Ana içeriğe atla

Angela’nın Külleri

Ve korkulan oldu. Almanya’da bir türlü kurulamayan koalisyon için yapılan görüşmeler pazar akşamı çöktü. Hür Demokratlar (FDP) Lideri Christian Lindner, Angela Merkel liderliğindeki Hristiyan Demokrat Parti (CDU) ile güvene dayalı bir anlaşmaya varmanın mümkün olmadığını, aralarında büyük görüş ayrılıkları olduğunu söyleyerek kapıyı çekip gitti.
24 Eylül’deki Bundestag (Almanya Parlamentosu) seçimlerinde hiçbir parti çoğunluğu alamamıştı. Merkel dördüncü dönemi için yeniden seçilmiş olsa da, bu başarısı ciddi bir şekilde oylarını yükselten aşırı sağ partilerinin gölgesinde kalmıştı. Şimdi ise Almanya siyasi bir krizin pençesinde. Yaklaşık 70 yıldan bu yana ilk kez bir koalisyon hükümeti kurulmadı.

Bu seçim sonuçları tarihi bir dönüm noktasını da teşkil ediyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez aşırı sağ popülist bir parti parlamentoya üçüncü en güçlü parti olarak girecek. Almanya İçin Alternatif Partisi (AfD), mülteci, İslam ve Euro karşıtı söylemleri ile biliniyor. Seçim sonuçlarının ardından AfD “Naziler dışarı” diyerek protesto edilmişti. AfD ise Nazi partisi olmadığını ileri sürse de Alman askerlerinin İkinci Dünya Savaşı’ndaki başarılarından gurur duyulması gerektiğini söyleyen, hem savaş hem de Holokost’ta Almanların sorumluluğunu azaltan bir zihniyete sahip. Bu da savaşın korkunç muhasebesinin sonucunda şekillenen Almanya toplumu için büyük bir değişikliğin başlangıcını gösteriyor.
AfD’nin üstüne gittiği asıl konu ise Merkel’in insani nedenlerle kabul ettiği 1 milyon mülteci oldu. Almanların korkularını bileyleyerek, her kötülüğün arkasında mültecileri ve yabancıları göstererek, terör saldırılarının faillerinin Müslüman olduklarından hareketle yabancı ve İslam karşıtı bir söylem ile oylarını üçe katladı (2013’de yüzde 4,8, 2017’de yüzde 12,6). Bu durum en çok Türkleri, mültecileri ve Holokost sonrası Almanya’da yeniden bir yaşam kuran Yahudileri endişelendiriyor. Sırf onları da değil. Demokrat, liberal bir Almanya isteyenler de geleceğe daha karamsar bakıyorlar.
Bertelsmann Vakfının araştırmasına göre geleneksel partiler orta sınıf seçmeni önemli ölçüde kaybetti. Yine sonuçlar klasik sağ-sol söylemlerinin seçmen nezdinde güncelliğinin kalmadığını gösteriyor. Merkel sağa kayan oyları geri kazanacağını söyledi. Bunu başarabilmenin tek bir çaresi var, o da merkezden daha sağa kaymak. Merkel’in partisinde bir değişim olmasa bile parlamentoda artık söz sahibi olacak AfD var. Yani bildiğimiz Almanya önümüzdeki dönemde her hâlükârda sağa yönelecek.
Bu sonuç halkın Hristiyan Demokrat Parti ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) koalisyonundan memnuniyetsizliğini de gösteriyor. Seçmen gidişattan memnun değildi. Aldığı ağır darbeden sonra SPD koalisyona katılmayacağını duyurdu. Muhalefette kalmak istemesinin bir diğer nedeni de AfD’yi ana muhalefet partisi haline getirmemek.
Bu nedenle koalisyon için çözüm ‘Jamaika’da bulundu. Jamaika bayrağının renkleri ile simgelenen CDU siyah, FDP sarı ve Yeşiller partilerin koalisyonundan medet umuldu, ama olmadı. Görüşmeler başta göç ve mülteci konuları olmak üzere tıkandı. Şimdi Merkel’in karşısında üç seçenek var; muhalefette kalmak istediğini açıkça belirtmiş olan SPD’yi ikna etmek, istikrarı garanti olmayan bir azınlık hükümeti kurmak veya yeniden seçimlere gitmek.
Eğer koalisyon kurulamazsa, kendi partisi içindeki hoşnutsuzluk Merkel’in parti liderliğini de etkileyebilir. Ancak seçimlere gidilmesi durumunda Merkel’in yerini alabilecek yeni bir isim de şu an görünürlerde yok. Bu politik krizi çözmek için Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in devreye girmesi bekleniyor. Steinmeier ise şimdilik siyasi partileri sorumlu şekilde hareket etmeye davet etti.
Avrupa Birliği’nin bel kemiğini oluşturan, ekonomik lokomotifi Almanya’da süregelen siyasi belirsizliğin etkileri büyük olacak. Tüm sonuçlarını şimdiden öngörmek zor ama şu an gözükenler yeterince endişe verici.
Öncelikle Almanya’nın dünyayı kasıp kavuran popülizmden muaf olmadığını gösterdi seçim sonuçları. Avrupa’nın en büyük ekonomisinin hükümet kuramaması tüm bu çalkantıda öngörülebilir, istikrarlı, güçlü Almanya güvencesini zedeliyor. Bu seçimler aynı zamanda güçlü ekonomilerin vatandaşlarının da gelecek korkusu, belirsizlik yaşadığını gösterdi. Etnik milliyetçilik, ötekileştirme ve yabancı düşmanlığı da bunun bariz sonuçlarını oluşturdu.
AB üzerindeki etkileri de önemli. Brexit sonrası yeni bir köklü değişim olarak adlandırılabilir bu siyasi kriz ve Almanya’nın AB projesine katkısını, desteğini etkileyebilir. Üstelik Eurozone’un reforma ihtiyacı varken, savunmada ABD yerine kendi güvenliğini sağlamak için PESCO gibi oluşumlar şekillenirken, AB’nin Almanya’nın kararlı duruşuna her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Ayrıca siyasette daha sağa kayacak bir Almanya’nın başta mülteci konusundaki tutumu etkilenecektir.
Almanya öte yandan liberal dünya değer ve normlarının savunucusu görevini de yerine getiriyordu. ABD Başkanı Trump bu değerlerden söz etmez, her yurtdışı ziyaretini ekonomik bir anlaşmaya dönüştürmüşken, Merkel bu rolü de üstlenmişti.
Son dönemlerde Türkiye ile Almanya ilişkileri malum. Almanya’daki bu belirsizlik hali sırf AB ile ilişkileri açısından değil, birçok konuda Türkiye’yi de etkileyecektir ve Ankara’nın bu yeni gerçekliğe göre kendini konumlandırması gerekiyor.
Karel Valansi, OBJEKTİF, Şalom Gazetesi 22 Kasım 2017 http://www.salom.com.tr/haber-104996-angelanin_kulleri.html

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Disclaimer: La verdad i las istoryas ke mos kontamos

Bazado sovre la novela de 2015 de Renée Knight, Disclaimer es una seri psikolojika de suspenso, estrenada en Apple TV+ en 2024. Eskrita i dirijida por Alfonso Cuarón, ganador de sinko Premios Oscar, esta mini-seri de syete epizodios eksplora la fuersa de la verdad, de las istoryas ke mos kontamos i de la manera en ke vemos los evenimientos, ambezando tambiyen el peligro de los sekretos. En esta seri ay munchos aktores famozos: Cate Blanchett interpreta a Catherine Ravenscroft; Sacha Baron Cohen su marido Robert; Kodi Smit-McPhee su ijo Nicholas; Kevin Kline da vida a Stephen Brigstocke i Lesley Manville interpreta a su mujer Nancy. La istorya sige a Catherine, una periodista muy konosida. Un dia una novela aparese i empesa a deskuvrir un sekreto muy personal de su pasado.  Los eventos del pasado son kontados desde diferentes puntos de vista, la seri invita al spektator a kestyonar la memoria, la identidad, la persepsion i la relasyon entre la verdad i la manera ke kontamos la mizm...

Her yaşam bir roman - Panama´daki Türk Yahudileri

Panama´da hızla büyüyen bir Yahudi yaşamı var. Café con Teclas kitabının yazarı gazeteci Sarita Esses´in yanı sıra Antakyalı Eli Cemal, Mersinli Musa İlarslan, Trakya kökenli Julia Kohen de Ovadia ve kuzeni İstanbullu Çela Alkabes de Eskinazi ile göç hikayelerini ve Panama´daki yaşamlarını konuştuğumuz keyifli bir sohbet sizleri bekliyor. Julia Kohen de Ovadia İstanbul doğumluyum. Babam Çanakkaleli Aron Kohen, annem ise Çorlulu Suzi Bahar.  Seneler evvel büyükbabamın eltisi Meksikalı Sultana genç yaşta çocuksuz dul kalınca küçük teyzem Donna’yı yollamasını istedi anneannemden. Donna da Sultana teyzesiyle yaşamak için Meksika’ya gitti. Orada eniştem Moises Mizrachi ile tanıştı ve evlenerek Panama’ya taşındı. Büyükbabam Nessim Bahar vefat edince anneannem Coya, ablam Malka ile iki aylığına kızını görmeye Panama’ya gitti. Ancak orada ablam eniştemle tanıştı, evlendi ve hayatını Panama’da kurdu. Dört çocuğu ve on torunu var. Ablamın düğünü için Panama’ya geldiğimizde ben Saint Pulcheri...

Network society in the information age

Our world has been in a process of transformation with the new technological paradigm, based on information and communication technologies. This structural transformation deeply affects the social composition of societies. As the world becomes smaller, informative and communicative technology creates a new form of society based on networking. Today we are connected to the outer world as never before. Manuel Castells, professor emeritus of sociology at the University of California, Berkeley, explains social transformation in society with the term "The Network Society." In his book "The Network Society: From Knowledge to Policy," he argues that society determines the use of technology according to its needs. Additionally, the internet is ample evidence that technology created a new form of social organization based on networking. This novelty changed the patterns and dynamics of the new reality we live in and it has consequences on policymaking, economy, and organi...