayatı geldiği ...

Avrupa’nın Dron Sınavı: Caydırıcılık, Maliyet ve Yeni Güvenlik Mimarisi

Avrupa güvenliği Rusya’nın hibrit askeri stratejisinin merkezine yerleştirdiği düşük maliyetli dronlarla her zamankinden daha karmaşık ve kırılgan hale geliyor. Polonya hava sahasındaki son ihlallerden Ukrayna savaşına kadar uzanan bu yeni dönem, hem caydırıcılık doktrinlerinin sınandığı hem de Avrupa’nın hava savunma mimarisindeki yapısal açıkların görünür hale geldiği bir dönemi işaret ediyor.   Ucuz dronlarla pahalı platformları meşgul eden bu asimetrik yaklaşım, NATO’nun savunma reflekslerini ve işbirliği potansiyelini test ediyor. Çok katmanlı gözetleme, karşı-dron teknolojileri, hızlı komuta-kontrol mekanizmaları ve savunma-istihbarat entegrasyonunun eksikliği, kıtanın ortak kırılganlığına dönüşürken; Türkiye’nin hem dron hem de karşı-dron ekosistemindeki yükselişi bu güvenlik açığının kapatılmasında önemli bir aktör olarak öne çıkıyor.   Pano...